HaftanınÇok Okunanları
Ahmet Kartal 1
Coşkun Haliloğlu 2
Serdar Dağıstan 3
ŞADİKUL HEMRA 4
KEMAL BOZOK 5
Kardeş Kalemler 6
Aygul S. TÜRİKPENOVA 7
Dağlar
Masal dünyasını yadıma salır
Heybetli, vekarlı, dumanlı dağlar
Deyirem göresin haçandan kalır
Kaçak Nebilerden nişanlı dağlar
Kuş konmaz kayalar, uca zirveler
Bulutlar başına yağış sepeler
Bu uzun ömründe görmüştür neler
Yağışlı çiskinli boranlı dağlar
Başı bulutlarda yerde ayağı
Laleden köyneği, kardan papağı
Kartallar mekânı, aslan yatağı
Kerem’li Garip’li destanlı dağlar
Koca dünyamızın olmuş bezeği
Dertlere dermandır gülü çiçeği
Çıkasın seyrana açar yüreği
Süsenli, sümbüllü, reyhanlı dağlar
Kaygan kayalardan töküler sular
Yayılar döşünde koyun-kuzular
Aylı gecelerde ne güzel olar
Ney sesiyle yatan çobanlı dağlar
Deve katarları belinde aşar
Dereler içinde yeller uluşar
Kayalar dibinde bulaklar coşar
Kehlikli,marallı, ceyranlı dağlar
Bulutlar gürülder ıldırım çahar
Seller köpüklener şarhaşar ahar
Uzaktan boylanıp bir bire bahar
Çevresi dalgalı ummanlı dağlar
Biraz geçer geçmez yelden yağından
Bulutlar çekiler arşın takından
Boyun şalı bağlar göy kurşağından
Sefalı, gezmeli, ormanlı dağlar
Gece başlarında ay çıhar batar
Ulduzlar bir bire hey gaş göz atar
Deve sürüsü tek yan yana yatar
Kumları incili, mercanlı dağlar
Biter yamaçlarda gül, geven, dikan
Yatar zagalarda kurt, ayı, ılan
Verer kalleleri kartala mekan
Kırkılı, kacırlı, terlanlı dağlar
Daha tan atarken seher güneşi
Uca zirveleri öper güneşi
Ahşamlar koynuna teper güneşi
Elvan ufuklarda o kanlı dağlar
Mecnun’u, Ferhad’ı, dillere saldı
Köroğlu, Babek’i bağrına aldı
Onlardan bize bir hamaset kaldı
Kır atlı, boz atlı, ozanlı dağlar
Başında ozanlar kalalar kurmuş
Yağılar karşında bıgların burmuş
Onların ruhudur, belki de durmuş
Göylere yükselen bu şanlı dağlar
Tabiat gösterir ne maceralar
Hayrete gark olur baktıkça beşer
Püskürür ağzından kızıl alevler
Bağrı bencileyin volkanlı dağlar
Şimdi başlarında kurulup senger
Düşmanla döğüşür koçak askerler
Dalbadal vızıldar kızıl gülleler
Topların sesinden figanlı dağlar
Şamî’yem gelmişem yollar uzunu
Ohuram “ey çoban keyter kuzunu
Basmışam bağrıma ilham saznı
Gör neler deyirem boranlı dağlar?..
şair
Her yerinden kalkan şair olamaz
Şairin fikrinde zarafet gerek
Tab’ı coşkun ola bakışı derin
Sözünde gül gibi nezahet gerek
Rûhu büyük ola, hayâli ince
Yazdığı şiirinde terâvet gerek
Sözleri seçilmiş kelamı temiz
Bütün işlerinde asâlet gerek
Şairlik san’atın okuyup bile
Gördüğü işinde mahâret gerek
İlimden, târihten yaza, danışa
Sözünde gühere şebâhat gerek
Şi’rini işiten yürekten coşa
Her ohuyan bula o hâlet gerek
Ağlada, güldüre, yandıra , yaha
Şâirde bele bir alâmet gerek
Sözleri ağızda su kimi aha
Rûha sefa vere nihâyet gerek
Darb’ül mesel ola güzel sözleri
Atalardan ede hikâyet gerek
Korhup gizletmeye sözü perdede
Şairde şîr kimi şecâa’t gerek
Sözüyle korhuda paşanı, hanı
Cellatlar önünde cesâret gerek
İnkılap şâiri, söz bahadırı
Sâbir’le eyleye rekâbet gerek
Kalemiyle vura emperyalizmi
Vere âzadlıkdan beşâret gerek
Gafletde yatanı uyatmak üçün
Her sözü eyleye kefâret gerek
Özgenin şi’rini uğurlamaya
Özünden göstere liyâkat gerek
Sözlerin pişire, sonra döşüre
Edebî eyleye riâyet gerek
İ’zzetin satmaya mala makama
Hâra gül demeye nihâyet gerek
Şairlik bayrakın göye kaldıran
Özünde hissinde risâlet gerek
Seve ülkesini, seve elini
Yurduna etmeye ihânet gerek
Şâmî’nin sözleri hamı meclisde
Her zaman oluna kırâa’t gerek
perişan rüzgâr
Eğer bir yol sabâ geçse güzel yarın diyarından
Alar öz başına men tek yolun gerd ü gubârından
Onu görmek muradıyla güneş de her seher erden
Çıhup hey boylanır bağın bahar gizlin hisarından
Bilirsiz çekdiler dâra nece Mansûr-ı Hallac’ı
Menim de gönlümü asmış o zülf-i tabdârından
Diyerler bir mesel vardır ki olmaz kefliden hüşyar
Ayılmaz mest olan amma onun çeşm-i humarından
Menimle sohbet eylerken gece ay da onu görcek
Utancak kız kimi kaçdı özün gizletti arından
Felek ondan cüdâ saldı meni bir ömür ağlatdı
Hemîşe eylerem nefrîn görüm çıhsın medarından
Perîşan zülfüne benzer sınık gönlüm perîşandır
Soruş bir âşıkın cânâ perîşan rûzigârınan
Senin ol gözlerin zâlim meni mecnûn-ı şehr etdi
Kovar herkes meni görcek daş ile öz kenarından
Gönül pervane âşıkdır yanar amma sesi çıhmaz
Alış sen de devâm eyle şikâyet etme yarından
Eger o cân alan cânan mezarımdan geçe bir gün
Min il bundan gabak olsa durar Şâmî mezârından