Yeni El Yazması veya Teşekkürler Veli Muhammed Hoca


 01 Temmuz 2019

Türk kültür tarihi için, son yılların en  önemli olaylarından birisi hiç şüphesiz Dede Korkut’un yeni bir elyazması nüshasının bulunmasıdır. Daha önce varlığı ile zenginleştiğimiz Dede Korkut hikayelerinin Diresen ve Vatikan kütüphanelerinde bulunan elyazması nüshalarına ek olarak Türkmen Sahra nüshasının bulunuşu için ne kadar sevinsek azdır. 

Dede Korkut Türkmen Sahra Nüshasını, kültür dünyasına hediye eden ve orijinal metni kendi kütüphanesinde saklayan Veli Muhammed Hoca’ya ne kadar teşekkür etsek azdır.  Veli Muhammet Hoca, babasının kendisinden Türk edebiyatı ile ilgili el yazması eserleri toplaması işini rica ederken bir sohbetlerinde  "Türk edebiyatına Dede Korkut gibi alim adam bugüne kadar gelmiş değil, bundan sonra da gelmez" dediğini anlatıyor.  "Oğlum, mühendisin yaptığı işleri yapan bulunur, üniversitede ders veren muallim bulunur. Sen den ricam, gel benim başlayıp devam ettiremediğim el yazması eserleri toplama işini devam ettir" diyerek onu bu alana yönlendiren ve Dede Korkut için bu vecis ifadeleri kullanarak oğlunun Korkut Atayı tanımasını sağlayan  Abdıcan Ahun’u da hayırla yad etmeliyiz.

Dede Korkut’un yeni elyazmasının bulunması, bizleri Türk kültürünün diğer kayıp eserlerinin de bulunabileceği konusunda ümitlerimizin artmasına vesile oluyor. Bildiğiniz gibi  Dede Korkut’un diğer nüshalarına  ve Divan-ı Lügatit Türk, Kutadgu Bilig gibi kültürümüzün altın hazineleri  geçtiğimiz yüz yılda bulundular.  Kaşgarlı Mahmut’un doğumunun 100. Yılında Avrasya Yazarlar Birliği olarak  halen kayıp olan ve Kaşgarlı’nın, Türk dilinin gramerini yazdım dediği Kitab-ı Cevahirü'n-Nahv fi Lugati't-Türk kitabı bulan için 1000 altın ödül ilan etmiştik. Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügatit Türk eserini Ali Emiri Efendi İstanbul’da bir sahaftan almıştı. Değerli bilginimiz Ahmet Bican Ercilasun, kitabı sahafa satmaya getiren hanımın Kadızadeler ailesinden olabileceğini söylüyor. Şuna dayanarak ki, Kadızadelerlerin bazı eserlerinde, yalnızca Divan-ı Lügatit Türk’de yer alan ifadeler yer alıyor. Olabilir ki,    Kadızadeliler kütüphanelerinde bulunan  Divan-ı Lügatit Türk’ü okudular ve oradaki bazı bilgi ve ifadeleri de kendi eserlerinde kullandılar. 

Yeni elyazmayı kültür dünyamıza  kazandıran Veli Muhammet Hoca da bizlere, Dede Korkut’un bu el yazmasını satan kişinin, eserin Kacarların kütüphanesinden geldiğini söylediğini aktarıyor. Bildiğiniz gibi Kacar ailesi,  geçtiğimiz asrın ilk yarısına kadar İran devletini idare eden Türk menşeili bir hanedandı. 

Demek ki; kültürümüzün bu iki hazinesi birisi Osmanlı Sadrazamlarından bir ailede diğeri İran Kacar Ailesinin kütüphanesinde saklanmakta imiş.

Kitab-ı Cevahirü'n-Nahv fi Lugati't-Türk de böyle mümtaz bir kütüphane de saklanıyor olabilir. 

Hem Kitab-ı Cevahirü’ün hem de  belki Dede Korkut’un diğer elyazmaları da keşfedilecekleri günü bekliyor olabilirler. Dikkatlerimizi artırmalı ve uyanık olmalıyız.

Dede Korkut’un henüz bulunmamış el yazmaları olabilir mi? 

Evet, Dede Korkut’un yeni elyazmaları da ileride bulunabilir, ben ce bulunacaklar? 

Çünkü Dede Korkut hikayeleri yazılı halde bulunmalarının dışında  Türkistan’dan Balkanlara kadar halk arasında anlatılarak sözlü kültürde de yaşamaktadır. Bugün bulunmasına sevindiğimiz Salur Kazanın Ejderhayı Öldürmesi hikayesi de Türkmenistan’da halk arasında anlatılmakta idi.  Türkmen Türkolog Doç.Dr. Berdi Sarı, yeni bulunan el yazmadaki  boy ve soyların kendi bölgelerinde düğünlerde toplantılarda halk arasında anlatıldığı bizlere bildirmektedir. Nitekim, yeni bulunan el yazmada yer alan Salur Kazan’ın Ejderhayı Öldürmesi hikayesine, daha önce bildiğimiz hikayelerde göndermeler bulunmaktadır. Ercilasun hoca bunları örnekleri ile ifade etmektedir.

Tesadüfe bakın ki, Dede Korkut hikayelerinin Dresten nüshasını ilk yayını, Divan-ı Lügatit Türkü yayınlayan Türkiye'de ilk olarak 1915 yılında Kilisli Muallim Rıfat yayınlıyor. 

 1938'de de Orhan Şaik Gökyay tarafından Türk-Latin harfleriyle basılmış. 

Türkmenistan'da  ise 1951 yılında da, Prof. Mäti Köseyev tarafından yayına hazırlanmıştır. 

Yusuf Akgül bildiriyor ki,  Türkmenistan baskısı bünyesinde Dresten elyazmalarının yanısıra, halk

ağzından derlenen çeşitli varyantlarını da bulundurması bakımından diğerlerinden farklıdır.

1990 ve 1994 yıllarında çok yüksek tirajlarda basılan "Gorkut Ata adlı eserde, Dresten elyazmalarının hikâyesi ile birlikte, bu hikâyelerin halk ağzından derlendiği belirtilen 6'sı (Iza Berilediren Nesilsiz/ Boğaç Han,  Makav / Deli Dumrul, Yekegöz /Basat ile Tepegöz, Töreli Beg / Kanturalı, Bamsım Birek / Bamsı Beyrek, Salır / Salur Kazan),  hikayeleri yer alıyor. 

Şimdi sıkı durun:  1994 yılında Türkmenistan’da basılan Gorkut Ata  kitabında Dede Korkut elyazma nüshalarda yer almayan  yer almayan rivayet hükmünde İğdir, Teke Muhammet, Korkut'un Kabri Kazıldı, Salur Kazan ile İtemcek  isminde 4 hikaye daha bulunmaktadır.

Öte yandan, folklorcu Ata Rahmanov, destan hükmünde 4 büyük hikâyeyi Yaşlık Dergisi ve Edebiyat Sungat Gazetesi’nde yayınlar. Destan hükmündeki bu 4 farklı hikâyenin adları şöyledir: "İğdir, "Gorkutun gabrı Gazılgı", "Daşoguz Beglerinin Gaver Hanlıkına Göreşi" "Oğuz Beglerinin Melallaşmakı".

Yusuf Akgül dostumu diyor ki; "böylece gerek uzun destansı hikâye ve gerekse kısa rivayet şeklinde olmak üzere toplam 6 tane daha yeni Dede Korkut Oğuznamesi ortaya çıkmış ve yazılı nüshalardaki toplam 12 hikâyeye, 6 hikaye daha eklenmiştir". 

Veli Muhammed Hoca’nın  yeni el yazması ile halk arasında anlatılan ama yazılı metinlerde olmayan 6 hikayeden birinin el yazması hali bulundu ise diğer 5 hikayenin de yazma hallerine kavuşma ihtimalimiz artmıştır.

Veli Muhammed Hoca bize yalnızca bir hikâye (soy) ve 24 boy kazandırmadı aynı zamanda diğer 5 soy ve onlarla birlikte yeni soyların bulunabileceğin de kapısını aralamış oldu.

Ve bu ihtimal yalnızca Dede Korkut Hikayeleri için değil Türkçenin sözdiziminin anlatıldığı Kiatbül Cevahirün gibi varlığından haberdar olup kendisini görmediğimiz hazineler için de geçerlidir.

Bu yüzden Veli Muhammed Hoca’ya  büyük şükran borçluyuz.

Bu şükranımızın ifadesi olarak kendisine Avrasya Yazarlar Birliği Onur Madalyası takdim ettik.

Teşekkürler Veli Muhammed Hoca! 

Bir daha, bir daha teşekkürler.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 151. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 151. Sayı