Üç Kitap, Bir Yazar


 01 Mayıs 2015

“Zafer KİBAR (Çev.), Abay Kunanbayev, Şiirler, SFN Yay., Ankara, 2014 ; Abay Kunanbayev, Nasihatler (Kara Sözler), SFN Yay., Ankara, 2014 ; Mukağali Makataev, Seçme Şiirler, SFN Yay., Ankara, 2014.” Kazak edebiyatı denilince ilk akla gelen isim kuşkusuz Abay Kunanbayev’dir. Kazak edebiyatı ile ilgili birkaç satır okuyanlar bilirler ki Kazak edebiyatında Abay, sadece bir şair değil, aynı zamanda adaleti, dürüstlüğü ve ilmi ile aydın bir Kazak lideridir. Halkının aydınlanmasını kendisine ilke edinmiş bu liderin şiirleri, nesirleri ve çevirileri yüz yılı aşkın bir zamandır Kazak halkına yol göstermektedir. Arapça, Farsça, Çağatayca bilgisiyle Doğu edebiyatını; Rusça bilgisiyle de Rus ve Batı edebiyatını yakından tanıyan Kunanbayev, eserlerinde ilmin önemine, cehalete, zamanın bozukluğuna ve eğitime sıkça vurgu yapmıştır. “Abay Kunanbayevtın Filosofiyalık Kölkürası” ve “Şıgarmalarının Eki Tomdık Tolık Junagı” adları altında toplanan eserleri 1954 ve 1957 yıllarında Almatı’da basılmıştır. UNESCO ‘nun 1995 yılını “Abay Yılı” ilan etmesini de göz önüne alırsak böyle değerli bir aydını Türkiye Türklerinin de okuması gerektiğini daha iyi anlayabiliriz. Bugüne kadar Türkiye Türkçesine çok az şiiri aktarılan bu Kazak aydınını daha iyi tanımamızı ve anlamamızı sağlayacak iki eserden söz etmekte fayda var. Bu eserlerden ilki olan ve Zafer Kibar tarafından, Türk Konseyi ve Türk Dünyası Başkenti Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna’nın destekleriyle yayıma hazırlanan “Abay Kunanbayev Şiirler” adlı eser 456 sayfadan oluşuyor. Kitabın çevirmeni Kibar, Kazakistan Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Canseyit Tüymebayev’in Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Danışmanı olarak görev yapmakta olup, Başbakanlık  bünyesinde Türk Cumhuriyetleri ile ilgili Başbakan Başmüşavirliği ve bir dönem de Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesi’nde Üniversitenin Gelişimi ve Finansmanından Sorumlu Rektör Yardımcılığı görevini yürütmüştür. Kazak Türkçesine vakıf olan Kibar, eserleri özgünlüğüne sadık kalacak şekilde ve şairlerin üslubunu yansıtacak biçimde Türkiye Türkçesine aktarmıştır. Eser bir sayfasında şiirlerin Türkiye Türkçesine çevrilmiş halleri, diğer sayfasında da asıl şekli verilmek suretiyle hazırlanmış. Böylece eser her iki ülkede de kaynak olarak kullanılabiliyor. Kitabın baş kısmında Abay Kunanbayev’in biyografisine yer verilerek büyük Kazak aliminin Türkiye okuyucuları tarafından daha yakından tanınması amaçlanmış. Ardından Kazak alfabesi ve Türk alfabesi verilerek aktarım ile ilgilenen kişilerin bilgilenmesi sağlanmış. Ayrıca Kazak Türkçesinde yer alan özel anlamlı bazı kelimelerin anlamları dipnotlarla okuyucuya sunulmuş. Şiirlerin aktarımında dilin sadeliği göz önüne alınmış ve Türk okuyucusunun da Abay’ın uyarılarından ve nasihatlerinden pay çıkarması istenmiş. Abay’ın şiirlerine bakıldığında çok geniş bir yelpaze görülür. Dönemin şartları, Kazak halkının yaşamı, cehalet, düzensizlik, tabiat tasvirleri gibi pek çok konuda şiir söyleyen Abay, ibret dolu sözleriyle halkına yol göstermektedir. Birliğin yokluğunu eleştirirken; “Olmayan şeyden darılır, akraban-hısımın Allah almamış mı onun da doymazlığın Birlik yok, barış yok, içtenlikli niyet yok, Darmadağın varlığın, beslediğin yılkın.” (Salınan Halkım, Kazağım, Şaşkın Yurdum, s.36) diyen Abay, bilimin önemini de sık sık şiirlerinde vurgular:  “İnsanın bir mürüvveti ‘çocuk’ diyeyim, Çocuk okutmayı kötü görmedim. Medreseye çocuğumu ‘bil’ diye verdim. ‘Hizmet etsin, rütbe alsın’ diye vermedim.” (Yaşımda bilim var diye dikkat etmedim, s.24.)  En çok vurguladığı konulardan birisi de okumak, cehaletten kurtulmaktır. O, insanların   makam mevki için değil, kültürlü, bilgili ve ahlaklı bir insan olmak için okumaları gerektiğini savunur.  “Fayda değil, ar düşün, İstekli ol, fazlasını bilmek için. Üstün bilim kitapta büsbütün Erinmeden okuyup görmelisin.” (Yatılı okulda okuyor, s.76)  “Esasında hayırlı emek, ekin ekmek, Yaşında okuyup yazmakla eğitilmek… Hüner değil kadı ve yönetici seçilmek, Bundan başkalarının hepsi, fani emek…” (Esasında hayırlı emek, ekin ekmek, s.410.)  Zamanın bozukluğunu, dünyanın gelip geçiciliğini ise bir başka şiirinde şöyle dile getirir: “Yanarsın yürek yanarsın, Yandığından ne fayda? Dünyanın neyine kanarsın, Hayat nerde, dost yok ya? “ (Yüreğim, ne sezersin? s.384.)  Abay için tabiat, özellikle memleketinin doğası çok önemlidir. Memleketinin doğal güzelliklerini de eşsiz tabiat tasvirleriyle sergiler:  “Aya ve yıldızlara ısınan yel haber verir, Canlı varlıklar sevinir, toya heveslenir… Matemli ak yorganını silkerek atıverir, Yer gülümser, rengini canlandırıverir. “ (İlkbaharda, s.191)  Söylediği her sözde halkını bilime ve aydınlanmaya çağıran ulu ozan Abay’ın Türkiye Türkçesine aktarılan bir diğer eseri de Nasihatler (Kara Sözler ) adını taşıyor. Kara Sözler’de de Abay, yaşamdaki deneyimlerini, engin bilgisini okuyucu ile paylaşır. Kitapta her bir nasihat numaralandırılmıştır. Kırk beş sözden oluşan eserde genel olarak Kazak halkının kusurlu yönlerinin eleştirilmesi, yönetimdeki aksaklıklar, birlik, düzenin önemi, cehalet, ilmin önemi, eğitim gibi pek çok sosyal konuya değinildiğini görüyoruz. Birinci Söz’de Abay, “Aklıma gelen bu şeyleri kağıda yazayım; ak kağıt ile kara kalemi uğraş tutayım; herhangi biri, gerekli bir söz bulursa içinden; ya okusun, ya yazıp alsın kendiliğinden; ‘gereği yok’ derse de; ‘kendi sözüm kendiminki’ derim ben de!” diyerek kitaba başlıyor. Kitapta yer alan sözlerinin çoğunda halkının cehaletine ve bilimden uzak duruşuna, hurafelere, yönetimin çarpıklığına, zamanın bozukluğuna değinmiştir. Verdiği nasihatlerle Kazak halkının nasıl birlik ve düzen içinde yükseleceğinin de yolunu göstermiştir. Sözlerinin çoğu atasözü niteliği taşımaktadır. “Bilimsiz ahret de yok dünya da yok.” (Onuncu Söz) diyen Abay, çocuklarımızı eğitmemiz gerektiğini vurgularken, “Ar olan yerde yaşasa biri; olmaz düşünce hastalıklarının hiçbiri.” (Otuz İkinci Söz ) diyerek toplumun nasıl huzur içinde yaşayacağının da yolunu göstermektedir. Dünyayı ve yaratılmış her şeyi akıl gözüyle görmeyi öğütleyen Abay, “Otuz Yedinci Söz”de insanın mutluluğu ve refahı için yirmi üç tane madde sıralamaktadır. Eğitimle ve akılla her şeyin düzelebileceğine inancını hiçbir zaman yitirmeyen Abay, “Eğer ben kanun kuvveti elinde olan kişi olsa idim;’insan mizacı düzeltilemez’ diyen kişinin, dilini keserdim. “ diyecek kadar eğitimin önemine inanmayanlara kızgındır. Abay’ın nasihatleri yıllar geçse de etkisini yitirmeyecek ve bu sözler her zaman Türk toplumuna ışık tutacaktır kuşkusuz. Zafer Kibar tarafından Türk okuyucusuna sunulan bir diğer eser yine Kazak edebiyatından önemli bir şair olan Mukağali Makataev ‘in Seçme Şiirler adlı eseridir. Bu eser de diğer kitaplar gibi hem orijinal metinlerden hem de Türkiye Türkçesine çevrilmiş metinlerden oluşmakta. Makataev’in iki yüz seksen bir şiirinin yer aldığı kitapta şairin biyografisi ve şiirlerde geçen bazı kelimelerin dipnotlarla açıklamasına yer verilmiş. Makataev şiirlerinde genellikle vatan, aşk, memleket, ömür, ölüm, yaşam, şair gibi konulara değinmiştir. Şiirlerinde Abay’ı örnek aldığını bir şiirinde; “Şairdir, yazı yazan Kazakların hepsi, Fakat Abay, yeniden dirilir mi?” (İnsanı İnsanların Anlamaması, Aynı Ahret, s.40) sözlerinden anlamaktayız.  “Canım efendim, ak martı, nerden gelirsin, Geleceksen gel, yabancı sayma bu yerleri, Bahadıra da, padişaha da korunak olmuş, Otu suyu bol böyle yer, engin genişlikti.” (s.44) sözleri ile “Yolunu Şaşıran Martı” şiirinde memleketine davet eder herkesi, memleketinin zengin doğasına.  Kırk beş yıllık ömrüne eşsiz şiirler sığdırmış Makataev, “Kısa şiir gibi kısa olur Diye düşünürdüm, Uzun oldun, ömrüm.” (Ömrüme, s.244) diyerek hayata sitem eder. “Ecel’e” ve “Şiirim Çok Hala” adlı şiirlerinde de sanki ecelin erken geleceğini anlamışçasına sitem eder ölüme. “Benim dostum, olsana affedici, Sabretsene, bitireyim nasibimi. Çok erkenden kapımı vurma öyle, Başlamadığım işim çok. Bekle hele. “(Ecel’e, s. 264)  “Şiirim çok hala benim yazılmayan. Madenim çok hala benim kazılmayan. Bırakıp olur olmaz hazinelerimi, Niçin olayım bir gün, ecele kavuşan? “ (Şiirim Çok Hala, s.352)  Aşkın önemini ve insan için vazgeçilmezliğini ise şöyle anlatmış büyük şair:  “Kendine bal, başkasına ağı, Sezgiliye en pahalısı: Kaygı, sevgi, hasret kalması En önemlisi âşık olması…” (Aşk, s.396)  Türk dünyası edebiyatı için de büyük bir öneme haiz olan bu eserleri bizlere kazandıran Zafer Kibar’a Türk okuru olarak teşekkürü bir borç biliriz.

* Ordu Üniversitesi, FenEdebiyat Fakültesi, Öğretim Görevlisi.     

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 101. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 101. Sayı