HaftanınÇok Okunanları
Serdar Dağıstan 1
Könül Şükrova. 2
Yıldıray Çavdar 3
İhsan Kurt 4
TANER GÜÇLÜTÜRK 5
Emrah Yılmaz 6
Vahide Fidan Doğan 7
Geçtiğimiz aylarda sonsuzluğa uğurladığımız Muhtar Şahanov, muhteşem eserlere imzasını atan, Kazak-Türk şiirini Turan gerçeği ile birleştirip sesini bütün âleme duyuran ender sanatçılarımızdan biridir.
O, şiir dünyasına yeni bir üslup anlayışı ve yeni bir soluk getiren, Kazak şiirinin gelişimine önderlik eden, bu alanda Kazak şiirine derinlik kazandıran bir halk bilgesidir aynı zamanda. Vermiş olduğu eserlerinde manevi dünyamızın derinliklerini bir hazine değerinde göstermektedir. Eserlerinde toplumdaki karmaşık sorunlara değinmiş, ülkenin ve toprakların kaderi hakkında hassas ve tutkulu görüşler yansıtmıştır. Kendine özgü yüksek bir vatandaşlık ilkesi olduğunu mısralarında ve yazılarındaki satırlarda bulmak mümkündür. O, hem yetkililere hem de topluma düşündürücü sorular sorabilen nadir entelektüellerden biriydi.
Türkistan’da bulunan Yesevi Üniversitesindeki konferansında kendisiyle tanışma şansına sahip olduğum Cengiz Aytmatov ile birlikte 1997 yılında yazdıkları Kazak ve Kırgız kardeşliğini vurgulayan “Uçurum Başındaki Avcının Ağıdı” «Құз басындағы аңшының зары» adlı eser ile bu anlamlı kardeşliği yansıtan aşağıdaki mısralar da hafızalarda saklanması elzem örnekler olsa gerek.
Sevinçte biriz,
Kederde de biriz,
Aynı kökten beslenen ikiz, kardeş gülleriz.
Birimizi ikincimiz koruyor ve seviyoruz.
Aladağ'ı alıp kuşa benzetsek
O kuşun
Bir kanadı Kazak, bir kanadı Kırgız olur. ...
Şahanov sadece bir şair değil, aynı zamanda oyun yazarı ve şarkı sözü yazarıdır da. "Aşkın Kanunu" ve "Sokrates'in Anma Gecesi" gibi oyunları sahnelenmiştir. "Gül Davren" ve "Zhubaylar Zhyry" (Aşıklar-Eşler-Destanı) gibi şarkıları da halk arasında geniş çapta tanındı.
Muhtar Şahanov, tüm hayatını kutsal bir sanat kabul ettiği şiire adamış, Kazak şiirini yeni bir seviyeye taşımış, Kazak edebiyat ve kültürünün ufkunu genişletmek için önemli katkılarda bulunmuş, Türkleminin önde gelen isimlerinden biriydi. Dil sevgisiyle her zaman hayırlı işlerin ön saflarında yer aldı. Eserleri birçok yabancı dile çevrildi ve tutkulu şiirleri geniş bir kitle tarafından sevildi ve okundu.
Onun şiirlerini alt başlıklarla tanıtmaya çalışırsak:
A-Toplumsal Şiirleri:
Aşağıdaki mısralar onun nasıl bir yurt ve millet sevgisi taşıdığını gösteren en anlamlı örnekler.
ağladın yiğidim,
“Ben hayatın yoksulluğunu çok gördüm” diye,
“Millete yaptığım iyilikler karşılık bulmadı” diye.
Sen ağladın yiğidim,
Duyguların taştı.
Küçük çocuğunu da yanına alıp,
“Kızıl günüm sona erdi” diye,
“İnandığım sattı beni” diye.
* * *
Ben ise geri adım atmadım,
Biliyorum ki kader seni mahvetti,
Biliyorum ki cömertsin, cömertsin,
Şimdi bugün... sıra sende mi?
Evet, evet, tamam,
Geçmiş geri dönecek mi,?
Bakman gerek kardeşim, önüne bakıp.
Başındaki kalpak mı,?
Yoksa baş örtüsü mü?
kalpaksa, hemen başka bir hale geç,
Gözyaşlarını küçük bebeğe gösterme.
Gözyaşlarını gösterme, yalvarıyorum,
Ah ah dostum, senden hoşlanmıyorum.
Küçük bir bebek görmemeli,
Babasının bu kadar çok ağladığını,
Babasının bu kadar çok düştüğünü.
(Memlekete Dönüş)
Babam senin kucağında ilk atına bindi,
Annem senin göğsünde kök saldı.
Ben de sende ilk hayalimi buldum,
Senden daha büyük kimse benim için olmayacak...
B- Bağımsızlık mücadelesi için yazdığı şiirlere bakacak olursak:
Kazakistan’da Aralık “Jeltoksan” ayında Kazak gençlerinin (16 Aralık 1986) devrin yönetimine karşı yaptığı gösteriler aynı zamanda Kazakistan’ın bağımsızlık kazanmasına vesile olan önemli olaylardan biri olduğunu vurgulamak gerek. Muhtar Şahanov’un geniş kapsamlı olarak dillendirdiği şiirin aşağıdaki kısa bir bölümü onun konuya ne kadar vakıf olduğunu, olayların bütün seyrine şahit olduğunu da yansıtıyor. Aynı zamanda o tarihi gösterilerin yapıldığı Almatı’daki Brejnev Meydanı (Şimdiki Cumhuriyet Meydanı) için yazdığı mısralar bu günkü Kazak insanına ders niteliğindedir.
Bir an durup baş eğmeden geçmeyin bu meydandan...
Aralık ayında sert rüzgârla sarsıldı gök ve yer.
Bu yer, kalkandır, asil ruhun patladığı yer,
Yeniden uyanan millet gururunun kızıl kana bulandığı yer...
Aralık Ayı Olayları Dersi
Aralık ayında hakikat şarkısını söyleyeceğim diye haykırdın,
Aralık ayında egemen bir ülke olmak için çabaladın.
O günlerdeki soğuğun sızısı hâlâ gövdende (göğsünde),
Başına döndüğüm halkımın genç kudreti, genç filizi!
Yukarıdaki mısralarda dikkatimizi çeken duygunun bir benzeri “Asil Damarı Aramak” başlıklı şiirinde de karşımıza çıkıyor. Yani bütün benliği ile, ülkesinin ve milletinin geleceğini hayatının bir parçası olarak gördüğünü fark ediyoruz.
(Asil Damarı Aramak)
Söyle gençliğim, yalvarıyorum,
Verdim sana gövdemdeki arımı.
Verdim sana ülkümün ateşini.
Ama senin övüncün olabildim mi?
C- Türk Dünyası ve Türkistan konusundaki şiirlerinden aşağıdaki örnek onun düşünce ve duygu dünyasını da yansıtıyor.
Farabi'den ışık görmüş,
Yasavi'ye güç veren,
Türk dünyasının başkenti
Değerli şehir, asırlık şehir,
Ruhu sonsuza dek genç kalan şehir…
Türkistanım: Babam,
Türkistanım: Atam,
Duanı bana ver.
D- Nevruz konusundaki söylev ve şiiri:
Muhtar Şahanov’un Türk âleminin gerçek bir bayramı olan “Nevruz” konusunda 1988 yılında Almatı’daki Maksim Gorki meydanında yüzbinlerce Kazak halkına yapmış olduğu aşağıdaki söylevini gurur ve heyecanla hatırlamamız gerek. Yıllar boyu dönemin baskıcı idaresi tarafından “Nevruz bir islam geleneğidir.” Diye milli yapıdan uzaklaştırılan bu bayramın büyük mücadele sonunda tekrar halk tarafından milli bir Türk bayramı olarak kutlanıyor olmasında elbette Muhtar Şahanov gibi idealist şahsiyetlerin payı büyüktür. Kazakistan’daki “Jalın” dergisinden alınan bu söylevin Türkiye Türkçesine aktarılmış şekli aşağıdadır.
Navrıza “Övgü”
Muhtar ŞAHANOV
1988 yılı da benim için ruhani zafer yılı. Orduyla ve bir avuç milletimizin yoksullukla geçen tüfeksiz savaşlarında “Aşığım alçısıyla düştü.” “Navrız-İslam dininin kalıntısı” diye tutarsız fikre sahip olanlar yenildi. Uçsuz bucaksız Kazak topraklarına, aralıksız bütün Orta Asya’ya 62 yıllık ayrılıktan sonra “NAVRUZ” bayramının tekrardan yerleşmesinden, destek görmesinden sonsuz gurur duymaktayım.
* * *
(Nevruza Sesleniş)
Kaç asırdır sen verdiğin toprağımıza
Ayrı bir türküsü idin uçsuz bucaksız elin.
Selam Navrız!
Sen bizim aramıza
62 yıldan sonra tekrar geldin.
Sen en eski destanısın şuurumuzun,
Ruhani şadlığımızsın dolup taşan.
* * *
E-Aral Gölü hakkında:
“Aral” Gölünün bugünkü genel durumu Türk coğrafyasındaki herkesi derin bir kaygıya sürüklüyor. Muhtar Şahanov da mısralarıyla konuyu en can alıcı noktasından yakalayıp okuyucuya bu kaygıyı etkili bir şekilde nakletmeye çalışıyor. Bu mısraları okurken ister istemez şair dostum Ali Akbaş’ın aşağıdaki mısralarını da yad etmiş oluyorum.
“Göl değil kımızdı Aral
Bir iffetli kızdı Aral
Kalınca küffar elinde
Yer altına sızdı Aral”
* * *
Aral Denizi Hasreti
Gemiler yüzdürüp yelkenlerini aya doğru açan,
Dağ dalgasının yamacında sallanan o güzel gün nerede?
O çağın kaderinden nerede güç kuvvet sezen?
Martı baharın coşkusuyla uçtu mu gözden?
Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki; yukarıda bazı şiirlerinden örnekler aktardığım ve birkaç defa yüz yüze konuşma fırsatına ulaştığım muhterem büyüyüm Muhtar Şahanov, Türk Dünyasına zengin bir edebi miras bırakmış değerli bir şahsiyettir. Onun parlak imajı ve eserlerinde gördüğümüz sarsılmaz karakter, asil ruh, adalet yolundaki azim ve ülke çıkarlarına olan bağlılığı unutulmayacak, Türk Dünyasının hafızasında sonsuza dek yaşayacaktır.
Kaynakça:
Sırderya- Almatı-1959
Bakıt- Almatı-1966 ("Бақыт")
Balladalar- Almatı-1968
Ay Doğup Geliyor- Almatı-1970
Kartallar Tepeye Konmuyor- Almatı-1974
Duygu Padişahlığı- Almatı-1976
Jeltoksan Epopeyası- Almatı, Dostar Media, 2014
Tanaköz- Almatı, Abay Basımevi-1972
Mahabbat Eli- Almatı- 1976
Mahabatı Korğav- Almatı- 1982
Ğasırlardıı Bezbendev (Asırları Karşılaştırmak)- Almatı-1988