Vazgeçmeyen Hikâyeler


 15 Nisan 2025

Yazmak, çoğu zaman yalnız yapılan bir eylem gibi görünür. Oysa iyi yazının arkasında görünmeyen bir birlikte düşünme, birlikte arama ve birlikte gelişme süreci vardır.

Balkanlar Çevrim İçi Yazarlık Atölyesi de bu ihtiyacın içinden doğdu. Bu atölyede amacımız yalnızca “hikâye yazdırmak” olmadı. Katılımcılarımızla birlikte bakmayı, görmeyi, seçmeyi ve eleştirel okumayı öğrendik. Yazmanın, peş peşe paragraflar eklemek değil; gereksizi de cesaretle çıkarabilmek olduğunu kavradık. “Anlatmak” ile “göstermek” arasındaki farkı derinleştirdik. Böylece metinler gelişti; sahne kuran, duygu taşıyan ve okuru içine çeken hikâyeler ortaya çıktı.

Bazı katılımcılar yazmaya geç başlamayı tercih etti; önce dinledi, gözlemledi, biriktirdi. Bazıları ise yazarak öğrendi, hatalarını görerek ilerledi. Ama hepsinin ortak noktası şuydu: disiplinli bir takip, açık bir zihin ve gelişmeye istekli bir duruş.

Bu süreçte yalnızca metinler değil, yazarlar da dönüştü. Kimi denemeden hikâyeye geçti, kimi kaleminin sesini ilk kez duydu, kimi ise yazının içinde büyüdü.

Bugün bu dergide yer alan hikâyeler; tek seferde yazılmış metinler değildir. Her biri üzerinde düşünülmüş, yeniden kurulmuş ve emek verilmiş metinlerdir. Bu metinlerde bir arayışın, bir fark edişin, uykusuz gecelerin ve yerini bulan cümlelerin izi vardır.

Atölyede yetişen yazarlar yalnızca yazan kişiler değildir; yazma disiplinini içselleştiren, sürece sadakatle bağlı kalan ve vazgeçmeyen kalemlerdir. Her biri süreci ciddiyetle takip etmiş; dersleri aksatmamış, notlar almış ve verilen her geri bildirimi dikkatle değerlendirmiştir. Kimi zaman zorlanmış, kimi zaman yeniden yazmıştır; ancak hiçbirinde vazgeçme eğilimi görülmemiştir. Söylenen her şeyin arkasındaki amacı anlamaya çalışmış, eleştiriyi reddetmeden ama sorgulayarak içselleştirmişlerdir. Ortaya çıkan metinler yalnızca yeteneğin değil; disiplinin, sabrın ve emeğin ürünüdür.

Bir atölye yürütücüsü olarak benim için en kıymetli olan ise şudur: katılımcıların yalnızca yazmayı değil, kendilerine ve hayata daha dikkatli bakmayı öğrenmeleridir. Çünkü iyi hikâye, önce görülür; sonra hissedilir ve yazıya dönüşür.

Atölye yalnızca bireysel bir çabanın değil; birlikte inanmanın ve aynı yolda yürümenin sonucudur. Bu süreçte desteklerini ve emeklerini esirgemeyen;

AYB Başkanımız Ufuk Tuzman’a, Balkan Yazarlar Birliği Başkanı Mürteza Sulooca’ya, TİKA Başkanı Abdullah Eren’e, AYB Başkan Yardımcısı Osman Çeviksoy’a, AYB Türkiye Çevrim İçi Yazarlık Atölyesi Hocamız Nurhan Buhan’a teşekkür ederim.

Kalem, yazdıkça pişer; susunca ham kalır. Yazının çoğaldığı, hikâyelerin paylaşıldığı nice buluşmalarda yeniden bir araya gelmek dileğiyle…

 

ATAMAN KALEBOZAN - Yazar
AYB Balkanlar Çevrim İçi Yazarlık Atölyesi Yürütücüsü

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 232. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 232. Sayı