Ünlü Yazar Asabek Stamatov’un “Han Teyiş” adlı kitabı “Biyiktik” Yayınevi tarafından Bişkekte Yayınlandı


 01 Mayıs 2010

Ünlü Kırgız yazarı ve devlet adamı Asanbek Stamov’un “Han Teyiş” adlı kitabı Biyiktik Yayınevi tarafından yayınlandı.

Beş ay önce Bişkek şehrinde yayınlanan roman, tarihî roman alanında ses getirecek iddialı bir çalışma. Bu kitapta tarihi romanda aranan özellikler fazlasıyla mevcut. 17-18. yüzyıllardaki Kırgız tarihini konu alan romanı okurken yazarın tarihi bilgilerinin de sağlam olduğu görülmektedir. Yazar kitabının önsözünde bu çalışma için beş senesini verdiğini, yirmi yıldır konuyla ilgili tarihi eserleri takip ettiğini söylemektedir. Yazarın bu romanı kaleme almasında G. Miller, N. Karamzin, S. Solovev, V. Klyuçevskiy, V. Barthold, İ. Biçurin, L. Gumilev gibi bilim adamları bir nevi ilham kaynağı olmuştur.

Tabiî ki Kırgız halkının şecereleri, halk arasında söylenegelen efsane ve rivayetler, gelenek görenek, örf adet, çeşitli inançlar, hidronim, toponim, tarihi şahsiyetlerin adları olmadan, böyle bir muazzam çalışma ortaya çıkmazdı. En önemlisi de yazarın bunların hepsini usta bir dille anlatabilmesidir.

Yazar romanına “Han Teyiş” adının verilmesini kitabında şöyle açıklıyor: “Teyiş son altı yedi yüzyıl içinde Anciyan Arka’da (Güney ve Kuzey Kırgızistan) tahta geçen tek meşru handır. Ondan önce de, sonra da Kırgızlar arasında kimse böyle büyük törenle tahta geçmedi. Teyiş Otuz Uul (Otuz oğul) dediğimiz Kırgızların sağ ve sol kanatlarının hanı.” (s. 8).

Romanın ana konusu Kırgızlar ile Cungar Hanlığı arasında geçen kanlı mücadele. Çalışma Kırgızların anavatanlarını terk etmek zorunda kaldığı o zor dönemi anlatan belki de ilk kapsamlı edebi eser. Konar göçer yaşam tarzını benimsedikleri için yazılı kaynakları sınırlı Kırgızlar ile ilgili 808 sayfadan oluşan güzel bir eser yazmak her kişinin değil; er kişinin işidir.

Kitapta uluslararası ilişkiler en iyi şekilde anlatılıyor. Ch’ing Hanedanı, güçlenmekte olan Rus İmparatorluğu, Moğol, Cungar, Kazak Hanlıkları ve bunların arasında ayakta kalmaya çalışan bir avuç Kırgız boyları Sibirya’dan Maveraünnehr’e kadarki topraklarda birbirleriyle mücadele etmekteler. O dönemin siyasi tahlilini en iyi şekilde kitabına yansıtan yazar, bununla birlikte gerçekleşen olayların arasındaki bağları da çok güzel bir şekilde kurmuştur. Kırgız, Kıpçak ve Kazak boy birlikleri baskıncı Kalmuklar’a karşı omuz omuza vererek mücadele eder ve eninde sonunda galip gelirler. Özellikle Kırgız, Kazak boyları bir hanın etrafında birleşerek kardeşliğin en iyi örneğini gösterirler. Diğer taraftan Kırgızlarla Kalmuklar arasındaki ilişkiler de dikkate şayandır. Kırgız yöneticileri Kalmuk hanlarıyla akrabalık ilişkileri kurarlar, ant içerek dost olurlar. Günümüz Kırgızistan topraklarında bulunan birçok yer ve nehir adlarının da bir zamanlar buralarda yaşayan Moğol kökenli halklarla ilgili olduğunu da romanı okuyunca öğrenmiş oluyoruz. 

Romanda işlenen önemli başka bir konu da Kırgızlar’ın birlik beraberliği konusudur. Kırgızlar’ın cömertlik, dürüstlük, sadıklık, misafirperverlik gibi güzel sıfatlarını öve öve bitiremeyen yazar, Kırgızlar’ın eskiden beri birlik beraberlik içinde yaşadığını, Kırgız yöneticileri arasında Kırgızlar’ı bir çatı altında toplamak isteyen kimselerin her zaman olduğunu göstermeye çalışır. Örneğin, Çaa Bahadır Yenisey tarafında kalmış Kırgız boylarını Tanrı Dağları’na getirmek için çok büyük çaba harcar ve bunda da başarılı olur. 

Roman akıcı bir dille yazıldığından, kitabı okurken o dönemin panoramaları gözümüzün önünden geçer. Eşim Han, Köküm Biy, Teyiş Han, Çaa Bahadır, Er Koşoy, Bişkek Bahadır, Er Tabıldı gibi kahramanların zor dönemde Kırgız halkının ayakta kalabilmesi için ne kadar büyük işler başardıklarını daha iyi anlarız.

Kahramanların at, kuş, özel cins köpeklerinin sahiplerine ve halkına yaptıkları yardımları, onları sadece hayvan diye geçmemek gerektiğini düşündürür. Toylar, misafir ağırlama, toy ve düğünlerde yapılan oyunlar, tabiat sırları, konar göçerlerin günlük hayatı gibi konular bir bakıma Kırgız olmanın ne kadar şerefli olduğunu, Kırgız olarak kalmanın da buradan geçtiğini günümüz Kırgız gençlerine hatırlatıyor.

Kırgız yöneticilerinden çoğunun düğün ve şenliklerde her zaman içki içtikleri tartışmaya açık bir konudur. Eğer Kırgızlar yazarın yazdığı gibi içki tüketiyor olsalardı, bunun devamı Kırgızlar’da konar göçer yaşamın son dönemleri sayılan 20. yüzyılın başlarında görülürdü. Milli hislere dokunan, okuyucuyu gururlandıran, sürekli olumlu mesajlar veren romanın, bu içki konusu galiba tek olumsuz etki yaratan tarafı olsa gerek.

Kitap, Bişkek Bahadır’ın günümüzde aynı adı taşıyan şehrin temelini atmasıyla bitiyor. Her yönüyle Kırgızlar ve konar göçerleri merak eden, ilgi duyan herkesin mutlaka okuması gereken bir çalışmadır. Romanı Bişkek’teki kitapçılardan bulabilirsiniz.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 41. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 41. Sayı