Şiirler


 01 Ağustos 2019

Ses

Bir sese takılıp kaldım,

Yerimde de düşüp kaldım.

Yol ayrıcı şaşıp kaldım,

Bu sesin elinden al beni, Tanrım!

 

Başımın üstü buluttu,

Buluttan mı doğdu bu ses?

Anam, babam da umuttu,

Umuttan mı doğdu bu ses?

Bu sesin elinden al beni, Tanrım!

 

Dağ gördüm, gözüm yaşardı,

Ruhumu hayal apardı[1].

Bırakma beni hal apardı…

Bu sesin elinden al beni, Tanrım!

 

Çeker beni yuvasına,

Oynatır da havasına[2].

Vallahi, alışamam

Dermanına – devasına,

Bu sesin elinden al beni, Tanrım!

 

Bu ses hafızamdan geldi,

Kopup mezar taşımdan geldi.

Bu ses gözyaşımdan geldi…

Bu sesin elinden al beni, Tanrım!

 

Bu ses fena tuttu beni,

Derya olup yuttu beni.

Kim sevdi, unuttu beni…

Bu sesin elinden al beni, Tanrım! 

 

Dağa – taşa saldı beni, 

Yüz savaşa saldı beni.

Yüz tuttum bahara doğru –

Kışa doğru saldı beni.

Bu sesin elinden al beni, Tanrım!

 

Yeter bu gördüklerimin

Gözlerimi büyüttüğü…

Yüreğim değirmen olmuş,

Dertti, gamdı öğüttüğü –

Bu sesin elinden al beni, Tanrım!

 

 

Sensiz

Yeter ki sen mutlu ol, sen mutlu yaşa, 

Bir daha söylemem, ölürüm sensiz.

Ömrümü zar zor vurayım başa,

Yaşayıp geçinip, avunamam sensiz.

 

Atarım kalbime acıyı da, gamı da,

Yaşarım vuslata yetmiş gibi de,

Bir içim suyu da, son lokmamı da,

Seninle lokmamı, bölerim sensiz.

Söylerim dostuma, sevdiklerime,

Kurbanım bu yere gelişlerine.

Hayatta uğurlu gülüşlerine,

İçimde seninle gülerim sensiz.

 

Çalınır üzüntüm bam teli gibi, 

Gel, serpil ruhuma tebessüm gibi.

Mezara uğrayan bir yetim gibi,

İlk görüş yerine gelirim sensiz.

 

Zakir Fahri, hicran boş yuvam olmuş,

Yaşamım gâh gündüz, gâh akşam olmuş,

Pervane arayan dilsiz mum olmuş,

İçimde ney gibi melerim sensiz.   

 

 

Kara Toprak, Anneme İyi Bak

Oğul olup ta

…yükünü çekemedim.

Hayalinde temelini attığı

Evini yapamadım.

…Dumanlı göçten ayırılıp

Ocağı başında yanamadım

Işık olup gözlerine konamadım

Kara toprak, anneme iyi bak.

 

Dinleyemedim

İyilik dolu dualarındaki

Yalvarışlarını.

Damar damar gama dönüşüp,

Sildim alnındaki kırışları.

Haber alamadım düşerken hasta,

Bakamadım gözlerim üste

Kara toprak, anneme iyi bak.

 

Ölüm belli, olum yok,

Mezar taşına param yok.

Yeri soğuk olmasın,

Sarmaya şalım yok.

Sıcak közümü yetir.

Küllerimden anlamasın,

Kara toprak, anneme iyi bak.

 

Mezarına giden patikalar,

          Bari kaybolmasın,

Yılların altında kalıp,

Bırak ta, mezarı kaybolmasın.

Kara toprak, anneme iyi bak.

 
 

[1] götürdü

[2] Burada müziğine

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 152. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 152. Sayı