HaftanınÇok Okunanları
Serdar Dağıstan 1
Könül Şükrova. 2
Yıldıray Çavdar 3
İhsan Kurt 4
TANER GÜÇLÜTÜRK 5
Emrah Yılmaz 6
Vahide Fidan Doğan 7
Cultural Diplomacy and Literatura: The case of The Turkic World
Fatih Sultan Yılmaz[1]
1. Giriş
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte uluslararası ilişkiler disiplininde güç kavramının içeriği önemli ölçüde genişlemiş; askerî ve ekonomik kapasiteye dayalı “sert güç” anlayışının yanına, bir ülkenin kültürü, siyasal değerleri ve dış politikası aracılığıyla başka toplumları ikna edebilme kapasitesini ifade eden “yumuşak güç” kavramı eklenmiştir (Nye, 2004). Bu dönüşüm, devletlerin dış politika araçları arasında kamu diplomasisi ve onun önemli bir bileşeni olan kültürel diplomasiye verdikleri önemi artırmıştır (Yağmurlu, 2019). Kültürel diplomasi, sanat, eğitim, dil, spor, sinema ve edebiyat gibi çok çeşitli alanları kapsayan geniş bir uygulama sahasına sahiptir; bu alanlar arasında edebiyat, bir toplumun düşünce dünyasını, duygu evrenini ve tarihsel hafızasını en doğrudan biçimde aktarabilen bir ortam olması sebebiyle özel bir konuma sahiptir ve son yıllarda literatürde “edebiyat diplomasisi” başlığı altında müstakil biçimde ele alınmaya başlanmıştır (Yıldırım, 2021).
Türk dünyası, ortak dil ailesine, tarihsel köklere, inanç sistemlerine ve edebî geleneklere sahip toplulukları bir araya getiren geniş bir kültürel coğrafyayı ifade etmektedir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetleri ile Türkiye arasındaki ilişkiler, 1990’lı yıllardan itibaren kültürel, eğitimsel ve ekonomik alanlarda kurumsallaşma sürecine girmiştir (Tanrısever, 2022). Bu kurumsallaşma sürecinde TÜRKSOY, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ve bu teşkilata bağlı Türk Akademisi gibi yapılar, Türk dünyasında ortak kültürel bilincin güçlendirilmesinde ve Türkiye’nin bölgeye yönelik kültürel diplomasi kapasitesinin geliştirilmesinde kilit rol üstlenmiştir (Bıyıklı, 2016). Bay ve diğerlerinin (2017) Türk dünyası birliği algısına yönelik yaptığı alan araştırması da, Türk topluluklarında ortak kültürel kimliğe dair güçlü bir farkındalığın var olduğunu, ancak bu farkındalığın kurumsal iş birliği düzeyine tam olarak yansımadığını ortaya koymaktadır.
Bu çalışmanın amacı, kültürel diplomasi kavramını kuramsal çerçevesi içinde ele aldıktan sonra, edebiyatın kültürel diplomasi açısından taşıdığı işlevi tartışmak ve bu işlevin Türk dünyası bağlamında hangi kurumsal mekanizmalar ve projeler aracılığıyla hayata geçirildiğini incelemektir. Çalışma, betimsel bir doküman incelemesi niteliğinde olup ilgili akademik literatür, kurumsal raporlar ve resmî yayınlar taranarak hazırlanmıştır. Çalışmanın Türk dünyasında edebiyat temelli kültürel diplomasi uygulamalarına ilişkin bütüncül bir değerlendirme sunması ve alanda yapılacak ileri araştırmalara zemin oluşturması beklenmektedir.
2. Kavramsal Çerçeve: Diplomasi, Kamu Diplomasisi, Kültürel Diplomasi ve Yumuşak Güç
Diplomasi, klasik tanımıyla bağımsız devletler arasındaki ilişkilerin müzakereler yoluyla yürütülmesi ve yönetilmesi sürecidir (Nicolson, 1963). Bu klasik tanım, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren devletlerin yalnızca birbirleriyle değil, doğrudan diğer ülkelerin kamuoylarıyla da ilişki kurma ihtiyacı duymasıyla birlikte genişlemiş ve “kamu diplomasisi” kavramı ortaya çıkmıştır. Kamu diplomasisi, bir devletin kendi dış politika hedeflerine destek sağlamak amacıyla yabancı toplumların kamuoylarını doğrudan etkilemeye yönelik iletişim faaliyetlerinin bütünüdür (Sancar, 2012).
Kültürel diplomasi ise kamu diplomasisinin en köklü ve en görünür alt alanlarından biri olarak kabul edilmektedir. Yağmurlu’nun (2019) kapsamlı derlemesinde ortaya konduğu üzere, kültürel diplomasi literatüründe iki temel vurgu öne çıkmaktadır: Birinci grup tanımlar, kültürel diplomasiyi karşılıklı anlayışı ve ortaklığı geliştirmeye yönelik değişim temelli bir etkinlik olarak ele almakta; ikinci grup tanımlar ise kavramı, devletlerin kendi kültürel ve siyasal değerlerini dış dünyaya tanıtma çabası olarak konumlandırmaktadır. Cull’un (2009) kamu diplomasisi sınıflandırmasında dinleme, savunuculuk, değişim diplomasisi, uluslararası yayıncılık ve kültürel diplomasi olmak üzere beş temel etkinlik alanı sayılmakta; kültürel diplomasi bu beşli sınıflandırmanın en görünür bileşenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Kültürel diplomasinin kuramsal temelini oluşturan bir diğer kavram, Nye (2004) tarafından geliştirilen “yumuşak güç” kavramıdır. Nye’a göre bir ülkenin yumuşak gücü, o ülkenin kültürü, siyasal değerleri ve dış politikasının çekiciliğinden kaynaklanmaktadır; bu güç, zorlama veya maddi teşvik yerine ikna ve cazibe yoluyla istenen sonuçları elde etme kapasitesi olarak tanımlanmaktadır. Kültür, yumuşak gücün en temel kaynaklarından biri olarak kabul edilmekte; bu bağlamda kültürel diplomasi, devletlerin yumuşak güç kapasitelerini artırmak amacıyla başvurdukları başlıca araçlardan biri hâline gelmektedir (Ünalmış, 2019). Nitekim Ünalmış’ın (2019) Bilig dergisinde yayımlanan çalışması, kültürel diplomasi ile yumuşak güç arasındaki ilişkiyi Yunus Emre Enstitüsü örneği üzerinden değerlendirerek, kültürel diplomasinin Türkiye’nin yumuşak güç kapasitesindeki merkezî rolünü ortaya koymaktadır.
Kültürel diplomasinin uygulama alanları incelendiğinde, sanat, eğitim ve profesyonel ilişkiler olmak üzere üç temel kategori öne çıkmaktadır (Yağmurlu, 2019). Edebiyat, bu sınıflandırma içinde hem sanatsal üretim hem de eğitim faaliyetleri (dil öğretimi, çeviri, akademik iş birlikleri) ile kesişen çok yönlü bir alan olarak değerlendirilebilir. Yıldırım’ın (2021) “edebiyat diplomasisi” kavramını Türkiye örneği üzerinden ele aldığı çalışmasında belirttiği gibi, edebiyat metinleri ve edebiyat festivalleri, ülkelerin kültürel mirasını ve insana dair ortak deneyimleri diğer toplumlara aktarmak ve onlarla etkileşim kurmak açısından önemli bir alan oluşturmaktadır. Benzer şekilde Ünal (2019), Türkiye’nin kültürel diplomasisi bağlamında uluslararası yayıncılık pratiklerini incelediği çalışmasında, kitap çevirisi ve yayıncılık destek programlarının kültürel diplomasinin somut ve ölçülebilir araçlarından biri olduğunu vurgulamaktadır.
3. Türk Dünyası Kavramı: Tarihsel, Coğrafi ve Kültürel Boyutlar
“Türk dünyası” kavramı, Balkanlardan Orta Asya’ya, Kafkasya’dan Sibirya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşayan ve ortak dil ailesine, tarihsel köklere, inanç sistemlerine ve kültürel pratiklere sahip toplulukları ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu coğrafyada yer alan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Türkiye gibi bağımsız devletlerin yanı sıra, Rusya Federasyonu içindeki özerk cumhuriyetler, Balkanlardaki Türk toplulukları ve çeşitli diaspora grupları da Türk dünyası kavramının kapsamına girmektedir (Gündoğdu, 2019).
Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetleri ile Türkiye arasındaki ilişkiler yeni bir döneme girmiştir. Tanrısever’in (2022) ifade ettiği üzere, bu ilişkiler başlangıçta daha çok siyasal ve ekonomik iş birliği eksenli iken, zaman içinde dil, tarih, edebiyat ve ortak mefkûre gibi kültürel unsurların da bu iş birliğinin temel bileşenleri hâline geldiği görülmektedir. Bu süreçte kurulan TÜRKSOY (1993), Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (2009, günümüzde Türk Devletleri Teşkilatı) ve Türk Akademisi (2012) gibi kurumlar, Türk dünyasında kültürel entegrasyonun kurumsal zeminini oluşturmuştur (Bıyıklı, 2016).
Türk dünyasında kültürel entegrasyon sürecinin en tartışmalı ve aynı zamanda en simgesel boyutlarından birini dil ve alfabe birliği çalışmaları oluşturmaktadır. Abdieva’nın (2017) bağımsızlık sonrası Türk cumhuriyetlerinin dil politikalarını incelediği çalışması, Sovyet döneminde farklı alfabelere geçirilen Türk lehçelerinin, bağımsızlık sonrasında Türkiye ile ortak dil ve alfabe arayışına girdiğini; ancak bu sürecin siyasi, ekonomik ve ideolojik nedenlerle sancılı ilerlediğini göstermektedir. Bayrakdar ve Mutlu’nun (2025) alan uzmanlarının görüşlerine dayanarak yürüttüğü güncel araştırma da, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında geliştirilen ortak Türk alfabesi önerisinin Türk devlet ve toplulukları arasındaki birlik ve dayanışmayı güçlendirme potansiyeli taşıdığını, ancak bu birlikteliğin sağlanmasının önünde hâlâ önemli engeller bulunduğunu ortaya koymaktadır. Dil ve alfabe birliğindeki bu gelişmeler, doğrudan edebî metinlerin Türk dünyası genelinde dolaşımını ve karşılıklı okunabilirliğini etkilemesi bakımından edebiyat diplomasisi açısından da belirleyici bir öneme sahiptir.
Türk dünyasında kültürel entegrasyonun somut göstergelerinden biri, 2012 yılından itibaren uygulanmaya başlanan “Türk Dünyası Kültür Başkenti” programıdır. Bu program çerçevesinde Türk dünyasının farklı şehirleri, belirli yıllarda kültür başkenti ilan edilerek, o şehirde kapsamlı kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenlenmektedir (Yaldız, 2020; Göçmen, 2021). Bu tür uygulamalar, Türk dünyasında ortak kültürel kimliğin görünürlüğünü artırmakta ve edebiyat, müzik, sinema gibi alanlarda üretilen eserlerin bölge genelinde tanınmasına katkı sağlamaktadır. Benzer şekilde, sivil toplum düzeyinde faaliyet gösteren Türk Dünyası Vakfı gibi kuruluşlar da somut olmayan kültürel mirasın korunması ve aktarılması bağlamında önemli işlevler üstlenmektedir (Gocuk, 2022). Hasanzadeh’in (2024) Soğuk Savaş sonrası Türkiye-Türk cumhuriyetleri ilişkilerini entegrasyon teorileri çerçevesinde değerlendirdiği çalışması da, kültürel entegrasyonun siyasal ve ekonomik entegrasyonla iç içe geçen çok boyutlu bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır.
4. Edebiyatın Kültürel Diplomasideki İşlevi: Edebiyat Diplomasisi Kavramı
Edebiyat, kültürel diplomasinin diğer araçlarından farklı olarak, bir toplumun iç dünyasına, düşünce biçimine ve duygu evrenine doğrudan erişim imkânı sunması bakımından özgün bir konuma sahiptir. Bir romanın, bir şiirin ya da bir destanın çevrilerek başka bir dile ve kültüre aktarılması, yalnızca estetik bir paylaşım değil, aynı zamanda derin bir kültürlerarası iletişim biçimidir. Yıldırım (2021), bu özgün işlevi “edebiyat diplomasisi” kavramıyla karşılamakta ve bu kavramı, edebiyat metinlerinin, çeviri faaliyetlerinin ve edebiyat festivallerinin bir kamu diplomasisi aracı olarak kullanılması şeklinde tanımlamaktadır. Bu tanıma göre edebiyat diplomasisi, Yağmurlu’nun (2019) kültürel diplomasi sınıflandırmasında yer alan “sanat” ve “eğitim” kategorilerinin kesişim noktasında konumlanmaktadır: Bir yandan yüksek sanatın bir biçimi olarak sergilenmekte, diğer yandan dil öğretimi, çeviri faaliyetleri ve akademik müfredatlar aracılığıyla eğitim diplomasisinin bir parçası hâline gelmektedir.
Türk dünyası bağlamında edebiyatın kültürel diplomasideki işlevi birkaç düzeyde değerlendirilebilir. Birinci düzeyde, ortak edebî mirasın belgelenmesi ve derlenmesi yer almaktadır. Bu kapsamda Atatürk Kültür Merkezi öncülüğünde hazırlanan çok ciltli “Türk Dünyası Edebiyat Tarihi” projesi, Türkiye, Balkanlar, Azerbaycan, Kafkasya, Orta Asya ve diğer Türk topluluklarına ait edebî metinleri ortak bir çerçevede bir araya getirmeyi amaçlamıştır. Bu tür antoloji ve edebiyat tarihi çalışmaları, Türk dünyasının farklı coğrafyalarında üretilen edebî eserlerin karşılıklı tanınırlığını artırarak edebiyat diplomasisine zemin hazırlamaktadır.
İkinci düzeyde, uluslararası yayıncılık ve çeviri faaliyetleri öne çıkmaktadır. Ünal’ın (2019) Türkiye’nin kültürel diplomasisi bağlamında uluslararası yayıncılık pratiklerini ele aldığı çalışması, kitapların farklı dillere çevrilerek yayımlanmasının, bir ülkenin edebî ve entelektüel birikimini uluslararası kamuoyuna tanıtmanın en etkili yollarından biri olduğunu ortaya koymaktadır. Türk dünyasında konuşulan Azerbaycan Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Türkiye Türkçesi gibi lehçeler arasındaki yakınlık, edebî eserlerin diğer dillere kıyasla daha düşük bir kültürel ve dilsel eşikle aktarılmasına imkân tanımaktadır. TÜRKSOY’un yürüttüğü yayın projeleri kapsamında, Türkmen edebiyatının seçkin örneklerinin farklı Türk lehçelerine ve dillerine kazandırılması yönündeki çalışmalar, bu düzeydeki edebiyat diplomasisi faaliyetlerine somut bir örnek teşkil etmektedir (Davletov, 2021).
Üçüncü düzeyde ise edebiyatın akademik çalışma alanı olarak kurumsallaşması yer almaktadır. Türk Akademisi başta olmak üzere çeşitli üniversite ve araştırma kurumları bünyesinde yürütülen Türkoloji çalışmaları, Türk dünyası edebiyatını karşılaştırmalı bir perspektifle ele alan sempozyumlar ve akademik dergiler (örneğin Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi), bu alandaki bilimsel bilgi üretimini sürdürmekte ve edebiyat diplomasisinin akademik altyapısını oluşturmaktadır. Gümüş’ün (2018) TÜRKSOY ve Türk dünyası halk edebiyatı ilişkisini ele aldığı çalışması, bu tür akademik etkinliklerin kültürel diplomasi süreçlerine katkısını somut biçimde ortaya koymaktadır.
5. Türkiye’nin Türk Dünyasına Yönelik Kültürel Diplomasi Kurumları ve Edebiyat Alanındaki Faaliyetleri
5.1. Yunus Emre Enstitüsü
2009 yılında kurulan Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Türkiye’nin kültürel diplomasi alanındaki en kapsamlı kurumsal yapılanmasını temsil etmektedir. Enstitü, Fransız Enstitüsü ve Goethe Enstitüsü gibi Avrupa’nın köklü kültür enstitüleriyle benzer bir işlevi üstlenerek, Türkçe öğretimi, Türk kültürünün tanıtımı ve akademik iş birlikleri aracılığıyla Türkiye’nin yumuşak gücünü artırmayı amaçlamaktadır (Ünalmış, 2019). YEE’nin faaliyetleri arasında Türk edebiyatından eserlerin farklı dillere çevrilmesini destekleyen çeviri ve yayın destek programları, yurt dışındaki Türkoloji bölümleriyle iş birlikleri, edebiyat söyleşileri ve okuma etkinlikleri önemli bir yer tutmaktadır.
Ekşi’nin (2015) Yunus Emre Enstitüsü’nün kültürel diplomasi işlevini ele aldığı çalışması, enstitünün yalnızca dil öğretimiyle sınırlı kalmayıp, Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının uluslararası düzeyde tanıtılmasında da etkin bir rol üstlendiğini ortaya koymaktadır. Enstitünün Balkanlar, Orta Asya, Ortadoğu ve Afrika gibi stratejik bölgelerdeki yaygın merkez ağı, Türk dünyasıyla kültürel bağların güçlendirilmesi açısından önemli bir altyapı sunmaktadır.
5.2. Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY)
1993 yılında kurulan TÜRKSOY, Türk dilli ülke ve topluluklar arasında kültürel iş birliğini geliştirmek amacıyla faaliyet gösteren, Türk dünyasına özgü en köklü kültürlerarası örgütlerden biridir. TÜRKSOY’un temel misyonu, Türk halklarının ortak tarihini, kültürünü ve sanatını bütüncül bir çerçevede ele alarak bu mirası gelecek nesillere aktarmaktır (Çakıcı, 2019). Teşkilat, Nevruz kutlamaları, ortak sanatsal etkinlikler, sempozyumlar ve yayın projeleri aracılığıyla Türk dünyasında kültürel yakınlaşmayı desteklemektedir.
Edebiyat alanında TÜRKSOY’un yürüttüğü faaliyetler arasında, Türk halklarının halk edebiyatı ürünlerinin derlenmesi ve tanıtılması, çeşitli Türk lehçelerinde üretilen edebî eserlerin diğer Türk topluluklarına aktarılmasına yönelik çeviri ve yayın destekleri, yazar ve şair anma etkinlikleri ile bilimsel sempozyumlar yer almaktadır (Gümüş, 2018; Türkyılmaz, 2013). TÜRKSOY’un düzenlediği bölgesel seminerler, özellikle somut olmayan kültürel mirasın -sözlü edebiyat ürünleri de dâhil olmak üzere- korunması ve belgelenmesi açısından önemli işlevler üstlenmektedir (Türkyılmaz, 2013).
5.3. Türk Devletleri Teşkilatı ve Türk Akademisi
2009 yılında Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi adıyla kurulan ve sonradan adı Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) olarak değiştirilen örgüt, Türk dünyasında siyasal, ekonomik ve kültürel iş birliğini kurumsal bir zeminde yürütmeyi amaçlamaktadır. TDT’nin himayesinde 2012 yılında kurulan Türk Akademisi, Türk halklarının dili, edebiyatı, kültürü ve tarihi üzerine bilimsel araştırmaları koordine etmek amacıyla faaliyet göstermektedir. Bıyıklı’nın (2016) Türk Akademisi Uluslararası Teşkilatı’nın rolünü ve iş birliklerini incelediği çalışmasına göre, Akademi, Türkoloji alanındaki bilimsel ve akademik kurumlarla yoğun ilişkiler kurmakta; ortak Türk tarihi kitapları, almanaklar ve antoloji eserleri yanı sıra çok sayıda akademik kitap ve bilimsel dergi yayımlamaktadır.
Türk Akademisi’nin öncülüğünde yürütülen bir diğer önemli girişim, Türk Devletleri Teşkilatı Ortak Alfabe Komisyonu tarafından geliştirilen 34 harfli “Ortak Türk Alfabesi” önerisidir. Bu girişimin amacının Türk halklarına tek bir alfabeyi dayatmak değil, alfabe oluşturulmasına ilişkin ortak ilkeleri belirlemek olduğu vurgulanmaktadır. Bayrakdar ve Mutlu’nun (2025) alan uzmanlarıyla yürüttüğü nitel araştırma, bu tür bir ortak yazı dilinin benimsenmesinin Türk devlet ve toplulukları arasındaki iletişimi ve edebî eserlerin karşılıklı dolaşımını kolaylaştıracağını, ancak sürecin siyasi ve ideolojik hassasiyetler nedeniyle kademeli ilerlemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
5.4. Diğer Kurumsal Aktörler: TİKA, TRT ve Türk Dil Kurumu
Türkiye’nin Türk dünyasına yönelik kültürel diplomasi faaliyetlerinde Yunus Emre Enstitüsü, TÜRKSOY ve Türk Akademisi’nin yanı sıra, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) ve Türk Dil Kurumu (TDK) gibi kurumlar da önemli roller üstlenmektedir. TİKA’nın kültürel mirasın korunmasına yönelik restorasyon ve arşivleme projeleri, TRT Avaz’ın Türk dünyasına yönelik yayınları ve TDK’nin yayımladığı Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi gibi hakemli akademik yayınlar, Türk dünyasında edebiyat temelli kültürel diplomasinin farklı kurumsal ayaklarını oluşturmaktadır. TDK bünyesinde yürütülen ortak Türk alfabesi ve Türk dünyasında ortak dil ve kültürel gelecek konulu bilimsel toplantılar, bu alandaki akademik iş birliğinin sürekliliğini sağlayan önemli mekanizmalardır.
5.5. Sivil Toplum Düzeyinde Bir Örnek: Avrasya Yazarlar Birliği ve Bengü Yayınları
Kamu kurumlarının yürüttüğü kültürel diplomasi faaliyetlerinin yanı sıra, sivil toplum kuruluşları da Türk dünyasında edebiyat diplomasisinin yürütülmesinde tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. Bu kapsamda öne çıkan örneklerden biri, 26 Nisan 2006 tarihinde kurulan Avrasya Yazarlar Birliği’dir (AYB). Birliğin kuruluş amacı; tarihî, kültürel ve sosyal bağlarla birbirine bağlı ülke, topluluk ve kişiler arasındaki kültürel ilişkileri geliştirmek, Türkçenin bütün lehçe ve şivelerinde yazan yazarların birbirlerinin eserlerini tanımalarını sağlamak, Türkçe edebiyatın dünya genelinde tanınırlığını artırmak ve Türk lehçelerinin yazı dillerindeki ortaklıkları geliştirmek olarak tanımlanmaktadır.
AYB’nin edebiyat diplomasisi alanındaki en somut çıktısı, 2007 yılından bu yana yayımlanan ve “Türk dünyasının ortak edebiyat dergisi” olarak tanımlanan Kardeş Kalemler dergisidir. Süreli bir kültür-edebiyat dergisi olarak yayımlanan Kardeş Kalemler, 2026 yılı itibarıyla yirminci yayın yılına girmiş; sayfalarında Türk dünyasının farklı coğrafyalarından binlerce yazar, şair, araştırmacı ve çevirmenin eserlerine ve Türk lehçelerinden yapılan çevirilere yer vermiştir. Derginin bu işlevi, TÜRKSOY ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kamu kurumlarının yürüttüğü faaliyetleri tamamlayan, sivil toplum temelli bir edebiyat diplomasisi kanalı oluşturduğunu göstermektedir. AYB bünyesinde yayımlanan ve TR Dizin’de taranan uluslararası hakemli Dil Araştırmaları dergisi de, Türk dünyası dil ve edebiyat araştırmalarının bilimsel zeminini güçlendiren bir diğer yayın organı olarak dikkat çekmektedir.
AYB’nin kitap yayıncılığı alanındaki faaliyetleri, bünyesinde yer alan Bengü Yayınları aracılığıyla yürütülmektedir. Türk dünyasından yazarların eserlerini yayımlayan Bengü Yayınları, Dede Korkut Hikâyelerinin Bursa yazmasının tıpkıbasımı gibi kültürel miras niteliği taşıyan yayınların yanı sıra, Türk dünyasının farklı sahalarından yazar ve şairlerin şiir, hikâye ve tiyatro eserlerini de okurla buluşturmaktadır. Yayınevi bünyesinde faaliyet gösteren Bengü Telif Ajansı ise, Türk dünyası yazarlarının eserlerinin farklı ülkelerde yayımlanmasına yönelik telif süreçlerini yürüterek edebî eserlerin uluslararası dolaşımını kolaylaştıran bir aracı kurum işlevi görmektedir.
AYB’nin edebiyat diplomasisine katkısı, yayıncılık faaliyetlerinin ötesinde geniş bir etkinlik yelpazesini kapsamaktadır. Birlik; Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması ve Dede Korkut Tiyatro Eseri Yarışması gibi edebî yarışmalar, Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongreleri, Türk Lehçeleri Çeviri Atölyesi ve Sempozyumu ile yeni yazar ve şairler yetiştirmeyi amaçlayan çevrim içi yazarlık atölyeleri düzenlemektedir. 2008 yılından bu yana Türkiye’ye yönelik yürütülen yazarlık atölyesi ile TİKA desteği ve Balkan Yazarlar Birliği iş birliğiyle gerçekleştirilen Balkanlar Yazarlık Atölyesi ve Bala Balkan Yazarlığa Hazırlık Atölyesi, Türk dünyasının farklı coğrafyalarından genç yazar adaylarını bir araya getirerek edebiyat diplomasisinin insan kaynağını yetiştirmeye katkı sağlamaktadır. Bu bakımdan AYB ve Bengü Yayınları örneği, edebiyat diplomasisinin yalnızca devlet kurumları eliyle değil, devlet destekli fakat sivil toplum öncülüğünde yürütülen bir alan olarak da şekillenebildiğini göstermesi bakımından literatüre katkı sunmaktadır.
6. Türk Dünyasında Ortak Edebiyat Çalışmaları ve Projeler
Türk dünyasında edebiyat temelli kültürel diplomasinin en somut çıktılarından biri, ortak edebiyat tarihi ve antoloji projeleridir. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı koordinasyonunda hazırlanan çok ciltli “Türk Dünyası Edebiyat Tarihi” projesi, Türkiye, Balkanlar, Azerbaycan, Kafkasya, Orta Asya ve diğer Türk topluluklarına ait mit, efsane, destan ve edebî metinleri ortak Türk alfabesine ve Türkiye Türkçesine aktararak geniş bir okur kitlesinin erişimine sunmuştur. Bu tür projeler, Türk dünyasının farklı coğrafyalarında üretilmiş edebî mirasın bir bütün olarak görülebilmesini sağlaması bakımından özgün bir değer taşımaktadır.
Bu çalışmalara ek olarak, Türk dünyasının farklı sahalarındaki edebiyatçıları konu alan biyografik ansiklopedi çalışmaları da yürütülmüştür. Bu tür eserlerde, Azerbaycan, Başkurt, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar, Türkmen ve Uygur sahalarında eser vermiş yazar ve şairlerin hayat hikâyeleri ve eserleri hakkında bilgiler bir araya getirilmiştir. Bu kapsamlı derlemeler, Türk dünyasının edebî mirasının bütüncül bir şekilde tanınmasına katkı sağlamakla birlikte, akademik araştırmacılar için de önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.
Ortak edebiyat çalışmalarının bir diğer boyutu, Türk dünyası kültür başkenti uygulamaları kapsamında düzenlenen edebiyat etkinlikleridir. Kültür başkenti ilan edilen şehirlerde düzenlenen şiir günleri, yazar buluşmaları ve kitap fuarları, Türk dünyasının farklı bölgelerinden edebiyatçıları bir araya getirerek karşılıklı tanışıklığı ve iş birliğini teşvik etmektedir (Yaldız, 2020). Benzer şekilde, TÜRKSOY’un düzenlediği uluslararası edebiyat sempozyumları ve yazar anma etkinlikleri, Türk dünyasının ortak edebî figürlerinin (örneğin Yunus Emre, Ahmet Yesevi, Mahtumkulu, Abay Kunanbayulı gibi isimlerin) bölge genelinde tanınırlığını artırmaktadır.
Son olarak, dijitalleşme sürecinin Türk dünyasında ortak edebiyat çalışmalarına yeni imkânlar sunduğu görülmektedir. Çevrimiçi kütüphaneler, dijital arşivler ve akademik veri tabanları aracılığıyla Türk dünyasının farklı sahalarına ait edebî metinlere erişim kolaylaşmakta; bu durum, edebiyat diplomasisi faaliyetlerinin daha geniş kitlelere ulaşmasını mümkün kılmaktadır. Bununla birlikte, bu dijital kaynakların sistematik bir şekilde bir araya getirilmesi ve güncellenmesi konusunda hâlâ önemli boşluklar bulunduğu değerlendirilmektedir.
7. Değerlendirme: Fırsatlar, Sınırlılıklar ve Öneriler
Türk dünyasında edebiyat temelli kültürel diplomasi faaliyetlerinin incelenmesi, bu alanda önemli fırsatların yanı sıra belirli yapısal sınırlılıkların da bulunduğunu göstermektedir. Fırsatlar açısından değerlendirildiğinde, Türk dünyasının ortak dil ailesine, tarihsel köklere ve kültürel pratiklere sahip olması, edebî eserlerin diğer kültür bölgelerine kıyasla çok daha düşük bir dilsel ve kültürel eşikle aktarılmasına imkân tanımaktadır. Bu durum, Türkiye’nin ve diğer Türk devletlerinin kültürel diplomasi kapasitesini artırmaları açısından benzersiz bir avantaj sunmaktadır. Ayrıca TÜRKSOY, Türk Akademisi ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumların uzun süredir faaliyet göstermesi, bu alanda belirli bir kurumsal birikimin oluşmasını sağlamıştır (Çakıcı, 2019; Ünalmış, 2019; Bıyıklı, 2016).
Öte yandan, literatürde tespit edilen bazı sınırlılıklar da dikkate alınmalıdır. Yağmurlu’nun (2019) dışişleri bakanlıklarının kültürel diplomasi algısına ilişkin bulguları, kültürel diplomasi faaliyetlerinin genellikle sistematik olmayan, dağınık bir yapıda sunulduğunu ortaya koymaktadır; bu durum Türk dünyasına yönelik edebiyat diplomasisi faaliyetleri için de geçerli görünmektedir. Kurumlar arasında (Yunus Emre Enstitüsü, TÜRKSOY, Türk Akademisi, TİKA, TRT, TDK) yeterli düzeyde eşgüdümün sağlanamaması, benzer projelerin farklı kurumlarca paralel biçimde yürütülmesine ve kaynakların etkin kullanılamamasına yol açabilmektedir. Bay ve diğerlerinin (2017) araştırması da, Türk dünyası halklarında güçlü bir ortak kimlik algısının var olmasına rağmen, bu algının kurumsal düzeyde somut iş birliğine dönüştürülmesinde eksiklikler bulunduğunu doğrulamaktadır.
Bir diğer önemli sınırlılık, dil ve alfabe birliğinin henüz tamamlanmamış olmasıdır. Abdieva (2017) ve Bayrakdar ile Mutlu’nun (2025) çalışmalarında da vurgulandığı üzere, Türk cumhuriyetlerinin farklı alfabe sistemlerini kullanması ve ortak Türk alfabesi çalışmalarının siyasi ve ideolojik nedenlerle yavaş ilerlemesi, edebî eserlerin Türk dünyası genelinde doğrudan okunabilirliğini sınırlandırmaktadır. Bu durum, çeviri ve transkripsiyon faaliyetlerine olan bağımlılığı artırmakta ve edebiyat diplomasisi faaliyetlerinin maliyetini yükseltmektedir.
Ayrıca, edebiyat diplomasisi faaliyetlerinin etkisinin sistematik biçimde ölçülememesi de literatürde sıklıkla vurgulanan bir sorundur (Yağmurlu, 2019). Bu ölçme sorunu, Türk dünyasında yürütülen çeviri, yayın ve etkinlik faaliyetlerinin somut çıktılarının ve uzun vadeli etkilerinin değerlendirilmesini güçleştirmektedir. Ayrıca, ortak edebiyat tarihi ve antoloji projelerinin genellikle akademik çevrelerle sınırlı kalması, bu çalışmaların geniş kitlelere ulaşmasını ve toplumsal düzeyde bir etki yaratmasını sınırlandırmaktadır.
Bu noktada, Avrasya Yazarlar Birliği ve Bengü Yayınları örneğinin gösterdiği gibi, sivil toplum kuruluşlarının kamu kurumlarıyla eş güdümlü biçimde desteklenmesi, edebiyat diplomasisinin toplumsal tabanını genişletme potansiyeli taşımaktadır. Kardeş Kalemler dergisi örneğinde olduğu gibi, uzun soluklu ve süreklilik arz eden sivil yayın organları, kamu kurumlarının kurumsal ve resmî üslubuna kıyasla yazar ve okurla daha doğrudan bir bağ kurabilmekte; bu durum edebiyat diplomasisinin çok aktörlü bir yapıya kavuşturulmasının önemini ortaya koymaktadır.
Bu değerlendirmeler ışığında birkaç politika önerisi geliştirilebilir. İlk olarak, Türk dünyasına yönelik edebiyat diplomasisi faaliyetlerini yürüten kurumlar arasında ortak bir koordinasyon mekanizmasının kurulması, kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayabilir. İkinci olarak, Ünal’ın (2019) vurguladığı uluslararası yayıncılık destek programlarının, akademik çevrelerin yanı sıra genel okur kitlesini de hedefleyecek şekilde genişletilmesi önerilmektedir. Üçüncü olarak, dijital platformlar aracılığıyla Türk dünyası edebiyatına yönelik kapsamlı ve güncel bir dijital kütüphane oluşturulması, bu alandaki erişilebilirliği artıracaktır. Dördüncü olarak, ortak Türk alfabesi çalışmalarının Bayrakdar ve Mutlu’nun (2025) önerdiği gibi eğitim programlarına kademeli biçimde entegre edilmesi, uzun vadede edebî metinlerin karşılıklı okunabilirliğini kolaylaştıracaktır. Son olarak, edebiyat temelli kültürel diplomasi faaliyetlerinin etkisini ölçmeye yönelik sistematik değerlendirme mekanizmalarının geliştirilmesi, bu alandaki politikaların kanıta dayalı biçimde şekillendirilmesine katkı sağlayacaktır.
8. Sonuç
Bu çalışmada kültürel diplomasi kavramı kuramsal boyutuyla ele alınmış ve edebiyatın kültürel diplomasi açısından taşıdığı özgün işlev, “edebiyat diplomasisi” kavramı çerçevesinde Türk dünyası örneği üzerinden incelenmiştir. Elde edilen bulgular, kültürel diplomasinin kamu diplomasisinin ve yumuşak gücün temel bileşenlerinden biri olduğunu ve edebiyatın bu alanda hem sanatsal hem de eğitsel boyutlarıyla önemli bir araç olarak işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Türk dünyası özelinde, ortak dil ailesi ve tarihsel-kültürel bağlar, edebiyat diplomasisi faaliyetleri için elverişli bir zemin oluşturmaktadır.
Yunus Emre Enstitüsü, TÜRKSOY ve Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki Türk Akademisi gibi kurumlar, Türk dünyasında ortak edebî mirasın korunması, çevrilmesi ve tanıtılması konusunda önemli faaliyetler yürütmektedir. Ortak edebiyat tarihi projeleri, antolojiler, uluslararası yayıncılık ve çeviri programları, ortak alfabe çalışmaları ve akademik iş birlikleri, bu alandaki somut çıktılar arasında sayılabilir. Bununla birlikte, kurumlar arası eşgüdüm eksikliği, dil ve alfabe birliğinin henüz tamamlanmamış olması, etki ölçme mekanizmalarının yetersizliği ve faaliyetlerin büyük ölçüde akademik çevrelerle sınırlı kalması, bu alanın geliştirilmesi gereken yönleri olarak öne çıkmaktadır.
Sonuç olarak, Türk dünyasında edebiyat temelli kültürel diplomasinin güçlendirilmesi, yalnızca kültürel bir zenginleşme değil, aynı zamanda Türkiye’nin ve Türk devletlerinin bölgesel ve küresel düzeyde yumuşak güç kapasitelerinin artırılması açısından da stratejik bir önem taşımaktadır. Bu alanda yürütülecek ileri araştırmaların, özellikle edebiyat diplomasisi faaliyetlerinin etkisinin ampirik yöntemlerle ölçülmesine ve karşılaştırmalı vaka analizlerine odaklanması, literatüre önemli katkılar sağlayacaktır.
Kaynakça
Abdieva, R. (2017). Bağımsızlıklarını kazandıktan sonra Türk cumhuriyetlerinin dil politikaları ve Türkiye ile ortak dil ve ortak alfabe çalışmaları. Uluslararası Türk Lehçeleri Araştırmaları Dergisi, 1(2), 104-119.
Avrasya Yazarlar Birliği. Hakkımızda. Erişim tarihi 20 Ekim 2025, https://www.ayb.org.tr/hakkimizda
Avrasya Yazarlar Birliği. Türk Dünyasının Ortak Edebiyat Dergisi Kardeş Kalemler, 204. Sayısıyla 17. Cildini Tamamladı. Erişim tarihi 20 Ekim 2025, https://ayb.org.tr/haberler/turk-dunyasinin-ortak-edebiyat-dergisi-kardes-kalemler-204-sayisiyla-17-cildini-tamamladi-6569c961436a3
Avrasya Yazarlar Birliği. (t.y.-c). Türk Dünyasının Ortak Edebiyat Dergisi Kardeş Kalemler, 200. Sayısına Ulaştı. Erişim tarihi 20 Ekim 2025, https://www.ayb.org.tr/haberler/turk-dunyasinin-ortak-edebiyat-dergisi-kardes-kalemler-200-sayisina-ulasti-64d4994965d05
Avrasya Yazarlar Birliği. Avrasya Yazarlar Birliği tarafından hazırlanan kitaplar. Erişim tarihi 20 Ekim 2025, https://www.ayb.org.tr/yayinlar/kitaplar
Avrasya Yazarlar Birliği. Avrasya Yazarlar Birliği VI. Olağan Genel Kurulu yapıldı [Faaliyet raporu]. Erişim tarihi 20 Ekim 2025, https://www.ayb.org.tr/haberler/avrasya-yazarlar-birlid%D1%9Fi-vi-olad%D1%9Fan-genel-kurulu-yapd-ldd-63db849e04022
Bay, E., Alimbekaov, A., Mete, M., Cücük, E. ve Yokuş, E. (2017). Türk Dünyası birliği algısı. Gazi Akademik Bakış, 11(21), 55-85.
Bayrakdar, E. ve Mutlu, K. (2025). Ortak Türk alfabesi ve ortak yazı dilinin öğretimi üzerine alan uzmanlarının görüşlerinin incelenmesi. Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 11(2), 415-434. https://doi.org/10.31592/aeusbed.1661383
Bıyıklı, M. (2016). Türk dünyası ortak kuruluşu olarak Türk Akademisi Uluslararası Teşkilatı (TWESCO), rolü ve iş birlikleri. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (Afro-Avrasya Özel Sayısı), 404-418.
Çakıcı, B. (2019). Kültür diplomasi açısından Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı TÜRKSOY'un faaliyetleri. Yeni Türkiye Dergisi, (109), 192-206.
Cull, N. J. (2009). Public diplomacy: Lessons from the past. Figueroa Press.
Davletov, T. (2021). Türk aleminde kültürel işbirliği ve dünyayla kültürel entegrasyon sürecinde TÜRKSOY. Yeni Türkiye Dergisi, (120), 389-391.
Demir, V. (2012). Kamu diplomasisi ve yumuşak güç. Beta Yayınları.
Ekşi, M. (2015). Kültürel diplomasi ve Yunus Emre Enstitüsü. M. Şahin ve B. S. Çevik (Ed.), Türk dış politikası ve kamu diplomasisi içinde (s. 349-354). Nobel Akademik Yayıncılık.
Gocuk, Y. (2022). Somut olmayan kültürel mirasın taşınmasında Türk Dünyası Vakfı örneği (Eskişehir). İçtimaiyat Sosyal Bilimler Dergisi, 6(22), 432-448.
Göçmen, Ö. (2021). 2022 Türk Dünyası Kültür Başkenti Bursa İli Osmangazi İlçesinin önemi. Academic Knowledge, 4(2), 267-283.
Gündoğdu, A. (2019). Türk dünyasında ortak sanat anlayışı mümkün mü? Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi, 4(1), 1-13.
Gümüş, İ. (2018). TÜRKSOY ve Türk dünyası halk edebiyatı. III. Uluslararası TESAM Sosyal Bilimler Kongresi Bildiri Kitabı içinde (s. 225-235). TESAM.
Hasanzadeh, V. (2024). Türk dünyası entegrasyonu: Soğuk Savaş sonrasında Türkiye-Türk cumhuriyetleri ilişkilerinin entegrasyon teorileri çerçevesinde değerlendirilmesi. Nobel Akademik Yayıncılık.
Nicolson, H. (1963). Diplomacy. Oxford University Press.
Nye, J. S. (2004). Soft power: The means to success in world politics. PublicAffairs.
Sancar, G. A. (2012). Kamu diplomasisi ve uluslararası halkla ilişkiler. Beta Yayınları.
Tanrısever, O. F. (2022). Türkiye'nin bağımsızlıklarının 30. yılında diğer Türk cumhuriyetleri ile ilişkileri. F. Purtaş (Ed.), Bağımsızlıklarının 30. yılında Türk cumhuriyetleri sempozyumu: Türk dünyasında değişime yön veren ortak miras: Dil, tarih, edebiyat ve mefkûre içinde (s. 218-226). Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Yayınları.
Türkyılmaz, D. (2013). Somut olmayan kültürel miras çalışmaları bağlamında TÜRKSOY bölgesel seminerlerine ilişkin bir değerlendirme. Milli Folklor, 25(100), 40-49.
Ünal, U. (2019). International publishing practices within Turkey's cultural diplomacy. Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Elektronik Dergisi, 7(2), 609-645.
Ünalmış, A. N. (2019). Yumuşak gücün tesis edilmesinde kültürel diplomasinin önemi ve bir uygulayıcı olarak Yunus Emre Enstitüsü. Bilig, (91), 137-159.
Yağmurlu, A. (2019). Kültürel diplomasi: Kuram ve pratikteki çerçevesi. Selçuk İletişim, 12(2), 1182-1210.
Yaldız, A. Ç. (2020). Kültür başkenti uygulamaları: Kavramsal ve kuramsal arka plan. F. Yaldız (Ed.), Türk dünyası kültür başkentleri içinde. Nobel Akademik Yayıncılık.
Yıldırım, M. Ö. (2021). Edebiyat diplomasisi: Türkiye'de kamu diplomasisi aracı olarak edebiyat. ARTS: Artuklu Sanat ve Beşeri Bilimler Dergisi, 6, 14-40.
[1] Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi, Türk Dili Öğretim Görevlisi. Hacettepe Üniversitesi, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları, Doktora Öğrencisi. E-mail: fatih.yilmaz@ayu.edu.kz / fatihyilmaz3761@gmail.com