Türkmen Davasının Sessiz Kahramanı Mehmet Terzi


 15 Eylül 2026

Bazı insanlar yalnızca kendi hayatlarını yaşar; bazı insanlar ise yaşadıkları toprakların hafızasına dönüşür. Mehmet Terzi, işte böyle bir ömre sahipti. 1 Temmuz 1927’de Kerkük’te dünyaya gelen ve çocukluğu Kerkük Kalesi’nin dar sokaklarında, Türkmen kültürünün ve geleneklerinin güçlü şekilde yaşatıldığı bir ortamda geçti. Liseyi Kerkük’te tamamladıktan sonra Babası usta Mecit Terzi’den hem terzilik mesleğini öğrendi hem de dürüstlük, çalışkanlık, helal kazanç millet sevgisi ve vatan sevgisi gibi hayatı boyunca vazgeçmeyeceği değerleri miras aldı. Onun hayatındaki en büyük hedeflerden biri, Türkmen gençlerinin eğitimli ve bilinçli bireyler olarak yetişmesiydi. Mehmet Terzi, eğitimin bir milletin geleceğini değiştireceğine inanıyordu. Maddi imkânı olmayan pek çok Türkmen öğrencinin okul masraflarını karşıladı, burs verdi, üniversite okumaları için destek oldu. O, yalnızca gençleri okutmak istemiyordu; onların Türkmen kimliğini bilen, kültürüne sahip çıkan ve milletinin geleceği için sorumluluk hisseden bireyler olmasını arzuluyordu. Bu yüzden yardım ettiği her gence sadece maddi destek değil, aynı zamanda bir dava şuuru da vermeye çalıştı. Bugün farklı mesleklerde görev yapan birçok Türkmen aydını, onun kendilerine açtığı yolu minnetle hatırlamaktadır. 

Mehmet Terzi için meslek, yalnızca geçim kapısı değildi; insanın şahsiyetini ortaya koyduğu bir emanetti. Türkiye’de aldığı modern terzilik eğitiminin ardından bir sürü iş tekliflerini reddedip. Türkmen davasına ve milletine hizmet etmek için Kerkük’e dönerek “Yıldız Terzihanesini” açtı. Kısa sürede ustalığıyla tanındı, özellikle kadın kıyafetleri dikimindeki başarısıyla büyük saygı kazandı. Türkiye’den getirttiği dergilerle yenilikleri takip ediyor, mesleğini sürekli geliştiriyordu. Ona göre bir insan yaptığı işi ne kadar özenle yaparsa, milletine de o kadar faydalı olabilirdi. Terzilik onun elinde yalnızca bir zanaat değil, emekle yoğrulmuş bir sanat hâline gelmişti. Fakat hayat ona kolay davranmadı. Türkmen milli davasına verdiği destek nedeniyle önce gözaltına alındı, ardından hapis cezasına çarptırıldı. Fabrikasına, dükkânına ve bütün mal varlığına el konuldu. Kendi evinde kiracı olarak yaşamaya mecbur bırakıldı. Yaklaşık bir buçuk yıl Ebu Gureyb Hapishanesi’nde kaldı. İnsan böyle zamanlarda her şeyini kaybettiğini düşünür; ama Mehmet Terzi’nin elinden alınamayan üç şeyi vardı: Türk kimliği, emeği ve inancı. 

Hapishane günlerinde bile mesleğini bırakmadı. El işi yaparak, üreterek, çalışarak ayakta kalmaya çalıştı. Çünkü o, insanın en zor şartlarda bile üretmekten vazgeçmemesi gerektiğine inanıyordu. Parmakları kumaşa, iğneye ve emeğe alışmıştı; demir parmaklıklar onun çalışma azmini susturamadı. Türkmen sevdası onun kalbinde öyle bir yere sahipti ki hapishanede onu ayakta tutmasına yardımcı olmuştur. Ne yazık ki Türkmen davası uğruna verdiği mücadele yüzünden yüzü tam anlamıyla hiç gülmedi. Hayatı boyunca baskılar gördü, mallarını kaybetti, özgürlüğünden oldu, hastalıklarla mücadele etti. Ancak hiçbir zaman pes etmedi. Çocuklarına, torunlarına, öğrencilerine ve çevresindeki gençlere sürekli Türkmen tarihini, Kerkük’ün hafızasını, Türk milletinin değerlerini anlattı. Onun sohbetlerinde vatan sevgisi, dürüstlük, çalışkanlık ve milli şuur eksik olmazdı. O, Türkçülüğü bir slogan olarak değil; milletine sahip çıkmak, gençlerini okutmak, kültürünü korumak ve zor zamanda halkının yanında durmak olarak görüyordu.

27 Temmuz 1997’de bu dünyadan ayrıldığında geride yalnızca bir aile bırakmadı. Okuttuğu öğrenciler, yetişmesine katkı sunduğu gençler, yardım ettiği insanlar ve uğruna bedeller ödediği Türkmen davası onun en büyük mirası oldu. Toprağa verildiği gün ardında kocaman bir insanlık bırakmıştı. Yer gök onun için ağlıyordu. Çünkü Türkmen davası bir çınar kaybetmişti. Bugün Mehmet Terzi’nin adı, Kerkük Türkmenlerinin hafızasında fedakârlığın, vatan sevgisinin ve sarsılmaz bir dava inancının sembolü olarak yaşamaya devam ediyor. Çünkü bazı insanlar öldükten sonra unutulmaz; aksine, bıraktıkları değerlerle her geçen gün biraz daha büyürler. Mehmet Terzi de ardında bıraktığı Türkmen şuuru, eğitim sevgisi ve mücadele ruhuyla yaşayan bir çınar olarak hatırlanmaktadır.

 

 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 237. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 237. Sayı