HaftanınÇok Okunanları
NERGİS BİRAY 1
Mehmet Topay 2
KEMAL BOZOK 3
İSMAİL DELİHASAN 4
RAHMİ ALİ 5
HİDAYET ORUÇOV 6
YASİN YAVUZ 7
Vali, iki çocuklu Münevver Öğretmen’i karşısına oturtmuş, getirdiği mektubu dikkatle okuyordu. Mektubun sonuna gelmemişti ama yüzünde bir memnuniyetsizlik belirdi. Mutat o ani çıkışlarıyla “Olmaz öyle şey öğretmen hanım, kusura bakmayın bu isteğinizi kabul edemem, kardeşimden değil, isterse Başbakan’dan olsun.” dedi.
Münevver Öğretmen nutku tutulmuş ve biçare bir şekilde eşine baktı. Eşi, “Sayın Vali’m biz Kerküklüyüz, Türkiye’yi iyi bilmeyiz ve eşimin yanına verebileceğimiz hiç akrabamız yok; iki küçük çocukla eşim nasıl burada öğretmenlik yapsın?” sorusunu sorar sormaz, vali merakla sözünü kesti “Kerküklüsünüz demek! O zaman iş değişti. Başkasına olmazsa size hiç olmaz! Hem Kerküklü olacaksın hem de kadın bir din kültürü öğretmeni olacaksın ama deprem bölgesidir diye Erzincan’da çalışmak istemeyeceksin? Bunu ne ben kabul ederim ne de senin vicdanın! Sizler gibi şuurlu, bilgili, rehberlik edebilecek ve herkese umut dağıtabilecek insanlara ihtiyaç çok! Nasıl bırakıp gitmek istersiniz? İstifanın kabulü dışında dile benden ne dilersen, bir vali olarak hepsini yerine getirelim.” dedi. Münevver ve eşi birbirlerine baktılar, bu işin olmayacağının farkına vardılar. Münevver, “Sayın Vali’m bu ortamda bana kim ev tutar, kim döşer, güvenliğim nasıl sağlanır, hangi okulda olacağım, çocuklarıma ben okuldayken kim bakar, aklımda binlerce soru var.” Vali Bey gülmeye başladı, “Derdin buysa hepsini üç dört gün içinde hallederiz, ne güne buradayız sanıyorsun öğretmen hanım? Sizi birkaç gün Öğretmen Evi’nde misafirimiz olun, biz sizi ararız.” deyip hemen telefona sarıldı. Sağa sola talimatlar yağdırmaya başladı. Üç-dört gün içinde sadece ihtiyaçlar giderilmedi, birçok devlet dairesinde olmadığı hâlde, Münevver Öğretmen’in evine telefon bile bağlandı.
Önce çalıştığı okulun öğretmenleriyle tanıştı, Münevver. Okulda görev yapan tek kadın din kültürü öğretmeni olunca müdürü tarafından hemen bir komisyona seçildi ve bir taraftan öğrencilere diğer taraftan da öğrenci ailelerine yönelik rehabilitasyon faaliyetlerine başladılar. Komşularının aracılığıyla kısa sürede geniş bir çevre edindi. Münevver Öğretmen özellikle kadınlara moral verme, hayat sevgisi aşılama, sabır, kadere inanma gibi konularda telkinlerde bulunmaya çalıştı. Ancak, muhatap olduğu hanımların ve çocukların yaşadıkları travmalar için onun temas ettiği konular ve yaptığı dinî telkinler yeterli gelmiyordu. Özellikle okumamış ev hanımları ümitvar olamıyor, hep hüzün ve kederleriyle baş başa kalmak istiyorlardı. Bedbinlik ve yılgınlık Erzincanlı kadınların bedenlerine sinmişti. Kime ziyarete gitse, kadınların ve minicik çocukların bile birbirlerine öykünerek ve sürekli deprem videoları seyrederek yerindiklerini ve zaman zaman da ağlaştıklarını gözleyebiliyordu. Ne söylese, kimseyi etkileyemiyordu. Ne yapsa taşlaşmış melankolik yapıyı kıramıyordu.
Yaşadığı semtte Fatma Ana adıyla tanınan öncü bir kadınla, çocuklarının bakıcısı vasıtasıyla tanıştı. Oldukça etkili ve kendinden emin bir kadındı Fatma Ana. Hemen hemen bütün kadın oturmalarının baş muhasibiydi. Sözü, öğütleri ve teklifleri dinlenen bir önderdi. Ancak depremde kocası ve kızı dâhil olmak üzere ailesinden beş kişiyi kaybetmişti. Bir tek oğlu kalmıştı. Yüreği yanık, gözü yaşlı ve kalbi kırıktı. Hele Fatma Ana’nın ağlak ağlak “Sen depremi yaşamadın, canın yanmadı, evlat kaybetmedin, malın gitmedi, öğretmen hanım.” çıkışı ona çok manidar gelmişti. Fatma Ana’ya moral verse bütün kadınlara verecekmiş gibi hissediyordu.
Kendi gayretleriyle kendi okulunun ve diğer okulların resim, müzik ve beden eğitimi öğretmenleriyle bir dizi görüşme yaptıktan sonra, dar kapsamlı bir proje hazırladı ve okul idaresi aracılığı ile projesini İl Milli Eğitim Müdürlüğüne sundu.
Vali Recep Yazıcıoğlu başkanlığında Depremzedelere Rehabilitasyon Komisyonu toplanmıştı. Münevver Öğretmen de dışarıda bekletiliyordu. Vali, projeye muttali olduktan sonra, öğretmeni içeri çağırttı. Karşısında Münevver Öğretmen’i görünce hem şaştı hem de sevindi. “Buyurun seni dinliyoruz Münevver Öğretmen!” dedi.
“Sayın Vali’m. Beş aydan fazladır kadın öğretmenler olarak neredeyse her hafta depremzede aileleri ziyaret ediyoruz. Verdiğimiz moralin ve benim verdiğim vaaz ve nasihatlerin pek yeterli olduğunu söyleyemem. Bir kısır döngünün içindeyiz. Bunun yerine liseler ve ilköğretim okulları ayrı ayrı kendi aralarında olmak üzere spor müsabakaları, kompozisyon ve şiir yarışmaları, konserler gibi faaliyetler düzenleyebilirlerse etkili olabilir. Aileler ve özellikle de ev hanımlarına yönelik mahalli ve ünlü sanatçıları şehre davet ederek konserler vermelerini sağlayabilirsek faydalı olacaktır. Bu, ilk başta bize biraz ters gelebilir ama deprem üzerinden neredeyse bir yıl geçti halk hâlâ depremin yasını tutuyor ve atmosferinden kurtulamıyor. Bu döngüden ancak çeşitli eğlence, spor ve kültürel faaliyetlerle çıkabiliriz, diye inanıyorum.” Vali, böyle bir teklifin bir din kültürü öğretmeninden gelmesine sevinmişti. Zaten hareketliliği ve çalışkanlığı ile tanınan Recep Yazıcıoğlu gibi bir vali için önerinin uygulanması çok kolaydı.
İlk başlarda fazla talep görmedi ama bahar mevsimi gelince özellikle konserler ve spor müsabakaları oldukça revaca bindi. Açık alanda verilen birkaç konser, hem şehre hareketlilik getirdi hem de halka moral kaynağı oldu. Önemsiz birkaç eleştirinin dışında faaliyetler halk tarafından büyük kabul gördü. Münevver Öğretmen ise Fatma Ana’yı ilk konsere götürebilmenin sevincini yaşıyordu.
Erzincan’da bir buçuk yılını doldurarak eş durumundan naklini beklemedeyken, kızları Gülbala ve Aybala’yı bir parkta oyalıyordu, Münevver Öğretmen. Gülbala dört, Aybala ise iki yaşındaydı. Bir başka anne de yeni doğmuş ikizlerini araba içerisinde parkta gezdiriyordu. Gülbala büyük bir merakla, arabaya koşarak ikizleri görmek istedi. Münevver de ikizlerin annesine yaklaşarak selam verdi. Kısa bir tanışma faslından sonra ikizlerin adlarını sordu. Anne de “Gülbala ve Aybala” deyince Münevver büyük bir şaşkınlık içerisinde “Allah Allah… Nereden buldunuz bu isimleri?” diye sordu.
“Kayınvalidemin çok sevdiği bir öğretmenin kızlarının adlarıymış. Biz de sevdik ve ikizlerimize verdik.”
Münevver Öğretmen merak içinde sordu “kayınvalideniz kim?”
“Fatma Çevik, Fatma Ana derler ona…”
(AYB Türkiye Çevrim İçi Hikâye Atölyesi, (23 Şubat 2023)