UNESCO Kararıyla Tescillendi: 15 Aralık Artık Dünya Türk Dili Ailesi Günü


 15 Aralık 2025

UNESCO’nun başta 21 Şubat Ana Dil Günü olmak üzere “Tehlike Altındaki Diller”, “Yaşayan Diller” “Siber Âlemde Çok Dilliğin Korunması”, “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması” gibi dillerle ilgili karar, program, sözleşme ve ilanları, dünyada kültürel mirasların ve kültürel çeşitliliğin korunması açısından önemlidir. UNESCO ayrıca BM sisteminin resmî dilleri olan Arapça, Çince, Fransızca, İngilizce, İspanyolca ve Rusçanın yanı sıra devletlerin resmî dillerini iki yılda bir yapılan Genel Konferanslarda konuşulmasını sağlamak amacıyla UNESCO Genel Konferans Dili olarak da ilan edebilmektedir. 

UNESCO ayrıca, dünya dil çeşitliliğinin, zenginliğinin ve dillerle oluşan kültürel mirasların korunmasına, bu alanlardaki birikimlerin farkına varılmasına yönelik olarak özel dil günleri de ilan edebilmektedir. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleşen 43. UNESCO Genel Konferansı öncesinde ve geçmişteki Genel Konferanslarda 18 Aralık Dünya Arap Dili Günü, 20 Mart Uluslararası Frankofoni Günü, 5 Mayıs Dünya Portekizce Günü, 5 Kasım Dünya Roman Dili Günü, 7 Temmuz Dünya Kiswahili Günü ve 25 Eylül Dünya Soninke Dili Günü gibi tarihler, bu amaç doğrultusunda kabul edilmiştir.  Son olarak 30 Ekim-13 Kasım 2025 tarihleri arasında Özbekistan’ın tarihî Semerkant şehrinde yapılan 43. UNESCO Genel Konferans kararıyla 15 Aralık tarihinin “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” olarak dâhil edilmesi, Türk dili ailesinin tarihinin ve kültürünün uluslararası düzeydeki görünürlüğüne hizmet etmektedir.

Bu karar, Türk devletleri arasında 2017 yılından beri yürütülen yoğun çalışmalara dayanan bir hazırlık sürecinin sonucudur. UNESCO’ya üye ve aynı zamanda TÜRKSOY üyesi olan ülkelerin UNESCO Millî Komisyonları tarafından başlatan ve Türk Devletleri Teşkilatı Üyesi ülkelerin iş birliğiyle devam eden bu süreç, UNESCO Türkiye Millî Komisyonunun moderatörlüğünde ilerlemiş, pek çok kez ilgili bakanlıklar, kamu kurumları ve uzman temsilcilerce bir araya gelinmiş; hem içerik hem de prosedür bakımından sağlam temellere dayanan bir öneri geliştirilmesi hedeflenmiştir. 9 Mart 2018, 10 Şubat 2021 ve 4 Haziran 2021 tarihlerinde düzenlenen istişare toplantılarında, karar tasarısının hazırlanması, UNESCO karar süreçlerine dâhil edilmesine ilişkin prosedürler ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Böylelikle ortaya konan taslağın, UNESCO’nun kurumsal diliyle, çalışma biçimiyle ve normatif çerçevesiyle uyumlu olması gözetilmiştir.

Bu teknik ve içerik odaklı çalışmalar, aynı zamanda güçlü bir siyasal sahiplenmeyle desteklenmiştir. 3 Eylül 2018’de Çolpan-Ata’da gerçekleştirilen Altıncı Zirve Bildirisi’nde, Devlet Başkanları UNESCO tarafından Dünya Türk Dili Günü ilan edilmesi fikrini memnuniyetle karşıladıklarını kayıt altına almış, üye devletleri bu yöndeki çalışmalarını yoğunlaştırmaya davet etmiştir. 15 Ekim 2019’da Bakü’de düzenlenen Yedinci Zirve’de, Teşkilat Sekretaryasına UNESCO’ya üye ülkelerin millî komisyonları ve ilgili Türk iş birliği kuruluşları arasında bu konuda koordinasyon sağlaması yönünde açık bir sorumluluk yüklenmiştir. Devamında 16 Mart 2023’te Ankara’da yapılan Olağanüstü Zirve Bildirisi’nde, UNESCO tarafından Dünya Türk Dili Günü ilan edilmesine yönelik “tam taahhüdün” teyit edilmesi, sürecin en üst siyasal düzeyde sahiplenildiğini göstermiştir.

Bu çerçevenin son halkalarından biri, 7 Ekim 2025’te Azerbaycan’da gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Konseyi 12. Zirvesi’nde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmadır. Cumhurbaşkanımız, 30 Ekim–13 Kasım 2025 tarihlerinde Özbekistan’ın Semerkant şehrinde toplanacak UNESCO 43. Genel Konferansı’nda 15 Aralık’ın Dünya Türk Dili Ailesi Günü olarak ilan edilmesi yönündeki temennisini uluslararası kamuoyuyla paylaşmıştır. Zirve sonunda kabul edilen Gebele Bildirisi’nde de, 15 Aralık’ın Dünya Türk Dili Ailesi Günü ilan edilmesine ilişkin karar taslağının 43. Genel Konferans sırasında UNESCO Yürütme Kurulu’nun 222. oturumu gündemine ortaklaşa sunulmasının memnuniyetle karşılandığı ifade edilmiştir. 

Bu hazırlıklar ve siyasal desteğin kurumsal karşılığı, UNESCO’nun Paris’teki Genel Merkezinde işleyen karar alma mekanizmasında somutlaşmıştır. Dünya Türk Dili Ailesi Günü’ne ilişkin karar tasarısı, 1–16 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen 222. Yürütme Kurulu oturumunda ele alınmış; yapılan görüşmeler sonucunda önerinin UNESCO 43. Genel Konferansı’na sunulması konusunda fikir birliği oluşmuştur. Ardından dosya, 30 Ekim–13 Kasım 2025 tarihleri arasında Semerkant’ta toplanan Genel Konferansın 3 Kasım 2025 tarihli oturumda gündemine alınmıştır. Nihayetinde 15 Aralık’ın “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” olarak ilan edilmesi, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan tarafından sunulan ve 26 ülkenin eş sunucu olarak destek verdiği bir kararla kabul edilmiştir. Bu sonuç, bir yandan Türk dilinin korunması, gelecek kuşaklara aktarılması ve görünürlüğünün artırılması yönünde önemli bir eşik; diğer yandan Türk dünyasının birlik ve kardeşlik kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.

İlan edilen günün 15 Aralık olarak belirlenmesi ise köklü tarihsel referanslara dayanmaktadır. 2017 yılında başlayan istişarelerde Türk devletlerinden pek çok ulusal gün veya kültürel konu masaya getirildi; bunlar arasında Türk dilinin en eski ve görkemli yazıtları olan Orhun Kitabeleri ile ilgili bir günün belirlenmesi konusunda uzlaşma sağlandı. Bu kapsamda Bilge Tonyukuk, Kültigin ve Bilge Kağan yazıtlarının dikiliş zamanları, bulunuşları ve okunuşları ile ilgili tarihler alan uzmanlarının da yayın, rapor ve fiili katkılarıyla gözden geçirildi. Bu kapsamda UNESCO bilim diplomasisi ve ilan edilecek günün kesinliği ve takvimsel uygunluğu gibi konular dikkate alınarak Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen’in 1893 yılında Orhun Yazıtlarını çözdüğünü ilan ettiği tarih olan 15 Aralık’ta karar kılındı. Bilindiği üzere Göktürk Yazıtlarının çözülmesi, yalnızca Türkoloji alanında değil, bütün insanlık açısından daha geniş anlamda tarih, dilbilim ve kültür çalışmaları bağlamında da bir dönüm noktası olmuş; Türk dilinin binlerce yıl öncelere uzanan tarihsel sürekliliğini ve kültürel birikimini görünür kılmıştır. Dolayısıyla Dünya Türk Dili Ailesi Günü ilanında Göktürk Yazıtlarının tercihi, Türk dilinin tarihsel derinliğine yönelik bilinçli ve anlam yüklü bir atıf ve Türk dil ailesinin köken birliğine yapılan somut bir göndermedir. 

İlanın “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” olarak yapılması, bu tarihsel derinlikle uyumlu bir kavramsallaştırmayı yansıtır. “Dil ailesi” vurgusu, Türkçenin tek merkezli, homojen bir yapıdan ibaret olmadığını; Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Sibirya’ya, Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada farklı lehçeler, yazı dilleri ve sözlü kültür biçimleri üzerinden yaşayan zengin bir bütün olduğunu hatırlatır. Bu ifade, Türk Dünyasının hem tarihsel köklerini hem de bölgesel çeşitliliklerini birlikte görünür kılmayı amaçlayan kapsayıcı bir yaklaşımı işaret eder. 

UNESCO 43. Genel Konferansı kapsamında alınan kararlar arasında Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nün ilanının yanı sıra, Türkiye açısından son derece önemli iki gelişme daha gerçekleşmiştir. Bunlardan biri, Türkiye’nin UNESCO Yürütme Kurulu’na peş peşe üçüncü kez yeniden seçilmesidir. 7 Kasım 2025’te yapılan kapalı oylama sonucunda, altı seçim grubundan ve 58 üyeden oluşan Yürütme Kurulu’nun yeni üyeleri belirlenmiş; Batı Avrupa ve Kuzey Amerika Devletleri grubundan aday olan Türkiye, Lüksemburg ve Norveç ile birlikte 2025–2029 dönemi için Yürütme Kurulu üyeliğine seçilmiştir. Türkiye’nin 2017 ve 2021 seçimlerinin ardından üçüncü kez Yürütme Kurulu’na seçilmesi, ülkemizin UNESCO nezdindeki güvenilirliğini, diplomatik etkinliğini ve kurumun çalışma alanlarında birikimli, iş birliğine açık bir paydaş olduğunu tescilleyen bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Aynı Genel Konferans kapsamında alınan bir diğer önemli karar ise, 2026–2027 Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programı’na ilişkin olmuştur. Türkiye’nin önerisi, Kuzey Makedonya ve İran’ın yazılı desteğiyle “Bâki’nin Doğumunun 500. Yıl Dönümü (2026)”;  yine Türkiye’nin önerisi ve Kazakistan, Kırgızistan ve Romanya’nın yazılı desteğiyle “Şeyh Edebali’nin Vefatının 700. Yıl Dönümü (2026)” UNESCO’nun resmî anma ve kutlama programına dâhil edilmiştir. Bu kararlar, Şair Baki ve Şeyh Edebali gibi Türk edebiyatının ve devlet hayatının iki önemli şahsiyetinin ulusal düzeyde daha iyi anlaşılması ve uluslararası alanda da tanınması açısından önem taşımaktadır. 

Bu kararların Türk dünyası olarak ülkelerimiz milletimiz ve Türk dil, edebiyat ve kültürünün zenginlikleri ile bu vesileyle tanışacak olan uluslararası topluma hayırlı olmasını dilerim.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 228. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 228. Sayı