Yarım


 01 Haziran 2019

Siz babasızlığa nasıl alıştınız? Nasıl dindirdiniz gözyaşlarınızı? Ne sürdünüz yaranıza, neyle bağladınız sonra? Adını, sesini, kokusunu hatırladığınızda, sonra nasıl unutmaya çalıştınız? Başarabildiniz mi? Kimsenin sizi onun kadar sevemeyeceği gerçeği ile yüzleştiğinizde, sarsılıp nasıl duruldunuz?

Boş verin şimdi  yalanı, dolanı, riyayı...geçim darlığını, dünya varlığını.

Mesela aniden aklınıza geldiğinde  bir otobüste, nasıl sakladınız gözyaşlarınızı? Onun avuçlarının içinde titrek bir kuş değil miydiniz? Onun savuşturduğu korkular, onun iyileştirdiği hastalıklar içinize doluştuğunda nereye kaçtınız? Ruhunuzdaki o minnet duygusunu, merhamet duygusunu, hayranlığı, aşkı nereye koydunuz? Ve nerede saklanmıştı, ondan öğrendiğiniz yiğitlik , ondan miras dirayet ve cesaret? Tıpkı sizin gibi onu özleyenlerin yanında hıçkırmak isterken, yutkunabilmenin sırrını verin bana. Bende size, dertlerinizi ve hatta Dünya’yı, bir tuz tanesi kadar küçültecek sırrı vereyim ; Ölüm… 

Allah'ım!; benim bir daha o sevgiyi tatmak için, cennetine mutlaka girmem lazım.

Allah'ım!; bu haksızlık çemberini kırdığımın haberini ,cennette babama mutlaka vermem lazım.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 150. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 150. Sayı