HaftanınÇok Okunanları
Coşkun Haliloğlu 1
Serdar Dağıstan 2
Ahmet Kartal 3
ŞADİKUL HEMRA 4
Aygul S. TÜRİKPENOVA 5
Kardeş Kalemler 6
KEMAL BOZOK 7
Bir toplumu ulus yapan önemli özelliklerden biri de şüphesiz müzik kültürüdür.
Önemli tarihi olaylar, ahlaki değerler, toplumsal kurallar, aile ile ilgili değerler gibi pek çok konu müzik vasıtasıyla nesilden nesile aktarılabilir. Göç, düğün, cenaze, çalışma ya da çocuk oyunları gibi etkinliklerde müziğin icrası tüm uluslarda görülür. Ancak bunun yanında özellikle Türklerde önem kazanan bir müzik kültürü daha vardır: Ozanlık. Günümüzde aşıklık olarak ta bildiğimiz ozanlık Türklerde tarih boyunca profesyonel diyebileceğimiz bir meslek olarak uygulana gelmiştir.
Oğuzlarda ozan, ilden ile gezen bilge saz şairidir. Hanın danışmanı, yeri geldiğinde akıl hocasıdır. Ozansız han düşünülmez, hana dua edilirken ozansız kalmaması da dilenirdi. Ozan hanın karşısında diz çöküp eğilmez, sadece baş eğip bağır basardı.
Türk Kültüründe ozan deyince akla ilk olarak Dede Korkut gelir. Bu büyük bilge ozanların piri, kopuzun mucidi olarak kabul edilmekte. Yarı şaman Kırgız ozanları ayinlerine başlarken Korkut Ata’dan medet dilerlerdi.
“Su başında Süleyman, su ayağında er Korkut!
Belaları sen korkut! Çağırdığımda gel pirim!
Bunlu, kaygulu ile hastanın çaresini ver, Pirim!
Yeryüzündeki evliyalar, Gün gözündeki evliyalar!
Doğudaki evliyalar! Batıdaki evliyalar!
Sizden medet diliyorum!..."
Dede Korkut’un boyları (Destansı hikâyeleri) en çok Anadolu, Azerbaycan ve Türkmenistan’da yaygın olmakla birlikte Türk dünyasının hemen her yerinde yaşayarak ulusun kültür bağlarından biri olmaya devam etmektedir.
Korkut ata ile birlikte kutsallaşarak Türkün gönlünde yer eden bir diğer nesnel kültür ürünü de kopuz olmuştur. Bilinen en eski Türk çalgısı olan “kopuz” zaman içinde bir çalgının özel ismi olmaktan uzaklaşmış genel olarak “çalgı” anlamında kullanılmaya başlamıştır.
Günümüzde “kopuz” adı farklı coğrafyalarda farklı çalgıları ifade ederek yaşamaktadır. Kazaklarda yaylı çalgı olarak “kılkobız”, Kırgızlarda üç telli bir çalgı olarak “komuz”, Altaylarda ağız tamburası olarak “khomıs”, Gagauzlarda bir tür kemençe olarak “kauş” gibi isimlerde kopuzu görmekteyiz.
Ozanların piri olarak kabul edilen Dede Korkut’un elindeki kopuzun hangi çalgı olduğu hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte Oğuzların ozan çalgısı olarak geçmişten beri kullandıkları çalgının günümüzdeki bağlama ailesinden olduğunu biliyoruz. Orta Asya Türkmen ve Özbeklerinde iki telli bir çalgı olan “dutar” , Kazaklarda “dombıra”, Tuva ve Altaylarda “İgil”, ya da “Topşur” hep aynı aileden çalgılardır.
Türk kültüründe çalgı kutsaldır ve bu özelliği ile kılıç ya da mızrak gibi savaşçının silahı ve zırhıdır.
Dede Korkut kitabında Segrek Bey, kâfirin elinde bir kopuz görünce kılıcını çektiği halde düşmanına vurmuyor ve şöyle diyordu;
“Mere kafir! Dedem korkut kopuzu hürmetine kılıcımı çalmadım!.. Eğer elinde kopuz olmasaydı ağam başı için seni iki kılar idim!...”
Anadolu Türk kültüründe bağlama “telli kuran” denilecek kadar kutsal sayılmaktadır.
Merv vilayetinden Bir Türkmen aydını şöyle diyor;
Gel dutarım sözleşelin
Aslın senin ağaçtandır
Ağaç dersem gönüllenme
Elvan güller ağaçtandır.
Kur’an başı kul huvalla
Seni verdi kadır Alla
Perden gümüş tarın tılla
Barça zatlar ağaçtandır.
Aynı sözü şimdi de pir Sultan Abdal’dan dinleyelim;
Öt benim sarı tamburam
Senin aslın ağaçtandır
Ağaç dersem gönüllenme
Kırmızı gül ağaçtandır
Nurdur kabenin eşiği
Cihanı tuttu ışığı
Hasan Hüseyin’in beşiği
O da yine ağaçtandır
Yeter Pir Sultan’ım yeter
Dertlilere derman katar
Türlü türlü meyve biter
Oda yine ağaçtandır.
Orta Asya’da 15. yüzyıl ozanlarından biri kopuzuna hitaben şu deyişi söyler;
“Botası ölgen narday bozda kobız.”
Yavrusu ölen deve gibi bozla kopuz. Buradaki bozlamak sözünün Anadolu’da bir halk müziği türü olan “bozlak” şeklinde yaşadığını hepimiz biliyoruz.
Yüzyıllardır ayrı coğrafyalarda yaşayan Türk ulusunun kültür birliğini vurgulayan bir diğer alan da ortak türkülerimiz ve destanlarımızdır.
“Kaleden kaleye şahin uçurdum
Ah ile vah ile ömür geçirdim.”
Türküsü Azerbaycan, Türkmenistan, Kerkük, Anadolu ve Kırım’da hem söz hem de ezgi olarak aynı şekilde söylenmektedir
Bu gün Gagauzlar arasında çok yaygın olan
“Oğlanın evi sarı samandan,
İçine girilmez toz dumandan”
Türküsünü Macar Müzikolog Bela Bartok’un 1936 yılında Güney Anadolu’da yaptığı derlemeler arasında da görüyoruz. Hem de Aynı sözler ve aynı ezgiyle.
Anadolulu ozan Köroğlu’ndan okurken,
“Mert dayanır namert kaçar,
Dağlar gümbür gümbürlenir.
Şahlar şahı divan açar
Divan gümbür gümbürlenir
Ok atılır kalasından
Hak saklasın belasından
Köroğlu’nun narasından
Her yan gümbür gümbürlenir”
derken Türkmenistanlı ozan aynı türküyü
“Goçlarım hazır bolunlar
Dağlar gümmür gümmürlendi
Yetip derbendi alınglar
Dağlar gümmür gümmürlendi
Ok atılar galasından
Hak saklasın belasından
Goç yiğidin nalasından
Dağlar gümmür gümmürlendi
Şerapdan içip gananda
Duşman yüregi yananda
Göroğlu gırat münende
Yollar gümmür gümmürlendi.” şeklinde söylemektedir.
Köroğlu, Kerem ile Aslı, Garip Şahsenem gibi destanlar Doğu Türkistan’dan Balkanlara kadar aynı dilden seslenir, aynı telden çalınır.
“Bağ seyline inip geldim
Ne bağ duydu ne bağban
Seyl edip güllerin derdim
Ne bağ duydu ne bağban”
Türküsü Hazar ötesi Türkmenlerinde ve Özbeklerde Garip Şahsenem destanında geçer. Aynı Türkü Azerbaycan’da
“Seher seher seyre vardım
Ne bağ bildi ne de bağban”
Şeklinde; Anadolu’da ise
Seherde bir bağa girdim
Ne bağ duydu ne bağbancı”
Diyerek okunmaktadır.
Özbekistan’da ve Türkmenistan’da söylenen “Bilezik” Türküsü:
Say boyida turgan yigit
Kaş-u közini süzgen yigit
Bilerziğimni algan yigit
Algan bolsang ber ekecan bilerzigimni
Say boyida turganım yok
Kaş-u közimni süzgenim yok
Bilerziginni alganım yok
Alganler bersun ükecan bilerziginni
Aynı Türkü Anadolu’da Arzu-Kamber destanında geçer.
Helkemi suya daldırdım
Doldu diye kaldırdım
İki gözüm hey Kamber
Bileziğimi ben aldırdım
Arzum ben suya gelmedim
Elimi yüzümü yumadım
İki gözüm kör olsun
Bileziğini ben almadım
Bu türkünün Azerbaycan’da da bir varyantı olduğunu biliyoruz.
Destanları, çalgıları, ezgileri ile ortak müzik kültürü tüm dünya Türklerindeki birlik duygusunu koruyacak ve diri tutacak en önemli bağlardan biri olarak görülmelidir.