HaftanınÇok Okunanları
NERGİS BİRAY 1
Mehmet Topay 2
KEMAL BOZOK 3
HİDAYET ORUÇOV 4
Ece Türköz Oğuz 5
İSMAİL DELİHASAN 6
RAHMİ ALİ 7
sisli ve yağmurlu bir günde
Giresun mu İskandinav ülkelerinde bir kasaba mı?
bilemediğim bir yerde
kaybettim başlangıcımı
yükseldikçe çamlar bıraktı kendini otlaklara
koca dağların eteklerindeki buz gibi mavilikler ve kürtükler[1]
dur der
dur ve dile, dilen, dinlen
ulaşmak için yar ve Yaradan'a
gideceksin engebeli ve uzun bir yoldan
yükseldikçe kesilecek nefesin
belki çıkmayacak sesin
şimdi tam buradasın
yön gösteren haritalara ve pusulaya ihtiyacın kalmadı
bu şehir bir seni bir sevgini bünyesine almadı
yapamadı
gördüğün kirli kar kalıntısı
Can'ın kabul olmayan duası
bu şehir tutsun bu büyük yası
ve acıyı
şimdi tırman zirveye ve savrulsun giydiğin pelerin
anbean küçülecek ardında bıraktıkların.
[1] Halk ağzında rüzgârın kuytu yerlerde meydana getirdiği kar yığını.
şiirin laneti sonrası yaşanan travma
eksik harfler üstünde yüzen dizelerin laneti
correspondances yahut spleen’in getirdiği malédictions duvarı
bütün sövgülerin yer aldığı belki de alamadığı
şeytansı fikirler sonrası kaderine razı olmayan insan
evet bu bir başkaldırı. antik Yunan'dan gelen gelenek
korodan yükselen kakofoni. ve atın ölmesi
bıçağın kestiği yerde bıraktığı iz sonrası
duyulan hırıltının getirdiği irkilme
birinin üzerine öylece toprak atamazsın
taşa takılır kürek sen kaşıklamak isterken yemeği
buna ihtiyacı olsa yardım istese dahi
kazılan çukura hiçbir şey olmamış gibi yaklaşamazsın
yaparım diyorsan iyi düşün hayat var belki
sorun tam olarak bu. bunu yapmamalısın
çünkü sen bir mezarcı değilsin
kullanamayacaksın eline verilen küreği
saplarken toprağa
uzun sap vuracak arkandaki dostuna
alacaklar elinden, verecekler bir başkasına
herkesin kıyameti kendindendir sorunlu yaşamlarda
zamandan ve mekândan soyutlanmalarla
kötülük duvarına teker teker anlatın ve rahatlayın
bıçak kemiğe dayandığında
geleneklerden sıyrılıp kayan yıldızın bıraktığı etki
Beyoğlu'nda hissedilecek ve bitecek
öylece toprak atamazsın üzerine birinin
belki yaşıyor hâlâ
zorla savaşa giren o adam evet zorlandı barışa da
bırakamazsın onu o çukurda
geçmişin gerçeği rüzgarla yüzüne çarpabilir
bana değil buna inanmak zorundasın
eylülde doğan bebekler gibi
zararsızca ağlamalısın
ara sokakları kullanarak kaybolan nesne
çıkarlar uğruna kesilen fındık dalı
başlatır karanlığı sokakbaşı’nda
duvarında asmadan kapılı zeytinlik evlerinin
ilham perilerinin mayıs gecesi şenliği
aksu’dan adaya uzanan saklı yol boyunca
çarpıntılı bir karşılama. yahut veda
toprak atamazsın üzerine birinin öylece
hele tanımadığın bir yüze
asla kıyamazsın
mahzenlerde dolanırken denizde beliren yansıma
seni ele verir
tüm yapacaklarına kansız ay şahittir
atamazsın birinin toprak öylece üzerine
kazma, kürek ve toprak kokusu
[
…]
üzerine öylece birinin atamazsın toprak