Uzun Yol


 15 Nisan 2025

(Kuzey Makedonya’nın Gostivar şehrinde yaşıyor. Mustafa Kemal Atatürk İlköğretim Okulu 9. Sınıf öğrencisidir.)

Güneş dağların arasında ağır ağır kaybolurken, gökyüzü turuncudan mora dönüyordu. O an Türkiye sınırını geride bırakmış, Bulgaristan yollarına girmiştik. Uzun bir yol bizi bekliyordu ama ben yolculukları severdim; camdan dışarı bakıp değişen manzaraları izlemek bana hep ayrı bir heyecan verirdi.

Bir süre sonra babamın yüzündeki ifadeden bir şeylerin yolunda gitmediğini anladım. Direksiyonu biraz daha dikkatli tutuyor, kulağını sanki arabanın sesine vermiş gibi dinliyordu. “Arabada bir ses var,” dedi sonunda. O sırada bir tünelin içindeydik. Durmamız mümkün değildi, bu yüzden yola devam ettik. Tünelden çıkar çıkmaz müsait bir yerde durduk.

Ay gökyüzünde yükselmiş, geceyi aydınlatmaya başlamıştı. Yol kenarında, sessizliğin içinde babam kaputu açtı. Motorun başında bir süre uğraştı, dinledi, tekrar baktı. Sonunda ciddi bir sorun olduğunu söyledi. Arabanın disklerinde bir arıza vardı. Tamir edecek bir yer bulmamız gerekiyordu ama bulunduğumuz yerde bu pek mümkün görünmüyordu.

Araba çalışıyordu, fakat en fazla saatte 40 kilometre hızla gidebiliyorduk. Üstelik her on beş dakikada bir durup motoru dinlendirmemiz gerekiyordu. Yol birden uzamış, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi olmuştu. Diğer arabalar hızla yanımızdan geçiyor, far ışıkları geceyi yararak uzaklaşıyordu. Ben arka koltukta, onları izliyordum. İçimde biraz endişe, biraz da tuhaf bir macera duygusu vardı.

Annem arada çantadan abur cubur çıkarıp bana uzatıyor, “Bak, küçük bir piknik yapıyoruz,” diyerek moral vermeye çalışıyordu. Gerçekten de o an korkudan çok bir yol hikâyesinin içindeymişim gibi hissediyordum. Her duruşumuzda gece biraz daha ilerliyor, yıldızlar biraz daha belirginleşiyordu.

Saatler sonra nihayet Kuzey Makedonya sınırına ulaştık. O an içimde büyük bir rahatlama oldu. Ama yolculuk henüz bitmemişti. Gostivar’a varmamız hâlâ zaman alacaktı. Yavaş yavaş, sabırla ilerledik. Uykum gelip gidiyor, gözlerim kapanıyor ama her duruşta yeniden uyanıyordum.

Eve vardığımızda saat epey geçmişti. Ortalık sessizdi. Kapıyı çaldığımızda babaannem hemen açtı. Belli ki bizi beklemiş, merak etmişti. Yüzündeki şaşkınlık ve rahatlama aynı anda okunuyordu. Dokuz saat sürmesi gereken yolu on üç saatte gelebildiğimizi öğrenince o da hayret etti.

Babam gecikmemizin sebebini anlatırken ben etrafıma bakıyordum. Evimizin kokusu, sıcaklığı, tanıdık duvarlar… İşte o an yorgunluğumu unuttum. Zor bir yolculuktu, uzun ve sabır isteyen bir yol… Ama sonunda evimize varmıştık.

O gece anladım ki bazen yollar uzar, planlar değişir, saatler şaşar. Ama sevdiklerin yanındaysa ve sonunda seni bekleyen bir ev varsa, en zor yolculuk bile unutulmaz bir maceraya dönüşür.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 232. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 232. Sayı