Azerbaycan Davasının Gerçekleri Bağlamında Nağı Şeyhzamanlı’nın Hatıraları


 01 Mayıs 2024


Özet

Azerbaycan muhacirleri arasında Halk Cumhuriyeti’nin kurucularından biri olan, mevcut Devlet Güvenlik Teşkilatının selefi, Devrim Karşıtlarıyla Mücadele Teşkilatı’nın (EMT) Başkanı Nağı Saleh oğlu Şeyhzamanlı (Nağı Keykurun- Gence 1883 - İstanbul 1967) karışık hayatı, karşıt görüşleri ile dikkat çeker. N. Şeyhzamanlı’nın hayatı, faaliyetleri ve hatıralarının tahlili, doğru değerlendirilmesi güncel ve önemli bir konudur. Makalede yazarın “Biz ve Onlar” (1934), “Böyük Heyriyyetçi Hacı Zeynalabdin Tağızade” (1957), “Derdleşme” (1963), “Azerbaycan İstiklal Mücadilesinin Hatıraları” (1964) gibi eserleri hem fikir ve içerik hem de sanatsal bakış açısıyla da araştırılmakta, konuyla ilgili bilimsel-teorik sonuçlara varılmaktadır.

N. Şeyhzamanlı’nın hatıraları, “Azerbaycan davasının” belirli bir döneminin sanatsal ve belgesel bir yansımasıdır, muhaceret mirasının istiklal mücadelesi tarihinin ve mücahitlerin yaşamı ve faaliyetlerine ışık tutan; menfur, nankör komşularımızın -Ermenilerin- vahşiliğini ve cinayetlerini ifşa eden dikkat çekici örneklerden biridir. 

 

Giriş

Azerbaycan muhacirleri arasında Halk Cumhuriyeti’nin kurucularından biri, mevcut Devlet Güvenlik Teşkilatı’nın selefi olan Devrim Karşıtlarıyla Mücadele Teşkilatı’nın Başkanı Nagi Saleh oğlu Şeyhzamanlı (1883 Yekizavetpol, Gence-1967 İstanbul) hayatı, yaratıcılığındaki ilginç, bazen de çelişkili fikirleriyle dikkat çekiyor. N. Şeyhzamanlı’nın hayatı ve faaliyetinin, gazetecilik mirasının araştırılması ve doğru değerlendirilmesi de yukarıda sıralanan konuların objektif olarak ele alınmasını belirleyen faktörlerdendir.  

Siyasî, ideolojik çizgisi Sovyet rejimi ve Bolşevizm’e taban tabana zıt olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin diğer hadimleri gibi N. Şeyhzamanlı’nın da adı uzun yıllar boyunca tarihten silinmeye çalışılmış, hayatı, gazetecilik mirası göz ardı edilmiştir. Araştırma sırasında N. Şeyhzamanlı’nın ismine Sovyet döneminin yazılı kaynaklarında sadece tek bir yerde, Mir Cafer Bağırov’un duruşma tutanaklarında rastladık. Duruşma sırasında Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi birinci sekreterine yöneltilen suçlamalardan biri şöyleydi: “Bağırov’un Azerbaycan FK’de[1] işe alınmasının ardından 24 Şubat 1921’de devrim karşıtı Müsavat inkılabının bir diğer ajanı Memmed Hacıyev hakkında açılan ceza davası sonlandırıldı ve kendisi hapisten çıktı. 20 Eylül 1921’de Bağırov, devrim karşıtı Müsavat inkılabının eski liderinin karısı Şıhzamanova da eşi, devrim karşıtı Müsavat eski lideri Şıhzamanov’un eylemlerini tekrarlayarak 1922’de Türkiye’ye kaçtı” (1, s. 30). Elbette bu Sovyet “sahte mahkemesinin” sözde suçlamasıydı ve N. Şeyhzamanlı’nın kurtarılmasında – muhaceretinde M. C. Bağırov’un hiçbir hizmeti de olamazdı. Sovyet rejiminin muhacirlere, onların millî duygu ve istiklal sevgisiyle yarattığı mirasa, ayrıca N. Şeyhzamanlı’nın anılarına yönelik düşmanca tutumu bağımsızlık döneminde bu zenginliğin araştırılmasını ve tanıtılmasını güncel hâle getirdi…

Ülkemiz ikinci kez bağımsızlığını kazandıktan sonra muhaceret konusu en çok konuşulan konulardan biri hâline geldi. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, kurucuları ve devletin nitelikleri hakkında dönemin popüler gazetelerinden “Odlar Yurdu” gazetesinde Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin ve parlamentosunun önde gelen simaları hakkında yayınlanan bir dizi tanıtım makaleleri de büyük ilgi uyandırdı.

Bu yazılar arasında N. Şeyhzamanlı ile ilgili herhangi bir materyal bulunmamakla birlikte, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti EMT’nin[2] ilk başkanı N.Şeyhzamanlı’nın ağabeyi Memmedbağır Bey Şeyhzamanov hakkında adı geçen gazetede arşivci Mövsüm Eliyev’in “Memmedbağır Şeyhzamanov” başlıklı makalesi yayımlanmıştır (2). Otobiyografik tarzdaki makalenin birtakım kusurları var. Öyle ki M. Eliyev, M. Şeyhzamanov’un Bolşevikler tarafından öldürülmesi hakkında Mehmet Emin Resulzade’nin “Azerbaycan Cumhuriyeti (Keyfiyet-i teşekkülü ve şimdiki vaziyyeti)” adlı kitabına atıfta bulunarak şöyle yazıyor: “Zamanının tanınmış siyasi ve halk adamı Memmed Bağır Şeyhzamanov, 27 Nisan 1920’de yaşanan olaylar sonrasında ölmüştür.” (2). Burada “meydana gelen hadiselerden sonra ölmüştür” denilirken M. Şeyhzamanov’un nasıl, neden, hangi şartlarda ve kim tarafından öldürüldüğü bilinmiyor. M.E. Resulzade ise yukarıda adı geçen kitabının “Azerbaycan Gurbanlarından Bir Liste” (3, s. 129) adlı bölümünde, ihtilalcilerin Bolşevikler tarafından öldürüldüğünü yazıyor ve onları “şühedayı istiklal” (istiklal şehitleri) olarak adlandırıyor. Elbette N. Şeyhzamanlı’dan bahsettiğimiz yazıda, M. Şeyhzamanlı hakkındaki makaleye ve M. E. Resulzade’nin onun hakkındaki notlarına değinmemiz tesadüfi değildir ve bu noktalar N. Şeyhzamanlı’nın anılarının, aynı zamanda bazı yazarların onunla ilgili yazılarının tahliline ve değerlendirilmesine de bir ölçüde yardımcı olmaktadır. Yeri gelmişken Nağı ve Mehemmed Bağır kardeşlerin ad ve soyadlarının bilimsel ve güncel makalelerde farklı yazıldığına dikkat çekmek isteriz. Kanaatimizce bu öncelikle alfabe reformlarının yarattığı sorunlardan, ayrıca Türkiye ve Azerbaycan alfabelerindeki harf farklılıklarından kaynaklanmaktadır. N. Şeyhzamanlı, 1934 yılında yayımlattığı “Biz ve Onlar” adlı eserinde adı ve soyadını “Naki Şehzamanlı”, Ankara’da yayımlanan “Azerbaycan” dergisindeki makalelerini ve 1963 yılında çıkardığı “Dertleşme” risalesini “Naki Keykurun” imzası ile yayımlatmıştır. Şeyhzamanlılar hakkında yazan bazı yazarlar, onları “Nağı bey Saleh bey oğlu Şeyhzamanlı”, “Nağı Şıhzamanov”, “Mehemmed Bağır bey Şeyhzamanov”, “Memmedbağır Şeyhzamanov”, “Memmedbağır Şıhzamanov” olarak takdim etmektedirler. N. Şeyhzamanlı hatırasının ilk baskısında ön kapağında “Naki Keykurun (Şeyh Zamanlı)”, metinde “Nakı Şeyh” kardeşinin adı ve soyadını Muhammet Baki (4, s. 29), eserin ikinci baskısını yayına hazırlayanlar ise kitabın ön kapağında değişiklik yaparak “Naki Keykurun. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Emniyet Genel Müdürü” diye yazmışlardır (5). Kanaatimizce, kardeşlerin adları, soyadları ve babalarının adları bilim alanında şu şekilde sabitlenmelidir: Nağı Saleh oğlu Şeyhzamanlı, Memmedbağır Saleh oğlu Şeyhzamanov.

N. Şeyhzamanlı’nın anıları hakkında ülkemizde ve Türkiye’de araştırmalar yapılmış, bilimsel ve teorik bazı görüşler ortaya konulmuştur. Uzun yıllar devletin güvenlik kurumlarında görev yapan yazar, yayıncı, çevirmen ve araştırmacı Elşad Goca (Elşad Goca oğlu İsayev) araştırmalarında (6), N. Şeyhzamanlı’nın gazetecilik mirasına ve M. Şeyhzamanlı’nın hayatı ve faaliyetlerine de yer ayırmıştır.

E. Goca adı geçen kitaplarında hem N. Şeyhzamanlı’nın hem de M. Şeyhzamanlı’nın kısa bir hayat hikâyesine, onların EMT’deki faaliyeti, özellikle Denikincilerin[3] ve Ermenilerin devlet aleyhinde yıkıcı, provokatif ve casusluk faaliyetlerine karşı amansız mücadelesini yazıyor. Yazar, kitaplarında EMT’nin yürüttüğü operasyonların yanı sıra N. Şeyhzamanlı’nın hatıralarından da bahsetmektedir.

Bu satırların yazarı Bakü Devlet Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi Bilim Kurulunun basın tarihi ve ideolojik çalışma yöntemleri, gazetecilik teorisi ve pratiği bölümlerinin 26 Nisan 2005’te düzenlenen ortak toplantı kararıyla yayımlanan “Azerbaycan Mühaciret Metbuatında Publisistika (1921-1991)” kitabında N. Şeyhzamanlı’nın gazeteciliğinin, bununla birlikte hatıralarının fikir ve içeriğinden kısa da olsa bahsedilmiştir (7, s. 27, 30, 69, 157, 167, 189, 224). 

Tanınmış muhaceret uzmanı alim filoloji bilimleri doktoru Nikbur Cabbarlı’nın “Azerbaycan Mühaciret Nesri” monografisinde (8) modern gereksinimlere göre muhaceret edebiyatının bilimsel-teorik durumu ve kronolojik sınırları belirlenir, Mehmet Emin Resulzade, Ahmet Ağaoğlu, Mirze Bala Mehmetzade, Fuad Emircan, Abay Dağlı, Teymur Ateşli, Mehmet Altunbay’ın yanı sıra Nağı Şeyhzamanlı’nın da muhaceret yıllarında kaleme aldığı nesir eserleri çeşitli problemler etrafında gruplandırılır, onların güncelliği temellendirilir, konu sanatsal-estetik, ideoloji-siyasi açıdan analiz edilir, değerlendirilir.

Araştırmacı monografisinde N. Şeyhzamanlı’nın “Azerbaycan İstiglal Mücadilesi Hatireleri”ni “Azerbaycan Davası”nın önemli hadiselerini, istiklal mücahitlerinin estetik ve belgelere dayanan karakterlerini canlandırmaları açısından muhaceret nesrimizin dikkate değer örneklerinden biri, Millî Hareket Dönemi’nin 1905-1920 yılları arası yani I. Rus İnkılabının başlamasından Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kapatılmasına kadar geçen dönemin en önemli hadiselerinin “estetik ve belgesel bir yansıması” olarak değerlendiriyor.

Araştırmalarıyla modern dönem muhaceret çalışmalarına değerli bir katkı sağlayan Filoloji bilimleri doktoru Şahbaz Şamıoğlu’nun N. Şeyhzamanlı’nın hatıraları üzerine yaptığı araştırmaları da dikkate değerdir (9, 10).

Son yıllarda da muhaceretin tanınmış simalarından N. Şeyhzamanlı’nın hatıralarına dair çok sayıda ilmî ve güncel makaleleri yayımlanmıştır. Bunlardan “Nağı bey Şeyhzamanlının Hetireleri ve İstiglaliyyet Fedaileri” adlı kitapta[4] Celal Gasımov’un yazdığı “Nağı bey Şeyhzamanlı Haggında Bir Neçe Söz”, Faig Elekberov’un “Milli Azerbaycançılıg ve Milli Tesanüd”[5], İsmayıl’ın “Azerbaycançı Fedai Nağı bey Şeyhzamanlı”[6], Mehman Süleymanov’un “Azerbaycanın ve Türk dünyasının Tarihinde Şerefli İmza: Nuru Paşa”[7], Zakir Muradov’un “O Gün ki, Nuri Paşa Genceye Mehman Oldu…”[8], Mübariz Esgerov’un “Şeyhzamanlılar”[9], Vüsale Abbasova’nın “Varisleri Nağı bey Şeyhzamanlının Arhivini Azerbaycana Bağışlamag İsteyir”[10], Tahire Hesenzade’nin “Ömer Faig Nemanzade Nağı Şeyhzamanlının Hetirelerinde”[11] vs. yazılarda N. Şeyhzamanlı’nın hatıralarının ışığında dönemin sosyo-politik ortama, tarihi olaylara, önemli şahsiyetlerin faaliyetlerine dikkat çekilip değerlendirilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nde de Azerbaycan muhacereti konusunda değerli çalışmalar yapılmıştır. Onların bazılarında şu veya bu ölçüde N. Şeyhzamanlı’nın hatıralarına da değinilmiştir. “Azerbaycanlıların Türkiye’de siyasi ve kültürel faaliyetleri. (1920-1991)” (11), “Ahund Yusif Ziya Talibzade’nin Türkiye’deki dini, siyasi ve harbi faaliyetleri (1906-1918)” (12), “Türkiye’de Yaşayan Azerbaycan Türkleri” (13), “Tarihi gerçeklik açısından Karanfil romanı” (14) gibi eserler bu yöndedir. 

Kendisine Azerbaycan konusunu temel araştırma konusu olarak seçen Ömer Özcan’ın “Türk Yurdu” dergisinde yayımlanan (15, s.27-29) “Azerbaycan’ın Yakın Tarihi ile ilgili Hatırat” tür açısından incelemedir ve yazı N. Şeyhzamanlı’nın 1964 yılında İstanbul’da neşredilen “Azerbaycan İstiklal Mücadelesinin Hatıraları” kitabının 1998 yılında Ankara’da “Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Emniyet Genel Müdürü: Azerbaycan İstiklal Mücadelesinden Hatıralar (1905-1920)” adı ile yeniden basımına adanmıştır.

Yazar, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Azerbaycan’da muhaceret konusunun gündeme geldiğini vurgular, “Muhacerette olanların yazdıkları eserler yayınlanarak yaşlı ve genç nesillerin kullanımına sunulduğunu” yazar ve “N. Keykurun’un ilk baskısının 1964 yılında yapılan hatıraları Azerbaycan’da 1997 yılında Kiril alfabesi ile neşredildiğini” belirtir (15, s. 27). Özcan’ın, Azerbaycan’ın muhaceret döneminin sorunlarını ve çağımızın edebiyat ve kültür hayatını ilgi ve dikkatle takip ettiği incelemeden hissedilmektedir.

“Hetireler”in yeni neşrini beğenen eleştirmen, aynı zamanda kitapta birtakım hatalar yapıldığına da dikkat çeker. Ona göre eserin ön kapağında ve isminde değişiklik yapılmış, kitabı yeni neşre hazırlayan Tuncar Tuğçu’nun okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla kaleme aldığı “Azerbaycan” adlı ön sözde gözle görülür kusurlar yer almıştır. Azerbaycan’da yaşayan azınlık halkların, aynı zamanda Ermenilerin sayısı doğru belirtilmemiş, bazı yer ve şahıs isimlerinin, bazı tarihlerin yazılışında yanlışlığa yol açılmıştır. Ö. Özcan kitabın sonunda N. Şeyhzamanlı’nın “Azerbaycan” dergisinde çıkan 5 makalesinin de verildiğini, ancak bu makalelerin dergide yayınlananların tamamı olmadığını bildirir, yayımlananlar muhtemelen bunların arasından seçilmişlerdir. Ö. Özcan daha sonra eserin içeriğini okurlara tanıtır. 

N. Şeyhzamanlı hatıralarının fikir, içerik ve diğer özelliklerine değinmeden önce yazarların kural olarak 1964 yılında İstanbul’da yayınlanan “Azerbaycan İstiklal Mücadelesinin Hatıraları” kitabını veya “Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Emniyet Genel Müdürü: Azerbaycan İstiklal Mücadelesinden Hatıralar (1905-1920)” adı ile tekrar neşrini tahlil ettiğini, değerlendirdiğini vurgulama gereği duyuyoruz. Ancak, yazarın içerik açısından fikir, üslup bakımından birbirine zıt olan “Biz ve Onlar” (16) ve “Dertleşme” (17) adlı hatıraları N. Şeyhzamanlı’nın ve onun örneğinde silah arkadaşlarının inanç ve düşüncelerindeki keskin değişimi, böylece istiklal yolcularının hayat faaliyetini daha yakından gözlemlemeye imkân verir. Geçen yüzyılın 20-30’lu yıllarında Azerbaycan Milli Merkezi’nin ve Müsavat Partisi’nin lideri M. E. Resulzade’ye ve onun yandaşlarına karşı Şefi Bey Rüstembeyli, Helil bey Hasmemmedov, Mir Yagup Mehdiyev, Fuad Daryal, Mehemmed Sadıg ve diğerleri tarafından asılsız ve keskin suçlamalarda bulunuldu. N. Şeyhzamanlı’nın “Biz ve Onlar” adlı eseri de buna benzer bir yazıdır. O, amacını şöyle ifade eder: “İstedim ki bu yazıyı okuyan vatandaşlar bizim ve onların[12] da kim olduğun görsünler ve yurdunu sevenlerle parayı sevenlerin kim olduğunu bir kez daha anlasınlar (16, s.4). 

Yazar öncelikle “1917 yılında birleşmiş olan Türk Federalist Partisiyle Müsavat Cemiyeti’nin kısaca biyografisini” gözler önüne serer. O, Nesip Bey Yusufbeyli’nin kurduğu Türk Federalist Partisi’ni haklı olarak över, yüceltir, M. E. Resulzade’nin başkanlığını yaptığı Müsavat Partisi’ni sert bir şekilde eleştirir. N. Şeyhzamanlı’nın siyasi faaliyete başladığı yılları, Bakü, Türkiye, Batum, Tiflis ve Enzeli’de Azerbaycan istiklali adına fedakârlık yaptığını, Türk Federalist Partisi’nin, “Difai Komitesi’nin kurulmasına aktif olarak katıldığını, M. E. Resulzade ile görüşmelerini ve onunla tartışmalarını, ona “… sizin savunduğunuz fikir millî açıdan vatana ihanettir” (16, s. 22) dediğini hatırlatır, “… Türkiye hükümeti huzuruna gelerek Türk kardeşlerimizin yardımını temin ettiğim gibi Azerbaycan istiklalini de temin etmiştim” (16, s. 21) diye yazar. N. Şeyhzamanlı, aynı zamanda Nesip Bey’leile ilgili görüşlerini, onun görevlerini sorumluluk ve memnuniyetle yerine getirdiğini yazar, “Azerbaycan’ın istiklalini yeniden tesis etmek için istikbalden önce benim çalıştığım enerji ve inançla muhacerette de bugüne kadar çalıştığını, bundan sonra da çalışacağını        ” (16, s.26) vadeder. N. Şeyhzamanlı zıt kutuplardan birbirini sert bir şekilde suçlayan muhacirlerin görüş ve düşüncelerine geniş yer verir, M. E. Resulzade’nin ister Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nden önceki ister Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Dönemi faaliyetini isterse de muhaceret dönemi faaliyetini “tutarlı argümanlarla” tenkit eder, ona karşı muhalif olanları haklı çıkarır. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunda, muhacerette istiklal uğrundaki ideolojik mücadelede büyük rol oynayan N. Şeyhzamanlı’nın hizmetlerine gölge düşürmeden “Biz ve Onlar” eserinin belli duyguların tesiri altında kinle yazıldığı kanaatindeyiz. Aslında bu netice onun 50'li ve 60'lı yıllardaki yazılarında, “Azerbaycan” dergisindeki makalelerinde, “Azerbaycan İstiklal Mücadelesinin Hatıraları”nda ve özellikle “Derdleşme” adlı eserinde açıkça görülmektedir. “Biz ve Onlar” adlı eserinde “Azerbaycan çoh gorhunc degigeler keçirende” M. E. Resulzade’nin ve silah arkadaşlarının Stalin’in yardımıyla “firar” ettiğini, muhaceretteki yaratıcılığının da neredeyse bağımsızlığa karşı olduğunu yazsa da “Derdleme” de bu fikirlerin tam tersine rastlıyoruz. Yazar, “ülke dışındaki faaliyetsizlik gizli teşkilatı”[13]na çok üzülüyor ve onu düşündürüyordu, bu düşünce ile yurtdışında millî davamızın sesini bir an evvel duyurmanın çaresini arıyordu. İşte bu gayeyle yeraltı teşkilatının aldığı bir kararla Ruslar tarafından yakalanan ve Rusya’da bulunan Mehmet Emin Resulzade’nin yabancı ülkelere götürülmesi girişiminde bulunur. Ve büyük bir fedakarlıkla bu kararı gerçekleştirmeyi başarırlar. Sonuçta M.E. Resulzade, Finlandiya üzerinden başarıyla kaçtıktan sonra nihayet İstanbul’a gelir (15, s. 9). Adını andığımız iki eserden tesadüfi bir şekilde bahsetmedik. Bunlara bakmadan N. Şeyhzamanlı’nın yaratıcılık yolunu takip etmek ve onu hakkıyla değerlendirmek zordur. 1920, 1930 ve 1950’li yıllarda muhaceret muhalefet kanadının diğer temsilcilerinin diğer çoğu temsilcileri gibi N. Şeyhzamanlı da bağımsızlık mücadelesinin ideoloğu ve bayraktarı M. E. Resulzade’ye karşı haksızlık yaptıklarının farkındadır. “Derdleme” adlı eserin yazarı M. E. Resulzade’yi “İstiklal mücadelesinin büyük lideri” (17, s. 9), “Azerbaycan milli mücadelesinin büyük önderi” (17, s. 14) olarak adlandırır, onun paha biçilmez hizmetlerini – muhacirleri bir amaç etrafında birleştirme yeteneğini, İstanbul, Berlin ve Paris’teki fedakar faaliyetini, ‘istiklal davasının destanlarını ebedileştirmiş olan muhaceretteki gazete, dergi, broşür ve kitapları sayesinde istiklal davasının’ sonuna kadar dimdik ayakta tuttuğunu” (17, s. 14) çok takdir eder. 

Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin yıkılması ve Bolşeviklerin ülkemizde iktidarı ele geçirmesinden sonra yurtdışına yerleşmek zorunda kalan muhacirlerin yaşamı ve yaratıcılıklarının incelenmesi, ayrıca N. Şeyhzamanlı’nın hakkında bahsedeceğimiz hatıraların incelenmesi pek çok açıdan güncel ve önemlidir. Bu doğrultuda araştırılmasının yürütülmesi: 

- Dönemin sosyo-politik, edebî, kültürel ortamı, özellikle Doğu’nun ilk demokratik devleti olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşu, ıslahatlarının her alanda hayata geçirilmesi, Ermeni-Bolşevik güçlerinin yıkıcı faaliyetleri, onlara karşı mücadele konusunda doğru bilgilerin elde edilmesi, bu olayların objektif değerlendirilmesine;

– Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurucularının hayatının, edebî ve gazetecilik mirasının derinlemesine ve eksiksiz öğrenilmesine; 

– Muhaceret yayınlarının, bununla birlikte basınının, onların fikir, tema, dil, üslup, sanatkarlık açısından araştırılmasına; 

– İstiklal uğrunda mücadele ve Bolşevizm’e, Stalin rejimine karşı mücadelenin tarihi ile ilgili bilgi sahip olmaya; 

– Muhaceretin ilk ve 1950’li yıllarında muhacirler arasında ortaya çıkan münakaşaların asıl mahiyetini ortaya çıkarmaya;

– Komşu devletlerle ilişkiler ve ilişkilerle ilgili bilgilerin zenginleştirilmesine; 

– Büyümekte olan neslin istiklale ve istiklalcilere karşı sevgi, vatana sadakat ruhuyla eğitilmesine yardım eder. 

N. Şeyhzamanlı’nın “Azerbaycan İstiklal Mücadelesinin Hatıraları” hem fikir, içerik hem de sanatkarlık açısından dikkat çeker. Yazar kendisi de bu yazısını “sunduğum hatıralarımın en mühimi” diye vurguluyor (4, s. 3). Halk yazarı Anar, kitabın Bakü neşrinin (16) “Ön Söz”ünde onu “Kapsamlı bir çalışma.” olarak adlandırır ve:

 “Kitabın ön sözünde ve giriş bölümünde yazar konuyu açıklar, Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi tarihine kısaca değinir, Azadlık (özgürlük) hareketimizde Gence’nin yerini belirler. İlerleyen bölümlerde “Difai” partisinin kurulması ve diğer konular açıklığa kavuşur. 1917 Rus Devrimi’nin Kafkasya’daki yankısı, ilk bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kuruluşu Nağı Bey’in tanımında kitaplara dayalı bir tarih değil, kendisinin iştirak ettiği ve şahit olduğu hadiselerin canlı, somut kronolojisi” (16, s.3) olarak ifade eder. 

“Hetireler”de çeşitli isimlerle verilmiş kısımlara bakıldığında N. Şeyhzamanlı’nın değindiği konuların çerçevesinin ne kadar geniş ve renkli olduğu görünecektir. “Ön Söz”, “Giriş”, “Difai Firgesinin Doğuşu”, “Gencedeki Mücadile”, “Gence Genclik Teşkilatının Fealiyyeti”, “Möhteşem Müsamire”, “Anarhiyanın Doğurduğu Olaylar”, “1917 Böyük Rus İngilabı”, “Türkiyenin Yardımının Teşkili”, “Basın Özeti”, “Gafgaza Dönüş”, “Azerbaycan Cümhuriyyetinin Sügutu Sebebleri”, “Azerbaycan Halgı Gelenekleri”, “İstiglal Dövründeki Olaylar”, “Teşekkür Mektubu”, “Şimali Gafgaz”, “Yusifbeyli Nesib Bey”, “Nesib Beyle Son Görüşüm”, “Nesib Bey Haggınfa Yazılan En Gözel Yazı”, “Azerbaycan”, “İstiglal Dövrü”, “İstiglal Dövründeki Olaylar”, “Gürcülerle Münasibetimiz”, “Ermenilerle Münasibetimiz”, “Ağabeyim Mehmet Bağır ile Son Görüşmem, Ayrılışım” adlı bölümler yazarın gayesini, eserin fikrini tam ve net bir şekilde aktarmaya hizmet eder. N. Şeyhzamanlı kaleme aldığı hatıralarla yaşadığı dönemin sosyo-politik hayatında cereyan eden önemli olayların sanatsal-belgesel bir resmini oluşturmakla yetinmiyor, tarihimizin önemli şahsiyetleri ve sayfalarını okuyucuyla tanıştırıyor, yeri geldikçe bu olaylara katılanların portrelerinin öne çıkan özelliklerini ortaya çıkarmaya çalışıyor. O, Nizami Gencevi’yi hatırlatır, Cevad Han’dan bahseder, Ahmet Bey Ağaoğlu’nun, Mehmet Emin Resulzade’nin, Nesip Bey Yusuflu’nun, Helil bey, Elekber Bey Hasmemmedov kardeşlerin, Feteli Han Hoyski’nin, Elekber Bey Refibeyli’nin, Mehemmed Hadi’nin, Ömer Faik Numanzade’nin, Semed Bey Mehmandarlı’nın, ayrıca Beriya, Tomson, Memmed Hesen Hacınski’nin hayatı ve faaliyetleri hakkında görüşlerini okuyucularla paylaşır. Hatıraları “Azerbaycan muhaceret edebiyatının incilerinden biri” olarak nitelendiren Ş. Şamıoğlu, anı kitabını Azerbaycan tarihinin en karışık dönemleri hakkında ayrıntılı bilgi içeren bir kaynak olarak görür ve: “Eser, bağımsızlık mücadelesi tarihimizde önemli rol oynamış seçkin şahsiyetlerin hayatını, karakterini, devlete inanç ve bağlılığı öğrenme açısından da ayrı bir öneme sahip” (10, s.106). olduğunu ifade eder. 

Nitekim N. Şeyhzamanlı, kahramana has ferdi niteliklerin daha çok vurgulanması, tam ve eksiksiz bir karakterin yaratılması için onun hayatından uygun anları ve sahneleri seçer. Rusların Gence’ye saldırısı sırasında ölen Cavad Han’ın cenazesine “küfreden” Rus çavuşu ile Cavad Han’a “saygı duruşunda bulunan” Rus askerinin savaş sahnesi (4, s. 7), Ermenilerin nankörlüğü ve ihaneti nedeniyle alevlenen katliamını önlemek amacıyla Kafkas valisinin isteğiyle Gence’ye gelen “aydınların büyük sevgisini kazanan ve milli Azerbaycan işleriyle uğraşan Ağaoğlu Ahmet Bey’in” (4, s.14) kalabalık karşısında ünlü ve bilgece konuşması, “Difai” partisinin ve cepheden dönen askerlerin karşısında “kıymetli şairimiz Mehemmed Hadi’in” (4, s. 23) etkileyici konuşması, Kerenski Hükümeti’nin Gence’deki “askeri delege” reisi Andreyev’in: “Söylediklerim bir Rus askerinin son ve kati sözüdür. Sabahleyin sokaklarda görülecek her silahlı sivilin silahı elinden alınacak ve kendisi de cezalandırılacak” ültimatomuna Nesip Bey Yusufbeyli’nin cesaretle verdiği “Ben de Türk halkının kararını size ilan ediyorum, sabahtan itibaren sokağa çıkan her Rus askerinin silahı elinden alınacaktır.” (4, s. 48) cevabı hatıranın en unutulmaz ve etkili bölümlerindendir. 

17 Kasım 1918’de gemi ile Bakü limanına giren İngiliz askeri kuvvetleri komutanı General Tomson ile Azerbaycan Hükümeti’nin Başkanı Feteli Han Hoyski arasında geçen diyalog diplomatımızın derin zekasına ve demir gibi güçlü mantığına tanıklık eder. Tomson “bir asker olarak” ordusu olmadığı için Azerbaycan Hükümeti’ni tanımadığını ilan eder. F. Hoyski’nin cevabı gecikmez: “Madem ki siz askersiniz, ben de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Başbakanı’yım. Biz sizi buraya davet etmedik. Sizden ülkemizi terk etmenizi talep ediyorum.” der. Daha sonra, ısrar ederlerse İngiliz askerini denize dökmenin, halk ordusunun bir saatini alacağını ekler (4, s. 83). N. Şeyhzamanlı’nın vaktiyle işe aldığı, sonradan SSCB tarihinin, Stalin rejiminin en gaddar isimlerinden birine dönüşen Lavrenti Beriya hakkındaki görüşleri de ilginçtir ve bu celladın gerçek yüzünün ortaya çıkmasına yardımcı olur. 

Hatıralarda dikkat çeken kısımlardan biri de Gence olayları zamanında Ermeniler tarafından işlenen cinayet sahnelerinin Mehemmed Altunbay’ın “Hürriyete Uçan Türk. Mehemmed Altunbayın Hatireleri”nde anlatılan olaylarla örtüşmesidir. Birinci yazar ilk olarak olayların katılımcısı, ikincisi gözlemcisi olmuştur. Anılar çeşitli dönemlerde, farklı yazarlar tarafından kaleme alınsa da Ermenilerin tarihi cinayetleri objektif ve benzer şekilde tasvir edilir. 

Böylece söylenenleri özetleyecek olursak N. Şeyhzamanlı’nın hatıralarının “Azerbaycan davası”nın belirli bir döneminin sanatsal ve belgesel bir yansıması olduğu; muhaceret mirasının istiklal uğrunda mücadelesi tarihinin ve mücahitlerin hayatına, faaliyetlerine ışık tuttuğu; menfur, nankör komşularımızın -Ermenilerin- vahşiliğini, cinayetlerini ortaya koyan dikkat çekici örneklerden biri olduğu sonucuna varabiliriz.

 

 

Kaynaklar

1.Mir Cəfər Bağırovun məhəkəməsi. Arxiv materialları, Bakı, “Yazıçı” nəşriyyatı,1993,120 s.

2.Əliyev Mövsüm. Məmmədbağır Şeyxzamanov.“Odlar yurdu”qəzeti, №22, noyabr 1990, s.3.

3. Resulzade Mehmet Emin. Azerbaycan Cumhuriyeti (Keyfiyet-i teşekkülü ve şimdiki vaziyyeti). Hazırlayanlar:Yavuz Akpinar, , İrfan Murat Yıldırım, Sabahattin Çağın, İstanbul, 1990, 205 s.

4. Nakı Keykurun (Şeyh Zamanlı). Azerbaycan Cumuriyetinin sabık genel müdürü. Azerbaycan İstiklal Mücadilesinin Hatıraları. İstanbul: Ekspres Matbaası, 1964, 135 s.

5. Nakı Keykurun. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Emniyet Genel Müdürü: Azebaycan İstiklal Mücadilesinden Hatıralar (1905-1920), Bakı: Təknur MMC, 2007, 148 s.

6. Qoca E. Azərbaycan təhlükəsizlik və xüsusi xidmət orqanları (1918-1920). Bakı,: “Şuşa” nəşriyyatı, 144 s.; Azərbaycan tariximiz, taleyimiz. Bakı: “Şuşa” nəşriyyatı, 2001, 176 s.; Azərbaycan kəşfiyyatı və əks-kəşfiyyatı. Bakı, “Elgün” nəşriyyatı, 2018, 88 s.

7.Tahirli Abid. Azərbaycan mühacirət mətbuatında publisistika (1921-1991). Bakı: CBS nəşriyyatı, 2005, 528 s.

8.Cabbarlı Nikpur. Azərbaycan mühacirət nəsri. Bakı: Elm və təhsil, 2011,140 s.

9. Şahbaz Şamıoğlu (Musayev). Nağı Şeyxzamanlının «Azərbaycan istiqlal mücadiləsinin xatirələri» əsərində Cümhuriyyət qurucularının bədii-sənədli obrazı. Azərbaycan MEA. «Filologiya və sənətşünaslıq», 2019, № 1, s.42-47.

10. Şahbaz Şamıoğlu (Musayev). Azərbaycan mühacirət irsi: nəsr və əbəbiyyatşünaslıq, səh 81-106, Bakı, elm və təhsil, 2023,332 səh.

11. Sebahattin Şimşir. Azerbaycanlıların Türkiye'de siyasi ve kültürel faaliyetleri, (1920-1991), Ankara, 2000, 256 s.

12. Esedli Minahanım. Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, İzmir, 2007, Cilt: VII, Sayı 1, Sayfa: 67-78, 

13. Prof. dr. Aygün Attar, doç. dr. Sebahattin Şimşir. Türkiye’de yaşayan Azerbaycan türkleri. Ankara, 2013.

14. Alev Sınar Uğurlu. Tarihî Gerçeklik Açısından Karanfil Romanı. Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2020, c. 21, S. 39, s. 1301- 1319.

15. Ömər Özcan. Azerbaycanın yakın tarihi ile ilgili bir hatirat. “Türk yurdu”, №138,1999, s. 27-29.

16.Naqi Şehzamanlı. Biz və onlar. Milli Məcmuə mətbəəsi, İstanbul, 1934. 46 s.

17. Nakı Keykurun. Dertleşme. İstanbul, 1963, 15 s.

18. Nağı Şeyxzamanlı. Azərbaycan istiqlal mücadiləsi xatirələri. Bakı: “Azərbaycan” nəşriyyatı, 1997, s.176.

 


 

[1] Azərbaycan Fövqəladə Komissiyası (AFK): Azerbaycan Olağanüstü Kurulu. (Akt. Notu)

[2] Əks-inqilabla Mübarizə Təşkilatı (ƏMT): Devrim Karşıtı İnkılapla Mücadele Teşkilatı. Daha açık bir ifadeyle EMT, Komünizm yani devrim karşıtı inkılap ve özgürlük hareketleriyle mücadele için kurulan teşkilat anlamına gelmektedir. (Akt. Notu)

[3] 1918-1920 yıllarında Çarlık generali A. Denikin tarafından Ukrayna ve Kuzey Kafkasya topraklarında kurulan Aguardian rejimi. Bu rejimin takipçilerine Denikinciler denmektedir. (Akt. Notu)

[4] Bakü, 2007, “Teknur” MMC, s. 148

[5] Milli ideoloji problemlerine tarihî-felsefi bakış (2 bölüm) Bakü, “Elm ve Tehsil” 2014, 500 s. (s. 339)

[6] “Şerg” gazeti, No96, 3 iyun 2014, s. 11

[7] “525-ci Gazet”, 23 Sentyabr 2020. 

[8] “525-ci Gazet”, 23 Sentyabr 2020

[9] “Milli Meclis”, yanvar-fevral, s. 96-99, 2021. 

[10] “Peport” informasiya agentliyi, 28 iyul 2021.

[11] “525-ci Gazet”, 16 Yanvar 2023.

[12] Mehmet Emin Resulzade’yi ve onun yakın silah arkadaşı Mirza Bala Mehmetzade’den bahseder. T.A. 

[13] Bakü’de gizlice faaliyet gösteren İstiklalciler göz önünde tutulur. T.A.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 209. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 209. Sayı