Taşıyıcı


 01 Ekim 2020


“Hey! Taşıyıcı amca! Bakar mısın?”

Bana sesleniyordu. Bir eli omuzunda asılı çantanın kulpunda, diğer eliyle de “Çabuk gel!” işareti yapıyordu. Eteği topuklarına kadar uzanan, bahar çiçekleriyle süslü bir elbise giymişti. İnce, zarif, beyaz tenli, güzel gözlü, yirmili yaşlarda gösteren, güzelce bir kızdı. Boyu, benim küçük kızımla ya aynı ya da bir iki santim daha uzundu. Küçük kızım gibi gülümsüyordu. Gülümseyince tıpkı kızımınkiler gibi yanaklarında gamzeler oluşuyordu. İyice yaklaştım: 

“Buyur kızım!” dedim.

“Eşyalarımız hemen şurada!” derken önümüzdeki kapıyı gösterdi. “Taksiye kadar lütfen…” derken de arka kapıyı gösterdi. Ama öyle içten, öyle tatlı, öyle güzel söyledi ki reddetmek mümkün mü?  

“Peki!” diyebildim ancak.

Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminalinin “gelen yolcu” katındaydık. Üniversitelerin açılışı yaklaştığından ortalık her zaman olduğundan daha kalabalıktı. Peşi sıra ilerleyerek iki tekerlekli yük taşıma arabamı kimseye dokundurmadan dışarıya çıkmayı başardım. Doğruca İstanbul otobüsünün yolcu bıraktığı perona vardık. Otobüs henüz perondan ayrılmamıştı. Koli bantlarıyla sarılmış iki büyük karton kutu ve iki büyük valiz muavinin indirdiği yerde üst üste duruyordu. Eşyaların başında yaşlı sakallı bir adamla yaşlı başörtülü bir kadın bekliyordu. Geldiğimizi görünce ikisinin de sevindiğini yüzlerinden anladım. Bu kalabalıkta, bu kadar çabuk taşıyıcı bulunmasını şans olarak gördükleri belliydi.  

Beni çeviren kızın annesi babası olamayacak kadar yaşlı görünen iki yakınıyla selamlaştık. İkisi de temiz yüzlü, cana yakın insanlardı. Yüzlerinde mutlu, huzurlu, hayatta her istediklerine kavuşmuş, problemsiz insanların gülümseyişleri vardı.

Arabayı iyice yaklaştırıp önce karton kutuları yerleştirdim. Kutuların ikisi de ağırdı. Doğrusu biraz zorlandım. Sonra valizleri üst üste koyup düşmesinler diye üstekinin kulpunu bırakmadan iki elimle arabanın tutamaklarını sıkıca kavradım. Tıpkı usta taşıyıcılar gibi “Değmesin efendim! Pardon efendim! Müsaade eder misiniz?” diyerek ilerlemeye başladım. Genç Kız, yol açma konusunda bana yardım ediyor bir adım ilerimde yürüyordu. Yaşlılar bir iki adım geriden beni takip ediyorlardı.  

“Kutulardaki kitap mı?” diye sordum.

“Evet!” dedi sevimli kız. 

“Doğru tahmin etmişim!”

“Nasıl anladınız?”

“Ağır oluşundan.” 

“Biz ailecek okumayı severiz. Ben, annem, babam, dedem, babaannem kitapsız yaşayamayız. Onlar bir süre benim yanımda kalacaklar. Ankara’yı bilmiyorlar. Kitapçıları, sahafları öğreninceye kadar okuyacakları kitapları da yanlarında getirdiler. İkisi de kitap kurdu. Onları çok seviyorum.”

Güzel oluşu kadar da tatlı dilli, konuşkan bir kızdı. 

Allah’ım, küçük kızıma ne kadar da çok benziyordu.

İyi ki beni görmüş, çağırmıştı. 

İyi ki üç kelimelik olumsuz bir cümleyle reddetmemiştim. 

Arka kapıya varıncaya kadar tıpkı dedesi, babaannesi gibi, annesinin babasının ve kendisinin de öğretmen olduğunu anlattı. Aile boyu öğretmendiler. Ne güzel… 

Arka kapının dışında taksi gelinceye kadar bekledik.

Yüklerini taksiye yerleştirirken şoföre yardımcı oldum.

Sevimli güzel kız bana çok çok teşekkür etti.

Çantasından cüzdanını çıkartırken;

“Borcumuz ne kadar amca?” diye sordu.

“Borcunuz yok!” dedim.

Şaşkın gözlerle yüzüme baktı. 

“Olur mu amca?” dedi. “Bizim için yoruldun. Söyle, ne dersen vereceğim!”

“Borcun yok kızım!” dedim. “Çünkü ben taşıyıcı değilim. Ben de sizin gibi yoldan geldim. Dün parka bıraktığım arabama eşyalarımı koyup dönerken seninle karşılaştık. Beni el arabasıyla görünce taşıyıcı sandın. Halbuki kimlik bırakarak aldığım arabayı teslim etmeye gidiyordum. Öyle güzel gülümsedin, öyle güzel konuştun ki üç kelimeyi yan yana getirip de “Ben taşıyıcı değilim!” diyemedim. Bu yaşa kadar hep kitap taşıdım, hiç yorulmadım. Borcun yok güzel kızım.”

Güzel Kız büyük şaşkınlık yaşıyordu. 

Kendini toparlayınca mahcup bir sesle sordu:

“Peki amcacığım mesleğiniz nedir?”

“Millî Eğitim Bakanlığı Müfettişiyim.”

Güzel kızın gözleri hayretle ve kocaman kocaman açıldı.

“Yaa!..” diyebildi.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 166. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 166. Sayı