Taner Güçlütürk’ün “Dilime Yaslar Yakışmaz” Adlı İlk Şiir Kitabı Görkemli Bir Biçimde Tanıtıldı


 01 Nisan 2015

“Ben şiirin ortasındayım. Yaşadığım şehir de şiirin tam ortasında. Neresine dönersem hep karşıma şiir çıkıyor. Yamacıma demir atmanın vaktidir dercesine hiç beklenmedik anlarda şiir beni karşılıyor” diyen edebiyat, medya ve Türkoloji alanında önemli çalışmalar yapan Prizrenli genç şair-Türkolog Dr. Taner Güçlütürk’ün 2014 yılının Mayıs ayında İstanbul’un “Değişim” Yayınlarından çıkan “Dilime Yaslar Yakışmaz” adlı ilk özgün şiir kitabının tanıtımı “Yunus Emre” Enstitüsü Prizren Türk Kültür Merkezi’nde görkemli bir biçimde yapıldı. Üst düzey ve yoğun bir katılım ortamında gerçekleşen etkinlik, Balkanlarda yaşayan, yaşatılan Türkçe’nin kalesi Prizren olduğunu bir kez daha en iyi bir şekilde ortaya koydu. Geceye, başta Kosova Cumhuriyeti Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar, Milletvekilleri Müfera Şinik ve Fikrim Damka, Türkiye’nin Kosova Büyükelçisi Songül Ozan, Türk Temsil Heyeti Başkanlığı komutanı Albay Ömer Faruk Demircioğlu, Priştine Yunus Emre Türk Kültür Merkezi Müdürü Bülent Üçpınar olmak üzere çok sayıda resmi kurum ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi, aydın, yazar, gazeteci, eğitimci, edebiyat severler yanı sıra çok sayıda davetliler katıldı. 

Şair yazar Zeynel Beksaç’ın moderatörlüğünde gerçekleşen program selamlama konuşması ve başta Kosova Cumhuriyeti Kültür Bakanı Memli Krasniçi’den gelen tebrik mesajlarının okunmasıyla başladı. Gece protokol konuşmaları, şiir seçkilerinden oluşan resital ve uzman değerlendirme sunumlarının icra edilmesiyle devam etti. 

Büyükelçi Ozan: “Tanıtımı yapılan eserin önemli bir eser ve örnek olduğunu düşünüyorum” 

Geceye katılan Türkiye Cumhuriyeti Priştine Büyükelçisi Songül Ozan, “Salona baktığım zaman özellikle Prizrenli ve Mamuşalı soydaşların çok önemli eserlerin sahibi sanatçıları, edebiyatçılar, romancılar, şairler, yazarlar olduğunu biliyorum. Üsküp’ten keza çok değerli katılımcılar var. Prizren ve genelde Kosova halkı ne kadar zor koşullarda yaşarlarsa yaşasın, sanata her zaman bağlı olmuş, edebiyatı, şiiri, müziği, resimini, dansını içselleştirerek hayatının bir parçası haline getirmişlerdir. Bu açıdan hakikaten bizim ve dünyanın öğreneceğimiz pek çok şey var sizlerden. Bizim Kosova’daki soydaşlarımız arasındaki sanata düşkünlük geleneği Sayın Güçlütürk gibi hem akademisyen hem sanatçı yönü, edebiyatçı yönü ağır basan genç kuşak tarafından da ne güzel ki hala korunuyor, bundan sonra korunmaya da devam edecektir. Bu sebeple tanıtımı yapılan eserin önemli bir eser ve örnek olduğunu düşünüyorum. Ona destek veren bütün Kosova kurumlarına, bütün soydaşlarımıza ve ayrıca emek sarf eden, onu bu günlere getiren sevgili anne babasına teşekkür ediyorum. Ellerinden öpüyorum, saygılar sunuyorum. Ayrıca onun yetişmesine çok katkı sağladığını bildiğim Tacida ve Nimetullah Hocamız, onların emekleri için de teşekkür ediyorum. Yorumları, değerlendirmeleri, verecekleri önemli ip uçlarıyla bizleri yönlendirecek konuşmacı uzmanlara da ayrıca çok teşekkür ediyorum, inşallah Kosova edebiyatına ve Kosova’daki soydaş edebiyatına böyle güzel değerli eserler katılmaya devam eder. Bu önemli ve güzel etkinliğe de ev sahipliği yaptığı için Yunus Emre Enstitüsüne, Prizren Kültür Merkezi Müdür Vekiline Funda Hanıma çok teşekkür ediyorum.”         

Yağcılar: “...Böyle eserler bizi ayakta tutabilecek eserlerdir...”

 Kosova Cumhuriyeti Kamu Bakanı ve Kosova Demokratik Türk Partisi Başkanı Mahir Yağcılar yaptığı selamlama konuşmasında, “Prizren için önemli olduğu kadar Taner Güçlütürk’ün eliyle yazısıyla hazırlanmış, içerde de hızlı bir şekilde kitabı sayfaladım, Türkçeden bahsediliyor, Prizren’den bahsediliyor Balkanlardan, Rumeliden... Bu bizlerde ayrı duygular yaratıyor. Ama diğer taraftan da geleceğe dair yeni köprüler, yeni temeller atılıyor. Ne kadar daha fazla kitap yazılsa o kadar daha iyidir. Bilhassa biraz ara olunca onun önemi biraz daha büyük oluyor. Dolayısıyla ben Taner Beyi tebrik ediyorum. Bundan böyle de çalışmalarının devamını diliyorum. Çünkü böyle eserler bizi ayakta tutabilecek eserlerdir. O yüzden bunları gelecekte daha fazla yaymamız lazım. Geniş kitlelere de katmamız lazım. Ama bizler de bu gibi konulara daha fazla destek olmamız gerekmektedir. Belki biz bugün bire bir Taner Beye destek olamadık ama biraz önce de ifade etmiş olduğum gibi tiyatroya destek olduk. Yarın yine Taner Beye, diğer şairlerimize yazarlarımıza, kültür elçilerimize yardımcı oluruz. Ve bunu büyük bir memnuniyetle de yardımcı olmaya gurur duyarız. Tebrik eder, hepimize hayırlı olmasını dilerim” dedi.

Dr. Taner Güçlütürk’ün yaşamı, yaptığı çalışmalar ve başarıları sinevizyon sunumu ile anlatıldı. Zeynel Beksaç moderatörlüğünde gerçekleşen kitap tanıtımında Yunus Şimşek ve Sezen Haskuka’nın seslendirdiği resitalle devam etti. Sanatçı Adem Morina’nın gitar eşliğinde okunan şiirler geceye ayrı bir renk kattı. Kitabın tanıtımını birbirinden değerli sunumlarıyla gazeteci-yazar-avukat İskender Muzbeg, Türkolog Prof.Dr. Tacida Zubçeviç Hafız ve Makedonya Üsküp’lü şair-yazar Leyla Şerif Emin gerçekleştirdi.

 İskender Muzbeg: “Keskinbaş efsanesindeki yiğit gibi zafere ulaşmak için koşan Güçlütürk’ün şiirleri insana huzur ve güç verir”

 Eser müellifinin Kosova Türk Edebiyatıına on yıl önce güçlü bir ses olarak girdiğini vurgulayarak sözlerine başlayan İskender Muzbeg, Gülütürk’le ilgili anılarını paylaştı ve Taner Güçlütürk’ün şiirlerini değerlendirme işinin kolay bir işe benzemediğini söyledi. “Şiirler akıcıdır, mısralar doyurucu, imgeler yalındır, sözcükler mert bir kişiliğin çeşitli özelliklerini çağrıştırır; tedirginlikler yanında umut verici davranışlar, türlü psikolojik durumlar ve birtakım sanat manzaralarını vardır. “Dilime Yaslar Yakışmaz”ı okuyan kişiyi Taner’in duygusal birikimini, çok sevdiği, uğrunda can baş olduğu dil davasını ve sanat anlayışını yakından izleme fırsatını yakalamış olur. Bilgi-Duygu-Kavga üçgeninde bir araya gelmiştir. Nice mücadelelerdeki güzellikler ve alt üst olan değerlere başkaldırılar” diyen Muzbeg yazarın şiirlerinden örnekler vererek sunumunu sürdürdü. 

Taner Güçlütürk “yazları Debre’de açan kardelen”le, “bitirilen mücadele”yle, “davası   bitmemiş insanı”yla, “Rumeli sokağında yağmura tutulan Suzi”nin dizeleri”yle, “Sırılsıklam Türkçe”siyle, yorgundur, hüzne soyunur. Niye? Çünkü... “Rumeli sokağında kilit vurur edebiyatı”, “Umutlar sürgündedir”, “Yaprak döker dizeleri”... Neden sonra Taner şiiriyle “isyana durur”: -“Uyan Akif uyan!... Duruyor karşımda bir kanlı ova” diyerek, “Hüdavendigarla isyana durur”, “Aş olacağım Sülo’nun sofrasında/Sen yeter ki göç etme/Sahipsizliğinin hesabını elbet soracağım yarından”. Güçlütürk’ün ilk şiir kitabında birçok sembollerin, özellikle renklerin okuyucuyu yalın gerçeklerin girdabından kurtarıp, renk cümbüşünün hakim olduğu engin psikolojik yansımaların kuytuluklarına götürdüğünü ifade eden Muzbeg, mısralardaki renklerin adeta birbirini kovaladığını, birbiriyle, dolayısıyla okurun duygularıyla da saklambaç oynadığını belirtti. 

“Dilime Yaslar Yakışmaz”ın belki de her sayfasında bir sevgi, bir acı, bir keder ve bir umutla karşılaşıyor okuyucu; iyimserlikle kötümserlik iç içedir, yan yana ve beraberdir...” diyen Muzbege göre, “Tüm bunlar bir yana, kitabın tüm sayfalarından Türkçeye aşık bir er – TANER yansır; her sayfaya –nice zorluklar karşısında güçlü, nice hiçe saymalar yanında bir Türk - Güçlütürk yerleşmiştir. Sevgisini de, isyanını da elinde tutup / Keskinbaş efsanesindeki yiğit başını koltuğunda taşır gibi) – zafere ulaşmak için ve zafere ulaşıncaya kadar koşmaktadır; özgürlükten yana sanat anlayışıyla, (kendi deyimiyle) şiir kalıplarının, mısra tutsaklıklarının ötesinde, sanatın çiçek açacağı bir geleceğe yüzünü dönmüş, bakışlarını şiirsel enginliklere çevirmiştir.” Muzbeg’e göre, Güçlütürk’ün şiirlerini okuyan kişi bu işin daha başında şiirsel bir tedirginlikle karşılaşır. Hoş bir tedirginliktir bu; tedirginliktir ama insanı rahatlatır, onun neşesini kaçırmaz; onu avutur, ona umut verir. Taner Güçlütürk’ün şiirleri insana huzur ve güç verir. 

Leyla Şerif Emin: “Kitabı olmayan şiirlerin çocuğuyduk biz...” 

Konuşmasına, “Dilime yaslar yakışmaz diyen kardeşimin kalemine şiirler ne de güzel yakışmış ve bizleri ne de güzel heyecanlandırdı bu kitap. Bu heyecanın nedenlerini daha sonra söyeleyeceğim, öncelikle bizi tanıştıran buluşturan sebepleri söylemek istiyorum. Taner ile biz hep bir şiirden sebep buluştuk aslında, nerde ne zaman diye düşünsem mutlaka bir faaliyet içinde olduğu kesin. Üsküp’te yayımladığımız “Köprü” dergisi bizi bağladı, sınırlara aldırmadan bizleri tanıştırdı yeniden. Acımızı paylaştık, sevincimizi paylaştık beraber ve en önemlisi şiirlerimizi yazılarımızı bir çatı altında topladık, dağılmışlığımıza ayrılışımıza kopuşumuza sınırlarımıza aradan geçen zamana kardeşliğimden hiç ödün vermeyerek ve hala inadına sesimizi duyurmamıza ön ayak oldu bu gibi faaliyetler” diyerek başlayan “Köprü” Edebiyat Dergisi Editörü yazar-şair Leyla Şerif Emin, konuşmasının devamında Güçlütürk’le ve Prizrenle ilgili hatıralarını paylaştı. 

“Kitabı olmayan şiirlerin çocuğuyduk biz, edebiyatımızın ağır nefes aldığı bu dönemde bu kitap ruhumuza can kattı adeta. Beklenen bir haberdi bir müjdeydi aslında bu davet. Kopmuş edebiyatın çatlaklarında inadına yazılmış şiirlerin vatanıydı bu kitap, sokakta kalmış duvarlara yazılmış şiirlerin savaş kokan barut izlerinden yoğrulmuş duygular ile yemyeşil bir baharı müjdeledi bu kitap. Bu kitap genç nesilin nasıl nefes aldığının aynası aslında” dedi. 

Prof. Dr. Tacida Zubçeviç Hafız: “Güçlütürk’ün edebi yaratıcılıkta asıl verimli ve yankı uyandıracak eserleri bundan sonra sanat camiasıyla buluşmayı bekliyor” 

Taner Güçlütürk’ün edebiyaratıcılığının iddialı filizlenişinin 1990’lı yılların ilk yarısına denk geldiğini, ancak Güçlütürk’ün ilk şiir denemelerinin ilkokul sıralarına uzandığını altını çizen Prof. Dr. Prof. Dr. Tacida Zubçeviç Hafız, onun şiirle tanışmasının öğretmenleri annesinin manzume öğretileri ve onları kapı arkasını sahne bilerek, şiir sunumlarıyla başladığını, Türkçe öğretmenleri Mürvet Karahoda ile Nebile Laçin’in Türkçe’ye dair eğitimleri sayesinde gelişip sürdüğünü vurguladı. Kitap kapağında siyah beyaz tonları tercih eden şairin, eserine estetik bir görsellik kattığını, insanoğlu ile evrenin karanlık/aydınlık boyutuyla birlikte eserin adına parallelik arz eden bir yüzü kazandırmayı başardığını söyleyen Hafız, Güçlütürk’ün şiirlerini biçim ve muhteva yönünden detaylarıyla inceleyerek analizini sundu. 

Hafız, Güçlütürk’ün Türkçesi ve şiirlerindeki kelime hazinesinin, şiir yaratıcılığının ilk dönemlerine kıyasla son dönemlerde zenginleşerek arttığını, gözçarpıcı ve dikkat çekici bir boyut kazandığı söyledi. Güçlütürk, kendini geliştiren ve kelime hazinesini zenginleştiren bir şair profiliyle yalın bir üslup kullandığını, ancak son dönem şiirlerinde hitaba, diğer söz sanatlarına, tasvir, panorama, teşbih, istiare, tahkiye, söyleşme... gibi söz sanatlarına başvurduğunu söyledi. 

Ulusal ve uluslararası çapta üç edebiyat ödülüne sahip Güçlütürk’ün şiirlerinin bugüne kadar çok sayıda dergi ve gazetelerde yayınlandığına dikkati çeken Hafız, “Bir Hayat Verin Ona” adlı şiiri Balkan Türk Müziğinin önde gelen isimlerinden Süleyman Sait tarafından bestelenerek, çok yakında Türkiye’de piyasaya çıkacak ikinci müzik albümünde yer aldığını bildirdi. Güçlütürk’ün şiirlerinin son dönemlerde bölgenin, ulusal ve uluslararası çaptaki en prestijli Türk edebiyatı dergilerinden sayılan Köprü, Balkan Türküsü, Türk Dili, Türk Edebiyatı ve Kardeş Kalemler adlı dergilerinde yayınlandığını belirten Hafız, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Dilime Yaslar Yakışmaz” adlı eseriyle Kosova Türk edebiyaratıcılığına edebi nitelik ve estetik şiirler kazandıran Güçlütürk’ün edebi yaratıcılıkta asıl verimli ve yankı uyandıracak eserleri, bundan sonraki dönemlerde, sanat camiasıyla buluşmayı beklemektedir”. Güçlütürk’ün iyi bir şair olduğu kadar daha fazla başarılı bir akademisyen, araştırmacı ve edebiyat bilimcisi olduğunu ifade eden Hafız, Güçlütürk’ün “1951-2001 Yılları Arasında Kosova’da Türk Edebi Yaratıcılığı” adlı doktora tezinin basım aşamasında olduğunu bildirdi.   Gece, verilen görkemli bir kokteyl ile son buldu. Güçlütürk’ün, İstanbul’un “Değişim” Yayınları şiir dizisinin 66. eseri olaran çıkan “Dilime Yaslar Yakışmaz” adlı 128 sayfalık ilk şiir kitabı 73 şiirden oluşuyor, Fahri Tuna editörlüğündeki kitabın kapak fotoğrafı Barış Karamuço’ya, kapak ve kitap iç düzeni de Mücahit Kofoğlu’na ait. 

Güçlütürk’ten Şems Tebrizi Diliyle Teşekkür 

Eserin yayımlanması ve tanıtılmasında katkısı geçen birey, kurum ve kuruluşlara tek tek teşekkür eden Taner Güçlütürk, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Dizelerim konuştu bu akşam, çok kıymetli üstadlarım, hocalarım ve şair dostlarım görüşlerini paylaştılar. Bu değerli değerlendirmeler üzerine daha fazla söze ne hacet. Dilime yaslar yakışmaz dedik... Bundan sonra da kelimelerim konuşmaya devam edecek. Basımdan çıkacak bir sonraki eserimin tanıtım töreninde buluşmak ümidiyle, hepinize saygı ve sevgilerimi sunarken, konuşmamı Şemsi Tebrizi’nin anlamlı bir sözüyle noktalamak istiyorum. Tebrizi diyor ki: ‘Sana affedilemeyecek kadar büyük hata yapan birine, akıl sınırlarının bittiği yerden başlayacak ceza vermek istiyorsan; bütün samimiyetinle affet. Hissedilen her şeyi arşivleyen kader, kendisiyle en iyi biçimde ilgilenecektir. Öyle ki asla vazgeçmeyeceğin mücadelen sırasında yaptıkların güzel olsun. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz. Beceremez misin? O zaman güzel bir şeye başla. Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü; Her insan, her an ölecek yaştadır…”

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 100. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 100. Sayı