HaftanınÇok Okunanları
Kardeş Kalemler 1
NURBEK NURZHAN 2
ŞAKİR SELİM 3
Nebiye Akbıyık 4
Muhittin Gümüş 5
Cabbar Eşankul 6
HİDAYET ORUÇOV 7
Üzeyir Hacıbeyli, Azerbaycan maarifçiliğinde önemli işler yapmış, yüzlerce makale, felyeton, küçük hiciv mazmunlu sahne eserleri, piyesler yazmıştır. Bunların yanında millî dram alanında yeni sanat eserleriyle yeni müzikli komedinin temelini oluşturmuş ve zenginleştirmiştir. Büyük dâhî, halkın asrı yakalaması, çağdaşlaşması için sanatın bütün imkânlarından istifade ederek büyük işler başarmıştır. Ü. Hacıbeyli kendinin “Opera ve Dramın Ehemmiyeti Hakkında” adlı makalesinde millî maarifçiliğin fikir babaları ve bu fikri geliştiren seleflerinin tesiri hakkında şunları yazmıştır: “Ahundov’un ‘Han Sarabski’, ‘Mesteli Sah’, ‘Hacı Gara’ eserlerini ve meşhur dram yazarımız A. Hakverdiyev’in ‘Dağılan tifag’ adlı eserini cesaretle dram edebiyatımızın şaheseri olarak adlandırabilirim ve bu dramlar benim yetişmemde büyük rol oynamıştır,” (1).
Ü. Hacıbeyli’nin sanatını araştıran akademisyen M. İbrahimov’un, büyük bestekârın müzikli komedi sanatına başlamasının sebepleri hakkındaki görüşü ilgi çekmektedir. M. İbrahimov şöyle düşünmektedir: “Şeyh Senan”ı beşikte boğarak öldürenler, onu gün görmeye bırakmayan insanlar ve çevre daha çok hicvin hedefi olmaya müstahaktır. Herhâlde toplumun ahlakının son derece bozulduğunu küçük, rezil, yüzsüz ve aynı zamanda çok çevik insanların meydanda dolaştığı devirlerde hiciv ve mizah oldukça önem kazanmakta ve zaruriyet arz etmektedir (2).
İlk müzikli komedi eserlerimizin oluşmasının sebeplerinden biri de yenilikçi millî sanatkâr Üzeyir Hacıbeyli’nin maarifçi fikirleridir. 20. asrın başlarında Rusya’da teşekkül etmiş ve geniş şekilde yayılmış, seyircilere estetik bakımdan daha ilginç ve aynı zamanda maarifçi estetiğin önemli bir alanı sayılan tiyatroda, yeni olan bu türde ifade etmek, halkı ileri götürmek gayesiyle alakalıdır (3).
O devirde Rusya İmparatorluğu’nda bir maarifçi sanat düşüncesi olarak maişet komedileri, bunların temelinde müzikli komediler ortaya çıkmaktaydı. Maarifçi Üzeyir Hacıbeyli yeniliğin şuurlarda ısrarcı olmasını, eski düşüncenin tamamıyla silinmesini halk tarafından daha yakın ve anlaşılır olan müzik dilini ve tenkidin temel unsuru mizahla gerçekleştirmek amacındadır.
Ü. Hacıbeyli müzikli komedilerinde kendinin maarifçi seleflerinden ileri giderek hür sevgi ilişkilerini ele almakta, açık fikirli kadın tipiyle toplumda kadınların haklarının savunulması işine edebî, estetik olarak yardım etmekteydi. H. Guliyeva “Azerbaycan'da maarifçi estetika” monografisinde bu mesele hakkında uzunca durarak dram yazarının sanatında oldukça fazla göze çarpan maarifçi fikirleri izah etmeye çalışmıştır. Guliyeva şöyle demektedir:
“Ü. Hacıbeyli’nin her üç komedisinde ana fikir olarak kadın meselesi işlenmiş Azerbaycan kadınının gelişmesi, yükselmesi, onun feodal, ataerkil kanunlar hâkimiyetinde, ait olduğu zümre olan kocasına, babasına, ağabeyine itiraz etmesi, bu mücadele geniş bir şekilde yansıtılmıştır.”
19. asır Azerbaycan’ında kara çarşaf kadın hayatına hâkimdir. Genellikle şark kadını ömrünü kara çarşaf altında geçirmiştir (4).
Ü. Hacıbeyli müzikli komedilerinde fikir ayrılığının merkezinde eski değerlerin birinci unsuru olarak kadının toplumdaki yeri ve onun hayatta kendi şahsiyetini ortaya koymasına engel olan kara çarşaf vardır. Mesela ilk müzikli komedi eseri olan “Er ve Arvad” operasında “Azerbaycanda musiqi terakkisi” adlı makalesinde “kara çarşafa karşı birinci mücadele” (5) olarak adlandırılan bestekâr doğrudan da kara çarşafın oluşturduğu birçok güçlüğü ve geri kalmışlık gibi bütün olumsuz tesirlerini her üç komedisinde usta bir sanatkârlıkla tenkit etmiştir.
Mercan Bey dik başlı, hazır cevap eşi Minnet Hanım’dan ayrılmak ister; lakin mihrini ödemek istemez. Bunun için de hile düşünür. Kerbelayi Gubad adında biriyle konuşarak Minnet’i ona yamar. Bu işi öğrenen Minnet kara çarşaf vasıtasıyla Mercan’ın hilesini ortaya çıkarır. İkinci taraftan kara çarşaf Mercan Bey’i başka bir halde gülünç duruma sokar. Şöyle ki Minnet bunun karşılığında kara çarşaf giyerek Kerbelayi’yi aldatmış, Gülperi gibi Minnet de kara çarşafın yardımıyla Mercan Bey’in gıyabında, aslında planlı olarak bir gönülden bin gönle âşık 23 yaşındaki genç bir kızın elbiselerini giyer ve kocasını rezil rüsva eder. Kara çarşaf meselesini estetik olarak daha zengin bir şekilde ele aldığı, büyük sanatkâr Hacıbeyli’nin “O Olmasın, Bu Olsun” komedisi de seyir zevki yüksek bir komedi olarak dikkat çekmektedir. “Er ve Arvad” komedisindeki asıl münakaşa aile hakkında olduğu için kara çarşaf da kendi yerine göre ele alınmaktadır.
“O Olmasın Bu Olsun” komedisinde ise fikir ayrılığı daha derinlere gitmektedir. Burada zenginler, fakir fukaralar, eğitimsizlik, gelişme, cahillik, gerilik yüzleştiğinde kara çarşaf daha büyük güçlü gayelere hizmet etmektedir. Öyle ki burada kara çarşaftan zamanenin en ileri düşünce sahibi, aydın genç Server yararlanmaktadır. Onun oyunun finalinde kara çarşafı atması, köhneliği dağıtmak gibi bir maarifçi fikrin yansıtılması karakterini taşımaktadır.
Biz sonunda şirin latifelerle beraber hakkın, adaletin galip gelmesinden duyduğumuz rahatlık, memnuniyet hisleriyle gönül ferahlığıyla seviniyor, gülüyoruz. Bu bakımdan kara çarşaf konusu ilginç bir temadır. Kara çarşaf aynı zamanda örtüdür, o alınırsa insanın varlığı görünür ve çatışmayan yönleri zamanında ıslah etmek mümkündür. (6)
Ü. Hacıbeyli’nin meşhur “Arşın Mal Alan” komedisinde yine fikrin tam olarak anlatılması için, kara çarşaftan tenkit ve mizah yoluyla yararlanılmıştır; lakin burada kara çarşaf artık sırf estetik olarak ele alınmaktadır. Üzeyir Hacıbeyli “Arşın Mal Alan” adlı eserinde kara çarşaftan hoş bir şekilde yararlanmakta, millî zeminde zayıflasa da hâlâ varlığını devam ettiren köhneliği ironiyle maarifçi, inkılapçı, ıslahatçı mizahla tenkit eder.
Komedide Cahan kız bulmak için, her tarafı gezmiş, kara çarşaf giyme kararını bildirmişse de bu kara çarşaf nöker Veli’nin başına bela olur. Arşın malcının bohçası için Sultan Bey’in bahçesine gelen Veli kara çarşafta gizlendiği için dövülür, sövülür; rezil rüsva olur.
Ü. Hacıbeyli’nin müzikli komedilerinde de birçok yeni, genç kahraman tip oluşturulmuştur. M. F. Ahundov ve onun dram ananelerini sürdüren bütün sanatkârlar gibi Ü. Hacıbeyli de köhne cemiyetin en tipik karakterlerini yaratmakla beraber, yetişmekte olan millî aydın genç tipleri de başarıyla ele almıştır.
Yaşının ilerlemesine, ihtiyarlığına bakmadan hâlâ kumar oynayan borçlandığı için, on beş yaşındaki güzel kızı Gülnaz’ı, hâli vakti yerinde zengin; ama yaşlı olan Meşedi İbad’a vermek isteyen Rüstem Bey; paranın gücüne güvenerek yaşayan bunun için de yaş olarak kendinin yaşının üçte biri yaşta olan Gülnaz’la evlenmek isteyen Meşedi İbad, genç aydın Server eserin başlıca kahramanlarıdır. Bu tipler eserde mukayese edilmektedir. Bu anane bütün maarifçi edebiyatın esas fikir ve mazmunundan kaynaklanmaktadır.
Burada ilgiyle karşılanan bir yön de galiba köhne dünyanın güçlü tipi Meşedi İbad’ı sadece yeni yetişen gençlik için değil; aynı zamanda onun kendi etrafında toplanmış insanî yönler açısından çok da farklı olmayan adamları bütün toplum adına tenkit ateşine tutmaktadır.
Meşedi İbad her adım başı gülünç bir duruma düşer; parasını, varlığını yoğunu kaybeder, sonunda yine mizahla ruhî açıdan mahvedilir. Diğer bir mesele, Ü. Hacıbeyli komedinin içindeki olumsuz tipleri toplumun bütün tabakalarını dikkate alarak seçmiştir. Şöyle ki Meşedi İbad’ın etrafındaki bütün insanlar aynı zamanda Rüstem Bey’in de dostudur. Meslekleri, toplumsal statüleri bakımından da tipiktirler.
“Arşın Mal Alan” komedisinde bu toplum bir şekilde tek sesli olarak kurulsa da biz yine köhne mülkedar Sultan Bey’in diliyle onun talebeleri esasında mevcut gerçekliğin bütün manzarasıyla tanışmaktayız.
Sultan Bey kızı Gülçöhre ve kardeşinin kızı Asya’yı evden dışarı çıkarmamaktadır. Gülçöhre bu esir hayatının ağır kanunlarından biri hakkında şöyle demektedir: “… hiç bilmiyorum seni kime verecekler, kocan kim olacak? Varacağın koca genç midir, ihtiyar mıdır, kel midir, ala hastası mıdır, dayakçı mıdır? (7)
Bu kanunları çok iyi bilen Asker Bey de zengin bir tacir olmasına bakmayarak aile kuracağı kadını görmeden evlenmek istemiyor ve bunun için de dostu Süleyman Bey’in nasihatiyle bohçacı elbiselerini giyerek kapı kapı gezer, kendisi için kız beğenir. Oyunun sonunda gençler karanlıktan ışığa çıkarlar. Onlar sadece Sultan Bey’e değil; köhne düşünceye ve kendi gücünü kaybetmiş ataerkil âdetlere galip gelirler.
Kahramanların her birinin kendine uygun karakterle temsiliyle fikri de yeni toplum ailesiyle yeni hayatın başlamasına işaret edilmektedir. Bu, Ü. Hacıbeyli’nin temsil ettiği Azerbaycan maarifçiliğinin estetik idealinin önemli prensiplerinden biridir (8).
Yeri gelmişken burada bir meseleyi de özellikle belirtmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu, Ü. Hacıbeyli’nin komedilerinin fikir ve mazmunun, onun gazete makalelerindeki mazmundan ayrılması meselesidir. Bize göre Ü. Hacıbeyli’nin müzikli komedileri onun sırf maarifçi düşüncelerini yansıtmış, gazetelerde yayınlanan yazılarıysa artık devrin ruhuna, taleplerine uygun olarak eleştirel tesirin gücü bakımından hayli inkılapçı, demokratik özellik taşımaktadır. (9)
Bunun için de gözden geçirdiğimiz her üç komedi araştırmacıların yorumlarında ifade edilen yazarın inkılapçılığını, demokratlığını tasdik eden keskin tenkidî mizahla karşılaşmaktadır. Aksine maişet komedisinin tabiatına uygun ve dünya komedi eserlerinin ister mazmun ister fikir özelliklerini tamamlayan aynı zamanda da müzikli komedi türünün taleplerine cevap veren yüksek sanatkârlıkla yazılmış millî maarifçi komedilerle tanışıyoruz.
Ü. Hacıbeyli’nin sanatında komedilerle beraber “Leyli ve Mecnun”, “Aslı ve Kerem”, “Şah Abbas ve Hurşid Banu”, “Şeyh Senan”, “Rüstem ve Zöhrab”, “Harun ve Leyla”, “Firuze” adlı eserler halkın hayatını anlatan ve feodal düzenin zulmünden kurtulması isteğini yansıtan ciddî dramlardır.
Halk destanlarımızdan alınmış bu eserlerin her birinde topluma ait gerçekleri, Leylâlar’ın, Aslılar’ın facialarını göstermekle devrin maarifçiliğinin edebiyat ve sanat karşısındaki vazifesini orijinal bir şekilde halletmeye çalışan Ü. Hacıbeyli hem maarifçi olarak hem de millî medeniyetin gelişmesinde opera sanatının temelini atarak hizmet etmiştir.
KAYNAKÇA:
1. Hacıbeyov. Seçilmiş eserleri IV c. B.: Elm, 1968, s. 193
2. Hacıbeyov. Seçilmiş eserleri I c. B.: Elm, 1964, s. 10
3. Guliyeva H. Azerbaycanda maarifçi estetika, B. Elm, 2001, s. 179-180
4. Guliyeva H. Azerbaycanda maarifçi estetika, B. Elm, 2001, s. 180
5. Hacıbeyov. Seçilmiş eserleri I c. B.: Elm, 1964, s. 31
6. Guliyeva H. Azerbaycanda maarifçi estetika, B. Elm, 2001, s. 181
7. Hacıbeyov. Seçilmiş eserleri I c. B.: Elm, 1964, s. 193
8. Guliyeva H. Azerbaycanda maarifçi estetika, B. Elm, 2001, s. 183
9. Guliyeva H. Azerbaycanda maarifçi estetika, B. Elm, 2001, s. 183-184