HaftanınÇok Okunanları
NERGİS BİRAY 1
Mehmet Topay 2
KEMAL BOZOK 3
İSMAİL DELİHASAN 4
RAHMİ ALİ 5
HİDAYET ORUÇOV 6
YASİN YAVUZ 7
ELÇİN’İN EN BÜYÜK MÜTTEFİKİ
Prof. Dr. Abid TAHİRLİ
Türkiye Türkçesine Aktaran: Serdar ACAR[1]
Azerbaycan edebiyatının yaşayan bir klasiği, seçkin bir devlet adamı olan Elçin ile şahsi olarak tanışıklığım neredeyse 30 yıldır. Açıkça ve samimi bir şekilde söylemem gerekirse Elçin’in yaratıcılığı ve toplumsal faaliyeti hakkında yazmak şimdi olduğundan çok daha rahat idi. Ancak o dönemde, 60’lar edebiyatının temsilcilerinden ve parlak şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen Elçin’in yaratıcılığı çok yönlü ve zengin, faaliyetlerinde de aktif ve dikkat çekiciydi. Yıllar geçtikçe Elçin’in mirasını ve kişiliğini daha sorumlu bir şekilde ele almayı gerekli kılan önemli bir faktör var: Elçin zamanın ilerisindedir, erişilemezdir, toplumun ve edebî çevrenin ön saflarında yer almaktadır. Elçin’in yaratıcılık teknolojisi o kadar cezbedici, renkli hâle gelmiş, aynı zamanda yaratıcılığın hızı o kadar artmıştır ki bazen insana, edebî bir muhitin içinde kendisi bir edebi muhitmiş gibi gelir. Bazen edebî mirası -romanları, povestleri, piyesleri, hikâyeleri, edebî eleştirisel bakış açısı, çevirileri, senaryoları ve gazetecilik örnekleri- bir kişinin değil, bir neslin mirası gibi görülür. Ama bunlarla iş bitmiyor, bu meselenin bir yönüdür. Elçin, aynı zamanda ülkemizde kültür politikasının şekillenmesinde ve yönünün belirlenmesinde önemli rol oynayan şahsiyetlerden biri olarak edebî ve kültürel bir muhitin gelişmesini teşvik eder.
Bu arada, Elçin’in çalışma hayatının, idarecilikte ve teşkilatçılıkta kazandığı zengin deneyiminin onu çalıştığı alandaki en güçlü ve seçkin temsilcilerden biri haline getirdiğini belirtmek gerekir.
Azerbaycan Milli İlimler Akademisi’nin Edebiyat Enstitüsü’nden başlayarak bu yol Yazarlar Birliği ve “Vatan” Cemiyeti’nde daha da genişler, kollara ayrılır. Azerbaycan sınırlarını aşar. Elçin’in sanatsal, eleştirel ve gazetecilik faaliyetleri, yalnızca onun büyük bir yetenek ve zekaya sahip olduğunu doğrulamakla kalmıyor, aynı zamanda karakterinin ve portresinin ana çizgisini ve göze çarpan özelliklerini tanımlamamıza da olanak tanıyor: ilkeli, kararlı, samimi, sadık, sorumlu, insancıldır. Yalana, kötülüğe, iftiraya karşı, yüzsüzlüğe tahammülsüzdür. Kendi sözleriyle, Elçin’in en büyük müttefiki ise heybetli hakikattir.
Tabii ki Elçin farklı insanların nazarında daha farklı üstün niteliklere de sahiptir. Torununun gözünde Elçin dünyanın en büyük büyükbabası ise çöküşün eşiğinde olan ama Elçin’in yardımıyla ölümden dönen bir insan için O, kurtarıcıdır. Ben belki de Elçin’de herkesin her gün gördüğü, gözlemlediği ama çoğunun farkına varmadığı tükenmek bilmeyen, yıllardır ondan ayrılmayan bir niteliğinden iki üç kelime ile bahsetmek istiyorum.
Elçin hayret etme, şaşırma pınarıdır. O, karşısındaki eserin mi yahut muhatabının mı onu şaşırtmasını, hayrete düşürmesini istiyor, arzuluyor. Elçin’in kendisi ise eseriyle, sohbetiyle karşısındakini hayrete düşürmenin, şaşırtmanın yetenekli ustasıdır. O, Baladadaş’tan bu yana, şimdiye kadar karakterlerinde daima buna yöneldi, bunun için çabaladı ve isteğine ulaştı. O, konu seçiminde, edebî üslup ve düşüncelerinde, eleştirel görüşlerinde olduğu kadar hayatında da böyledir. Buna birçok kez şahit oldum. Dünyanın çeşitli ülkelerinden farklı hayat ve düşünce tarzına sahip, çeşitli iş insanları -yazarlar, şairler, diplomatlar, Doğulu alimler, Batılı alimler, ressamlar, sanatçılar ve hatta doktorlar... daha kimler- Elçin ile görüşmenin unutulmaz, zengin izlenimlerinden uzun müddet ayrılamadıklarını defalarca söylemiş ve yazmışlardır. 1990’lı yılların ortalarında, harici ülkelerden birinin ülkemizdeki sabık büyükelçisi, Elçin’in resepsiyonundan ayrıldığında, şair-gazeteci Dilsuz ile karşılaşır ve gayriihtiyari “Bu adam bir dahi, bu adam bir ansiklopedi.” der ve çevirmen söylediklerini şaire aktarır... Sonrasında Dilsuz, Elçin’in büyükelçiyle din ve vicdan özgürlüğü hakkında konuştuğunu, düşüncelerini büyükelçinin temsil ettiği ülkeden, bununla birlikte dünya edebiyatı klasiklerinin eserlerinden alıntılara dayandırdığını öğrenir.
Ben Elçin’i bugün böyle görüyorum, umarım gelecekte başarılarıyla şaşırtmayı ve büyülemeye devam eder.
[1] Doktora Öğrencisi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı, e-mail: seerdar.acar@gmail.com