Sözün Özü


 01 Mart 2025

AFETİN OLUR 

Zamana ve mevkiine gösterilen iltifat, 

Gün gelir, afetin olur. 

 

AĞAÇ OL 

Ağaç ol, 

Dalın, budağın olsun! 

Çiçek aç, meyven olsun! 

Güneşe siper ol, gölgen olsun! 

 

Alçak olur, 

Seven gönül alçak olur!

Gözü gönlü aç, şükürsüz; 

Nimete nankör alçak olur!

 

Ben olmasın, 

Al yanakta ben olmasın 

Sen var iken, biz var iken 

Her sözün başı ben olmasın

 

BEN ŞAHİN’İM

Şahin’im, ‘şahadetle anılır ismim’

Künyem, “mavzer omuzunda Antepli”

Yirmi sekin Mart’la, hatırla beni;

“Çiğnenirim, çiğnetmem Aziz Vatanı!”

 

BİR KALP DE

Bir kalpte iki din olmaz 

İkilik nifak kokusu 

Aşk damarında kin olmaz 

Ayrılık azap yakısı

 

Boğazlar, 
Kıtalara, ‘köprü’ boğazlar 

Felluce ’de, Telafet’te, 

Eşkıya nice can boğazlar! 

 

Boşalır, 
Vermeyen el/ boş alır 

Mütevazı toprağa 

Gökten rahmet boşalır! .

 

CANAN OLMALI

Cihanda can olmalı

Cana, canan olmalı!

Aşktan gayri n’ola ki;

Hak yolunda olmalı

 

CEHALETİN

Cehaletin, taassup kokan

Evladını gömdüğü, o / kuma

Pusatlanır kelimeler,

Kalbe huzur verir, 

 

OKUMA!

 

Çalmasın,

Türküler, biz/ siz çalmasın

Taşında çınlar feryadım;

Ülkemde çanlar çalmasın

 

Çekmeli, 
Göze sürme çekmeli 

Akıl, izan olmayanı 

Göz önünden çekmeli! 

 

DEĞİŞTİ

Değişti, dünyanın hali değişti!

Rengi, çizgisi, deseni değişti…

Sözü, sohbeti, manası, halveti;

Değişti; arzın, gidişi değişti! 

 

Dert yaman deva göçer 

Zevk-ü sefa, havâ göçer 

On binlerin günah keçisi; 

Veli Göçer, veli Göçer! 

 

Devedeki inadın, 

Önünde yürür eşek! . 

Taşır akıl yükünü; 

Akıldan pay almaz eşek! 

 

DİL YARASI…

Kapanmaz! 
Dil yarası, kapanmaz 

Açma, tefrikaya kapı; 

Aralarsan kapanmaz

 

Dolanır, 
Ay menzilinde dolanır 

“Keser döner, sap döner” 

Taş ayağına dolanır! 

 

Duman olur, 

Zirveler duman olur 

İçinde çığlık kopar; 

Etraf toz- duman olur

 

Durulmaz, 
“Su, bulanmadan durulmaz” 

Fitne, fesat, tefrika ile 

Bulanan belde de durulmaz!

 

Duruşu olmayanın,

Gün gelir vakarı zeval bulur.

 

Düşte gör, 

Dost, düşman kimmiş 

Düş de gör 

Hayal edemediğin, 

Ülküleri düşte gör… 

 

Eski Dünya, huzuru çimlendirmekte

Yeni Dünya, mazlumu çiğnettirmekte!

 

Edebiyatları enkaz 

Götürdükleri kaz! 

Az demeyin sakın ha; 

Gölgenizde yobaz! 

 

Edep içre olmayan 

Söze, saçma dersiniz! 

Bir atımlık barutun 

Adına, saçma dersiniz! 

 

Eski Dostlar, 

Anılarda Eski Dostlar 

Mazi, perde perde açılır; 

Işık gibi doğar, Eski Dostlar

 

Ey hırçın eda, 

Ey kahpe seda, 

‘darbe’ diyen dil; 

Sizlere el veda!

 

Fatih’in topları düşerken surlara, 

Bil ki, ferman okundu asırlara! 

 

GARİP BİLİNE

Düşte gör garip iline

Kör olma ki garip biline!

Dola vicdanı diline

Garip güne dalgın bakar

 

Gözden gelir, 

Her ne gelse gözden gelir 

Sakın kendini nazardan 

Her kem bakış gözden gelir 

 

GIYBET OLUR

Gıybet olur,

Her kem söz gıybet olur

Yalanın adı, iftira

Sızlatır gıybet olur!

 

Gömülür, 
Kumlara gömülür inat! 

Bir seda; ey Süreka; 

İçindeki kini at! 

 

Hâkimdir! 
Kapın çalan ha, kimdir? 

Er kişinin vicdanı; 

Kendisine hâkimdir

 

Haksızlığa hak ister 

Sızlayan vicdan hak ister 

Işığıyla titrer mum, 

Aydınlıktan hak ister! 

 

Hayatım seferberlik gibi geçti

Neferlik oldu, bize düşen yol…

 

Harca, 

İyilikleri harca,

Birgün sana döner,

Hayır dualarla, âminlerle

 

Kâinat nefes, 

Davut’a ses verir 

Bir karınca, kararınca; 

Süleyman’a ders verir!

 

Kanat ol! 

Uçmak için kanat ol 

Dosta güven ver, yar ol; 

Yârine kol, kanat ol. 

 

Kanadım, 
Sanat, kolum kanadım 

Kırılırsa kanadım, 

Nerede kalır adım? 

 

KARIŞTIRMA

Sapla, samanı karıştırma

Sözü kinle yarıştırma

Bir dinlersen, on dinle;

Sükûtu, korkuyla karıştırma

 

KİMİN FERMANI

Kimin fermanı ıslahat

 Yüz elli yıllık maslahat

Yakarışımız Huda’dan,

 Bizi hayırla islah et

 

Kurt dadanır, 

Meyveye kurt dadanır 

Kendi haline bırakılan; 

Sürüye kurt dadanır…

Millete efendilik yoktur, ona hizmet vardır.

Bir millete hizmet eden onun efendisidir.

 

MEVLAYA AKAR 

Sabrın iki kanadı; sükût ve vakar

“Su boğar insanı, ateşse yakar”

Vuslata adımlar, bütün yüreğim;

Halden hale döner, Mevla’ya akar

 

NEHİR OLUR

Çay, pınar nehir olur

Hüzün yağmurları akara

Gönülden göze nehir olur

 

 

NİYET ET

Sen niyet et, talep et!

Hak yolunda talim et

“Niyet, akıbet hayrola!”

Yüreğini, âlim et!

 

 

Oku, “İkra” ilk emir oku

Kelimeler ışıl, ışıl

İlmin sadaktaki oku!

 

Okul Olur,

Millete ocak, okul olur

Tüter bacası, nefesinden

İlme’l yâkin, o / kul olur

 

Örülür, 
Başa çorap örülür 

Bin bir dolap peşinde, 

Sinsi tuzak örülür… 

 

Parça bütünde güzel 

Hakka esaret güzel 

Dertlere şifa veren; 

Hazreti Furkan güzel… 

 

Rahmet Yağar, 

Üç aylarda rahmet yağar

Sabırla dokur zamanı;

Kandil kandil rahmet yağar! 

 

Sevdası olmayanın sevgisi de olmaz

Ülküsü olmayanın söyleyeceği türküsü de olmaz

 

Sanat dünün görkemi 

Ezelden kalkan gemi 

Götürür asırlara, 

O şirin endamı! 

 

SIRRINI İFŞA ETME!

Sırrını ifşa etme 

Ummadığın taş baş yarar 

Post kavgasını çekme, 

Zehirle pişmiş ‘aş zarar…’

 

Soldurma, 
Gülü kokla, soldurma 

Halka tepeden bakıp, 

Gönülleri soldurma! 

 

SÖZ ORUCUNDA

Söz orucunda, gönül iftar eder 

Hakk kuluyla, iftihar eder 

Nefis dayanamaz, bu edep karşısında, 

İntihar eder

 

Sözden gelir, 

En ağır taş sözden gelir 

Sakın kendini azardan 

Göz ağusu sözden gelir

 

Sür tarlayı!

Tohum at, sür tarlayı 

Nerede yağmur varsa; 

Oraya sür tarlayı

 

TAŞ KESİLİR

Göğe yükselen başlar,

Kirlenirse taş kesilir.

Terk-i diyâr edilen sevgi, 

Hasrete nakkaş kesilir!

 

Taş koyulur! 

Taş üstüne taş koyulur 

Girme namert fendine; 

Yol üstüne taş koyulur

 

Toprak alır, 

Acımı toprak alır 

Bu vatan, bayrak için; 

Tacımı şehit alır… 

 

Tuzak olur! 

Toprak hâki, tuz ak olur 

İlim/Hikmet göç etti mi? 

Nefis cana tuzak olur!

Dağda şaki, yolda tuzak olur

 

Uyutulur, 
Anne kucağında yavru, 

Ninniyle uyutulur… 

Suni gündemle, 

Millet uyutulur… 

 

Yarınlara 

Taşınır yarınlara 

Umut dolu bir nesil 

Kültür ve Sanat ile 

Taşınır yarınlara! 

 

Yârin gözü iki çeşme 

N’ olur yaramı deşme 

Aşk gözünü doldurur; 

Ab-ı hayat olur çeşme! .

 

Yazmış yazın! 

Kader yazmış yazın 

Gönlünü hep ferah tut, 

Kışa dönmesin yazın! 

 

YİĞİDİ YIKAN

Yiğide, ne top dayanır ne gülle! . 

Namerde aman vermez, yıkılmaz... 

Yıkılır, dostun attığı bir gülle! 

 

YÜREKSİZE

Yüreksize verme ha, meydanları

Şer kokar, ışık vermez şamdanları

Âşık değilse, işine aşına;

Hayra dokunmaz, tütmez dumanları…

 

YÜZSÜZE

Dilim varmaz, acı söze; yüzsüze…

Ye ’isle varılmaz nasibe, düze

Vicdansıza ne mert, ne şah dayanmaz

Ahlarını emzirir süze, süze

 

Zıtlar ikilem değil, 

Hayatın senfonisi 

Ak, karayla bilinir 

Birbirinin hamisi! .

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 219. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 219. Sayı