HaftanınÇok Okunanları
Aysel Fikret 1
Ece Türköz Oğuz 2
KEMAL BOZOK 3
FEYZA TUĞÇE FIRAT 4
Kardeş Kalemler 5
Kader Pekdemir 6
Aysel Fikret 7
XX yüzyıl 20’lı yıllarından günümüze kadar Özbek edebi cereyanında türlü sosyal ve siyasal prensipler etkisinde türlü gaye ve prensipler ile eser yazan şair ve yazarlarımız şiir yazmaları için vakeliğin devamlı değişimi ile belirlenmişse, kendi görevi ile edebi tercüme de toplumun genel kültürel hayatı siyasal görevleri baş edebiyatın değişimleri ile ilgili olarak ortaya çıktı. Bir birinden farklı olarak iki tür devrin-Rus çarizminin istibdadı ve Şuralar hakimiyeti dönemlerindeki türlü siyasal, mefkurevi akımlar etkisinde bedii edebiyatımızda sık sık yenilikler, bu yoldaki zorluklar, mücadeleler, keşifler ve tersine kayıplar da oluşması sanatçıların vakelık karakterli özelliklerine olan münasebetinde de devamlı değişimler oluşmasına neden oldu. XX yüzyıl Özbek edebiyatı ve işte bu sınavlarda gelişti. Edebiyat bilgini N. Kerimov XX yüzyıl Özbek Edebiyatının gelişmesinde önemli etken sayılan edebi tercüme ve edebi ilişkilerin tuttuğu önemi hakkında yazıyor: «Rus, İngliz, Fransız, Alman ve diğer halkların klasik ve modern edebiyatlarındaki bağımsızlık ve hüriryet gayeleri Özbek Edebiyatına iki yolla girdi. Birincisi, diğer halklar edebiyatı örneklerinin Özbekçeye çevirilmesi olacaksa, ikincisi, edebi ilişkilerin bağlanması ve sabit oluşmasıdır. Şura döneminde dünya halkları edebiyatının en güzel örnekleri Rus diline aktarıldı. Bu durum Özbek yazarlarının bu eserler edebi güzelliğini ve cazibesinden tetmin olmaları, ileri gelen aktiv gayeler gıdalanmalarına büyük imkan verdi.
Kısacası, XX yüzyıl Özbek edebiyatının yüksek milli edebiyat derecesine çıkmasına edebi tercüme ve edebi ilşkilerin önemi ayrıca oldu.» (1)
Halbuki, yakin tarihe bakacaksak, bunun şahidi oluruz. Burada, XX yüzyıl Özbek tecümeleri hakkında bazı düşüncelerimizi paylaşmak istedik. Belliki, her dönem ve onun edebi cereyanı tercüman
önüne yeni görevleri koydu. Bu yüzden, 20-30’lu yıllar tercüme önündeki güncel problem, bizce, Avrupa ve Rus edebiyatındaki tercüme edebi ilişkileri geliştirmek yoluyla halklar arasndaki arkadaşlık ilişkileri kati temelini yaratmak ve yeni hükümetin iç ve dış siyasetini yerel nufüze onun kendi ana dilinde anlatmak için imkan kadar çabuk hareket etmekten ibaret idi. Çünkü işte o dönemde siyasal ve gaye savaşları tercümerleri de etkiledi. Yani hangi eseri nasıl durumda tercüme etmek siyasal hayattan kaynaklanırdı. Bu yüzden durum talebiyle poetik eserler yeni parmak vezninde
siyasetine uygun gayeleri halk beynine koymak elverişli olduğunu göze aldığı halde propaganda etmeyi talebinde bulundu. Bu şekilde Şura sosyal ve siyasal hayatını yukarı ruhda söylemek baş konuya çıktı. Ve işte böyle ruhundeki şiir eserleri çevirmeye önemli sayılır. Bunun dışında tercüme bütün dönemlerde de halklar kardeşliği menfaatlarına fayda getiren edebi estetik görev olarak yeni ortak
Cumhuriyetler halklarını bir birine tanıştırmak işinde önemli araç oldu. Bu görevi üstleyen Rusçayı öğrenmek devir talebiydi. Ama Rusça bilen kadroların yetesizliği, tercüme sahasında fen olarak gelişme evolusyonunun ilk etaplarıydı ve onun teorik uslubi kuralları pratik olarak yeni gelişen durumda tercüme kalitesini mükemmel dereceye çıkarmak kolay geçmedi. Üstelik Özbekçe şiir eserleri Rusçaya genelde podsroçnik-dipnotlar yardamıyla çevirildiği tercümanlar biliminin nasıl bir durumda olduğunu anlatırdı.
XX yüzyıl 30-60’lı yıllarında Özbek şiiri tercüme tarihine bakacaksak, Özbek şiirinin dünya boyunca yaygınlaşmasında büyük pay katan tercümanlar sayesinde çok kısa fırsatlarda tercüme bilimi büyük dereceye çıktığını görürüz. Bu devir tercüme tarihinde E.Polivanov, V.Titov Omskiy, Ziborov, A. Lavrenteyevler tercüman-bilim adamı, tercüman-araştırmacı, tercüman-yazar olarak Özbek-Rus ve Rus Özbek edebi ilişkilerini geliştirmek için çok çaba gösterdiler. 40-60’lı yıllara dönerek realistik tercüme gelenekleri akımına giren S.Samova, L.Penkovskiy, S. İvanov, V. Derjavin, S. Vilenskiy, K.Simonov, N.Tihonov, B. Parmuzin. E. İsayev, R. Galimov, N.Aseeyev, N.Grebnev, S. Lihodzyevkiy, V.Lugovskiy, V. lipko, M.Zinkyeviç, L.Haustov, D. Galupkov, V.İnber, S.Lipkin, O.İvinskaya, N.Bariskin, T,Streşneva, N.Uşakov, İ.Selvinskiy, V.Bijayev, B.Şteyn, A. Yanov, R. Moran, A.Oyslender, E. Orlovskiy, L.Hauestov, V.Prihodko, G. Nekrasov, G.Levin, A. Naumov, S.Seversev, R.Kazakova, Z.Tumanova, V.Sikorskiy, O.Visotskiya, Yu.Korinsev, Yu. Neyman, A. Glezer, R.Farhodiy, B.Slutskiy gibi ve başka tercüman-şairler Özbek edebiyatının kıymetsiz zenginliği sanılan şiirini Rus okuyucularına değil, yanı sıra, Rusça aracılığıyla kardeş ve yabancı şiir aşıklarına kalbinde de estetik zevk uyandırdıklarıyla
değerlidir.
Tercüme en zor ve en az değerlenecek iştir diye teriflemişti şairlerden birisi. Bizce, tercüme zor, ama meyvesi çok tatlı, emeği her zaman değerlidir. Tercümanlar faaliyetinin öğrenilmesi, tercümelerin tahlile yönlendirilmesi, hulasalar yapıldığı bu sahanın ilimde önemeli yer tuttuğunu anlatır. Tercüme üstünde çalışan herhangi tercüman orijinal dil üzerinde düşünürken belli bir dönem kendi ana dilinden biraz uzak durmak zorunda kalır, işte bu emeğin kendi tercüman işinin çok zor olduğunu ispatlar. Misafirliği yaşayan kendi amacına ulaşmak için Özbekistan’da belli bir süre yaşamak zorunda kalan tercümanlarda bayadır. S.Samova, A.Naumov gibi şairler Özbekistan’da yaşamışlar. A.Naumov’un çok derin icadı birinci, Özbek nezmi ve nesrini, Aruz ve Parmaktaki şiirleri maharetle çevirdiğine vurgu verirsek, ikinci, onun orijinal veznine serbest yaklaştığını ve onun kendine özgü tercümanlık maharetinin olumlu yönlerni gösterirki, bu serbest yaklaşımın yeni prensibini oluşturduğu ile ehemiyetlidir.
Mesela, A. Naumov’un tercümeleri çoğu müellifleştirilmiştir, onlar belli miktarda vezin kategirilerinden dişarıda kalmışsada, ama yazar hissi alemi uygunluğunda yazarın kendine ait tercüme uslubunu geliştirir. Örneğin, A. Matyakubov’un: ’’Mütercim yazarla hukuk dalaşacak derecede serbest ve cüretli olması gerekir. Tercümede cüret yetmese, orijinala icadi yaklaşım oluşmaz’’(2), dediğinde kendi ispatını bulmuştur.
Bu dönemde edebiyat meydanına giren Aybek, Gafur Gulam, Maksut Şeyhzade, Hamit Alimcan, Uygun, Mirtemir gibi şairlerin konu daireleri bir birlerine çok benzer ve uygundur, yanı sıra, şiirde kullanılan poetik tasvirler, epiklik süjeleri de yazarların edebi niyetlerini oluşturmaya yardımcı olur. Özbek şiirini edebiyatın yeni derecesine yükselten sanatçıların edebi niyeti ve poetik maharetlerini tercüme dilinde mücessemleştirmek için tercüman de eser yazarı gibi hayatı yorumlması konsepsiyonunu edebi idrakedebilmesi gerekir, çünkü tercüman şair icadını, hatta ona gıda veren edebiyat ve folklör kaynakalrını mükkemel öğrenmeden onun şiirlerini çevirmesi zor olacağını anlatır. Örneğin, dünya edebiyatının büyük simaları, Sedii, Camiy, Nevayi, Fuzuli, Vergiliy, Horasiy, A.S.Puşkin, L. Tolstoy eserlerinden ders alan, halk folklöründen etkilenen Aybek’in çocukluğundan bakış acısı büyümüş, neticede o dünyayı yeni poetik müşahade etmiştir, bu süreç şair lirik kahramanı ruhi aleminde oluşup bakış acısı ve idrakı bu tarzda büyür. Doğanın bir parçası, Allah’ın tekrarlanmaz, nezirsiz eseri- insan olarak yaradılmak olağanüstü tühfe olduğunu ve bunu şükrederek kabul etmek lazım olduğunu okuyucuya anlatmak onun edebi niyeti olduğunu açıklar. Kısacası, bu dönem şairleri yeni insan timsalını yaratırken, bu timsalda aktiv, çalışkan, bilimsizlikten aydınlığa çalışan insan timsalını
getirir.
Konu bakımından bir birine benzer olsada, her sanatçı lirik kahramanın iç duyguları farklı, biri ikincisini tekrarlamayan lirik araçların olduğu ile farklanır. Mesela, Aybek, Gafur Gulam, Maksut Şeyhzade, Hemit Alimcan, Uygun şiirlerinde sır, tılsım, hakiket, güneş, yıldız, ay, kan, bahar, şefek, ney, saz, mey ve başka birkaç poetik timsallar baya rastgelirki, getirilen timsallar sade çalışkan insan beyninde yeni sosyal düşünce, yeni yaşam tarzı, bilim ve merifete çalışmak ve Şura mefkuresinden minnettar olamya propaganda gibi gayeler ileri gelir. Böyle kelimeler şiir metni
çinde kendi yoluyla türlü stilistik görevleri üstler ki, bir poetik timsal şiirden şiire geçen zamanda diğer semantik olaya çevrilir. Böyle semantik ve estetik olayları tercümede canlandırmak için tercüman söz seçerken tercüman bu konuda çok titiz olması gerekir.Misal, hakiket timsalı Aybek şiirinde
hakiket:
Ёмонлардан зинҳор дўстим, ҳазар қил!
Фирибгар ошнолар зимдан тўсар йўл.
Ҳақиқатни севмас виждонсиз бахил,
Куйганмен улардан: ёғдирган тош-дўл(3),
hayat:
Фикр нақ чақмоқдай, олмосдай ўткир.
Инсон умри ўтди кўрмай қатра нур.
Дард-алам чўкканди қалбларга чуқур,
Ҳақиқатга етиб, касб этдик ғурур(4),
sırlar:
Дўстим ўй ўйла, эринма, ҳис қил,
Хаёллар денгизи мисли хазина.
Ҳақиқат дурига тўладир чин дил,
Ижод эт, чекинма, ихтиро изла(5)
gibi konularda türlü remzi manalar taşımaktadır. Bu timsallar remzi manalarda, edebi- estetik, amacı gerçekleştirmek için hizmet etmektedir. Tercümeleri araştırırken belli olmakta ki, yazar edebi niyetini aşıkar eden timsallar, tesvir araçları tercümede orijinaldeki gibi şiirden şiire geçme sürecinde aynı manayı anlatan söz mükabili düşer veya kelime içinde gizlenen mana yazar fikir isteğini oluşturmamaya engel olur:
Ёмонлардан зинҳор дўстим, ҳазар қил!
Фирибгар ошнолар зимдан тўсар йўл.
Ҳақиқатни севмас виждонсиз бахил,
Куйганмен улардан: ёғдирган тош-дўл
Дурные люди встали на пути?..
Отворотись и поспеши пройти.
Верь, и в меня они бросали камни,
Довольно шрамов на моей груди! (Yu. Neyman) (6)
Hayatın acı sınavları, sitemlerini yaşamamıza çoğu zaman sebepçi olan kötü insanlardır diye seslenen şair, ’’hakiket acıdır, herkes onu hazmedemez’’ denilen gayeler ileri gelir. Tek bir hakiket kelimesinin tercümede kaybolduğu için, şiirdeki Hayam gibi nasihet ve hikmete uygun olan Aybek’in akıllı, ağır, müşahedeli sesi tercümedeki ritorik soru etkisinde sade- şu de problem olacak mı herşey geçer şeklindeki sade beyan içinde belli olamıyor. Tercüme eserine de formal, hem maksat tarafından yaklaşımı birden gerçekleştirmek kolay olmaz. Rusçayı bilen uzmanların yetersizliği, mahsus sözlüklerin henüz düzenlenmediği nedeniyle, şiirler genelde dipnot yardamıyla tercüme yapıldığı hakkında yukarıda bahsettik. Dipnotlar yardımıyla çevirmek çoğu zamanlarda şairin kendisi tarafından
gerçekleştirildi, çünkü devir aydınları, kalem sahipleri ilk olarak aracı olan Rusçayı öğrenmiştiler. Belli süre Türkistan’da yaşamış kendi ilimsel ve icadi işlerini yöneten bürkaç Rus şarkşınasları E.Polivanov, şair tercümanlar İ.Zibarov, G.Viselkov, V.Titor-Omskiy, L.Penkovskiy, yerel tercümanlar Rustamova-Zagorskaya, İ,Çekmenov gibi şairler Özbek şiirine ait destanlar, lirik eserleri genel olarak yazarların sunduğu dipnot yardımında çevirmişler. Özellikle, Özbek şiirini diğer halklar okuyucusuna ulaşmasında E.Polivanov, L.Penkovskilerin emeği karşısında onlara denkleşek tercümanlar az uğrar. Onların yeteneği orijinala daha çok ilimsel bakımdan yaklaştıklarında belli oluyor. Basının Rus editörlüğünde edebi uzman olarak çalışan insanlar aynı gazete veya dergiye ulaşmış dipnot çevirilere yeniden edebi can vererek, editörlük talebine göre uygunlaştırarak basına hazırlanırdı. Özbek şairlerinin o devirdeki şiir tercümeleri şu şekilde Rus okuyucusuna tanıtılırdı. Çolpan, Aybek, Gayretiy, Gafur Gulam, Hemit Alimcan, Uygun şiirlerinin Rusçaya çevirileri tarihinden bahsederken, Rus şair tercüman
V.Titov Omskiy adına ayrıca durmamız gerekiyor. Yukarıda getirilen şairlerin şiirleri ilk tercümelrei V.Titov Omskiy adıyla ilgili olup, bu hakkında bilgiler Nadir neşirler fonundan alındı(7). V.Titov Omskiy ile beraber profesör E.Polivanov, tercümanlar M.Radionov, B.Bessonov, Lavrentyev, Ravaş, Hafiz, Agişev, G.Şengeli, A.Tarkovskiy, N.Panova tercümelrine ait Orta Asya şirleri şiirlerinden birkaç numuneler gazete okuyucularına sunuldu. Mesela, yukarıda isimleri getirilen Özbek şairleri sırasında A.Sabirova, Hasan Polat, Cosu, yazarlardanA.Kahhar, Şems, A.Kadiriy, İsroilov, Şakirov, Süleymanlar, Titov Omskiy’in Türkmen şairleri Çariyev, Haci Niyaz Murt, Karakalpak şairi Colmirza, Kırgız şairi Ollo Tokumbayev, Kazak şairi S.Mukonov şiirlerinden yaptığı çevirileri kardeş cümhuriyetler arasında kurulan köprü görevini ödedi.V.Titov Omskiy gazetenin «литературный обработщик» görevinde çalıştı. 30’lu yıllarında «литературный обработщик» edebi yeniden düzeltici görevi yani editör görevi varsaolmuşsa, onun görevleri ne olduğu diye soru ortaya çıkar. İşte o gazetede yazar şair ve edebiyat bilgini M. Colondz’ın tarifine göre, tercüme sirecinde üç figüre iştirak eder: orijinal eserin yazarı, edebi editör, diptot yazacak şair (son görevi genelde şairin kendisi yapıyor). Acele tercüme sunar ve dipnot tercümeyi almış edevi editör onu edebileştirerek tehrir talebine uygun olarak edebi yeniden düzeltir. Sürecin sonunda işte o tercümeye dipnot hazırlayan şairin ismi getirilmez, belki edebi editörün ismi getirilir. Mesela, Aybek «Песня о железа» Литературная обработка В. Титова Омского. (Ойбек “Темир ҳақида қўшиқ” Адабий қайта тайёрловчи В. Титов-Омский) .Tercüme sürecinde baş iş çoğu kimin omuzuna düştüğü hakkında düşünülürse, ikisinin (dipnot sununcu ve editörün) de aynı emek verdiği belli oluyor, çünkü edebi editör dipnotsuz yazarın edebi uslubu ve canlandırma sanadını anlamayabilir. Dipnot sunucu da kendisi bağımsız olarak tercümeyi mükemmelleştiremez. Burada A.Fedorov’un «Таржима санъати ва адабиёт ҳаёти»(’’Çeviri sanadı ve edebiyat hayatı’’) monografisınde dipnot çevirinin olumsuz özeliğine dair «подстрочник таржимада поэтикликни акс эттира олмайди, у шунчаки формал жиҳатидан асл нусха ўрнини босишга хизмат қиладиган воситадир» «подстрочник таржимада поэтикликни акс эттира олмайди, у шунчаки формал жиҳатидан асл нусха ўрнини босишга хизмат қиладиган воситадир» (Türkçesi: Hızlı tercüme şiir özelliklerini taşıyamaz. O yalnız şekil bakımından orijinal yerini basacak bir araçtır ) diye tarifini (8) hatırlatmak yeterlidir.
Bu dönemde A.S. Puşkin, V.G. Belinskiy V. Jukovskiy, G.Salamov gibi eşeititirici ve bilim adamları da böyle tercümeler aşırı derecede eleştirmişler.
V.Titov Omskiy Fitret’in ’’Pamuk’’, Aybek’in ’’Demir hakkında şarkı’’, H.Alimcan’ın ’’Baltabay’’, Gayretiy’in ’’Gayretli Kız Kumru’’ (9) gibi şiirlerini çevirdi. Bu şiirlerde kolhozlaştırmayukarı derecede, yer altı yer üstünde demir yollarını inşa etmek işinde işçileri çalişmalara celpetmek, Kızıl Ordu’nun kudretini medhetmek, kadınların eski hayat kaldıkları, geriliklerinden vazgeçerek, fabrikalarda çalışmak çin çağırmaktan ibaret olan sosyal tarakiyat gayeleri poetik motivlere yüklenmişti. İşte o yıllar şiirinin lirik kahramanı «ülken imparatorluk sosyolıstik kuruluşlarına tartılarak» madan belki, bu kuruluşlarda iştirak etmesi gerekirdi. Bu yüzden Rus milletine ait aydınlar böyle politikanın propagandacisi olarak tercüme işinde de kendi yerini buldu. V.Titov Omskiy bunlardan biri olarak tanınmıştı.Onun yazılarında ana dilimize kardeş ve akraba olan dillerden yapılmış tercümelerin de önemi var. Genellikle, 30’lu yıllar tercüme pratiğinde bu tercümanın birkaç dilden yaptığı tercümelerin geleneği bir tarafıyle üstündü, dipnot yardamında dilleri bilmeden türlü dillerdeki tercümeleri yapmak şansı vardı. Bundan Omskiy Özbek, Kazak, Karakalpak, Türkmen dillerini bilmeden dipnotlar yardımıyla tercümeleri maharetle yapabilmiş diye fikre geliriz, Yazıkki, bizim aradığımız kaynaklardan bu soruya olumlu cevap bulunmadı, ama bizim tahminlerimize göre, Omskiy ve diğer bu ortamda çalışan baya şair ve tercümanlar Orta Asya dillerini o kadar iyi bilmemişlerdir. Fikrimizi onaylamak için gene M. Jolondz’ın fikrine dönelim, Onun fikrine göre, Orta Asyalı Rus şair tercümanlar lazım olduğu dili bilmiyorlardı, oysa da literaturniy obrabotşik diye bir meslek oluşmazdı diye yazmıştı (10). Dili bilmeden tercüme yapmak mümkünmü sorusuna teorinin mahsus prensipleri ve kurallarına dayanarak,bu soruya tercüme alanında çalışan bilim adamları türlü cevaplandırmışlar. Mesela, dili bilmeden tercüme yapmak absurt olduğunda değil, aslında tercümenin nasıl yapıldığındadır, G.Salamov sözlerine göre, tercüme teorisinde net bir kural olamaz, çünkü her yapılan tercümenin pratik çağında ziddiyetlere, tefavütlere, kolaylıklara ve başkalara denk geldiğinde nasılsa tertibi ve kuralları değişmesi mümkün (11). M. Jolondzın fikrine göre, dili bilmeden çeviri yapmak tercüme kalitesine etki gösterecek iki etken var, maalesef, işte o dönemde Orta Asyalı tercümanlarda bu gibi etkenler baya uğramış. Bunların birincisi, yerel şairlerin yalnız dilini değil, belki gelenek ve göreneklerini de bilmedikleri neticesinde tercümede milli kolorit ve hiç şüphesiz, milli ruh, ahengi de kaybetmek riski de olduğu, ikincisi: bazı edebi editörler dipnotları verilen esere mahsus «el vururler» ve kendilerini tehrir eden şahıs olarak değerlendirerek şiir altına «Falan tarafından çevirilmiş ve edebi yeniden işlenmiş» diye yazmaya cüret ediyorlar (12). Bundan
hulasa geliyorki, orijinal dilini iyi bilmezlik neticesinde tercümenin kaderi M.Jolondz’ın merak ettiği gibi, abuk sabuk. Omskiy’in Kırgız şairi Alla Tokumbayev’in «Otzarçılık istasyonu» şiirinin dipnot tercümesi örneğinde esaslanmıştır. Omskiy örneğinde neredeyse bütün şairlerin işleri yüzeysel ve abuk sabuk olduğu, şair ve yazarların bundan kırgınlıkları hakkında söyleyerek bu tehlikeli durumları engellemek zamanı geldi diye vurgularlar makale yazarı. G.Salamov de «Dil ve Tercüme» kitabında yazdığına göre, «Özbekçeden Rusçaya acele yapılan tercümeler şimdiki taleplere uygun değil. Ekseriyet Özbek yazarları Hamze, Abdulla Kadiriy, Aybek, Aydın ve saire yazaralar kendi eserlerinin Rusçaya aktarılan tercümelerinde kendilerine hiç benzemiyorlar » diye kendisinin olumsuz fikrini bildirir (13). Bu çevirilerden tetmin olmayan M. Jolondz daha sonra şiiri kendisi yeniden tekrar çevirir. Bu seferki tercüme iyi çikar. Dili bilmeden çeviri yapmak işinde tercümana daha bir sosyal etken yardımcı olabilir. Bu etken yani lisani ve ekstra lisani etkenlerle ilgili durumdur, yani tercümanın orijinal eser halkının etnik, coğrafyası, kültürel ve siyası hayatı hakkında belli bir bilgilere sahip olduğu mezkur etkenleri ortaya çıkarır. 20-30’lu yıllarda Özbekistan’da belli bir süre yaşayan ve eser yazan Rus bilim adamları, araştırmacıları ve sanatçıları tercüme konusunda olumlu çalışmışlardır. Yerel nufüz arasında gezerek araştırma ve incelemeler yaptıkları yüzünden tercümede edebi eserin leksik, deyimler ve uslup zenginliği, sanatçıların edebi mahareti, özel icat uslubu, çeşitli canlandırma şekillerindan yararlandıkları araçları görebilmişlerdir. Mesela, E. Polivanov yabancı dilleri öğrenmek konusunda başarılı olduğu hepimize bellidir, ama birden fazla yabancı dili bilmeyen tercümanları da yukarıdakı etken yardımıyla çeviri yapabilmişlerdir. U. İsmailov’un «Rustam» operasının ikinci görünüşünü, İ. Zibirov, G. Veselkov, L.Penkovskiy, Zagorskiy, O.Tacirova, İ. Çekmenov gibi şairler ve tercümanları örnek olarak getirmek mümkün. S. Valaytes’in «Tercümenin yukarı kalitesi için» makalesinde Özbekistan’da yaşayan Rus şairlerinin tercümede olumlu neticeleri elde etmeleri için orijinal nüshe Vatanını canlı gözle görmek prinsebini destekler. «Tercümenin mahiyeti yalnız filolojide değil, onun çok milletli memlekette milyon milyon okuyucular eline Rusçada ulaşması eser yazarlarının tanıdık ve işte o halk, millet hakkında net düşüncelerin daralması dolaysıyla o siyasi görevi de üstler. Orta Asya tercümanları orijinalı çevirirken iki neticeyi elde etmektedirler, yani orijinalla tercümanın uygunsuz oldugu onlar ortasındaki keskin farklılıkları ortaya çıkarmaktadır veya tersine orijinal ve tercüme karşılaştırıldığında tercümenin orijinaldan baya ileri gittiği durumlaru rastgelmektedir, yazıklar olsunki, değerlendirme durumlarının her ikisini de olumlu diyemeyiz. Tercümeyi orijinalla hiç olmadığında azıcık yaklaştırmak için mütercim orijinal eser Vatanında, halk arasında kendi maharetini geliştirmesi, kendsine göre daha da talepte bulunması gerektiğini anlaması lazım olacaktır» diye meraklanır makale yazarı. Rus şairi V. Bryusov’un Arman şiirinden çevirmek için Zakavkazye Vatanına seyahet ettiğini misal ederek, çeviri yapmanın niyet eden herhangi tercümanı orijinal yürdünü nasılsa kaynaklardan değil, belki de kendi gözleriyle görmesi lazım olduğunu anlatır. S. Valaytes. G. Salamov «Kaplan derisine örtünen adam» eserinin Özbekçe tercümesi hakkında: «Eser diline setir setir çevrildiğinde onun bütün edebi özellikleri dolu aksetmemişti. Setir setir tercümede kurban edilen işte o özellikleri eserin Özbelçe çevirisini yapmak için Macar şairi Çeçenadze’yi Özbekistan’a getirmişler»14 diye getiren bilgisinde de yukarıdaki problem kasdedilir.Yukarıdaki fikirlerimizden belli oluyorki, tercüme kendi döneminin meyvesi olunca, bedii edebiyata üstlenen siyasi, sosyal talep tercümeye de üstlenmiştir. 20-30’lu yıllarda edebi tercüme önünde olan görevlerden birisi tercümanı ortak Cumhuriyetler dilini daha iyi öğrenmediklerini kasdederek, orijinal eser yazılan yurda gitmek, böyle gezilerde işte o halkın yaşam tarzı, gelenek ve göreneklerini, milli özelliklerini öğrenmek ve bundan sonra eser tercümesine yazarın kendisi gibi muhabbetle, esin gücü ile sanadı yürekten hissederek çalışmaya başlamasını organize etmişler. Böyle talep belli oluyor ki, yüzeysel, abuk sabuk gerçekleştirilen tercümenin menşei dipnotu hayattan uzaklaştırır, ama dipnotun kendisine göre iyi yönleri de varki, bundan 60’lı yıllara kadar ondan vazgeçmemişler. Maksim Rilskiy «dipnot yoluyla tercüme zaman bakımından değerlendiricek iştir, çünkü aynı bu araç tercüme tarihi gelişiminde binlerce tercüme eserlerin dünya yüzünü görmesi gibi büyük olayın gerçekleşmesine neden olmuş» diye dipnotun mürekkep olay olduğunu açıklar.
Yerel yazarlarımız ile tercümanların ortak, arkadaşlık, kardeşlik ilişkileri iyi bağlanmış olup, buna cevaben mezkur şairler de çeviri işlerini kalpten becermişlerdir (15).
Orta Asya’da belli bir süre yaşamış şiir yazan Yu.Krukovskiy, M.Redyonov, V.Hahlov gibi şair tercümanlar şiirleri yardımıyla Özbek şairleri sabık ittifakin türlü cümhüriyetlerine dağıldı. Yanı sıra, onlar şiirinde Özbekistan’ı medheden şiirlerde karşılanıyor, yerel yazarlarla arkadaşlık ilişkileri bundan delalet vermektedir. A.Lavranteyev bu hakkında «Özbekistanlı Rus şairlerinin şiirleri hakkında» (16) makalesinde Rus şairlerinin şirrleri konuları bu halklara ait olan konuların çeşitliliği ile ehemiyetlidir diye, örnekeler getirir. Bunlara baskınçılığa karşı mücadele, kadınlar beynini yeni mefkure tarafına yöneltmek, çöllere teknik değişimleri uygulamak gibi konularda kafiyeli şiarlar, vaislık propagandaları ve siyasi marşları getirmek mümkün. Bunlar arasında V.Titov Omskiy’in kalemi daha da iyileştiğini hakkında dururken, «V.Titov Omskiy Özbekistan’da yaşayarak şair ve tercüman olarak tanındı. O çevresindeki olayları yabancı gözüyle değil belki, yerel fukara olarak bu halkın bütün sırları, halk sanadını anladı. Bunun neticesi olarak güzel şiirler yazmak şansını kazandı.(«Bayamut», «Karakumlar», «Çekmen adası»).
Aybek, Gayratiy, H.Alimcan, Gani Abdulla, H.Şems, H.Polat, uygun şiirlerini Rusçaya L. Penkovskiy, İ.Ziborov, Titov Omskiy, G.Veselkov, İ,Çekmenov, Y.Krukovskiy, M,Radyonov, V.Hahlov gibi tercimanlar aktarmış olsalar da bu şiirlerin bazısı devir talebiyle kabolmuştur. Aybek ve başka şairlerin şiirleri daha sonra edebiyat alanında yukarı tecribeye sahip birkaç şair ve tercümanlar tarafından Rusçaya aktarılmaya başladı. Aybek’in «Çimyan defteri » derlemesinden yer alan lirik şiirleri baya tercümanlar dikkatini çekti ve 1937 yılında şiirleri tercüme edildi. Bu çeviriler N.Tihonov, V.Derjavin, B.Leytin gibi tercümanlara aittir. Hemit Alimcan güzel şiirinin Çimyan’la ilgili örneklerini İ.Lisyanskiy, M.Zamahovskaya, V.Lyubinler çevirmişlerdir. 40’lı yıllardan başlayarak Özbek şairleri şiirinde savaş konusu önde geldi.Sanatçıların feşizme karşı mücadele silahı Vatan himayesine katlanmak gayesini medheden kalemlerden oluşmaktadır. Şair Aybek «Front boylab(Cephe boylab)» derlemesinde halklar dosluğu, barış için savaş, yeni emek, hayat ve başka çeşitli konularda yüzden fazla şiir yazdı (17). Bu şiirler tercümesini orijinalla karşılaştırdığında 40 50’li yıllarda tercümanlar faaliyetinde orijinal ne kadar sade ve anlamlı aktarıldığı dikkat çekiyor. Böyle tercümede formal bakımdan yaklaşım başta gelmektedir, yeni orijinalın genel anlamını, edebi müşahede şeklini saklamaya önem verilerek, eserin iç ruhunu ve ahenk özelliklerini orijinala uygunluk yönlerine ise az önem verildiği belli oluyor. Sonuçta, bir taraftan yapılan fikirler nedeniyle eksiklikleri mahsus aramak ve bulmak durumları uğrar (18). Araştırmacı H.Rabbonoqulov’un doktora tezinde: «30-50’li yıllar tercümanları faaliyetinde baya hata ve eksiklikleri bulmak uslubu görünmektedir» diye verdiği bilgisi fikrimizi onaylamaktadır. 1944 yılında yayımlayan «Поэты Узбекистана фронту» şiir derlemesinde Uygun’un «Vedalaşma», «Laleler», «Kar», Aybek’in «Yiğitlere», «Hepsi Vatan’a», «Nevayi», «Ulu gün gelecek», Zülfiye’nin «Bu yerler benim
Vatanımdır», «Sözana», Mirtemir’in «Küzey kalesi», «Kızlar şarkısı», Hemit Alimcan’ın «Sedaket », «Şinel», «Küçük ağaç», Gafur Gulam’ın «Oğlum, seni beklerim», «Sen öksüz değilsin», «Kış», «Kadın» gibi savaş konusundaki şiirleri B.Derjavin, S.Somova, L.Penkovskiy, N.Uşakov tercümelerinde toplanmıştır (19). 1945 yılında «Альманах литературный» şiir derlemesinden yer almıştır.S.Somova, V.Lipko, N.Puşkarskaya tercümelerine ait Uygun’un «Kavuşmak tebessümü», Zülfiye’nin «Karşılaşma », Mirtemir’in «Bağ arasında sokaklar» adlı şiirleri kanlı savaşın bittiğinden, barış, hayat ve şerefli emek günlerinin başladığını söylemektedir. Özbek şairlerinin lirik şiirleri Rus ve kardeş dillere 70’li yıllara kadar devamlı olarak çevrildi. Konu bakımından devir talebiyle yazılan şiir derlemeleri derleme olarak Rusya hemde Özbekistan basımevlerinde tekrar tekrar yayımlanmıştır.Gafur Gulam’ın «Şiirler» Rusça derlemesindeki (1949) tercümeler S.Somova, B.Lipko’ya aittir. Yukarıdaki derlemedeki şiir örnekleri daha sonra yazarın yeni şiirlerini kapsayarak diğer derlemede ilan edildi. 1971’de yayımlayan bu şiir kitabında G.Gulam tercümanları sırasına N.Grebnev, A.Naumov, T.Streşneva, S.Seversov, V.Sikorskiy, R.Kazakova, B.Slıtsiylerin tercümeleri de eklenecek. 1983’te tekrar yayımlanan derlemede şairin P.Şubin, B.Sokolov, S.Bolotin, L,Dligaç, B.Potapova, R.Ferhadiy, B.Lugovskiy, B,Juravleva, S.Lihodiyevzkiy, K.Simonov, N.Gribaöev çeviren şiirler de eklenmiş. G.Gulam mahasıbı Aybek şiirlerinin tercümeleri basamakları hakkında da bunları söyleyebiliriz. N.Sidorenko editörlüğünde Rus okuyucularına ulaşan «Vedalaşma» şiir derlemesi (1971) anlam ve giriş bakımından Aybek Hoca’nın «Üç defter» derlemesine ait olan şiirlerin mevcut olduğu ile daha da değerlidir. Getirilen derleme «Советский писатель» basımevi editörü şair ve çevirmen N.Sidorenko’nun Aybek’in ailesindekilere yazdığı arz mektubunda ilk çeviren şiirlerini basımevine göndermeleri rıca edilmiş. Demek bu derlemeden yer alan şiirler Aybek’in önceki tercümeleri olduğunden delalet vermektedir. Son yıllarda Aybek şiirleri yeniden çevrilir ve A.Glezer’in icadı nedeniyle «Uzaktaki yıldızım benim» adıyla neşredilir (1974). «Мой голос» derlemesinde (1987) Aybek şiirine göre Y.Neyman tercümelerinde toplanır. Bunun dışında Gafur Gulam, Aybek ve Hemit Alimcan şiirlerini Ruçada bir derleme şeklinde yayımlanan kitapta da önceki tercümeler yer almaktadır.
Yukarıdaki bilgilerden belli olmakta ki, belli bir şair şiir drdanelerinin bir dildeki tercümeleri de devir basamaklarından geçer. Bazı şiirler bir tercüman çevirisinde yüz yıllarca tek bir mükabilinde kalır, bazı şiirler ise, tersine, tekrar tekrar türlü mütercimler tarafından yeniden çevrilir. Bunu sebebi ne olabilir? Gaybullah Salomov’un «Dil ve Çeviri» monografisinde belli bir eserin tekrar tekrar çevrilmesine ihtiyaç oluşmasının kendi etkenleri vardır. Bunlar şunlardır: 1) sosyal hayatın değişmesi; 2) dilin leksik değişimi; 3) Cümle yapısında değişim; 4) «tercüme» düşüncesinin değişmesi. İşte bu sebepler olmasaydı, belli eserleri tekrar çevirmeye ihtiyaç oluşmayacaktı. Gaybulla Hocanın bu fikrinden gelerek şairlerin bazı şiirlerini birkaç tercüman tarafından çevrildiğini dördüncü etkene bağlayabiliriz, yani tercüme düşüncesinin değişimi. Tercüme düşüncesi bütün devirlerde aynı olmamıştır. Tercüme eserlerin anlamı, gayesi ve kalitesine talep, her dönemde değişmiştir. Tercümeye olan ihtiyacın her dönemde değişmesinin sebebi ise tercümeyi kabul eden insan tefekkürünün, beyninin geliştiği kadar onun çeviriye olan münasebetinin de aynı şekilde kalmadığını açıklamaktadır.
*Araştırma Görevlisi, Cizzah Devlet Pedagoji Enstitüsü, Özbek Filolojisi Fakültesi.
1) Kerimov N. Adabiy aloqa va badii tarjimaning yangı ufqları|| Özbek Dili ve Edebiyatı; 2011.; s.4.
2) Матёқубов А. Жўраев Н. Ғафур Ғулом(портрет-очерк)// Ўзбекистонда бадиий таржима тарихи(таржима тарихидан лавҳалар). Т.: 1985.,Б.89.
3) Ойбек Мусо Тошмуҳаммад ўғли. Мукаммал асарлар тўплами.. Ўн тўққиз томлик., II том., Т., «Фан» н.: 1975 s.299.
4) Getirilen eser. S.298.
5) Getirilen eser. S.300.
6) Айбек. Мой голос., Собр. соч., Том V., Т., изд. им. Г,Гуляма., 1987., С, 97.
7) Маълумотларни излаб топишда ЎзбекистонАлишер Навоий номидаги Ўзбекистон Миллий Кутубхонаси нодир нашрлар фондибўлимидан фойдаланилди.
8) Жолондз М. О качестве переводов., Газета “Литература Средней Азии”.. №14.;от 6 мая 1934г.;С. 4.
9) Келтирилган шеър номлари Г-11. “Литература Средней Азии” газетасининг 1933 йил ноябр, декабр, январ ойи сонларида кўриш мумкин.
10) Getirilen gazete.
11) Getirilen gazete.
12) Getirilen gazete.
13) Саломов Ғ. Тил ва таржима.;Т.; «Фан».; 1966., Б. 143.
14) Getirilen eser. 69 .S.
15) Григорьева О. “Восточная действительность в творчествах русских поэтов.” (Б. Лапина, В. Луговского, И. Сельвинского) дис. На соис. к.ф.н. Т.:2000.;С.
16) Лаврентьев А. О творчестве русских поэтов. Узбекистана Литература Средней Азии.: № 10., от 11 марта 1934 г., С. 3-4.
17) Шермуҳамедов С Мирзаев С. Ойбек ва ўзбек адабиёти.; Т.: “Фан”.; 1987.; Б.39
18) Раббоноқулов Х. Ўзбекистонда таржимашунослик илмининг тараққиёти. (60-80 йиллар) ф.ф.н. дис. , Т: 2000., Б.13.
19) ПЯ 9983 Поэты Узбекистана фронту.. ОГИЗ. Гос.изд.худ.лит.; М.: 1944.; под ред. П.Антокольского.; С.3-57.
KAYNAKÇA
1. Каримов Н. Адабий алоқа ва бадиий таржиманинг янги уфқлари.// Ўзбек тили ва адабиёти.; Т.: 2011.; Б.4.
2. Матёқубов А. Жўраев Н. Ғафур Ғулом(портрет- очерк)//Ўзбекистонда бадиий таржима тарихи(таржима тарихидан лавҳалар). Т.: 1985.,Б.89.
3. Ойбек Мусо Тошмуҳаммад ўғли. Мукаммал асарлар тўплами.. Ўн тўққиз томлик., II том., Т., «Фан» н.: 1975 Б.299.
4. Айбек. Мой голос., Собр. соч., Том V., Т., изд. им. Г,Гуляма.1987,С.97.
5. Жолондз М. О качестве переводов., Газета “Литература Средней Азии”.. №14.;от 6 мая 1934г.;С.
6. Федоров А. Искусство перевода и жизнь литературы. «Советский писатель»., Ленинградское отд.. 1983., С.
7. Саломов Ғ. Тил ва таржима.;Т.; «Фан».; 1966., Б. 143.
8. Григорьева О. “Восточная действительность в творчествах русских поэтов.” (Б. Лапина, В. Луговского, И.Сельвинского) дис. На соис. к.ф.н. Т.:2000.;С.
9. Рылский М.Ф. Искусство перевода и жизнь литературы:Статьи.Заметки.Письма. пер.с укр.- М.: Советский писатель,1986.С.90.
10. Лаврентьев А. О творчестве русских поэтов. Узбекистана Литература Средней Азии.: №
10., от 11 марта 1934 г., С. 3-4
11. Шермуҳамедов С Мирзаев С. Ойбек ва ўзбек адабиёти.; Т.: “Фан”.; 1987.; Б.39
12. Раббоноқулов Х. Ўзбекистонда таржимашунослик илмининг тараққиёти. (60- 80 йиллар) ф.ф.н. дис. , Т: 2000., Б.13.
13. ПЯ 9983 Поэты Узбекистана фронту.. ОГИЗ. Гос.изд.худ.лит.; М.: 1944.; под ред. П.Антокольского.; С.3-57.
14. ПЯ 4246 Литературный Ташкент.Альманах.; Гос.издат.Уз.ССР. Т.:1945.; №1.С.26-27,42, 46.
15. Гафур Гулям. Стихи.; Т.: Гос.издат.; 1949.
16. Гафур Гулям. Стихи.; Изд. “Художеств. Литература”.; М.: 1971.
17. Гафур Гулям. Стихотворения и поэмы. Издание третье.; Л.: 1983.
18. Айбек. Прощание Стихотворения .М.: Советский писатель., 1971.
19. Айбек. Далекая звезда моя. Стихи и поэмы., Пер. с узб. Т: Изд.им.Г.Гуляма., 1974.
20. Айбек. Мой голос., Соб. Соч.Том.V Стихотворения и поэмы., Т.: Изд. Им. Г.Гуляма., 1987.
21. Иванов С. Кровное слово.; Т.: изд. им. Г.Гуляма.; 1980
22. Хамид Алимджан. Избранные произведения.; Т.: изд.им.Г.Гуляма.; 1971
23. Хамид Алимджан. Воображение певца.; Стихотворения, баллады, поэмы.; Т.: изд.им. Г. Гуляма.1985
24. Саломов Ғ. Тил ва таржима.; Т.: “Фан” .; 1966.;Б.109