Yazarın Geçtiği Yol


 01 Şubat 2015

Geçen, her bir yıl, insan ömrünün geçtiği kısa bir yolun manzumesidir. Bu yollardan geçen herkes, kendisini hatırlatacak izler bırakmaya çabalar.  Bu,  buluş yapma kabiliyeti olanlara,  bilhassa ilham adamı olan yazarlar için çok önemlidir.  Onların geçtiği ömür yolu, sıradan insanlara göre, uzak, çetin ve zorludur, bundan dolayı yazar hayatının, derin konulara sahip olarak, bütünlük arzetmesi ve ilgi çekici olması da tabiidir.  Sebebi o şahsi hayat yolunu, milletinin ömrü ve tarihiyle bağdaştırır. Bundan dolayı olsa gerek, bir bedii eser yazarının yüreğinden çıkan her bir şey halkının zengin mirasına dönüşür.  Gerçek istidat sahipleri için ifade edilen bu sözleri, tam manasıyle, Uygur edebiyatının aksakalı, meşhur kalemger Ziya Samedi için rahatlılıkla söyleyebiliriz.  Onun, halk yazarı unvanına sahip olmasına bir hayli zaman oldu. Aksakalımızın “Kazakistan Halk Yazarı” gibi yüksek dereceli bir ünvana sahip olduğunu duyanlar buna hiç şaşırmadı. Aksine her kes bundan son derece hoşnut oldu.    Bu gün, biz Uygur edebiyatı hakkında ne zaman bir söz açsak, sohbetin başında şüphesiz Ziya Samedi olur.  Onun edebi eserleri bütün Türk boylarının ortak mirası oldu.  O, okuyucularının büyük bir sevgi ve saygısına sahip olan üstat bir yazardı.  Yazarımız 1914 yılında, Bu gün Kazakistan sınırları içinde olan Yarkent ilçesinin Honihay köyünde dünyaya gelir. Orta öğrenimini bu yerde tamamlar. 1931 de ailesiyle beraber Doğu Türkistana göçerler. Yazarımızın hayatının büyük bir bölümünün geçeceği devre başlar. Hayat yoluna öğretmen olarak adım atan Ziya Samedi, zamanla eğitimci, yazar olarak olgunlaşmaya yüz tutar. Doğu Türkistan halkının bağımsızlık hareketlerini destekler. Adaletsiz idarenin her türlü zorluk-zombuluklarına karşı yazılar yazar. Halkını bağımsızlık için mücadeleye çağırdığı ve işgalci Çin devletine karşı çıkanları teşvik ederek onları örgütlediği için 1937 de daha yirmi üç yaşında ki Ziya Samedi Çin hapishanesine kapatılır. Anlatılması zor, çileli ve işkenceli Yedi senelik hapis hayatı, gencimizin, mili bağımsızlık ve istiklale olan arzu ve ülküsün yok edemez, aksine daha da alevlendirir.  Bu acı ve ızdırap dolu yıllarda o, yazarlık hayatının esasını teşkil eden ana konuların temelini atar.  30’lu yılların sonları ve 40’lı yılların başları Doğu Türkistan halkı için çok ağır ve ızdıraplı geçti.  Uyanan doğu halklarında ve Uygur halkı içinde demokrat yazar ve şairler çıktı. Bu yenilikçi yazarlar ve aydınlar, Şinsi Sey devrinde çok sıkı takibata uğrar ve işkencelere tabi tutulup hapsedilse de , Ziya Samedi, bütün bunlara aldırmadan halkıyle beraber olur.  1944 yılında Doğu Türkistan’ın İli, Altay ve Tarbagatay bölgelerinde olan milli bağımsızlık hareketlerinde Ziya Samedi komutanlık görevinde bulunur. Bu yıllarda Yazarımız, ”Garip Sinem”, ”Kanlı Dağ” eserlerinde cemiyetin, siyasi ve milli meselelerini ortaya koyar.  Ziya Samedi, bütün gücünü, uyumlaştırma kabiliyetini, akıl ve ferasetini Doğu Türkistan halkının medeniyetini, sanatını yükseltmek ve geliştirmek için sarfetti, Medeniyet Bakanı oldu bununla beraber hükümetin yüksek kademelerinde görevler aldı.  Yazarlar birliği başkanlığı da yaptı. Doğu Türkistan’ın edebiyat ve sanat erbablarının yetişmesi için çok güzel işler yaptı.  1956 senesinde Orta asyada ki Türk Cumhuriyetlerini başkanlığını yaptığı medeniyet heyetiyle ziyaret etti. Delhi’de yapılan Asya yazarları forumuna vekil olarak katıldı. Kazakların meşhur yazarı Gabit MÜSİREPOV “Ziya Samedi, sadece Uygur edebiyatında tanınmış bir yazar değil, O medeniyet ve Cemiyet adamı” diye değerlendirir.  Yazar, esas eserlerini 1961 yılında Kazakistan’a geldikten sonra çıkarmaya başlar.  Burda serbest yazı yazabileceği bir ortam vardı. İlk romanı” Mayımhan”ın yayınlanması Uygur edebiyatında tarihi roman yazmaya çok büyük etkisi oldu. Müellif, bu eserinde geçen asrın ilk devresinde Doğu Türkistanda işgalcilere karşı yapılan milli istiklali ve   ayaklanan halkın hareketlerini anlatır. Başta roman kahramanı Mayımhan olmak üzere çeşitli tiplemeler vasıtasıyle, bağımsızlık hasretiyle içi yanan halkın kahramanlıkları anlatılır. ”Mayımhan”Romanının Rus ve Özbek dillerine çevrisi de büyük beğeni toplar.  Ziya Samedi 1960-70 yılları arasında en verimli çağını yaşadı. Bu yıllarda “Yıllar sırı”, Bir dal sigara”, “Dertmanın Feryadı”, “Erik gül açanda” isimli Roman ve hikayelerini yazdı. ”Mayımhan ve İparhan” piyesleri Uygur Sahne hayatına süs ve canlılık getirdi . . .  80 yıllarda ismi destanlaşan Gani Batur la alakalı olarak 90 yıllarda, “Ahmet efendi” isimli hikaye-roman türü eserini yazdı.  İşte bu olanlar, Ziya Samedinin hayatının boş geçmediğine en büyük delil. Yazarın her bir eseri Uygur edebiyatını zirvelere taşıdı desek mübalaa etmemiş oluruz. Bir milletin içinden birçok yazar ve şairler çıkar; Fakat o milletin edebiyat aleminde ki yerini sayılı bir kaç yazarın eseri tayin eder. Bunlar parmakla sayılacak kadar az olur. . .  Ziya Samedinin işte bu parmakla sayılabilenlerin en başında olduğuna da hiç şüphe yok. O eserlerinde halkının kaderinin iki yüzünü karşılaştırır, bu ise yazarın kendi hayatiyle de aynilik gösterir. Bizler, Ziya Samediyi bir dağa benzetsek, onun bir yüzünde güzellik ve mutluluk varsa, arka yüzünde üzüntü keder ve acı var.  Bundan dolayı eserlerinin halkının kaderiyle sıkı sıkıya bağlantıda olduğunu anlamak zor değil.  Ziya Samedi, kendi ömrünün tarihini, Uygur halkının örf ve adetlerini, psikolojisini, mizacını, ahlaki yapısını, çok iyi bilirdi. Yazar, ”Yıllar sırı” adlı eserini yazmadan önce, Kaşkar şehrinin ve bölgesinin Coğrafi yapısını, yerleşim alanını, bu bölgeyi iyi bilenlere çizdirir, sonra kendisi bizzat o bölgeyi dolaşarak, yeterli malumata sahip olunca yazmaya girişir.  Onun bu özelliği, bütün eserlerinde ki anlattıklarının gerçek hayattan alındığını gösterir.  Her, bedii eser, yazarın vicdanın sesi, feryadıdır. Ziya Samedi, bedii kahraman yaratmakta   usta, onun eserlerinde birbirlerini tekrarlamayan kahramanların çokluğu dikkatimizi çeker. ”Akgönül” “Merhametli Batur Hoca Niyaz hacı, ” ”Hilekar”,  kurnaz ve akıllı “ŞinsiSey” temiz kalbli,  güzel kız ”Mayımhan” Menfaatperest, cahil “Mahmut” ve başka kahramanlar okuyucu aklından çıkmaz. Bunlar bir halkın içinden çıkan;fakat birbirine benzemeyen iki gücün temsilcileri. Ziya Samedi’nin kahramanları halkla iç içe, bunlar birbirinden ayrılmaz. Yazarın Bu özelliğini “Gani Batur” romanında çok açık bir şekilde görürüz.  Eserde Gani Baturun, halkının kahramanı olacak şekilde yetiştirildiği, Ganinin halkı için dünyaya geldiği inandırıcı bir şekilde ortaya konulur.  Ziya Samedi kelime hazinesi, onun eserleri birçok okuyucu için sözlük derecesinde kıymet bulur. Yazarımız eski Türk dilinden ve devrimizin dil zenginliklerinden yerli yerinde faydalanmasını da bilir. Ziya Samedi, Uygur edebi dilinin kalıplaşarak gelişmesine de sınırsız hizmet etti. ,  Edip, kardeş Kazak halkının da yazarlarının eserlerini Uygur diline kazandırdı. Gabit MÜSİREPOV un “Rastlanmadık giyim “Sabit Mukanov’un “Kaşkar kızı” eserlerini Uygurcaya tercüme etti.  Yazarımız, toplum işlerinden de uzak kalmadı. O Kazakistan Yazarlar birliği bünyesinde ki Uygur Yazarlar birliğini uzun yıllar idare etti.  Ziya Samedi’nin, çalışma hayatı ve edebiyatımıza yaptığı olumlu katkılar her zaman takdirle hatırlandı ve bu emeği, Kazakistan devletinin “Kazakistan emek kızıl tuğ” madalyası, Muhtar Avezov Roman ödülü ve “Kazakistan Halk Yazarı” unvanıyle ile mükafatlandırıldı. Bu mükafat ve unvanlar, ziya Samedi vasıtasıyla bütün Uygur edebiyat alemine verilmiştir diye düşünüyorum. 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 98. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 98. Sayı