ELEŞTİRİ VE DÜZYAZI HAKKINDA


 01 Nisan 2023



ELEŞTİRİ VE DÜZYAZI HAKKINDA

MİR CELAL

Türkiye Türkçesine Aktaran:  Muhammet GÜNTAY[1]

Elçin’in edebî hayatı Azerbaycan edebiyatında ilginç ve karmaşık bir dönemdi. Aynı zamanda, özellikle sanatsal nesirimiz, “Abşeron”, “Siyah Taşlar”, “Şamo”, “Uzak Sahillerde”, “Köprü Kuranlar”,  “Dostluk Kulesi”, “Gölge”, “Söğütlü Ark “Gülşen”, vs. gibi önemli romanlar olarak, bir dizi anlatı ve hikaye yaratılır. Eserlerin bazı sanatsal kusurları olmasına rağmen, modern tema ve halk yaşamları, literatürümüzün hiçbir döneminde böyle bir ayrıntıyı kapsamamıştır.

O zaman, Azerbaycan edebiyat eleştirisi sanatsal nesir gelişimine ayak uyduramadı ve bazen zayıf ve donuk çalışmalar için zemin hazırladı. Ayrıca “eleştirmenler” yazarları zayıf eserleri övme, iyi işleri görmezden gelme ve literatürümüze zarar verme girişimiyle suçladılar. Bedii yaratıcılığı ve bu sanat literatürünü yaratanları karalamakla uğraştılar. Bazı eleştirmenlerin bilimsel-teorik seviyesi, genel dünya görüşü, sosyolojinin kısıtlanmasına olanak vermiyordu ki, bu yazarlar çağın gereksinimlerini karşılayacak makale ve tezlerle edebî eleştiriyi zenginleştirsinler.

Binden fazla dergi, makale ve bir dizi ders kitabını incelendi ve analiz etti. Savaş sonrası dönem, Azerbaycan nesrinde tüm eserleri inceledi. Şimdiye kadar çalışılmamış önemli noktalara dikkat etti ve önemli kararlar verdi, sonuç olarak Elçin önemli bir çalışma oluşturdu. 

Elçin’in eserlerinde aynı zamanda bir dizi önemli sorun da çözüldü: Millî gelenek ve edebî geleneğin birbirine karıştırılması, müspet kahraman ve genellikle karakterlerin edebî eserlerde ortaya çıkması, modernliğin aciliyet, aciliyitenin ise ekonomik yenilik olarak görülmesi, edebî eleştiri konusuna karşı yanlış tutum sergilemesi vs. bu tür önemli konulardır.

Bana öyle geliyor ki… Elçin edebî eser tahlillerini gerçek hayattan kopya tahliller gibi gösteriyor. Açıkçası, sanatsal çalışmanın analizinde sadece tamamen kamuya açık içerikten yararlanmak olmaz. Sanatkârlık konularının analizi kendi hususiyetini korumalıdır. Ne yazık ki bazı kaba sosyoloji makalelerinde Kolhoz başkanının raporlaması ile edebî eser tahlili birbirinden ayırt edilmiyor.

Elçin’in edebî hadiselere objektif yaklaşması, yeri geldikçe keskin tartışmalara girişmesi, işin ağırlığından korkmaması, önemli ilmi problemlere teorik gerçeklerle yaklaşması, eserin kalitesini hayli artırmış, bu eseri iyi bir araştırmaya çevirmiştir.

Elçin henüz üniversitedeyken benim öğrencim olmuş, geniş dünya görüşü ile dikkatimi çekmiştir.

Sonra lisansüstü eğitime devam ederken onun bu özellikleri daha da belirginleşmiş ve o iyi bir edebiyatçı ve yazar olarak yetişmiştir.

Söylemeliyim ki, Elçin bu eseri kesin lisansüstü eğitim zamanında tamamlamıştır. O, konusuyla alakalı Moskova ve Leningrad şehirlerinde tahsil görüp beş makale yazarak yayınlatmıştır. Bu makaleler onun konusunu kapsamakla beraber Elçin’in olanaklarını da göstermektedir. Tesadüf değildir ki onun edebî eserlerinin yanı sıra diğer konulardaki makaleleri de profesyonelliği ile dikkat çekmektedir. Belirtmeliyim ki genellikle Elçin’in eseri yazarın araştırma başarısını, ilmi çalışmadaki hünerini göstermekle dönemin eleştiri ortamına bakışı açısından son derece önemli ve kıymetlidir. Şüphem yok ki genç âlimin bu eseri ilmi şuramızda hak ettiği değeri bulacak ve yayınlanırsa okuyucularımıza, edebiyat meraklılarına önemli bir araç olacak.

1969 

(Elçin Eleştiri ve Nesir, Bakü, “Güneş” 1999 s.211-213) 

 


 

[1] Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı, Doktora Öğrencisi. m.guntay@hotmail.com

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 196. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 196. Sayı