Türk Dünyasında Ortak Müzik Kültürü veya Kardeş Türküler


 01 Ocak 2007

Bir toplumu ulus yapan önemli özelliklerden biri de şüphesiz müzik kültürüdür. 

Önemli tarihi olaylar, ahlaki değerler, toplumsal kurallar, aile ile ilgili değerler gibi pek çok konu müzik vasıtasıyla nesilden nesile aktarılabilir. Göç, düğün, cenaze, çalışma ya da çocuk oyunları gibi etkinliklerde müziğin icrası tüm uluslarda görülür. Ancak bunun yanında özellikle Türklerde önem kazanan bir müzik kültürü daha vardır: Ozanlık.  Günümüzde aşıklık olarak ta bildiğimiz ozanlık Türklerde tarih boyunca profesyonel diyebileceğimiz bir meslek olarak uygulana gelmiştir. 

Oğuzlarda ozan, ilden ile gezen bilge saz şairidir. Hanın danışmanı, yeri geldiğinde akıl hocasıdır. Ozansız han düşünülmez,  hana dua edilirken ozansız kalmaması da dilenirdi. Ozan hanın karşısında diz çöküp eğilmez, sadece baş eğip bağır basardı. 

Türk Kültüründe ozan deyince akla ilk olarak Dede Korkut gelir. Bu büyük bilge ozanların piri, kopuzun mucidi olarak kabul edilmekte. Yarı şaman Kırgız ozanları ayinlerine başlarken Korkut Ata’dan medet dilerlerdi. 

 “Su başında Süleyman, su ayağında er Korkut!

Belaları sen korkut! Çağırdığımda gel pirim!

Bunlu, kaygulu ile hastanın çaresini ver, Pirim!

Yeryüzündeki evliyalar, Gün gözündeki evliyalar!

Doğudaki evliyalar! Batıdaki evliyalar!

Sizden medet diliyorum!..."

Dede Korkut’un boyları (Destansı hikâyeleri) en çok Anadolu, Azerbaycan ve Türkmenistan’da yaygın olmakla birlikte Türk dünyasının hemen her yerinde yaşayarak ulusun kültür bağlarından biri olmaya devam etmektedir. 

Korkut ata ile birlikte kutsallaşarak Türkün gönlünde yer eden bir diğer nesnel kültür ürünü de kopuz olmuştur. Bilinen en eski Türk çalgısı olan “kopuz” zaman içinde bir çalgının özel ismi olmaktan uzaklaşmış genel olarak “çalgı” anlamında kullanılmaya başlamıştır. 

Günümüzde “kopuz” adı farklı coğrafyalarda farklı çalgıları ifade ederek yaşamaktadır. Kazaklarda yaylı çalgı olarak “kılkobız”, Kırgızlarda üç telli bir çalgı olarak “komuz”, Altaylarda ağız tamburası olarak “khomıs”, Gagauzlarda bir tür kemençe olarak “kauş” gibi isimlerde kopuzu görmekteyiz. 

Ozanların piri olarak kabul edilen Dede Korkut’un elindeki kopuzun hangi çalgı olduğu hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte Oğuzların ozan çalgısı olarak geçmişten beri kullandıkları çalgının günümüzdeki bağlama ailesinden olduğunu biliyoruz. Orta Asya Türkmen ve Özbeklerinde iki telli bir çalgı olan “dutar” , Kazaklarda “dombıra”, Tuva ve Altaylarda “İgil”, ya da “Topşur” hep aynı aileden çalgılardır. 

Türk kültüründe çalgı kutsaldır ve bu özelliği ile kılıç ya da mızrak gibi savaşçının silahı ve zırhıdır.

Dede Korkut kitabında Segrek Bey, kâfirin elinde bir kopuz görünce kılıcını çektiği halde düşmanına vurmuyor ve şöyle diyordu; 

“Mere kafir! Dedem korkut kopuzu hürmetine kılıcımı çalmadım!.. Eğer elinde kopuz olmasaydı ağam başı için seni iki kılar idim!...”

Anadolu Türk kültüründe bağlama “telli kuran” denilecek kadar kutsal sayılmaktadır.

Merv vilayetinden Bir Türkmen aydını şöyle diyor; 

Gel dutarım sözleşelin

Aslın senin ağaçtandır

Ağaç dersem gönüllenme

Elvan güller ağaçtandır.

 

Kur’an başı kul huvalla

Seni verdi kadır Alla

Perden gümüş tarın tılla

Barça zatlar ağaçtandır.

Aynı sözü şimdi de pir Sultan Abdal’dan dinleyelim;

Öt benim sarı tamburam

Senin aslın ağaçtandır

Ağaç dersem gönüllenme

Kırmızı gül ağaçtandır

 

Nurdur kabenin eşiği

Cihanı tuttu ışığı

Hasan Hüseyin’in beşiği 

O da yine ağaçtandır

 

Yeter Pir Sultan’ım yeter 

Dertlilere derman katar

Türlü türlü meyve biter 

Oda yine ağaçtandır.

 

Orta Asya’da 15. yüzyıl ozanlarından biri kopuzuna hitaben şu deyişi söyler; 

“Botası ölgen narday bozda kobız.”

Yavrusu ölen deve gibi bozla kopuz. Buradaki bozlamak sözünün Anadolu’da bir halk müziği türü olan “bozlak” şeklinde yaşadığını hepimiz biliyoruz.

Yüzyıllardır ayrı coğrafyalarda yaşayan Türk ulusunun kültür birliğini vurgulayan bir diğer alan da ortak türkülerimiz ve destanlarımızdır. 

“Kaleden kaleye şahin uçurdum

Ah ile vah ile ömür geçirdim.”  

Türküsü Azerbaycan, Türkmenistan, Kerkük,  Anadolu ve Kırım’da hem söz hem de ezgi olarak aynı şekilde söylenmektedir

Bu gün Gagauzlar arasında çok yaygın olan

 “Oğlanın evi sarı samandan, 

İçine girilmez toz dumandan”

 Türküsünü Macar Müzikolog Bela Bartok’un 1936 yılında Güney Anadolu’da yaptığı derlemeler arasında da görüyoruz. Hem de Aynı sözler ve aynı ezgiyle.

Anadolulu ozan Köroğlu’ndan okurken, 

 “Mert dayanır namert kaçar, 

Dağlar gümbür gümbürlenir.

Şahlar şahı divan açar

Divan gümbür gümbürlenir

 

Ok atılır kalasından

Hak saklasın belasından

Köroğlu’nun narasından

Her yan gümbür gümbürlenir” 

 

derken Türkmenistanlı ozan aynı türküyü

 

 “Goçlarım hazır bolunlar

Dağlar gümmür gümmürlendi

Yetip derbendi alınglar

Dağlar gümmür gümmürlendi

 

Ok atılar galasından

Hak saklasın belasından

Goç yiğidin nalasından

Dağlar gümmür gümmürlendi

 

Şerapdan içip gananda

Duşman yüregi yananda

Göroğlu gırat münende

Yollar gümmür gümmürlendi.” şeklinde söylemektedir. 

Köroğlu, Kerem ile Aslı, Garip Şahsenem gibi destanlar Doğu Türkistan’dan Balkanlara kadar aynı dilden seslenir, aynı telden çalınır. 

“Bağ seyline inip geldim 

Ne bağ duydu ne bağban

Seyl edip güllerin derdim 

Ne bağ duydu ne bağban” 

 

Türküsü Hazar ötesi Türkmenlerinde ve Özbeklerde Garip Şahsenem destanında geçer. Aynı Türkü Azerbaycan’da

 “Seher seher seyre vardım 

Ne bağ bildi ne de bağban”

 Şeklinde;  Anadolu’da ise 

Seherde bir bağa girdim

Ne bağ duydu ne bağbancı” 

Diyerek okunmaktadır.

 

Özbekistan’da ve Türkmenistan’da söylenen “Bilezik” Türküsü:

 

Say boyida turgan yigit

Kaş-u közini süzgen yigit 

Bilerziğimni  algan yigit

Algan bolsang ber ekecan bilerzigimni

 

Say boyida turganım yok

Kaş-u közimni süzgenim yok

Bilerziginni alganım yok

Alganler bersun ükecan bilerziginni

 

Aynı Türkü Anadolu’da Arzu-Kamber destanında geçer. 

 

Helkemi suya daldırdım

Doldu diye kaldırdım

İki gözüm hey Kamber 

Bileziğimi ben aldırdım

 

Arzum ben suya gelmedim 

Elimi yüzümü yumadım

İki gözüm kör olsun

Bileziğini ben almadım 

Bu türkünün Azerbaycan’da da bir varyantı olduğunu biliyoruz.

 

Destanları, çalgıları, ezgileri ile ortak müzik kültürü tüm dünya Türklerindeki birlik duygusunu koruyacak ve diri tutacak en önemli bağlardan biri olarak görülmelidir.  

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 1. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 1. Sayı