HaftanınÇok Okunanları
Coşkun Haliloğlu 1
Ahmet Kartal 2
Serdar Dağıstan 3
ŞADİKUL HEMRA 4
Kardeş Kalemler 5
Aygul S. TÜRİKPENOVA 6
KEMAL BOZOK 7
Paşa, benim hayatımın en ortasında duran, küçücük gövdesine kocaman bir sevgi sığdırmış en yakın dostumdur. Onunla tanıştığımız o ilk günden beri dünyam çok daha renkli bir hâle geldi. Onu ilk gördüğümde kafesinin içinde minik bir tüy yumağı gibi duruyordu, ama gözlerindeki o zeki bakış bana çok özel bir bağ kuracağımızı hemen hissettirmişti.
Paşa ismini ona verirken ne kadar doğru bir karar verdiğimi zaman geçtikçe daha iyi anladım; çünkü o gerçekten de evimizin küçük neşesi, her şeye hâkim olan asil bir beyefendisi gibi davranmaya başladı. Onunla geçen her dakikamız bir macera gibi geçiyor. Sabahları, güneş tam doğmadan odama sızan ilk ışıklarla birlikte bana en güzel şarkılarını söyleyerek “Hadi artık uyan, oyun saatimiz geldi” der gibi cıvıldıyor.
Yataktan kalktığım an kafesinin kapısına gidip onu dışarı salmamı bekliyor. Kapı açılır açılmaz, sanki özgürlüğüne kavuşan bir kahraman gibi odanın içinde birkaç tur atıp gelip tam omzuma konuyor. Bizim dostluğumuz sadece yemini ve suyunu vermekle sınırlı değil; biz gerçekten iki iyi arkadaş gibi dertleşiyoruz. Ben gün içinde yaşadığım her şeyi anlatırken o başını hafifçe yana eğip beni büyük bir dikkatle dinliyor.
Bazen ders çalışırken kalemimin ucunu yakalamaya çalışıyor, bazen de okuduğum kitabın sayfaları arasında gezinerek, sanki o da benimle birlikte okuyormuş gibi yapıyor. Paşa’nın en sevdiği oyunlardan biri de parmaklarımın arasında saklambaç oynamak ya da aynanın karşısına geçip kendi görüntüsüyle uzun uzun sohbet etmek. Onun o neşeli hallerini izlemek, benim bütün yorgunluğumu alıp götürüyor.
Bir gün yanlışlıkla açık kalan bir pencereden dışarı süzüldüğünde kalbim yerinden çıkacak gibi olmuştu. Onu bir daha göremeyeceğim diye o kadar çok korkmuştum ki bütün bahçeyi ismini haykırarak dolaşmıştım. Onu bir ağacın dalında titreye titreye beklerken bulduğumda ve sesimi duyar duymaz tekrar bana doğru uçup göğsüme sığındığında aramızdaki sevginin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anladım.
O günden sonra birbirimizden hiç ayrılmadık. Paşa benim sadece bir kuşum değil, sırlarımı paylaştığım, her üzüldüğümde beni o minik gagasıyla saçlarımı düzelterek teselli eden can yoldaşım oldu. Paşa, evimizin neşesi, odamın sesi ve benim kalbimin en değerli parçasıdır. Onunla birlikte daha uzun yıllar boyunca yeni oyunlar keşfedeceğimize, beraber şarkılar söyleyeceğimize ve her sabah aynı neşeyle güne başlayacağımıza bütün kalbimle inanıyorum.
Küçücük bir canın bir insanın hayatını bu kadar değiştirebileceğini Paşa sayesinde öğrendim ve ona olan sevgim her geçen gün daha da büyüyerek devam ediyor. Onun o yumuşacık tüylerini sevmek, omzumda hissettiğim o hafif ağırlığıyla güven duymak, hayattaki en büyük mutluluklarımdan biri hâline geldi. İyi ki o gün hayatıma girdi ve iyi ki benim en yakın dostum oldu. Paşa ile her günümüz yeni bir hikâye, her bakışımız sessiz bir anlaşma gibi ve bu dostluk benim için dünyadaki her şeyden çok daha kıymetli.
(K.Makedonya’nın Kalkandelen-Tetova şehrinden katılıyor.)