HaftanınÇok Okunanları
AYSUN DEMİREZ GÜNERİ 1
VILAYET GULIYEV 2
HİDAYET ORUÇOV 3
KEMAL BOZOK 4
İSMAİL DELİHASAN 5
BURHANETTİN ÇAKICI 6
Ece Türköz Oğuz 7
Azerbaycan – Türkiye münasebetlerinin binyıllardan gelen büyük tarihi, devamlı ve dayanıklı ananeleri vardır. “Toprağı ekmezsen korumaya, korumazsan ekmeğe değmez” diyen ulu Dede Korkut’un vasiyetleri Azerbaycan için olduğu gibi, kardeş Türkiye için de aynı derecede mukaddestir.
Dünya ölçeğinde önemli devlet adamı Haydar Aliyev’in Azerbaycan – Türkiye münasebetlerinin mahiyeti ve ehemmiyeti hakkında büyük müdriklik ve uzak görüşlü bir şekilde dediği, “Tek millet, iki devlet” sözü, her iki ülkede atasözü gibi kabul edilmektedir.
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hayata geçirdikleri azimli ve hedefe yönelik siyaset, yönettikleri ülkelerin millî ve devlet çıkarlarını açık bir şekilde ifade etmekle beraber, hem de bütün dünyanın ciddi ihtiyacı olduğu karşılıklı itimadın, birlik ve beraberliğin gerçek örneklerinin beşeriyete en açık şekilde takdimine hizmet ediyor.
Bağımsız Azerbaycan Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti hakikaten ülkelerimizin millî çıkarları kadar bölgede ve genel olarak dünyada barışın, güvenliğin ve işbirliğinin geliştirilmesini gerçek bir şekilde devlet stratejisinin ana maddelerine dönüştürmüşlerdir. Bu, yalnız iki halkın değil, genel olarak beşeriyetin yararınadır. Azerbaycan ve Türkiye dayanışması ve işbirliği, bizim ülkelerimiz kadar dünya birliği için de bir şanstır. Türkiye ve Azerbaycan’ın olduğu yerde dünyamız karşılıklı itimat, kardeşlik, birlik ve dayanışma konusunda telaş etmeyip, farklı kıtalarda zorluk ve buhran olan yerlerde dayanışma uğruna emin bir şekilde mücadele edebilir.
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ezelî toprakları ve ayrılmaz bir parçası olan Dağlık Karabağ uğruna Ermeni işgaline ve tahribatına karşı yürüttüğü mücadele ve kendini savunma sürecinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından bağımsız devletimizin ve halkımızın haklı davasının müdafaa edilmesi, kadim tarihe sahip ortak millî-manevî ve dinî değerlerimize saygı belirtisi olmanın yanı sıra aynı zamanda uydurma çifte standartların değil, adaletin zaferine desteğin, bu yönde gerçek hizmetin bir ifadesidir. Dünya birliği artık anlamıştır ki, Azerbaycan da kardeş Türkiye’ye münasebette aynı adımları atmakla, barışı, dayanışmayı ve adaleti müdafaanın daha bir örneğini göstermekle dünyayı düşündürmek vazifesini hayata geçirmeği, yegâne makbul yol olarak görüyor.
Dağlık Karabağ uğrunda Ermeni işgalcilere karşı mücadelede Türkiye Cumhuriyeti’nin yürekten gelen itibarlı kardeş sözü her tür silahlı müdafaadan kat-kat üstündür. Savaş meydanlarında işgalci Ermenistan’ın hak ettiği dersini vermeği başaran Azerbaycan için kardeş Türkiye’nin gerçek manevî desteği askerî-iktisadî yardımından da ehemmiyetlidir. En önemlisi şudur ki Azerbaycan ve Türkiye demir yolu üzerinde dünya entegrasyonuna, sulh ve işbirliğine, kardeşliğe ve dayanışmaya doğru tereddütsüz ilerleyen birer lokomotiflerdir.
İşgalci Ermenistan’ın, Dağlık Karabağ etrafında vuku bulan çarpışmalara Türkiye askerlerinin katılımı hakkında yaydığı yalan beyanatlar katiyen gerçeği aksettirmiyor. Tecavüzkâr Ermenistan’ın Azerbaycan cephe hattında Türkiye faktörü ile ilgili uydurduğu yanlış bilgiler bir kaç kurnaz amaç taşımaktadır:
- Azerbaycan ordusunda Türkiye faktörü hakkında yalancı mit uydurmakla kendisinin ümit ettiği diğer devletlerin Ermenistan’a destek vermesini sağlamaya çalışmaktadır.
- Bununla Ermenistan Lübnan’dan, Suriye’den ve Irak’tan getirerek zorla savaşa soktuğu artık kanıtlanmış paralı savaşçıları gizlemek, dikkati dağıtmak istiyor.
- Ermenistan bir daha yalnız kaldığını, zavallı duruma düştüğünü belirterek, kılıktan kılığa girerek, bazı devletleri aldatarak maddî ve manevî yardım almaya can atıyor.
- Hiç olmazsa, geçici bir süre dahi olsa, yalan ve şantaj yolu ile Doğu Anadolu topraklarına göz diktiğini arka plana geçirmekle ikinci cephe açılması tehlikesinden kurtulmaya çaba sarf ediyor.
- Nihayet, Türkiye korkusu karşısında aciz ve miskin olduklarını gizliyor, korkusunu ve paniğini örtbas etmek görüntüsü oluşturuyor.
- Azerbaycan’ın adaletli mücadelesine gölge düşürmeğe, bu mesele etrafında uydurma skandal çıkaran, ortalığı karıştırmaya ciddi çaba sarf ediyor.
- 27 Eylül 2020 tarihinde Dağlık Karabağ savaşında Başkumandan İlham Aliyev’in başkanlığında kazanılan büyük askeri zaferleri, başarılı adımları tahrif etmeğe çalışıyor.
- Bununla Paşinyan rejimi kendi halkını kandırıyor.
Buna rağmen, artık Azerbaycan’ın savaş cephesinde kazandığı zaferler, kendi öz topraklarımızı kurtarmak istikametinde elde ettiği ciddi mevkiler yalancı Paşinyan rejiminin tüm niyetlerinin uydurma ve iftiradan ibaret olduğunu uluslararası kamuoyu açık bir şekilde görüyor. Bu sebeptendir ki, şimdi dünyanın birçok ülkeleri Azerbaycan’ın hak işini destekliyor ve müdafaa ediyor.
Bu yüzden Azerbaycan – Türkiye münasebetleri, ortak tarihî kökler, millî-manevî değerler ve karşılıklı itimat ve işbirliği esasında dönmeden inkişaf ederek, ülkelerimizde, bölgede ve dünyada sulh ve güvenliğin, birlik ve dayanışmanın, adalet ve işbirliğinin inkişafına gerçek teminat veren ve katkı sağlayan, daha büyük inkişafa hizmet eden devletlerarası kardeşlik ve işbirliği modeli olarak kabul edilmektedir.
XX. asırda Türkiye Cumhuriyeti – dünyanın büyük güç ve söz sahiplerinden biridir. Azerbaycan da kısa sürede – çağdaş dönemin yeni liderlerinden birine dönüşmüştür.
Azerbaycan-Türkiye dünyada bütün istikametlerde tek bir bakış açısından yaklaşmanın, daim işbirliğinde olmanın, dünyaya istikrar ve barış getirmenin örneğidir.
Bugün Azerbaycan tarafında Türk askerinin bulunmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Azerbaycan Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yıllardan beri ülkemizde yürüttüğü başarılı ordu kuruculuğu siyaseti ve aşıladığı Azerbaycançılık ideali Azerbaycan askerinin büyük zafere doğru inaçla gitmesi için her tür teminat yaratmıştır. Ancak bununla da övüne biliriz ki, dünyada Azerbaycan’ın kendi topraklarını düşman işgalinden kurtarmak uğruna yürüttüğü adaletli mücadeleyi dönmeden müdafaa eden, halkımız ve devletimizle doğal bir heyecanı yaşayıp, mesuliyet duygularını bölüşen Türkiye Cumhuriyeti ve seksen iki milyonluk Türk halkı vardır. Türkiye’nin kendisi değil, itibarlı kardeş sözü, manevî desteği ön cephede Azerbaycan askeri ile bir siperdedir ve ordumuzu zafere cesaretlendirmeye hizmet ediyor.
Kalben inanıyoruz ki, en yakın zamanlarda Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, Başkomutan İlham Aliyev’in başkanlığıyla şanlı devlet bayrağımız Şuşa şehrinde dalgalandığı günü Azerbaycan ve Türkiye bu büyük zafer bayramının askeri gösterinin ve şenliklerinin sevincini birlikte yaşayacaktır.