HaftanınÇok Okunanları
NERGİS BİRAY 1
Mehmet Topay 2
KEMAL BOZOK 3
İSMAİL DELİHASAN 4
RAHMİ ALİ 5
VILAYET GULIYEV 6
Ahmet Kartal 7
Şirketimizde bir söylenti peyda oldu: tepeden müfettişler gelecekmiş. Memurların hür fikirlerini öğreneceklermiş. İlk önce hür fikirlerimizi yazılı bir şekilde sunacakmışız. İkinci aşamada herkes kendi fikrini kanıtlamak için tek tek minbere çıkıp vaaz verecekmiş.
Duyup çok memnun oldum. Bizim fikrimizle de ilgilenecekler varmış ya. İşte o gün iş odamın kapısını iyice kapatıp hür fikirlerimi kâğıda döktüm. Sonra bir daha okuyup yazdıklarımdan kendim de memnun oldum: herhalde kıdemli müfettişler bile şaşıracaklardı artık.
Şirketimizdeki durumu öğrenerek iyice alt üst etmiştim. Hepsi çok güzel olmuştu. Ama böyle şeyleri hiç beklenmedik bir anda söyleyerek başımı belaya sokmuş olmaz mıyım acaba?.. Böyle düşüncelere dalıp işin sonunda bölüm başkanımızın odasına yavaşça göz attım. Kimsenin bulunmadığından emin olduktan sonra hür fikirlerimi aktardığım dosyayı kucağıma iyice yerleştirip içeri girdim. O da hür fikirlerini yazmakta mıydı bilmiyorum, ama beni fark edince masasının üzerindeki kağıtları acelece toplayıp çekmeceye koydu.
- Fikirleriniz fena değil, - dedi o, yazdığım kağıtlara göz atarak. Sonra biraz düşünceye dalıp, - ama biraz «törpülemek» lazım bence. Anlaşılan; alışılmış Özbek âdetine göre böyle şeylere uymak, endişe denen şeyler var kardeş!
Onun dediklerine uyarak hür fikirlerimi iyice incelttim. Çünkü o yaşça büyük, tecrübeli adam sayılır, bir şeyleri bilmezse söylemez ya.
Akşam ev halkı arasında hür fikirlerimle övünerek başımı belaya sokmuştum.
- Kafayı mı üşüttün? – dedi hanımım şaşırarak. – Böyle büyük laflar etmemelisin. Nasılsa aynı şirkette koşturarak çoluk çocuk besliyorsun. Sen iyisi susarak rahatına bak. Başını arının yuvasına sokmanın ne lüzumu var?..
- Başka türlü olamaz, hanım. Hür fikir söylemek lazımmış. Ardından terfi de yapılacak, aynı fikirler değerlendirilecektir diyorlar.
- İşte böyle. O zaman dikkatli olmak gerekiyormuş tem bolee1. Erbap ile şakalaşma, diyorlar ya!..
İşte ondan sonra «melikeyi dilazar» hür fikirlerimin nasıl olması gerektiği hakkında vereceği öğütleri sıralayıverdi. Onun pür-mana öğütlerine uyarak yazdıklarıma bir daha ciddi bir şekilde göz attım.
Ertesi gün iş yerine sabah erken geldim. Sendika komitesi müdürünün odasından belli bir ses duyuluyordu. Yavaşça adım atarken o hiç alışılmadık bir halde doppusuz2 ama kravatlı hem de elinde bir kağıtla aynanın yanında durduğunu gördüm. Beni görünce şaşırarak kağıdı sarıp cebine koydu ve rahatsız olduğundan dolayı kel başına hemen doppusunu bastırdı. Galiba hür fikirlerini söylemeyi aynaya bakarak denemekteydi adamcağız. Zavallının durumuna bakarak böyle bir müfettiş yaratanlara da çok fena sövmeme az kaldı. Aslında ömür boyunca hür fikir denen şeyi rüyasında da görmemiş bazı zavallıların kendilerini zorlayıp çabaladıklarından dolayı kalp hastalığına veya psikolojik hastalıklara yakalanmalarından korkuyorum ya. İşte bazı memurlar için hür fikirli olarak çalışmak cambazın halat üzerinde çubuksuz yürümesinden de korkuludur aslında!..
Koridorda planlama bölümü başkanı beni bir köşeye çekti ve:
- Baş muhasebeciyle ikimizin de hür fikirlerimizi yazın da verin. Bizim öyle şeylerle uğraşmaya zamanımız yok, - dedi.
- Tamam, ama sizlerin fikirlerinizi ben bilmiyorumki.
- Ya, ne tuhaf birisiniz abi... İşte şarkı vardı ya: « Sizin ayvan bizim ayvan değil mi?» diye. Fikirler de biraz böyle ya. Tamam deyiverin, çeyrek dönem sonunda sizin için ödül kesinleştiririz.
«Selamın olmasaydı iki çiğneyip bir yutacaktım» demiş gibi ödül hakkında konuşmasaydı işte bu herife gideceği tarafı gösterecektim. Ama «memnun edeceğim» demekte olan adamı üzersek kesemize ziyan olacak diye düşünerek razı oldum.
Ama önce kendiminkini halledeyim. Aynı amaçla fikirlerimi müdür yardımcısına göstermek istedim. Herhalde memnun olacaktır diye düşünmüştüm.
-Kendiniz mi yazdınız?.. Hür fikirleri peki?- dedi o şaşırarak. Bizim şirketteki insanlara böyle yabancı terimleri anlatmak için «Sosyal Fikir Merkezi»nden temsilci çağırarak danışma işleri yaptırılması gerekiyor galiba diye düşünüyordum. İşte ondan sonra müdür yardımcısı el yazımı okurken «ya, şuna bak» dedi de yavaşça derin nefes çekti.
- Evet, tamam, - dedi sonunda mırıldanmış gibi. – Ama yine bir defa iyice düşün, kardeşim. Doğruyu söylersen doğuranın da beğenmez seni, derler!
Aslında bu söylenenler doğruya benzer. Artık hür fikir söylemek lazımmış diye her şeyi alt üst etmek şart mı?.. Fikirlerimi tekrar elekten geçirerek yeni baştan yazıya geçirdim. Bazı rehberlerin kabalığı ve bencilliği hakkındaki söylentileri titizlik ve ciddilik diye değiştirdim. Şirketimizde torpilin daha da yaygınlaşması durumunu saygı-akıbet, birlik beraberlik diye izah ettim. Muhasebecinin; divanhanedeki kocası olmayan kadını oynaş tutması hakkındaki fikirleri zavallı dul hanımlara mürüvvet göstermeye eşit olarak belirttim. Ekonomi yetkilisinin devlet mülkünü yağmalaması hakkında yazdıklarım onun aile perverliği, geçimini tam yapmak için koşuşturduğunu övmekle değişti. Buna engel olmak isteyen bekçi ve benzerlerini iyice eleştiriverdim.
Buna benzer düzeltmelerden sonra yazdıklarım tam istendiği gibi oldu herhalde. Ama yine de âdete göre müdür yardımcısına danışmam daha uygun olacaktı. Danışılan düğün dağılmaz, derler.
İşte o, el yazımı alırken tıpkı gözlük takarak kırmızı kalemiyle öğrenci kompozisyonunu kontrol eden öğretmen gibi hiç yorulmadan düzeltmeler yaptı. Hür fikirlerim de tüyü yolunmuş tavuk gibi olmuştu. Önce biraz üzülmüş gibi oldum. Sonra ise biraz düşünerek kendimi yatıştırdım. Çünkü bu adam boşuna aynı kürsüye oturmamıştır. Ak ve karanın farkına varıyor, şirketin aşağısı yukarısı her şeyini biliyor. İşte bunları düşünerek elimi göğsüme koyarak minnettar olduğumu belirttim.
- Bunları biraz düzgün hale getirdikten sonra, - dedi müdür yardımcısı tam gideceğim sırada, - yine de müdürün kendisine şöyle bir göz attırırsanız, daha iyi olacaktır. Herhalde gençsiniz, mevkide yükselecek kadrosunuz.
Hiç beklemediğim bir anda söylenen bu övgülerden çok memnun oldum. Katibeye yarın çikolata getireceğime söz verip, hür fikirlerimi bilgisayardan çıkarttırdım.
- Çikolata iki tane olsun bari, - dedi katibe naz yapmış gibi. - Patron inceledikten sonra bunları tekrar düzeltip çıkartacağız. Herkesinkini böyle yapıyoruz zaten.
Ancak o zaman dikkat ettim. Müdürün kapısı önünde çok kimse toplanmıştı. Galiba hür fikirlerini onaylatmak için sıra bekliyorlardı. Müdürün huzurundan çıktıktan sonra kadrolar bölümüne de başvurmak gerekiyor mu acaba? Herhalde hür fikirlerimize mühür de bastırırsak daha güvenilir olacak, diye düşünüyordum.
İşte böyle, arkadaş. Biraz sonra nüfuzlu müfettiş üyeleri gelince hepimizin hür fikirle uğraştığımıza tanık olup çok şaşırırsa ne tuhaf.
1 Tem bolee – Rusça özellikle
2 Doppu – milli erkek baş giysisi