Unutulmaz Bir Değer


 15 Ocak 2026

Jumabay Abil; gazeteci, tiyatro eleştirmeni, filoloji bilimleri doktoru, profesör ve edebiyat araştırmacısıdır. Kısa bir süre önce, değerli hocanın doğumunun 70. yılı münasebetiyle Ahmet Yesevi Üniversitesinde “Jumabay Abil ve edebiyat biliminin gelişim yönleri” başlıklı uluslararası bilimsel-pratik bir konferans düzenlenmiştir.

Konferans kapsamında, Ahmet Yesevi Üniversitesi Filoloji Fakültesinde, tanınmış bilim insanı Jumabay Abil’in adını taşıyan bir derslik açılmıştır.

Jumabay Abil, 7 Aralık 1954 tarihinde Kızılorda ili, Jañakorğan ilçesinin “Birlik” köyünde dünyaya gelmiştir.

1981 yılında S. M. Kirov (günümüzde el-Farabi) Kazak Devlet Üniversitesi Gazetecilik Fakültesinden mezun olmuştur. Jumabay Abil, öğrencilik yıllarından itibaren ülke çapında tanınan yetenekli bir gençti. Derslerinde üstün başarı gösteren ve daha öğrencilik döneminde örgütleyici yeteneğiyle dikkat çeken Abil, fakülte bünyesindeki M. Seralin adını taşıyan edebî topluluğun temelini atmış ve çalışmalarını sistemli biçimde yürütmüştür. Yetenekli genç öğrencilerin parlamasına ve gelişimlerine katkı sağlamıştır. Bu topluluğa mensup genç şairlerin şiirlerini bir araya getirerek, 1981 yılında ulusal “Jalın” yayınevinden “Temirkanat” adlı bir şiir kitabının yayımlanmasına öncülük etmiştir. Söz konusu toplulukta ilk, henüz olgunlaşmamış şiirleriyle görünen genç kalemler, bugün tanınmış gazetecilere, Kazak edebiyatının önde gelen şairlerine ve bilinen yazarlara dönüşmüştür. Bu toplulukta Jumabek Kenjalin, Nurgali Oraz, Joltay Jumat, Muhtar Kulmuhammed ve o dönemde birinci sınıf öğrencisi olan Altınbek Sarsenbayevler kendilerinin ilk eserlerini okuyup değerlendirmişlerdir. Abil bu şekilde birçok yetenekli gencin kabiliyetini fark etmiş, nice “pınarın” gözünün açılmasına vesile olmuştur. Bilim insanının eşinin aktardığına göre, o dönemde Jumeken’in çevresi sözünü dinler, kendisine saygı gösterirmiş. Akranları ona “bizim Belinskiy’imiz” derlermiş.

Jumabay Abil, öğrencilik yıllarında o dönemdeki Almatı’daki iki tiyatroda sahnelenen oyunların neredeyse tamamını izlemiştir. Bazı oyunları defalarca seyretmekten bıkmazmış. Her piyesi, her rolü ve rolleri canlandıran oyuncuların performanslarını tek tek tahlil ederek kalın defterlere not edermiş. Tiyatro konusunda kaleme aldığı makaleleri o yıllarda ulusal gazetelerinde sıkça yayımlanmıştır. Dramatik eserler, oyuncuların sanatı, yönetmenin düşüncesi ve yenilikçiliği, oyunların hayatla ilişkisi üzerine sürekli incelemelerde bulunmuştur. Sadece piyes ve prömiyerleri izlemekle yetinmeyip, tiyatronun iç yaşamını tanımak amacıyla provalara dahi katılırmış. Provaların nasıl geçtiğini, oyuncunun yönetmenin güvenini kazanıp kazanmadığını, sahnelemede rolünü hangi düzeyde taşıyabildiğini en ince ayrıntısına kadar araştırırmış.

Jumabay Abil’in bu özelliği hakkında meslektaşı Bolat Korganbekov şöyle demiştir: “Onun tiyatro sanatına duyduğu tutkunun ne denli özel olduğunu Bilimler Akademisi Üyesi R. Berdibay’ın kendisi bizzat hayranlıkla dile getirirdi. ‘Bu, tiyatroya gidip orada gecelermiş’ diye gülerdi. Bunun şaka mı yoksa gerçek mi olduğunu ayırt edemesek de, gerçek olmasının da şaşırtıcı olmayacağına inanırdık. Daha o yıllarda Azerbaycan Mambetov gibi güçlü yönetmenler ile Bagıbek Kundakbayev gibi tiyatro eleştirmenleri, ona piyesler hakkındaki görüşünü sorarlardı”. Onu her oyuna özel olarak davet eder, gösterimden sonraki gün sanat kurulunda yapılan değerlendirmelere dâhil eder ve “Jumabay’ın görüşü önemlidir, bu çocuk geleceğin tiyatro eleştirmenidir” diyerek fikirlerine itibar ederlermiş. Başta halk sanatçıları Hadişa Bökeyeva, Sabit Orazbayev, Anuar Moldabekov, Farida Şaripova olmak üzere birçok sahne ustasına dair portre nitelikli denemeleri de ulusal basında düzenli olarak yayımlanmıştır.

Eğitimini tamamladıktan sonra, tiyatro yönetimi onu tiyatronun edebiyat bölümüne işe almak isterken bilime yönlendirmeyi arzulayan hocaları da olmuştur. Ancak kendisinden büyük ağabeyinin vefatı üzerine aile içinde bir kriz yaşanır. Bu durumdan sonra Jumabay Abil, kendisinden sonraki kardeşlerini düşünerek annesine destek olmayı amaçlar ve köyüne geri döner. O dönemde pek çok insanın hayali Almatı’da kalıp bir işe yerleşmek olmuştur. Almatı’da iş bulmuş olsa da Jumeken, yaşlı annesinin sözünü kıramayarak köyüne gelir.

Jumabay Abil, 1983-1992 yılları arasında “Jañakorğan Tınısı” gazetesinde önce düzeltmen, ardından muhabir, sonra bölüm şefi ve sorumlu sekreter olarak görev yapmıştır.

1992 yılında Jañakorğan ilçesinin “Kazak Dili” Cemiyetine geçer. Burada çalışırken aynı yıl uzaktan eğitim yoluyla Almatı’da lisansüstü (aspirantura) eğitimine başlar. İşte böylece köyde bulunduğu sırada bilim insanlı adaylığı için hazırlayacağı tezinin ilk bölümlerini kaleme almaya başlamıştır. 

1991 yılında Türkistan Devlet Üniversitesi kurulmuştur. Üniversitenin rektörü M. Jurınov, ilk yıllardan itibaren kurumun temellerini sağlam atmak amacıyla güçlü bilim insanlarını davet etmiştir. Bunlardan biri de Mekemtas Mırzahmetulı’dır.

1993 yılında Jumabay Abil Türkistan’a gelerek M. Mırzahmetulı ile görüşür. Bilime yöneldiğini ve bu alanda ciddi biçimde çalışmak istediğini ifade eder. Kendisi de bunu derhâl destekleyerek göreve davet eder. Böylece J. Abil, Profesör Mekemtas Mırzahmetulı’nın desteğiyle Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk- Kazak Üniversitesi Gazetecilik Bölümüne öğretim elemanı olarak kabul edilir. Dönemin bölüm başkanı Doç. Dr. S. Sadıkov ile birlikte yeni açılan “Gazetecilik” bölümünün temelini atar; daha sonra “Kazak Edebiyatı” bölümüne öğretim üyesi olarak geçer ve bu bölümün başkanlığını da yapar. J.Abil, Bilimler Akademisi Üyesi Rahmankul Berdibay’ı babası gibi sayar; Prof. Rımgali Nurgali, Bilimler Akademisi Üyesi Zaki Ahmetov ile Zeynolla Kabdolov ve Prof. Dr. Danday Iskakov gibi pek çok bilim insanını kendisine üstat kabul eder.

Bilim insanının, edebiyat biliminin en karmaşık türlerinden biri olan ve uzun süre ihmal edilmiş dramaturji alanını araştırmaya yönelme cesareti; bu alanda adaylık ve doktora tezlerini başarıyla savunarak bilime önemli katkılar sunması dönemin yazılarında da dile getirilmiş, bilim dünyasında kayda değer bir yenilik olarak değerlendirilmiştir. 

Eşi Rauşan Bekseyitova onun hakkında şöyle der: “Esasen Jumeken, dramaturji alanını çok iyi bilirdi, derinlemesine kavramıştı ve bu alana içtenlikle bağlıydı. Halk dramaturjisi ile çağdaş dramaturjiyi, yabancı dramaturji ile Antik Yunan dramaturjisini karşılaştırmalı biçimde tahlil eder, ayrıntılarıyla ortaya koyardı. Sahip olduğu tüm birikimini ve tiyatroya duyduğu sevgisini bilimsel çalışmalarına yansıtmayı başardı diye düşünüyorum. Kazak komedisini konu alan doktora tezini tamamladığında, danışmanı Prof. Dr. R. Nurgaliyev’in ‘Memnun kaldığım doktora öğrencilerimin en seçkinlerinden biri sensin, gerçekten çok memnunum’ diyerek içten teşekkür ettiğini sıkça anlatırdı”.

Jumabay Abil, Kazak dramaturjisini inceleyen müstesna bir bilim insanıdır. 1993-1995 yılları arasında bilim insanı adaylığı için bir tez ve 1998-2000 yılları arasında da doktora tezini kaleme almıştır. Yaklaşık beş-altı yıl gibi kısa bir sürede hem özgün hem de kapsamlı bir konuyu derinlemesine ele almak kolay değildir. Ancak Jumabay Abil, bilim yolunda gerçekten ağır bir yükü omuzlayabilen ender âlimlerden biri olmuştur. “Kazak Komedisi” (2000), “Yazılı Komedinin Gelişim Özellikleri” (2001), “K. Muhamedjanov Dramaturjisi” (2004) adlı monografileri yayımlanmıştır. Bunun yanı sıra, edebiyat bilimine “Alaşçıl Edebiyat” ve “Etnodeformasyon” kavramlarını kazandırarak bilimsel dolaşıma sokmuştur. Bilim insanının en büyük arzusu ise bu yaklaşımları gelecekte doktora öğrencileriyle birlikte geliştirerek daha derinlemesine araştırmak olmuştur.

     

…O, 2007 yılında bir trafik kazası geçirerek hayata erken veda etti. Bilim adı verilen engin okyanusa kararlı adımlarla girip yelken açan Jumabay Abil’in yıldızı, elli üç yaşında zamansızca söndü. Ancak profesörün bilimsel yolunun süreceğine, halkımızın deyişiyle “âlimin yazısının ölmediğine” olan inancımız tamdır.

Jumabay Abil, öğretmenlik faaliyetlerinde de silinmez izler bırakmıştır. Öğretmenlik görevi ile öğretmenlik vasfı her zaman aynı kişide uyum içinde bulunmaz. Oysa Jumabay Abil’in ülkemizin dört bir yanında bulunan öğrencileri, onun insani, edebî ve bilimsel mirasını kesintisiz biçimde sürdürmektedir. Öğretmen-bilim insanı Jumabay Abil hakkındaki bu yazımı Bolat Korganbekov’un: “Celaleddin Rumi’nin ‘Bir insanın kalbine girmek, bin Kâbe’den üstündür’ sözünde ifade edildiği gibi, bir öğrencinin gönlünde yer edinebilmek herkesin harcı binde birin başarabileceği bir iştir. Sayısız genci kanatlandıran, onlara ilham veren, zirvelere ulaşabileceklerine dair inanç aşılayan, cesaretlendiren Jumeken gibi kıymetli şahsiyetlerin bu dünyanın direği olduğunu söylemek abartı olmayacaktır.” sözleriyle noktalamak isteriyorum. 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 229. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 229. Sayı