yurdumuza dönen yolda


 01 Ocak 2007


1  
Çekilmiyor ah bu duman, bu Sazak  
Acelem var yol uzaktır, yol uzak  
Birden bire sis içinden yükseldi  
Bu ıpıssız tepeleri süzen ay  
Benzi solgun, yüzü ölgün, kırışık  
Kederlenme uzak yola çıkmışık  

Hatıralar yetişse de feryada  
Ondan başka gelen olmaz imdada 
Bu saatte aynasını süzen ay 
Leman gölde çocuk gibi yüzen ay 
Dün oradan kalbimizde nur, ışık 
Gözlerimiz dola dola çıkmışık 

2
İşte geldik sayılır… Bu da bizim manzara
Bu da bizim yurdumuz… Sarı orman, sonbahar
Göklerin eteğinde bulutlar sıra, sıra
Birazdan üstümüze lapa lapa kar yağar
Bu ıpıssız kırlarda aç kurtlar cana kıyar
Git gide yazı yaban sessizliğe bürünür
Atar yazlıklarını bir kefene bürünür
Yavaş, yavaş sis, boran ve gölcükler görünür

Başka bir renk kalmamış hiç köşe bucağında
Sanmıyorum burada gönül huzura erer
Bu ne çekilmez hayat, hem de üzgün çağında
Gerçekte mümkün değil ancak rüyaya girer
Dünkü hatıralar da soluverir gözünde
Bahardan arta kalan kırık dökük lekeler
Hayali bile muhâl bu saat yeryüzünde
Masmavi göllerinde dağlar çimen ülkeler

*
Yorulmuş sessizce yatıyor toprak
Çiçekler savrulmuş kuru kök kalmış
Burda ne canlı var ne ot ne yaprak
Başının üstünde gri gök kalmış

Her ne yana baksam susar lâl gibi
O çıplak ağaç da, bu boz atlar da
Gulyabani gibi, bir hayâl gibi
Aczin sessizliği ürkütür burada

*
Güneş battı akşam düştü her ize
Çam gölgesi karanlıkta eriyor
Her adımda dize çıkar kum dize
Atımız da yavaş yavaş yürüyor
Yavaş yavaş katılaşır karanlık
Çalılıktan kara korku yayılır
Ormanlıkta karıştıkça karanlık
Zihnimizde endişeler duyulur

*
Boşa çırpınıp durur
Yetti kışın vadesi
Pencereye gün vurur
Geldi baharın sesi

Kış kocamış kocamış
Kuşlar kesmiş yolunu
Cıvıldaşan serçeler
Gökten kovuyor onu

Amma güvenip kara
Ağartarak gözünü
Kaş çatıyor bahara
Silemiyor izini

Nerden geldi bu sırtlan
Sorun hele kastı ne
Kirli karlar fırlatan
Güzelliğin üstüne

Kış hırsından bozarır
İçin için kan ağlar
Her gün biraz kızarır
Bahar geliyor bahar

*
Daha yüzü gamlı toprak ananın
Ne var ki yüceldi boyu köknarın
Son buldu kırların matemi yası
Bir bahar kokusu havada şu an
Uyandı tabiat derin uykudan
İşte mahmur mahmur açtı gözünü
Gelir kulağına suların sesi
O da yavaş yavaş açar ağzını

Ey gönül rüyaya dalmıştın sen de
Fakat niçin irkilerek uyandın
Arzu yumağına dönmüş sinemde
Yine yedi renkli nura boyandın
Kurtula bilmedim hâla bu sırdan
Dağıtmış göğünü bürüyen sisi,
Bahar namesi mi uyarttı birden
Belki de duyduğun muhabbet hissi

*
Birden peyda olup nemli havada,
Parlaya parlaya bir gökkuşağı
Dünyanın üstüne renk kata kata
Nazlana nazlana indi aşağı
Göğün yarısını tutmuştu sanki
Öyle uzun kolu vardı inan ki
Bir ucu bulutta kaldı, bir ucu
Yemyeşil ormana saplandı onun

Sonra yavaş yavaş erir kaybolur
Söner yavaş yavaş yedi renkli nur
Gel elden kaçırma bu saadeti
Çabuk ol, sen de gel temaşaya dur
Neylersin o renkler sarardı, söndü
Boş yere kendini derde salarsın
Sevin ki bir anlık olsa da şimdi
Onunla yaşayıp nefes alırsın


(*) Goca Halit, Günümüz Azerbaycan şairlerinden. Kardeş Edebiyatlar, önümüzdeki sayılarında bu lirik ve güçlü şairin kendi şiirlerine de yer verecek ve onu okuyucularıyla tanıştıracaktır.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 1. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 1. Sayı