Mağcan Cumabayev’in “Bayan Batır” Şiirinin Tarihî Görünüşü


 01 Mart 2021


Bilim, sanat ve diğer yaratıcı çalışmaların yeri artık sürprizlerin keşfedilmesinde öncelikli yönlerden biri. Bilim felsefesi bu eşsiz fenomeni ele alır. Fikrimiz filozof Georgius Ruzavin'e dayanıyor: "Sanat, beşeri etkenlerle aktif şekilde etkileşime devam eden sanatsal bir bilimdir." [1, 10]. Ünlü Türkolog, tarihçi Lev Gumilev "Zarif gösterişli bir eser tarihsel bir kaynak olabilir mi?" başlıklı bir makale yazdı. 1972'de Rus Edebiyat Dergisinde yayınlandı. Bilim adamı, bu çalışmada konuşma sanatının, gerçekçi bir sanat eserinin tarihî bir kaynağı olabilir sonucuna varıyor. [2, 57]

Mağcan Cumabayev'in "Batır Bayan" şiirini bu açıdan analiz edeceğiz. Bugün, Mağcan'ın epik başyapıtları bozkırlar ülkesi Kazakistan’ın göklerinde kartal gibi uçarak kendi değerini buldu. Okulda, yüksek öğretim kurumlarında okunmaktadır. Kötü, zor günler arkada kaldı. Eserin sanatsal-estetik, tarihsel ve felsefi gücü, benzersizdir. Böyle olmasının sebebi, "Batır Bayan" şiirinin hikayesi, Kazak halkının tarihinde altın harflerle yazılan tarihî dönemdir. Bu tarihî gerçeklik, felsefî tanımla, sanatsal emekle, estetik zevkle, şiirsel güçle, kişilik özellikleriye gezegenin etrafında "durmadan" dönmekte olduğunu [3, 88] üstad Abay’ın söylediği gibi Mağcan’ın altın kaleminden klasik eser haline geldi. Abay Kunanbayev'e ilk kez “üstad” olarak seslenen Mağcan Cumabayev idi. Onun “Altın üstad Abay'a” adıyla ithafen bir şiiri var. Bu şiirinde Abay’a çok büyük değer veriyor: “Gerçek üstad, sözün gerçek ve paha biçilmez. Bir sözünün manası bin yıl geçse de değişmez.” Abay'a bu kadar büyük değer veren Mağcan, Kazak şiirine de büyük değer kattı.

Mağcan Cumabayev'in şiirinin başyapıtlarından biri de "Batır Bayan" poeması. "Batır Bayan" - tarih değil, tarihsel felsefî bir metafor, şiirsel ifadede tarihin tezahürüdür. Bununla birlikte “Batır Bayan» gerçekten yaşamış tarihsel bir şahsiyettir. Bağımsız Kazak Ulusal Ansiklopedisinde bu tarihî kişinin yaşamı özel olarak ele alınmıştır: "Bayan Kassabulatoviç (yaklaşık 1710/15-1757) bir kahramandır. Abılay Han'ın özel onuru ve gurur kaynağıdır. Kazak-Cungar savaşlarına katıldı ve "Batır Bayan" olarak anıldı. Kalmıklara karşı yapılan savaşlardan birinde ağabeyi Sarı ile birlikte hayatını kaybetti. Onun kahramanlığı Mağcan Cumabayev'in "Batır Bayan" destanında şiirleştirildi. Bayan hakkında bir film çekildi (yönetmen S. Tavekenov, 1993). Mezarı Karaganda bölgesi, Karkaralinsk ilçesindeki Şakelek mezarlığında bulunuyor. Bayan Batır'ın torunları, Kuzey Kazakistan'ın Bulayevsky bölgesinde yaşıyor." [2, 213] Burada bahsetmek gereken, Bayan Batır'ın hayat sürdüğü dönem, doğduğu yılı ve onun hayatıyla ilgili diğer şeyler, çeşitli bilimsel bulgular ve bu konuyla ilgili birkaç makale yayınlandığını biliyoruz. Ancak bugün bizi düşündüren konu bu değil.

Magazhan Cumabayev'in kahraman hakkındaki şiiri bize tarihsel faktörün şiirsel yapıya dönüştüğünü ve sanatta ise yüksek sanat değeri olduğunu söyler. En önemlisi, Bayan Batır örneğini tarihî bir kişi olarak yukarıda gördük. Aynı tarihsel figür, Mağcan'ın altın kaleminden çıkan şiirin ana kahramanına dönüşerek tarih ile sanatının dağarcığına döndü.

Ulusal şiirin padişahı sayılan Mağcan Cumabayev, Bayan Kasabulatov'un da aralarında bulunduğu "Batır Bayan" şiirinde çok sayıda tarihî figürden yararlanıyor. Bunların arasında Abılay Han da vardır. Abılay Han'ın ülkenin tarihindeki ve ülkenin kaderindeki yerini, Mağcan Cumabayev “Batır Bayan” şiirinde geniş bir çerçevede derin bir şekilde açmıştır. Mesela şair, şiirin ilk bölümünde Abılay Han'ın imgesini tarihsel ve felsefi bilgiye göre açıkladı: "Abılay gibi birinin kaderi, uzun ömürlü, kara toprak kaderi." [5, 222]

Bunun yanı sıra, dolaylı Kanjıgali yaşlı Bogenbay, Besentiyin Sarımalay, Baltalı Orazımbet, er Elşibek, Koşkarulı er Canıbek, bahatır Cebek, er Sırımbet, şair, savaşçı Karabucır, Buhar ile Tötikara, er Kökşe, er Kosay, bahatır Sarı, Bugıbay başçı, Asan Kaygı, Atıgay, Karavıl, Vak, genç Noyan, güzel Kalmık kızı Akşamanday-Kuralay, çift taşlı Usa, Seren, Kazak, Rus, Kalmuk, Kıtay (Çin) gibi tarihî figürlerin, aile ve komşu ülkelerin isimleri bu şiirde yerini almıştır. Bu tarihî olaylar düzenli olarak şiire yansır ve olayların mesajlarından haber verir.

Şiirdeki Kazak halkının tarihinde meydana gelen önemli olaylar da pek tarihî olaya ışık tutar. Onlardan biri, Kazak halkının tarihinde yer alan trajik ve ülkenin sıkıntılı günler yaşadığı dönemdir. Kazak tarihine «Ақтабан шұбырынды, Алқакөл сұлама» olarak geçen bu dönemde Kazak halkının kanı göl gibi akmış ve tarihe “Aktaban şubırındı, Alkaköl sulama” adıyla geçti.[1] Bu tarihsel trajik olay şiirde “Zor günde doğan alaş evladına, uçsuz bucaksız sarı bozkırında, karşılaştığı düşmandan ürküp kaçan” olarak geçer. [5, 222]

Böyle zor bir dönem geçiren Kazak ülkesinin kahramanları, Abılay Han'ın yanına gelip yerlerini aldılar ve vatanlarını düşmanından kurtardılar. Bu kahramanlıklardan biri “Tozlu yol” tarihî olayı, şiirde bedii bir şekilde şöyle veriliyor: “Ordu, rüzgârda dalgalanan bulutlar gibi geçiyordu. Bazen gürültülü dağ gibi, kaygısı çoktu. Bazen külhanbeyi dalga gücüyle, gürültüler çıkartarak, çağıldayarak geçiyordu. Tozu buluta, bulutu toza dönüştürdükten sonra, adı geçen erler yolu diyerek: ‘Tozlu yol’”dur. [5, 237]

Ulu bozkır ülkesinin mücevher gibi kıymetli yerleri şiirin tarihî temelini oluşturuyor ve sanatsal bir şekilde betimleniyor. Şair, Kazakların kutsal Sarıarkasını şöyle betimliyor: "Ben de düşüncelerimi kalemime açıyorum, Arka’nın alacasına göz gezdiriyorum: Sarıarka, sarı derya, sınırı yok, bazen bir kartal gibi.” [5, 221] Yeryüzü cenneti Burabay da sanatsal ve estetik güç ile anlatılıyor: “Göğsünde Burabay’ın kalın ağacı, Kökşenin (Kökşetav) sonu. Aru’nun ak ile ördüğü tulumu gibi, Karagay, kızıl kayın, bir ağaç gibi.” [5, 221].

Tarihî yerler, şiirde tarihî olaylar bağlamında ortaya çıkar. Mağcan Cumabaev "Batır Bayan" adlı bu şiirinde Kazak toprağının geniş bir panoraması çizer. Şair, Sarıarka ve Borabay gibi Kazak ülkesinin toponimlerini yerli yerinde gösterir. Mesela; Kökşetav, Okcetpes, Burabay gölü, Obagan ırmağı, Coldıözek, Balkaş gölü, Karatal ve Ayagöz ırmakları, İli, Tekes, Kenes nehirleri gibi. 

Mağcan bu şiirinde Abılay Han’ın bilgeliğini, Kazak bahadırlarının erliğini şiirleştirmenin yanısıra, kendi cigersizliğinin (yüreksizliğinin) neticesinde halkın başına talih kuşu gibi konun liderini (Han) de büyük bir ustalıkla derinlemesine betimliyor. Sanatsal bir temel üzerinde eleştirilen Bolat bahadır idi. Onu ise şair şiirde Batır Bayan’ı bekleyen kahramanlar arasında göstermiştir. İşte o hikaye üzerinden beklemekte olan kahramanlara ülkenin kaderi üzerine bir konuşma yapar: “Kökşe’de (Kökşetav) tek başına kurt arayan kartal gibi kanatlarını açamıyor. Han’ına Abılay gibi: ‘Olur!” diyerek” verilen sözden yiğitler dönmezler. Erinip hikaye anlatılan günü, Kanişer Bolat hikayeleştiriyor.” [5, 235]

Şair Mağcan Cumabayev’ın şiirinde test edilen konulardan biri de “Kanişer Bolat” olarak bilinen Bolat’ın tarihte kim olduğudur. Bolat’ın kim olduğuna bir göz atalım: “Bolat (yaklaşık 1723) Kazak hanlığının Han’ı Tevke’nin (yaklaşık 1715-23) oğlu. Uyuşturmacılık, yöneticilik kabiliyeti ile farkedilmeyen Bolat, miras yoluyla Han seçildi. Bolat beylik yaptığı dönemde Orta Cüz Kazakları defalarca (1716, 1717, 1722, 1723) Oyratların baskınına uğradı. Bolat, Cungar baskıncıları, Başkurtlar ve İdil boyu Kalmuklarına karşı Kazak askerlerinin güçlerini birleştirip karşı koyamadı. Bolat hakkında tarihî kaynaklar yok denecek kadar az.” [6, 362]

“Bayan Batır” şiirindeki Batır Bayan’ın sonraki ana karakterlerinden biri, onun kardeşi, Noyan. Şair Mağcan Cumabayev, şiirde onu şöyle betimliyor: “Bayan’ın kardeşi var, on beş yaşında, bir kurt eniği, küçük Noyan. Şair, Noyan’ın delikanlı gençliğini şöyle açıp gösteriyor. Şiirde ana konu bu Noyan’ın etrafında gelişir. Noyan ile Akşaman-Kuralay-Dolgunsaç Kalmuk kızının arasında sevgi ateşi yanar. Noyan, gençlik aleviyle kolayca aşık olur. Sezgi gücünü şair Mağcan üstün bir sanatla, estetik bir tarzda resmeder: “Gençlikte alevlenip sevmek nasıl!. Çocuk gibi içini çekerek ağlayıp, yanmak nasıl bir şey! Görmesen can bedenden çıkmışcasına ölü gibi, kaygılı bir şekilde külden kefin giymek nasıl bir şey! Gövdene can girmez mi, gözün kocamışsa, ömrün yeniden ağarıp atan tan gibi. Gövdeni kutsal sevgi gerip, yüreğin o dakikada yarılıyormuş gibi. Ne dersin uzun kulaklı eşeklere, öküz gibi ömür süren sevmeden-yanmadan!” [6, 362].

Şair Mağcan Cumabayev, Noyan’ın yüreğine giren güçlü sezgiyi bu şekilde överek şiirleştiriyor. Noyan, genç aslan, yetenekli genç, bu yüzden Sarıarka’nın aileden gelen bir güzelliğe sahip olması gerektiği sözünü takip eder ve ülkesini dolaşır. Noyan’ın yüreğine köz düşüren Kalmuk kızının sıradan bir kız olmadığını şiirde şöyle anlatıyor: “Kalmuk’un eşsiz ve cesur kızına güç yetmiyordu, çelik gibi korku bilmiyor, aldanmıyordu. Genç kız kurnazdı ve sır vermiyordu. Ruh gibi düşünceden ayrılıp üzülmüyordu. Kazak’ın eşi olsa da özünden ve yurdundan ayrılmıyordu.” [5, 225]

“Ruhuyla öz yurdundan ayrılmayan” Akşaman-Kuralay-Dolgunsaç Kalmuk kızı sıradan bir kız değil, şiirdeki önemli karakterlerden biriydi. Hatta onun öfkeli ağabeyi, Batır Bayan kovduğunda da gitmedi, ona karşı duran Noyan da güçlü biriydi. Bu nedenle onun birine casus, diğerine de hain olarak bakarsak sorunun temelini anlamak mümkündür. Biz onlara Ulu Bozkır’ın ikiz oğulları, Kalmuk ve Kazak’ın arasındaki dramın trajedik kurbanları olarak görüyoruz.

Ünlü bilim adamı Şokan Velihanov’un araştırmalarında, tanınmış bilim adamı Şeriyazdan Elevkenov’un “Mağcan” monografisinde ya da benzer çalışmalarda “Batır Bayan” şiiri tarihî bir tema üzerine yazıldığı kaydedilmektedir. Biz ise “Batır Bayan” şiirinin tarihî temeli derken Kazak halkının tarihinde önemli yer tutan olayların poetik-şiirsel yol ile bu eserde yer aldığını söylüyoruz. Kazak halkının şiirsel olarak kabul ettiği bilincini seyyahlar da başkaları da kendi çalışmalarında sıkça belirtmektedirler. Kendi yurdunun tarihini derinden bilen Mağcan Cumabayev, “Batır Bayan” şiiri üzerinden kahramanlığı, yiğitliği, vatan sevgisini halkına açıkça göstermektedir.

 “Batır Bayan” şiirinin sonu da mükemmeldir. Bu mükemmeliyet bir cümle ile söylemek gerekirse, yurt ile yiğidin birliğini epik bir hikaye ile anlatmaktadır. “Yiğitleri unutsa da yurt asla unutmaz. Yiğitleri unutsa da yurt, yel unutmaz. Yurt için canından geçip, düşmanı kovan, yiğitleri unutsa da yurt, lokma unutmaz. Ülke yarılsa da, yangın olsa da ülkesine kasdetmez. Yiğitleri unutsa da yurt, beli unutmaz. Ülke için kanını döken yiğitler kanını içiyor. Yiğitleri unutsa da ülke, yer unutmaz. Arka’nın seli, yeli, çölü belli. Erleri unutmasa, ülke de unutmaz!.. [5,243]

 

РЕЗЮМЕ

В данной статье рассматривается историческая основа поэмы Магжана Жумабаева «Батыр Баян».

***

In this article, the historical background of the Mağcan Сumabayev’s poem «Batır Bayan» is considered.

 

ӘДЕБИЕТТЕР

  1. Рузавин Г.И. Философия науки. – Москва, Юнити-Дана, 2008. – 183 с.
  2. Гумилев Л.Н. «Может ли произведение изящной словестности быть историческим источником?», - Москва, «Русская литература» журналы, 1972. – 57 с.
  3. Абай (Ибраһим) Құнанбайұлы. Шығармаларының екі томдық толық жинағы. – Алматы: Жазушы. – Т. 1: Өлеңдер мен аудармалар. – 1995. – 336 б.
  4. Ерғазы Қ. Баян Қасболатұлы. – 213 бет. // «Қазақстан». Ұлттық энциклопедия. /Бас. ред. Ә.Нысанбаев. – Алматы: «Қазақ энциклопедиясы» Бас редакциясы, 1999. 2-том. – 720 б.
  5. Жұмабаев М. Өлеңдер, поэмалар/ Мағжан Жұмабаев. – Алматы: «Ан Арыс» баспасы, 2009. – 320 б.
  6. Ерофеева И. Болат. – 362 бет. // «Қазақстан». Ұлттық энциклопедия./ Бас. ред. Ә. Нысанбаев. – Алматы: «Қазақ энциклопедиясы» Бас редакциясы, 1999. 2-том. – 720 бет.

 

[1] Kazak halkının tarihindeki önemli acı sayfalardan biridir. Tevke Han’ın ölümünden sonra Üç cüz’ün önde gelen adamları birbirleri ile kavga etmeye başlarlar. Bu da onları askeri olarak güçten düşürür. Bunu fırsat bilen Cungarlar, yedi koldan onar bin askerle yaylaya göç etmekte olan Kazak halkının üzerine saldırırlar. (1723-25) Silahsız ve güçsüz bir durumda baskına uğrayan Kazak halkının kanı ile ortalık kan gölüne döndü. Bu acı olay Kazak tarihine karanlık bir sayfa olarak geçti. (Çevirenin notu)

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 171. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 171. Sayı