HaftanınÇok Okunanları
Ahmet Kartal 1
Coşkun Haliloğlu 2
Serdar Dağıstan 3
ŞADİKUL HEMRA 4
KEMAL BOZOK 5
Kardeş Kalemler 6
Aygul S. TÜRİKPENOVA 7
ÜMİT BAKIŞLARI
Şikeste gönlümü derd-i nihâne bağlamışam men
Onunla ilkârımı câvidâne bağlamışam men.
Koca ağaç kimi har gizlesem de, gayretim üzre
Yine kuru kütüğümden civâne bağlamışam men.
O zirveden bırakılmış taşım ki, dağ-taşa karşı
Sınıp dağılmamışam hey kemane bağlamışam men
Görüp o tozlu dumanlı yol üste ahsayır aklım
Hayatımı o yola âşıkane bağlamışam men
Karanguluk gecelerde, dikenli Kâbe yolumda
Ümit bakışlarımı kehkeşâne bağlamışam men
Senin ohun mene çatmaz özünü yorma ay avcu
Ki zirvede özüme âşiyâne bağlamışam men
Sana ümît olalı dağ kimi yakından el üzmüş
Özümü tük kimi nazik gümane bağlamışam men
Deyende incidi şiirim, deyin ki boynuna salsın,
Key bu boyun bağını tane tane bağlamışam men
Meni unutmaya yarım, gönül perisi saçından
O ince parmağa bir tel nişâne bağlamışam men
Borandı, şahtadı, kıştı köçür gönül kuşu Sönmez!
Ürek sözün yoluna âb ü revâne bağlamışam men
GAZEL
Yüz min göz ola, sen bahasın yüzler içinde
Şehlâ gözün ay kız, seçilir gözler içinde.
Dolmuş o humar gözleri sandım ki seherde
Şebnemdi parıldar teze nergizler içinde
O gül üze temsil içün ulduz desem azdır
On dört gecelik aydır üzün üzler içinde.
Pervâneden öğren ki, nece şem’a koştu
Pak aşk helaldır, demeli bizler için de.
Deryâda üzürsen, yolunu izleyebilsem
Ancak yazılarken bozulan izler içinde.
El koydu hekîm kalbimin üste êle bildim
Ersindi gör bu alışan közler içinde.
Min hüsnüne hayfım gelir o eğri kaşınla
Bir eğri, hatâdır, geze min düzler içinde.
Bir sözdü muhabbet sözü âlemde vatan tek
Yoh başka gözel söz bu kadar sözler içinde
Vicdânını kim gözlese öz yahşı gününde
Vicdan da yaman günde onu gözler içinde
Hergün ki sen ile geçirir ömrünü Sönmez
Bir ömre berâberdir, o gündüzler içinde.
MEN NEYEM
Şairem, muhabbet elçisiyem men
Zamâne geçirip sınaktan meni
Dostluk kervanının yolcusuyam men
Düşürmez kôl diken ayaktan meni
Men Araz değilem yuyam arıdam
Bir zeyne bulağam ahıram müdam
Gah kederlenirem, gah bulanıram
Denizem her seher gel sorağıma
Bahma bu ötergi çağlamağıma
Tanımak istirsen gel kucağıma
Tanımak muhaldir uzaktan meni.
Men bir ter çiçeğem vatan bağında
Açaram baharın ilkin çağında
Savalan dağında , Sehend dağında
Sormayın o dağdan, bu dağdan meni
Bahar nesîmiyem ıtırli, serin,
Ufuk tek sonsuzam, deniz tek derin,
Men anadiliyem bal kimi şirin,
Eşit kaymak kimi dudaktan meni.
Çiçeğem gel iyle şeh nefesimi,
Oynar leçeğimle yelin esimi,
Êle latifem ki seher nesîmi,
Az kalar koparsın budaktan meni.
Hastayam yatağım anam kucağı,
Dermanım bir avuç vatan torpağı
Allaha şükrolsun dağlar kalağı
Yaratmış bu gözel topraktan meni
Koparmak olarsa gülü yarpakdan,
Çıkarmak mümkünse avu avlaktan,
Ayırmak çetindir eti dırnaktan,
Etem, ayırdılar dırnaktan meni.
Sayrışan ulduzam her geceyarı,
Hasretle aharam ufuğa sarı,
Batmak istemirem men sizi Tanrı,
Kurtarsın bu kanlı şafaktan meni.
ÜMİT ÇİÇEĞİ
Payız ahşamının derin mânâsı
Bulut tek tutulmuş üreklerdedir
Fasıllar ötdükce intizar gözüm,
Çatmamış arzular üreklerdedir.
Her yeri gezirsen, hara bahırsan?
Saralmış yarpakdır kuru hazeldir,
Açık üreklere, şad gönüllere,
Kupkuru hazel de terdir güzeldir
Ay ulu tabiat, ay büyük Tanrı,
Ülüşgüt gülleri, tük yarpakları
Verirsen ver mene şahtayı karı,
Ümit çiçeğimi soldurma bari.
Bu şiirlerde geçen kelimeler için mini sözlük:
Bu metinleri küçük değişiklerle Türkiye Türkçesine aktarabilirdik; fakat elimiz varmadı. Zira şiir, sadece anlam değil; sihri, büyüsü, müzikalitesi uçar, edası bozulur diye dokunamadık. Öyle sanıyorum ki, yüz kadar kelimeyi öğrensek bütün Azerbaycan edebiyatını okuyabiliriz. Burada verilen anlamlar şiirlerdeki karşılığı düşünülerek verildi.
ahsayır: aksıyor
alışmak: yanmak, tutuşmak
Araz: Aras nehri
âşiyân: yuva
bahar nesimi: bahar yeli
bahmak:bakmak
bulak: pınar
bulut tek: bulut gibi
câvidân: ölümsüz, ebedî
civân: genç
civâne bağlamak: (burada) filizlenmek, fışkın vermek
çatmaz: ulaşmaz, kavuşmaz
derd-i nihan: gizli dert
el üzmek: el çekmek, vaz geçmek
ele bil: sanki
ersin: eski ocakların üzerine konan demir çubuk
güman: ümit, tahmin
hekim: doktor
hara: nere, nereye
hara bahırsan: nereye bakıyorsun
har gizlemek(?)
hayf: yazık
humar: süzgün bakış
Itır: güzel koku
ilgar: söz, vaat
intizar: beklemek, hasrat çekmek
iylemek: koklamak
karanguluk: karanlık
kehkeşân: gökkuşağı
kemâne bağlamak: (burada) kayanın kemere dönüşmesi
key: zîra, çünkü
kimi: gibi
kôl: bodur çalılık, çit biykisi
lehçe: (bu metinde) taşra ağzı, yetersiz dil,
men: ben
min: bin sayısı
müdâm ahıram: devamlı akıyorum
nesim: bahar rüzgârı
nişâne: işaret, belirti
özünü: kendisini
pak: temiz
payız: güz, sonbahar
pervâne: kelebek
sarı: doğru
ufka sarı: ufka doğru
sayrışmak: harelenmek
Sehent: Azerbaycan da bir dağ
seher: sabah
sınak:
sınmak: kırılmak
sorağına gitmek:
Savalan: Güney Azerbaycan’da bir dağ
şahta: dondurucu soğuk
şebnem: çiy, çiy damlası
şeh: “ “ “
şem: mum
şikeste gönül: kırgın gönül
tâb: kimlik, kişilik, huy, karakter
tük kimi: tüy gibi
tük yarpak: ince tüy yaprak
ulduz: yıldız
ülüşgüt: ?????????
ürek: yürek
üzmek: koparmak
vatan tek: vatan gibi
yahşı gün: iyi gün, mutlu gün
zeyne bulak:
NOT:
Biz bu şiirleri, Yahya Şeyda tarafından hazırlanan ve künyesinde yayın tarihi ve yeri belirtilmeyen yüzlerce şairin Türkçe şiirlerinin yer aldığı Edebiyat Ocağı isimli bir antolojiden aldık. Yıllarca önce yazılmış bu biyografik bilgilerde kim bilir ne değişikliler olmuş; zalim zaman ne canlara kıymış, kaç şairin kemikleri sürme olmuştur. Örneğin buradaki kayda göre 1906 yılında doğup 1988 yılında vefat eden ve bütün Türk Dünyasınca tanınan büyük şair Şehriyar hâlâ hayattadır. Zaman aşımından doğan bu değişikliklerin güncelleştirilmesi gerektiğini bilerek okuyuculardan özür diliyoruz. Zira bu çetin işi ancak İran’da yaşayan bir edebiyat tarihçisi başarabilir. Dileğimiz bu kardeş edebiyat mahsullerinin Tebriz’li kardeşlerimiz tarafından güncelleştirilerek ve yeni ilavelerle tekrar basılmasıdır.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
(*) Lehçe: Bir anadilden zamanla çeşitli etkenlerle ayrılan yeni konuşma şekilleri. Fakat yukarıdaki metinde edebî değeri olmayan taşra konuşması anlamında kullanılmış.
Tab: tabiat, yaratılış, benlik.