Doğu Türkistan Kırgız Edebiyatına Dair – III


 01 Ağustos 2025

 Öğr. Gör. Dr. Gökcan ÇELİK*

‘Kırgız ruhunun erişilmez zirvesi’ olarak kabul edilen Manas Destanı, Kırgızların yaşam tarzını, duygu ve düşüncelerini, insani değerlerini, folklorik unsurlarını, kültürünü, sanatını ve estetik bakış açısını yansıtan millî bir hazinedir.  Hacim bakımından da dünyanın en geniş hacmine sahip olan Manas Destanı hiç şüphesiz Türk destan geleneğinin de köşe taşlarından biridir. 

Daha önceki yazılarımızda Doğu Türkistan coğrafyasını kendine yurt edinen Kırgızların siyasi, sosyal ve kültürel gelişiminden kısaca bahsetmekle birlikte sözlü edebiyatının en önemli temsilcilerini konu etmiştik. Bu yazımızda ise, Doğu Türkistan Kırgız edebiyatında Manas Destanı ve bu destanı irticalen okuyan/söyleyen/yazan Manasçılar hakkında bilgi vermenin yerinde olacağı kanaatindeyiz. Çünkü kendine ait Manas varyantı oluşturmuş Manasçılardan biri olan Cusup Mamay, Doğu Türkistan topraklarında doğmuş ve büyümüş bir Manasçıdır. Keza Cusup Mamay’dan önce ve sonra da bu topraklarda yetişmiş ve Manasşinaslığa katkı sağlamış pek çok Manasçı bulunmaktadır. Bu bağlamda öncelikle 1880’li yıllarda dünyaya gelmiş önemli bir Manasçıdan söz edeceğiz: Eşmat Mambetcusup.

Uluu-Çat ilçesi, Kızıl-Oy köyü, Ak-Bulak kışlağında dünyaya gelen Eşmat Mambetcusup, Manasçılığa çocuk yaşlarda merak salar. Babası da dönemin tanınmış Manasçılarından biri olan Eşmat, Manasçılığı ilk olarak babasından öğrenir. Babasından Manas Destanı’nın yanı sıra Kurmanbek, Kococaş, Er Töştük, Canış-Bayış gibi destanları, Kuş Törösü Buudayık gibi hikâyeleri de öğrenir. 

Eşmat, Uzun süre Ak-Bulaklı zengin bir adamın hizmetkârlığını yaptıktan sonra Kırgızistan’a gelerek burada Manasçı Tınıbek Çapıy Uulu’ndan dört yıl ders alır. Bu sayede Kırgızistan’daki Manasçılık geleneğini de öğrenmiş olur. Ustası Tınıbek ile ülkenin birçok bölgesini dolaşır, bilgi ve görgüsünü artırır. Kırgız tarihi, şeceresi, efsaneleri hakkında pek çok şey öğrenir (Mambetakun, 1997: 233 akt. Çeribaş, 2012: 194). 1961 yılında okuduğu Manas Destanı’nın bölümlerinden Manas ve Semetey yazıya geçirilir, ancak 1963’te vefat etmesiyle kalan bölümlerin yazıya geçirilmesi mümkün olmaz.

Doğu Türkistan Kırgızlarının bir diğer tanınmış Manasçısı Cüzübayakun[1]’dur. Ak-Çiy köyünde dünyaya gelen Cüzübayakun, çocuk yaşlarda gördüğü bir rüya üzerine Manas söylemeye başlar. O da tıpkı Eşmat gibi aynı dönemlerde Kırgızistan’ın meşhur Manasçısı Tınıbek Çapıy Uulu’ndan ders alır. 1916 yılında gerçekleşen Ürkün olaylarında kaçıp Çin’e gelen Sagımbay Orozbek Uulu ile tanışarak talimine onunla devam eder. Zaman zaman da onunla atışmalar yapar. 

Manas Destanı’nın üç bölümünü okuyabilen (Manas, Semetey ve Seytek) Cüzübayakun’un okuduğu bölümleri o dönemler Manas Destanı’nı derlemekle uğraşan Balbay adında biri yazıya geçirir.[2] Balbay ilerleyen zamanlarda bu varyantı Tınıbek’in varyantıyla karşılaştırır ve eksik olan bölümleri tamamlar.[3] Manas derlemelerinin hız kazandığı 1961 yılında Cüzübayakun’un okuduğu Manas Destanı, şakirtleri Kabılakun, Musancan, Mambettokto ve Musa Yakup’tan dinlenerek yazıya aktarılır.

Manasçı İbrayım da o dönemin tanınan Manasçılarından biridir. Hakkındaki bilgilerin çoğu Cusup Mamay’ın Men Manası kanday aytıp kaldım? başlıklı biyografik makalesinden bilinmektedir. Mamay’ın, ağabeyi Balbay’dan öğrenip aktardığına göre İbrayım’ın en büyük özelliği Manas Destanı’nın sonraki nesillerini iyi bilmesidir. Bununla birlikte İbrayım Kenenim, Seyitim, Asılbaça-Bekbaça, Sombilek, Çigitey bölümlerini manzum-mensur tarzda okuyabilmektedir. Sonradan Cusup Mamay’ın yazdığı Manas Destanı’nın beş nesli işte bu Manasçı İbrayım’dan kalan bölümlerdir.

2 Temmuz 1949’da gerçekleşen Çin Yazarlar Kurultayı’nın ilkinde yeni sosyalist edebiyatın başladığının ilan edilmesi ve 1954 yılında Kızıl Su Özerk Bölgesi’nin kurulması Doğu Türkistan Kırgızları için hem siyasi hem de kültürel bir dönüm oluşturur. Bu dönemeçlerde Manas Destanı’nı derleme işi sistemli şekilde yürütülmeye başlanır. Cusup Mamay başta olmak üzere, Osman Namaz’dan, Kabılakun Madanbek’ten, Osmon Mati’den, Törö Cuma’dan, Satıbaldı Aalı’dan Şaabay Çolu’dan, Orozo Kadır’dan ve Musa Yakup’tan Manas Destanı’nın sekiz nesli hakkında yüzbinlerce dize yazıya geçirilir. Manas Destanı’nın yazıya geçirilme işinde en önemli pay hiç şüphesiz Cusup Mamay’a aittir.

Cusup Mamay, 1918 yılında Ak-Cayloo’da dünyaya gelir. Yirmi altı kardeşin içinde en küçük erkek olan Cusup’un, ağabeyi Balbay ve bir kız kardeşi dışında diğer kardeşleri ölür. Bunun üzerine babası altı yaşındayken Cusup’u dini eğitim alması için Istam adında bir mollanın yanına verir. Bir müddet Istam molladan dersler alan Cusup’a mollanın okuma-yazma bilen eşlerinden Kencekan Taşkent, Kazan ve İstanbul’da çıkan kitaplar verir. 1934’te köyünde açılan okula da giden Mamay, burada okuma-yazmayı tam anlamıyla öğrenir. Öte yandan kardeşinin okuyup eğitimli olmasını arzu eden Balbay da daha önce derlediği tüm Manas bölümlerini Cusup’a verir.

Manas Destanı’nı en iyi şekilde öğrenen Cusup Mamay ‘cazgıç Manasçı’ (yazıcı/anlatıcı Manasçı) olur. [4] Cazgıç Manasçılar, Manasçı bir aileden gelmeyen, kerametli rüya görmeyen ve irticali yeteneğe sahip olmayan dolayısıyla da halk arasında destanı irticalen söyleyemeyen Manasçılardır. Bu tip Manasçılar, derlemelerden veyahut kitaplardan elde ettikleri bilgileri şairlik yeteneklerini de kullanarak kağıda dökerler. Cusup Mamay bu gruba dâhil olsa da onu bu gruptan ayıran bir takım özelliklere sahiptir. Örneğin; Manasçı olmanın ilk şartı rüya görmektir. Manas Destanı’nı icra eden kişilerin rüyalarında ya Manas’ı ya da Manas Destanı’nda adı geçen kahramanlardan birini görüp konuşmaları gerekmektedir. Alimcan İnayet’in aktardığına göre, Mamay da on yaşlarındayken bir rüya görür. Hatta rüyasında hem Manas’ı hem de destanda geçen pek çok önemli kahramanı görür. Şöyle ki,

Rüyasında eğersiz doru bir ata binmiş heybetli bir kişi Cusup eşiğe çıkar çıkmaz peyda olur. Cusup bu kişinin yanına varıp atının geminden yakalar. Cusup’un atı yakaladığını gören kişi “Ey bala, şu uzaktakileri gördün mü?” der, Cusup gösterilen yere baktığında iki boz atlı kişinin yaklaştığını fark eder. Bu kişiler birbirine çok benzemekte ve hutbe tarafını gözlemektedirler. Bunların ardından da iki kişi gelmektedir. Birinin bindiği at kara kök at, diğerinin ise sarı ala attır. Bu atların üzerinde heybeler bulunmaktadır. Bunların en sonunda açık kızıl ata binmiş başka biri daha vardır. O anda baştaki kişi Cusup’a doğru bakıp “Şu en önde duran kişi Manas, diğeri Bakay. Onun arkasındaki iki kişiden biri Almambet, diğeri Çubak. En arkada duran Sırgak. Ben de Irçı Uulu olurum. Acıbay arkada kaldı.” der. (2007: 6,7). 

Cusup arkasına baktığında uyanır ve bunu babasına rüyasını anlatır. Bunun üzerine babası tüm köyü davet eder ve bir kuzuyu adak olarak keser. Her ne kadar cazgıç Manasçıların rüya görmediği söylense de Cusup Mamay da diğer Manasçılar gibi rüya görmüştür. Mamay’ın bir diğer özelliği ise, kaleminin diğer Manasçılardan üstün olmasıdır, çünkü o sadece Manas’ın derlenmiş bölümlerini bir araya getirmekle kalmamış, eksik olan bölümleri de kendi bilgisi ve yeteneği sayesinde tamamlamış ve kendi varyantını yaratmıştır.

1961 yılında Sincan edebiyat ve sanat komisyonu üyeleri Kırgızlarının yaşadığı bölgeyi gezdikleri sırada Cusup Mamay’la tanışırlar. Onun Manas bilgisine hayran kalırlar ve onun varyantını yazıya geçirmeyi teklif ederler. Bunun üzerine Mamay, 1961’de Manas, Semetey, Seytek, Kenenim ve Seyit adlı beş bölümü, 1964’te de Asılbaça-Bekbaça adlı altıncı bölümün tamamını yazar. Bunların yanı sıra Kurmanbek, Toltoy, Mamake-Şopok gibi destanları da yazıya geçirir. Ancak bu destanları yazıya geçirme işi sonradan Cusup Mamay’ın sürgüne gönderilmesine neden olur.

1979’da Manas Destanı’nı derleme işine tekrardan izin verilince Cusup Mamay Pekin’e davet edilir. Orada kendisinden başladığı işi bitirmesi istenir. Böylece o sürgündeyken yok edilen destanın ilk altı bölümünü tekrardan yazar. Yedinci ve sekizinci bölümleri de yazıp ekler. Bununla birlikte Er Töştük, Bağış, Kız Saykal, Cañıl Mırza, Köböy Baatır, Tutan gibi Kırgız edebiyatının önemli destanlarını da yazıya geçirmeyi başarır. Yaptığı bu derlemeler 1995’te Manas Destanı’ın üç bölümünün (on kitap olarak) ve Kurmanbek, Toltoy, Er Töştük, Bağış, Kız Saykal’ın yayımlanmasıyla taçlanır. 

Doğu Türkistan Kızıl Su Bölgesi’nde yetişen Manasçılardan biri de Osmon Namaz’dır. O. Namaz’ın ne zaman doğduğu ve nasıl destancı olduğu hakkında bilgiler yeterli değildir. Kendisinin Cüzübayakun’un talebelerinden biri olduğu ve söylediği Semetey Destanı’nın 6545 mısrası kayda geçirildiği bilinmektedir.

Bir diğer Semeteyci[5] ise Osmon Mati’dir. Semetey Destanı’na ait 9754 mısra Osmon Mati’den alınarak yazıya geçirilir. Hem Semetey’in hem de Manas’ın kayda geçirilmesinde katkısı olan Manasçılardan Törö Cuma’yı da burada anmak gerekir. 1964 yılında Üsönalı adlı biri tarafından kayda geçirilen Semetey Destanı, nesir şeklinde olup 367 mısrası manzumdur. Bu, ender görülen bir durumdur. Nazım-nesir karışık bu varyant daha çok hikâye özelliği göstermektedir. Mehmet Çeribaş, bu tarzın hem yapısı hem de muhtevası bakımından Dede Korkut Destanı ile aynı hususiyetler gösterdiğini ileri sürer. Ona göre, destanda Cakıp’ın geldiği toyda tahkir edilmesi, eve gelen Cakıp’ın eşine öfkelenmesi, eşinin ona verdiği öğütler, ölen Manas’ın annesi Bagdasulu’nun sütüyle dirilmesi Dede Korkut’taki Dirse Han Oğlu Boğaç Han’da da bulunmaktadır (2012: 204).

Ak-Çiy kışlağında dünyaya gelen bir diğer Manasçı Kabılakun’dur. O da Cüzübayakun’dan Manasçılık dersleri alır. Aynı zamanda mollalık da yapar. Mambetakun’un aktardığına göre, destanda din tesirini görmek mümkündür. O, iman ehli bir kişi olarak eserinde sık sık İslam'ı yücelten, onun emirlerinden söz eden, onu diğer dinlerle karşılaştıran bir tavır takınır. Eserde Almambet, idealleri ve inançları uğrunda babasını öldürecek kadar samimi biri olarak ele alınır. O, İslam'a inanmakla kalmaz, onun duaları da Allah tarafından kabul görerek hapsedildiği demir kafesten bu sayede kurtulur. Esere bu açıdan bakarsak destanın içine menkıbelerin ustaca yerleştirildiğine şahit oluruz (2004: 232).

Bunların dışında Doğu Türkistan coğrafyasının Manasçıları arasında iki isimden daha söz etmek gerekir. Bunlardan ilki Satıbaldı Acı’dır. Satıbaldı Acı, Manas ve onun nesline ait destanları değil de Manas'ın ataları hakkındaki destanları söyleyen destancı olarak şöhret olur. Genellikle Tögöy Han, Köböy Han, Camgırçı, Çayan Han, Çobun Han, Böyön Han gibi Kırgızlar arasında tarihî şahsiyetler olarak kabul edilen kahramanlara ait maceraları anlatır. Bu yönüyle Satıbaldı’yı yarı destancı yarı sancıracı (şecereci) olarak saymak mümkündür (Mambetakun, 2004: 237, 238). İkincisi ise, Doğu Türkistan'a bağlı Ak-Suu ili, Kelpin ilçesi, Kumuluk köyünde doğan Musa Yakup’tur. Musa Yakup Uygur kökenlidir. Dolayısıyla Kırgız olmayıp Manas söyleyen ilk kişidir.

Son söz olarak, Manas Destanı’nın derlemelerinin hem tarihî hem kültürel hem de edebî açılardan önemli olduğu bir gerçektir. Bu derlemelerin yayımlanması o dönem yapılan pek çok derlemenin de yayımlanmasının önünü açmıştır. Onları da kısaca zikredecek olursak;

  • Kırgız el dastandarı-2 cilt,

(Birinci cildinde Ömür Mambet’ten derlenen Canış-Bayış ve Öskön Çubak’tan derlenen Kız Cibek destanı; ikinci cildinde Abdıkerim Asan’ın Coodarbeşim, Mambetkazı Eminalı’nın Buudayık, Asanbay Matili’nin Alımkul menen Gülcamal destanları bulunmaktadır.)

  • Ömür Mamabet ile Orgalça Kıdırbay’ın derleyip şiir türünde bastırdığı Şaymaran masalı (1988),
  • Kırgız el ulamıştarı 

(Bu esere Mambetkazı Eminalı’nın Maanekenin Ulamıştarı, Momun Turdu’nun Kapardın Coruktarı girmiştir.)

  • Kırgız el ılakaptarı (1984),
  • Kırgız el cöö comoktoru (1985),
  • Tabışmaktar (Haz. Arzı Turdu, 1985),
  • Ömür Moldo’nun yazıya geçirdiği Kococaş destanının varyantı (1987),
  • Maktım suluu dastanı (Haz. Turdu Kayıp Uulu, 1991)

sayılabilir (Artıkbayev, 2013: 634). 

Devamı sonraki sayıda…

Kaynakça 

Artıkbayev, K. (2013). XX. Yüzyıl Kırgız Edebiyatı Tarihi (Çev. Yrd. Doç. Dr. Mayramgül Dıykanbayeva), Ankara: Bengü Yayınları, I. Baskı

Çeribaş, M. (2012). Kırgız Türklerinde Manasçılık Geleneği ve Manasçılar, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara. ISBN 978-975456-106-7

İnayet, A. (2007). Yusuf Mamay ve Manas Destanı (Doğu Türkistan Kırgız Varyantı), İzmir:Külçüoğlu Kültür Merkezi Yayınları.

Mambetakun, M. (2004). Kırgız El Oozeki Adabiyatının Cıynalışı cana İzildenişi, Kırgızdar, IV. Tom, Bişkek.

Mambetakun, M. (1997). Kırgız El Oozeki Adabiyatının Cıynalışı cana İzildenişi, Kırgızdar, IV.Tom, Bişkek.

* Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksekokulu, Bişkek/Kırgızistan gokcan.celik@manas.edu.kg , ORCİD: https://orcid.org/0000-0003-0404-5591

[1] Kimi kaynaklarda ‘Cusupakun Apay’ olarak da geçer. Örneğin, bkz. Mehmet Çeribaş. (2012). Kırgız Türklerinde Manasçılık Geleneği ve Manasçılar, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara. ISBN 978-975456-106-7

[2] Balbay Cusup Mamay’ın ağabeyidir ve oluşturduğu bu yeni varyantı daha sonradan kardeşi Cusup Mamay’a öğrettiği/ezberlettiği bilinmektedir.

[3] Konuyla ilgili geniş bilgi için bkz. Mehmet Çeribaş, a.g.e

[4] Cazgıç Manasçı: Okur-yazar olup destanları çoğunlukla yazan, ender olarak da söyleyen Manasçılara denir. Konuyla ilgili bkz. Mehmet Çeribaş, 2012: 51

[5] Kırgız Türklerinde Manas söyleyen kişiye Manasçı, Manas üçlemesinin bir bölümü olan Semetey’i söyleyenlere ise Semeteyçi (Semeteyci) denir.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 224. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 224. Sayı