HaftanınÇok Okunanları
KEMAL BOZOK 1
MEHMET İRGE 2
Kardeş Kalemler 3
TAHİR MELİK 4
İsa Habibbeyli, Mehdi Genceli 5
Ece Türköz Oğuz 6
SEYFETTİN ALTAYLI 7
Gece. Tren odası.
Dört yer vardır
Biz ikimiz.
Takır tukur, takır tukur,
Atılır demir tulpar
Dışarda kar.
Sırt aşağı dökülen çift örgü saç,
Öykünür birbirine dört yaylı kaş.
Dört elin on parmağı yan yanadır,
Dört göz de büyülenmiş yanmaktadır.
Dört kulak dikkatlice fısıltıyı,
Büyük hazla dinliyorlar.
Burunlarda sıcak nefes,
Demir yol, tren gibi
Sen, bir de ben…
Dört dudak arasında
İki dil
titreşiyor…
Şafak söküp, güneş doğar,
Sırt vermiş ahşap, kerpiç duvar.
Yakıyor kudretli aşkla humar.
Üç, dört, beş, çok…
Tren sallar beşik gibi,
Göğüste od.
Gece. Tren odası.
Dört yer vardır
Şimdilik biz ikimiz.
GÜZ BESTESİ
Kaysılar sağda solda,
Örtünmüş “kızıl” örtü.
Genç yiğit gelir yolda
Yârine olan dürtü,
Heyecan verir bolca.
Bir bozkır kucağına,
Duruyor sığmayarak
Bozkırlar kavun yüzlü;
Kocaman sanki kabak.
Karpuzun dilimini
Ya pişmiş olgun narı
Andırır şu bozkırlar
Kıpkızıl kızıl yarı.
Kokusu genzi yakar,
Tokluk var, hasat vakti.
Çeşmeden bir kız vakar
Su aldı, gönül aktı.
MUTLULUK
Ne mutluluk… muştu ile koşturdu,
On yıl çocuk doğurmamış şu yengem,
Yüz akıyla,
doğurarak oğlan çocuk coşturdu.
Güneş mutlu dizlerine konarak,
Gülümserken, aldı bebek sevgisi.
Değil oğul gün doğurmuş gibi de
Kamaştırdı gözü güneş övgüsü.
…Çıktı öne işte biri. O abim,
“Düşmüş benim burnumdan ha, bu sabi.”
dedi sonra kalpağını kaldırıp,
Yârini,
Oğlunu,
Odayı da
Dünyayı da
Yüzünden
Sevinç ile öptü resmen saldırıp.
***
Canımı bırakmayan rahatına,
Hoş gelir gülmesinin ses sedası.
İlgimi çeker kızın yanık yüzü,
Hem perde ardındaki her edası.
Yüz yüze gelsek yolda apansızın,
Coşar kan, yürütmez kar sisi gibi.
Kaçınır o da ben de çekiniriz,
Kızarır yüzümüz de pişi gibi.
Kararsız, hâlsizlikten edemezsem
İçteki taşan aşkın ilanını,
Tomurcuk açamamış lâle gibi
Bekleme şu baharın ilamını…
Canımı bırakmayan rahatına,
Hoş gelir gülmesinin ses sedası.
İlgimi çeker kızın yanık yüzü,
Hem perde ardındaki her edası.
KIRGIZ
Tulumdan kımız doldurdu,
Kâseye zehir koyuldu.
Mezara gömdük dese de
Ölmemiş şanı duyuldu.
Atılıp uçsa Miñ-Kuş’tan,
Taş değdi hedef şaşırtan.
Öldürdük gayrı dediler,
Üredi Kırgız kışırdan.
Ayağın Kırgız kayınca,
Terazi yıldız çıkınca.
Bitirdik artık dese de
Suyundan çıktın sıkınca.
Kınından kılıç çekildi,
Kırıldı Kırgız, kırıldı.
Ufuktan güneş çıkanda,
Lalezar oldu, dirildi.
Azaptan tekrar bilendi,
Argımak ata bağlandı,
Yüzünde oynar alev, od,
Yıldızca hayat sağlandı!
ÖVÜL ATAYURT’UNDA
Suyun sultan, havan emir asil yer,
sırrın, sihrin bilmeceli bir kudret.
sevimlice güzelliği an, virt et.
Kayalarda gördüm görklü kalpağın
Atalardan miras kalan balbalım.
Sana ait ben bir avuç toprağım.
Kıvanç, kaygım sinmiş bütün boyuna
Göbek kanım gözyaşımla çıkandım.
Arılanıp Ay-Kölü’ne yıkandım.
Bin bülbüllü ovan da var bin pınar
Her köşende yaşanıyor an, dirlik,
Avazını yücelterek at bindik.
Aziz, kutlu görklü talih kuşumsun
Âlemlere uç göklere, durma hiç.
Ay da sevip Güneş gülsün, sorma hiç.