Şiirler


 01 Ağustos 2020


Şiir çağı

Geldi şiir çağları, 

Gamlı, kederli çağlar.

Güz günleri sıkıyor,

Kalbim gene kan ağlar.

 

Güz boyunca durmadan

Gene sızlıyor canım,

Hatıramda kalmamış

Gamsız geçen bir anım.

 

Bir yüreğe bunca his

Nasıl yığışabilir?

Bir nağmeye bunca his

Nasıl sığışabilir?

 

Yazılmayan şiirler,

Nice nağmeler kaldı.

Nağmeler uçtu kuş tek,

Canımı derde saldı.

 

Benim nazik gönlümü 

Güz nasıl da üzmede...

Gelen şiirleri güz,

Ak kağıda düzmede.

 

Hastalanıp yatırım

Hastalanıp yatırım,

Başta türlü düşünce.

Ben hele ki burdayım,

Ne olacak ölünce?

 

Hastalanıp yatırım,

Canım ağrıyor boşa.

Çark-ı felek dönüyor,

Dünya gene temaşa.

 

Hastalanıp yatırım,

Ne keyfim var, ne halim.

Hayat geçer bensiz de,

İster ölüm, ya kalım.

 

Polat da eğilir

                                          Zeki Zaynulline

Zeki dayı şefa umar,

Yüreğinden hasta yatar,

Her gün nice ilaç yutar,

Nicesini çöle atar.

 

Ağrısı var...

Yüreğine 

Şefa, kuvvet, güç diliyor,

Yüreğinden yatar, ama 

Kalemini yitiliyor.

 

Onda gençti, meydanlarda 

Yiğit idi, çok koçaktı.

Sanki bütün ömrü boyu

Böyle esen kalacaktı.

 

Demir idi yüreği de, 

Polat idi, eğilmezdi.

Her bir sözü kılıç idi,

İki defa değilmezdi.

 

Ben bir başka... 

Ben şairim,

Göğsümde var sade yürek,

Şair yüreği ağrısa, 

Şaşırmasın kimse gerek.

 

Benim gibi adamlara 

Ağrı, acı – normal hayat.

Zeki dayı....

Ya bu nedir,

Eğilir mi yoksa polat?

 

nağme

                                         Başkurd şairi Remi Garibova

Döne döne okumuşum

Dostlar veren kitabını.

Kitabından kalbim için

Buldum nağme rübabını.

 

Yüreğimi ne müddettir 

Beklediğim nağme yaktı.

Kaynar kanlı damarımdan

Kaynayarak nağme aktı.

 

Demek, o şuh nağme budur,

Beni içten yakan nağme,

Yıllar yılı sezilmeden 

Damarımda akan nağme.

 

Sağ ol, benim dileğimi

Çoktan yazıp bitirmişsin. 

Bize ortak nağme yapıp,

Yurdumuza getirmişsin. 

 

sona iniltisi

Kara gece. Beyaz suna

Hem yalvarır, hem ağlıyor, 

Güçlü sesi canımdaki

Hüngürtüyü kucaklıyor.

 

Belki ben tam anlamadım,

Yanlış yaptı belki suna?

Dalgalandı suna gölü,

İniltiden baştan sona.

 

Zulmet gece aydınlandı

Bu sunanın zil sesinden.

Yoksa yalnız, tenha suna

Ayrı düştü destesinden?

 

Gece geldim ben o göle,

Hani gölün bu sunası?

Göle geldim, peki nerde

Gölümüzün su sunası?

 

Bulamadım, bilemedim,

Nice ok var yarasında?

Kaldı sesi göl boyunca

Kayınların arasında. 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 164. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 164. Sayı