HaftanınÇok Okunanları
Coşkun Haliloğlu 1
Ahmet Kartal 2
Serdar Dağıstan 3
ŞADİKUL HEMRA 4
Kardeş Kalemler 5
Aygul S. TÜRİKPENOVA 6
KEMAL BOZOK 7
Terek’in Hediyeleri
Terek, devasa kayalıklar arasında,
Kükrüyor vahşi ve acımasızca
Adeta fırtına gibi, onun ağlayışı
Köpük köpük çağlıyor gözyaşları.
Coşkun akıyor bozkır boyunca
Bakarsın, hemen kurnazlar gibi
Hazar’ı selamlar şefkatle
Ve konuşur fısıltıyla:
«Çekil biraz ihtiyar deniz
Yer ver benim dalgalarıma!
Dolaştım geniş bozkırlarda
Şimdi dinlenme vakti burada.
Ben Kazbek’in bağrında doğdum
Ve bulutların göğsünden emdim
İnsanın bu bilinmez gücüyle
Hazırım sonsuza dek mücadeleye.
Ben eğlensin diye, senin oğullarına
Bir parçam olan Daryal’ı açtım
Ve şan olsun diye çok sayıda
Devasa çakıllar sürükledim boğaza.»
Fakat, Hazar ipek kıyılarına yaslanarak
Gömüldü sessizliğe, sanki uyur gibi
Terek ise yeniden şefkatle
Fısıldıyor ihtiyarın kulağına:
«Sana bir hediye getirdim!
Sıradan değil bu hediyem
O Kabardey, savaş alanından
Koparılmış… bir Kabardey.
Cevşen giymiş boydan boya
Ve çelik kolçaklarına
Kur’an’ı-Kerim’den bir ayet
Yazılmış altın sırmalarla.
O çatmış kaşlarını inatla
Ve bıyıklarının kenarı
Boyanmış, ateş kızılı ve kızgın
Akan asil kanıyla.
Açık gitmiş gözleri… cevapsız kalsa da
Yine dopdolu ezeli düşmanlıkla;
Uzanıyor ensesine, kıymetli
Bir tutam örgülü siyah saçı.»
Fakat, Hazar ipeksi kıyılarına yaslanarak
İç çekip, susuyor;
Terek ise vahşi ve bir daha ihtiyara,
Anlatıyor heyecanla:
«Dinle dayı: İşte, paha biçilmez hediye!
Diğer hediyeler ne ki?
Fakat, ben herkeslerden
Gizledim onu, şu ana kadar
Getireceğim sana dalgalarımla
Genç bir Kazak kadını
Cesedi solgun, omuzları koyu
Örgülü, açık sarı saçları
Hüzünlü yüzü, dumanlı
Bakışları öyle sessiz, adeta tatlı bir uykuda
Açılmış göğsüne bir ince yara
Pembe kanı akıyor hızla,
O ise sızlanmıyor şimdi
Güzel genç kadın için, ırmak üzerinde
Tek başına kalmış Greben’de,
Bir Kazak delikanlı;
Eyer vurdu siyah atına
Ve sürdü dağlara, bir gece savaşına
Koydu başını
Acımasız Çeçen’in kılıcı altına».
Bitirmişti nehir keskin sözlerini
Ve saçlar dalgalanmaktaydı akışında
Kadının başı, kar gibi beyaz,
Sallanarak çıktı dalgalar üstüne.
O zaman ihtiyar, parlayan ihtişamıyla
Kalktı ayağa, heybetliydi fırtına gibi
Ve buğulanmıştı ihtirasla
Koyu mavi gözleri.
O çağladı mutlulukla
Ve açtı kollarını, koşan dalgalara
Bastı bağrına aşk mırıltısıyla.
1839
Terek: Türkçede bir anlamı da “kavak” demek olup, nehrin adı “Terek su” kavak nehri olarak geçmektedir.
xxxxxxx
Acele ederek Kuzey’e uzaktan…
Acele ederek Kuzey’e, uzaktan,
Sıcak ve yabancı diyarlardan…
Kazbek, Doğu’nun bekçisi, sana
Geldim ben, eğiliyorum saygıyla,
Beyaz sarığın asırlardan beri
Sarıyor senin çizgiler dolu alnını
Ve gururlu bir adamın yakınması
Yıkmaz senin gururlu dünyanı.
Ama bu kalbin sessiz duası
Ulaşsın diyedir, senin kayalarına
Yıldızlar üstündeki diyara, senin heybetli varlığına
Allah’ın ebedî tahtına.
Dua ediyorum, insin de birazcık serinlik;
Bu tozlu yollara ve boğucu vadiye,
Ben, katvetli çöl ortasında
Gündüz vakti bir taş üzerinde dinleneyim diye.
Dua ediyorum, fırtına gürleyip de,
Yakalamasın beni diye; savaş kıyafetleri içinde,
Daryal’ın karanlık geçidinde
Bitkin düşmüş bir atla
Ama bir dileğim daha var!
Ruhum titriyor-korkuyorum söylemeye!
Ya ben, bu sürgün günlerimden sonra
Vatanımda unutulursam tamamen.
Orada bulacak mıyım eski sarılmaları?
Eski dostça selamları?
Tanıyacak mı, dostlarım ve kardeşlerim
Acılar çekmiş beni, onca yıllardan sonra?
Ya da, benimle gençliğini paylaşmış
Güzel, ateşli ve asil insanların
Soğuk mezarları arasında
Adım mı atacağım vatan küllerine?
Ah, eğer öyle olacaksa! Senin kar fırtınanla
Kazbek, çabuk kapat üzerimi.
Ve geçit boyunca evsiz-barksız küllerimi
Dağıt, merhamet etme bana!
1837