Son Mektup


 15 Ağustos 2026

Pazar günüydü. Ev her zamanki gibi sessizdi. Annem mutfakta bulaşıkları topluyor, babam ise televizyonda maç izliyordu. Ben de odamdaki koltuğa oturmuş, amcamın kızı Ayça'yı düşünüyordum.

Üç haftadır ondan haber alamıyordum. Oysa normalde bana her gün yazar, bazen sebepsiz yere arar, hatta gelip benimle kavga ederdi. Ama ne olursa olsun hep yanımda olurdu.

Son günlerde attığım mesajlara cevap vermiyordu. Mesajlarım okunmamış olarak kalıyordu. Bunun nedenini bir türlü anlayamıyordum.

Tam o sırada kapı çaldı. Gelen postacıydı. Elinde bir mektup vardı. Zarfın üzerindeki yamuk yumuk yazıyı görünce hemen tanıdım. Bu Ayça'nın yazısıydı.

Kalbim hızla çarpmaya başladı. Ellerim titreyerek zarfı açtım.

Mektupta şöyle yazıyordu:

"Sevgili amcamın kızı,

Biz gidiyoruz. Lütfen kendini suçlama. Bunu gözlerinin içine bakarak söyleyemedim. Bu yüzden üç haftadır sana yazamadım. Belki bir gün geri dönerim, bilmiyorum..."

Mektubun sonundaki "Belki bir gün geri dönerim..." cümlesini okuyunca boğazım düğümlendi. Sanki kalbim yerinden çıkacak gibiydi.

Hemen telefonumu aldım ve annemle birlikte Ayça'ların evine gittim. Kapıyı tanımadığım yaşlı bir kadın açtı.

— Ayça ve ailesi taşındı, dedi.

Bir an ne diyeceğimi bilemedim. İzin isteyip içeri girdim. Doğruca Ayça'nın odasına gittim.

Oda neredeyse boştu. Sadece komodinin üzerinde eski bir fotoğraf duruyordu. Fotoğrafta ikimiz de küçüktük ve kameraya gülümseyerek poz veriyorduk.

Fotoğrafı elime aldım. Arkasında küçük bir not vardı:

"İyi ki sen benim amcamın kızısın."

Gözlerim doldu. Fotoğrafı dikkatlice cebime koydum.

Belki saklanmıştır diye düşündüm. Çocukken saklambaç oynarken gizlendiği tüm yerlere baktım. Dolapların arkasına, merdiven altına, bahçeye...

Ama yoktu.

Gerçekten gitmişti.

Eve doğru yürürken telefonum titredi. Tanımadığım bir numaradan mesaj gelmişti.

Mesajda sadece şu yazıyordu:

"Kendine iyi bak. İyi ki sen benim amcamın kızısın."

Mesajı tekrar tekrar okudum. O an Ayça'nın çok uzakta olsa bile beni unutmayacağını anladım.

Belki bir gün geri dönecekti.

Belki de bu, bir veda değil; yeni bir başlangıçtı.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 236. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 236. Sayı