Muhtar Şahanov’un Şiirlerinde Milli Kimlik ve Ana Dili Bilinci


 01 Temmuz 2022


Bağımsızlık dönemi Kazak edebiyatının önemli temsilcilerinden biri olan Muhtar Şahanov[1], eserlerinde, Kazak halkının güncel ve kültürel sorunlarını, Kazakların geçmişteki hayatı ve geleceğini, Kazak Türkçesi'nin dünü, bugünü ve yarını hakkındaki düşünceleri ve endişelerini dile getirmektedir. O, ayrıca Kazakistan için birçok çalışmaya imza atmış, toplum hayatı ile bu toplumda hayat süren insanların farklı özelliklerini şiirlerine konu edinmiştir. Şahanov, Aytmatov gibi “mankurtizm” terimini kullanan ediplerden biri olarak ana dil konusundaki fikirleriyle de Kazaklara yol göstermiştir. Tarihle ve köklerimizle bağlantımızı sağlayan ana dilin terk edilmesi durumunda bütün atalar ruhuyla bağlantının kesileceğini, atalardan miras olan yüzyılın ışığının söneceğini ifade eder. Şahanov: ‘Ana dilinden nefret etmenin, kendi ananı benimsememenin arsızlığı ne zamandır bilinç olarak kabul ediliyor? Bu, ruhî bir sakatlık ve millete ihanettir’ diyerek bu konudaki eleştirilerini de dikle getirmektedir. Şahanov, Hangi ülkede olursa olsun ana diline saygısızlık etmek, bir ananın kalbine tekme atmakla aynıdır. sözleriyle dili ‘ana’ imgesiyle tasvir etmiştir. Onun 2006 yılında yayınlanan Dilsizleştirme Anatomisi adlı kitabında dil, millî ruh, kozmopolit akımlar hakkındaki şiir ve yazıları yer almaktadır (Biray 2018: 198-201). 

Yazıda Şahanov’un şiirlerinden yola çıkarak ve ‘ana dili’ konusundaki düşüncelerinden hareketle ‘ana dili bilinci’ ve ‘milli kimlik’ konusundaki görüşleri üzerinde değerlendirmeler yapmaya çalışılacaktır. 

Dil Nedir?

En bilinen tanımıyla dil yaşayan bir varlık, bir iletişim aracıdır. İnsanoğlunun toplumsallaşmak için kullandığı bu araç, bireyin kişisel ve toplumsal gelişiminde etken rol oynar. İnsanlar arasında anlaşma işlevi gören dilin kendine has kanunları vardır; bu kanunlar etrafında gelişen gizli bir antlaşmalar sistemi, birtakım seslerden örülmüş toplumsal bir kurumdur. (Ergin 2008: 3). 

Ana Dili Nedir? 

Dilbilimcilere göre ‘ana dili’ terimi genellikle bir kişinin içinde doğup büyüdüğü aile ya da toplum çevresinde ilk öğrendiği dil olarak tanımlanırken (Vardar,1988:20) Aksan, ‘Ana Dili’ adlı makalesinde birçok dil bilimcinin ‘ana dili’ ile kastedilen kavramın ‘anne’ ile ilgisinin yanında daha çok çevreden öğrenilen ve aynı ulus içerisinde ortak dil olarak kullanılan dilin anlaşılması gerektiğini belirtmektedir (Aksan, 1994:63-64). Ana dili, her toplum için öğretimin en önemli aracı ve bireyin kimlik kazanmasındaki hususların belirleyicisidir. Ayrıca ana dili içinde konuşulduğu toplumun tarihini ve kültürünü gelecek nesillere taşıması açısından da büyük bir önemi haizdir. Yani milletin kültürle ilgili değerlerinin başında yer alan ana dili, milletleri millet yapan, onları sosyal olarak ayıran unsurların başında gelir. 

Millî Kimlik Nedir?

Kendine özgü niteliksel özellikleri olan ve aitlik bildiren kimlik, milli kimlik ile iç içedir. (Yazıcı Ersoy 2016: 563). Kimlik kavramı, bireyin kültürünü, yaşadığı çevredeki sosyal konumunu, statüsünü karşılayan, genellikle inandıkları şeyleri, tutumları, değer verdikleri yargılar gibi onların hayat biçimlerini simgeleyen bir olgunun alt basamağıdır. (Yazıcı Ersoy 2016: 562).

Kimlik; bireysel, resmi ve kültürel olmak üzere üç boyuta sahiptir. Bireysel kimlik, bir insanın içinde yer aldığı ve yetiştiği sosyal ortamda bir süreç içerisinde kendisi ile ilgili tercihlerini ifade eder. İnsan, böylece sosyal bir varlık olur. (Aksoy 2013: 152, 153). Kültürel boyut ise yaşanılan sosyal grupta kazanılan değerler, yani tarihî devamlılıktan kaynaklanarak, geleneğe bağlı olan unsurlar vasıtasıyla oluşan boyuttur (Aksoy 2013: 153).  Kimlik başlangıçta bireysel olsa da zamanla topluma mal olmaktadır. 

Kimlik kavramında en önemli olgulardan biri dildir. Dil, kimlik kavramını oluşturma ve yaymanın, bir grup oluşturmanın en asil aracıdır (Assmann 2015: 148). Dil ve kimlik birbiriyle yakından bağlantılı olduğu için de dil, bireyin kimliğinin inşası ve biçimlenmesinde önemli rollerden birine sahipken kimliğin korunması bakımından da son derece önemlidir.

Ana Dili Bilinci Nasıl Edinilir? Millî Kimlik ile Dil İlişkisi.

Ana dilimiz, duygu, düşünce ve kültürümüzün, kısacası kişiliğimizin aynasıdır. Ana dili bilinci ve sevgisi aynı millet içerisinde yaşayan insanlar arasında bağları güçlendirerek ortak bir düşünce sistemi, evreni birlikte anlama ve kavrama yeteneği kazandırır. Aynı zamanda anadili eğitimi çocuğun bilişsel gelişimi üzerinde büyük bir etki sahibidir. Ana dili ve kişilik gelişimi arasındaki bağdan hareketle ve dil, düşünceden soyutlanamayacağı için dil öğretimi demenin, düşünce öğretimi demek olduğunu söyleyebiliriz. Düşünce yapımız ve tarzımız da kişiliğimizin temelini oluşturur. Birey içine doğduğu toplumun değer yargıları ile şekillenen kültür çerçevesinde kimliğe bürünür ve dili ile milli kimliğini sergiler. Olaylara verdiğimiz tepkiler, inançlarımız, vücut dilimiz, sofra adabımız, selamlaşma şekillerimiz gibi hayata dair her şey kültürel öğeler barındırır. Kültürel farklılıklar tam da bu noktada devreye girerek milli kimliğimize işaret eder. Dil, kültürün dolayısıyla kimliğin devamlılığını mümkün kılar.

Ana dili bilinci nasıl kazandırılır? 

*Ana dilin resmi dil olarak kullanılması ile, 

*Devlet kurumlarında açık ve sade bir yazışma dilinin (ana dilin) kullanımının desteklenmesi ile, 

*Ana dili üzerindeki çalışmalara özen gösterilmesi ile, 

*Yazı dilinin düzenlenmesi ve kurallarının belirlenmesi ile, 

*Diğerleri de ana dili ile olmak şartıyla ancak özellikle ilk kademedeki eğitim öğretim faaliyetlerinde kullanılacak ders malzemesinin ana dili ile kaleme alınması vasıtasıyla, vs.

Muhtar Şahanov’un Eserlerinden Hareketle Kazak Türklerinde Ana Dili ve Millî Kimlik Oluşturma Çabaları Üzerine

1991’de Bağımsızlığına kavuşan Kazakistan’ın %43’ünü oluşturan Kazaklar o dönemde azınlık durumunda idiler. Bu süreçte Kazak Türkçesi 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar sözlü edebiyat dili olarak kullanılmış, 20. Yüzyıl başlarından itibaren dildeki siyasi müdahaleler ve buna bağlı olarak karşılaşılan gelişmeler Kazakçanın bir edebiyat ve bilim dili olarak kullanılmasını da sağlamıştır. 

            Kazakistan’da resmi dil 1937’ye kadar Rusça (Kutalmış 2004: 1-21), bundan sonra ise Rusça ve Kazakça olarak belirlenmiştir. Bağımsızlıkla birlikte Kazakçanın konuşmada da eğitimde de kullanılışı artmış, 1993’te Kazakça devlet dili olma niteliğini kazanmıştır (Özkan 2007: 128-129). Ancak 1995’ten itibaren Rusça tekrar Kazakça ile birlikte eşit derecede bir devlet dili niteliği kazanmıştır (Kınacı 2010: 1305-1318). 

            Şahanov’un yöneticileri eleştirdiği ‘Tilsizdendirüv Anatomiyası/Dilsizleştirme Anatomisi’ adlı şiiri ve ‘Jeltoksan köterisindegi Til Müddesi jane Jemokratiya/Dilsizleştirme Anatomisi şiiri ve Jeltoksan Ayaklanmasındaki Dil Hakkı ve Jemokrasi’ adlarıyla yayınlanmış ve bu eserlerinde ülkedeki demokrasi ile ilgili özellikle yöneticilerin Kazak halkını sömürdüklerini anlatan alaycı ifadeler yanında ana dili kullanımına ilişkin önemli konular yer almıştır.    

            Kazakça için de Jeltoksan (1986) olayları esnasında ana dili kullanımını canlandırma çabaları dikkat çekmiştir. Kazak halkı ana dilleri için fazlaca mücadele etmiştir. Şahanov, bu şiirinde bu çabaları anlatırken sadece kendi dilini kullanmayan bilim adamlarını değil, diline sahip çıkmayıp da değersiz görenleri de eleştirir. Şairden edinilen bilgilere göre bu ayaklanmalar doğrudan Jeltoksan olayları ile ilgilidir. Kazaklar diğer milli değerlerini kaybederken ana dillerini de unutmaktadırlar. Şahanov bu fikirlerini Mängürttenbev Marselezası şiirinde şöyle ifade eder:

‘Ol kezeñde de ultıñnıñ tili eki ayağınan aqsağan,

Bükil Almatıda bir ğana mektep,

Bir ğana balabaqşa bar.

Mäjilis- jıyındarda Qazaqşa söylev jürgenmen

Uyat sanalıp’[2]

Şiirin başka bir mısrasında da Kazak dilinin devlet işlerinde ve yönetim mekanizmasında gereksiz kabul edildiğini ifade ederek Jeltoksan olaylarını hatırlatır: 

‘Ğasırlıq müdde- Qazaqtıñ tili biyikke äli qajetsiz’[3].

Ana dili bilinci oluşturulması konusunda yukarıda da belirttiğimiz ana dilinin devlet dili/resmi dil olması, ana dili çalışmalarına özen gösterilmesi ve eğitiminin verilmesi, bu konuda gerekli ders malzemesinin ana dili ile kaleme alınması ve yazı dilinin ve kurallarının belirlenmesi gibi konularda Şahanov sürekli uyarılarda bulunarak ana dili bilinci oluşturmaya çalışmıştır. 

Şahanov, Kazak çocuklarının ana dili ile eğitim alması gerektiğinden bahsederek, çocukların Kazakça konuşması, teknoloji ve ilimle ilgili konularda ana dilini kullanması gerektiğinden söz ederek Kazak çocuklarının küçük yaşlardan itibaren Rusça eğitim almaları sebebiyle milli değerlerinden uzaklaştığını Rus gibi düşünüp Rus gibi hareket ettiklerini bunun da ana dilini unutma ve milli kimlik bunalımı anlamına geldiğini belirterek uyarılarda bulunmuştur. Bu konudaki uyarısı da oldukça ağırdır.

‘Tildi eger ulttıñ anası desek, anasın avıstırdı olar’[4].

            Şahanov, ana dilinin kaybedilmesinin milli kimlik kaybı demek olduğunu, bu sebeple toplumda da öz benlik kaybı anlamına geleceğini ‘Ultsızdar Şerüvi/Milletsizler Yürüyüşü’ adlı şiirinde milletini, kimliğini ve ana dilini inkar edenlerin başına gelenleri eleştirel bir gözle anlatmıştır. 

‘Äyeli, ul-qızı… Nemeresine deyin

Tek Orıs tilinde sayravda.

Qay tilde sayrasa, äriyne, sol tilde oylavda.

O, toba, nendey sayasat jatır astarında bügin bul istiñ?

Anasın moyındamasa da, abıroyı örleydi,

Perzentin Qazaq mektebine bermeydi

Qazaq ultınıñ esebinen ösken ministr?

Babamızdıñ tili bolğanı ma sonşa qunıs til?

Mansabı üşin qajet kezde ultın satqan basşılar,

Basşı etigin murtımenen şötkelegen qosşılar,

Ana tilin mümkil halge alıp kelgen qasqalar,

Şovinizm tabanına salıp bergen qasqalar,

Tilge qarsı qağımdarğa jarıq bergen qasqalar

Bilip jürsin, olarğa erteñ tarih sotı bastalar’[5].

Şair, ‘Kozmopolit Qazaqtar/Kozmopolit Kazaklar’ şiirinde yine ‘ana dili’ ile ilgili konuları ele alarak Kazak Türklerinin ana dili etrafında birleşmesi gerektiğini ifade etmektedir. Bu şiirde de milli değerlerin, milli kimliğin ve Kazak ruhunun, en önemlisi de ana dilin kaybı konusu vurgulanmaktadır. Kazak halkı arasında ortak dil kullanılmaması konusunu da değerlendiren şair, kendi dilini kullanmak bir yana reddeden Kazakları zavallı olarak değerlendirir. Ona göre ana dili Kazak yazı dili haline getirilip edebi eserler vermekle ancak varlığını sürdürebilecektir. Bunun dışında davranan milletler yok olmaya mahkum olacaklardır. 

Şair burada da Rusça konuşup Rusça düşünen Kazaklara ‘kozmopolit Kazaklar’ diyerek dildeki bölünmüşlüğün Kazak halkı önemli bir mesele olduğunu belirtmektedir.

Şahanov’un Kazak dili ve Kazak ruhu için ‘anne’ adını ve sembolünü kullandığı da görülmektedir. Ana dilini unutan, kimlik ve milli değerlerini reddedenler, kendi annesini terk edenler olarak değerlendirilmiştir. 

‘Qazaqtıñ tili- qavqarsız til me basınan bağı avnağan?...

ġaparsızdıq älde mensinbevşilik pe?

Tağdırdı basıp ozarday

Üş millîonnan atsam qandastarımız öz tilinde oqıp,

Jaza almay

Kezeñge jetti muñdanar…

Tildi eger ulttıñ anası desek, anasın avıstırdı olar’[6].

Şahanov, Kazak dilini korumak ve geliştirmek konusunda acele etmek gerektiğini de sürekli vurgulayarak ana dilin önemini gündemde tutmuştur. 

‘Nelikten Nazarbaev ğasırdında biz

Tilimizdi qorğavda isimiz birikpey’[7].

Şair neredeyse dille ilgili her şiirinde kendi dilini inkâr eden, başka dillerde düşünen, yazan ve konuşanları eleştirerek onları ‘ana diline’ dönmeleri için uyarmaktadır. Kısacası hangi dille konuşur yazarsan o düşünce ve kavram dünyasının içinde olursun. Bu da ana dili kaybıyla beraber milli kimliğin yok olmasına sebep olur.

‘Qay tilde qaynap,

Qay tilde oylap,

Qay tilmen aqsa perzenttik tüysik- örisiñ,

Sol tildiñ üni, sol tildiñ qayratkerisiñ’[8].

Bir dil resmi olarak kullanılmıyorsa ve devlet dili değilse, edebî eserlerle okunup yazılmıyorsa o dilin geleceğinden endişe duymak gerekir. 

‘Memlekettik tilderdiñ märtebeleri uqsas ğalamda,

Eşkimge quqıq berilgen emes taptavğa onı tabanğa.

Bul iygilikti iske özge ulttar qarsı şıqpaydı,

Uqpasa-jalğız öz kosmopolitterimiz uqpaydı!

Key şala Qaqaztar babasınıñ tiliñ’,

Äje sanası-anasınıñ dilin

Etüvge erinip Astana,

(Vaqıtşa biylik pen baylıqqa mastana),

Ultına qarsı tas laqtıra bastadı, masqara!..’[9]

Şair, ‘Är Kezeñ Ävenderi Mäñgürttenbev Marselezası/Her Zamanın şarkıları Mankurtlaşmama Meselesi’ adlı şiirinde Kazak dilinin her zaman ikinci plana atılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir. Kazaklar, kendi dillerini koruyamazken başka bir dili, yani Rusça’yı ana dili gibi görmektedir. Bu durumu dikkate almayan yöneticiler yüzünden Kazak halkı uzun yıllar onların kölesi gibi yaşamış, dil bağımsızlığına da kavuşamamışlardır. 

‘Uqsatqanmen bügin,

Qazaqqa tek türin.

Qanşama adam äli

Mensinbey jür tilin, zaman-ay.

Esiñe usta, bala,

Ultqa ulı ana,

Ulttı saqtar dana

Tuvğan tiliñ ğana!

Öz tilinde söyley almay Qazaqtıñ teñ jarımı,

Amalsızdan basqa ananı ‘öz anam’ dep tanıdı.

Talay başsı jürgennen soñ ultsızdıqqa qorğan bop,

Qazaq tili äli künge tävelsizdik alğan joq’[10].

Eğer Kazaklar her şekilde varlıklarını sürdürmek istiyorlarsa ana diline değer verip onu kullanmak, işlemek, geliştirmek ve yüceltmek zorundadırlar. Şair, Kazak halkına bu konuda, ‘Memlekettik Dil Nemese Aljirlik Minez/Devlet Dili veya Cezayirli Karakteri’ adlı şiirinde dillerini unutarak benliklerini kaybeden Cezayirlileri örnek gösterir. Ayrıca Kazakların önce kendilerini sorgulayıp kendi hatalarını görmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunur.

Şair, dilinden iğrenenleri alaycı sözlerle eleştirir: 

‘Tilinen jerüv ne sumdıq, jerigen qulanday qağınan,

Qulatar qadam bul qadam ultımızdı ruhıy tağınan’.

‘Qazaqtar, ras, darındı halıq burınıraq tuvğan bağınan.

Talanttı el ekenin ultımız tağı da däleldep şıqtı

Öz ana tilin mensinbey, tez umıtıp ketüv jağınan’[11].

Şair, Kazakça konuşmaktan utanan ama gurur duyarak Rusça yazıp çizen ve konuşanlara ‘sessiz balık’ adını takmıştır. 

‘Orıs tilinde söylegende kevdesine şabıt qonatın,

Memlekettik tilge kelgende dıbıssız balıq bolatın’[12].

Zaten bir milletin bağımsız olduğunu gösteren unsurlardan biri de dil bağımsızlığı değil midir? Dil bağımsız değilse bütün manevî değerler teker teker kaybedilecektir:

‘Tilden qaşsañ toğışarsıñ tek baylıqqa şöldegen,

Eşkim baba tilin qorlap, baqıttı bop körmegen’.

‘Qayda barsañ materiyalıq baylıq üşin alqınıs,

Az da bolmas bul salada igi qadam, jarqın is.

Ana tilsiz egemendik- jartı demev, jartı ırıs,

Ol alqınıs- ultsızdıqqa bağıttalğan talpınıs.

Eger ana tiliñ sönse, ruhıñ jer qabadı.

Basqa tilde jol aşarsıñ baylığıña salalı.

Erte, keş pe, seni baba ğasırınıñ sanalı

Izası men qasireti, kiyesi izdep tabadı.

Tiliñ ketse-ultıñ öler,

Öler jäne eldigiñ’[13]

Şahanov, Kazakistan’ın kendi dili ve milli kimliğine sahip çıkan bir ülke olmasını ister. ‘Kosmopolittik Bolaşaq Nemese Amerikaşa ‘Qazaqstandıq Ult’/Kozmopolit Gelecek ya da Amerika Gibi ‘Kazakistanlı Millet’’ şiirinde Kazakların Rusça konuşup düşünmesinin ana dili ve milli kimliği incittiği ve yaraladığı fikrini ifade eder. Durumun bu şekilde devam etmesinin yok olmak anlamına geldiğini de belirterek kendi halkını uyarır. Kazaklar kendi gelecekleri ve var oluşları için birlik beraberlik içinde tek dille – o da ana dili- bir millet olmalıdır. 

Ana dili bilinci oluşturmanın diğer bir yolu da ana dilinde eğitimdir. Şair, bu konuyu, ‘Tävelsizdiktiñ Eki Türi Nemese Ruh Pen Qarın Egemendigi/Bağımsızlığın İki Türü veya Ruh ve Mide Egemenliği’ adlı şiirinde ele alarak; 

‘Kimde-kim öz ultın joyıluvdan saqtağısı kelse,

Babalarınıñ san ğasırlıq ümit-senimin

Aqtağısı kelse,

Öşirgisi kelmese tirlikten halqınıñ ruhani izin,

Öz ana tilinde oqıtuvğa mindetti ulı men qızın!’[14]

            Kazakçanın gelişmesi, daha fazla kullanım alanına yayılması da eğitim dili olarak kullanılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Bütün çalışmaların öncelikle eğitim sahasında olması gerekir. Yoksa ana dili de olsa kullanılmadığında yok olacaktır:

‘Ana tilsiz damığan soñ sezim, oyı, sanası,

Türi Qazaq bolğanımen, ol- orıstıñ balası

Ömirinen ana parqın şegergenniñ bäri de,

Yağni, ana tilsiz önip, kögergenniñ bäri de,

Basqa anağa, basqa ultqa ketken jandar bala bop,

Öz jalqına olar endi jarıtpaydı pana bop…’[15].

            Şair, ana dilinde eğitim almaktan imtina eden ve kaçınan Kazaklar ve Kazak dilinin konu edildiği ‘Bödene Talanttar Men Qajımuqandar/Bıldırcın Nezaketliler ile Kajımuqanlar’ şiirinde Kazak yöneticileri eğitimle ilgilenmedikleri, ana dilini ve edebiyatını yok saydıkları ve her şeyi maddiyat olarak ele aldıkları için eleştirirken çocuklarına ana dili ile eğitim aldırmaktan kaçınan Kazak halkını da uyarır.

‘Perzentin babasınıñ tilinde oqıtuvdı namıs köretin,

Tek öz qaltasına ğana laqıldap quyılar kiristi bilgen,

Şarşadı halqımız quvırşaq äkimder men

Ministrlerden’[16].

Ana dili eğitimi yanında bilimin de siyasetin de desteklenmesi gereklidir. Bu ise da ancak gelenek ve göreneklerine bağlı, mücadeleci, inançlı Kazak halkının kahramanı kabul edilen ve Kazak gençlerine iyi örnek olan kişileri desteklemekle olabilecektir. 

Şahanov, ana dili ve millî kimlik konusunda Kazak halkını sürekli uyararak bu değerlere sahip çıkılmasını istemiştir. Bu değerlere sahip çıkmayanları ise vatan hainliği ile suçlamıştır:

‘Öz tiliñdi jersinbevdiñ,

Öz anañdı qay dävirde bolıp edi tapqırlıq?

Ol- ruhı mügedektik äri ulttıq satqındıq!’[17]

Aslında ana iline ve kendi benliğine sahip çıkamayan insanları birer ‘mankurt’ olarak görmek gerektiğini söyleyen şair, gelecek nesillerin bunun hesabını soracağını, dilini unutan insanların zamanla millî kimliklerini de kaybedeceklerini ve bir müddet sonra da yok olacaklarını belirtmektedir:

‘Tiliñ ketse, ultıñ ölip, qarnıñ ğana qaladı’[18].

Bir başka şiirde de şu şekilde bu duyguyu dile getirir:

‘Tiliñdi joğaltsañ,

Diliñdi joğaltsañ

Joğaltasıñ bärin’[19]

Ne yazık ki atalarının diline değer vermeyen, ona hürmet etmeyenler, ana dilini inkar edenler, kendi halkına da sahip çıkmamaktadır. 

‘Ana tilin sıylamağan sıylamaydı halqın da’[20].

Oysa ana dili Kazak halkının da özünü, milli kimliğini oluşturan en önemli unsurdur. Şair, ‘Namıssız Darın Satqındığı Nemese Birinşi Men Onınşı Kezektegi İsti Şatastırğandar/ Namussuz Yetenek Dönekliği ya da Birinci ve Onuncu Sıradaki Suçluyu Karıştıranlar’ şiirinde ‘ana dili’ne sahip çıkılması gerektiğini, bunun da vatana sahip çıkmakla aynı anlama geleceğini belirtir. 

‘Qazaq tili- Qazaq halqı degen söz,

Tilin qorğay almağan ult-joyılar.

Tilin qorğay almağan ult-sanasız,

Qasiyetsiz, qudiretsiz, panasız.

Maqsat tutıp tek qarınnıñ müddesin

Ğumır keşer ultsız, ruhı- anasız’[21].

Şahanov, Kazak halkını ana dili ve milli kimliği için mücadeleye çağırır. Yöneticilerin dile değer vermediğini ve halkın ana dili ve kendi olma yolunda savaşmasını ister. 

‘Eger bügin kürespesek til üşin

Erteñ ult bop qalmasımız belgili’[22].

 

Sonuç Olarak

‘Ana dilini hor görmenin, kendi ananı küçümsemenin marifeti hangi devirde girişimcilik oldu?’ diye soran Şahanov, yazıları, şiirleri ve konuşmalarıyla ana dili ve milli kimlik konusunda düşüncelerini sürekli dile getirmiş ve hiçbir zaman davasından vazgeçmemiştir. 1989’da onun Kazak dilinin devlet dili olması ve Rusça karşısında hakkettiği asıl dereceye getirilmesi önerisi, cumhurbaşkanı desteğiyle yeniden mecliste oylanmış ve Kazakçaya ayrı bir devlet statüsü verilmiştir.

Sonraki yıllarda üç dile hakim bir halk yaratılması konusundaki çalışmaları da birer asimile çalışması olarak değerlendirmiş ve bu konudaki fikirlerini 1989-1991 yılları arasında yaptığı milletvekilliği döneminde de dile getirmiştir. O, sosyo-politik konularda düşüncelerini ifade eden, devlete sahip çıkan, ana dilinin kaderi için her zaman hazır bekleyen aktif bir şahsiyettir. Düşüncelerini dile getirerek bu konuda bir yol haritası göstermeye çalışmıştır. 

Ana dilinde eğitim konusunda da çabaları boşa gitmemiştir. Bugün hem ders malzemeleri ana dildedir hem de dersler ana dili ile yapılmaktadır. Dil meselesi eğitim ve millet meselesinden ayrı düşünülemez. Şahanov da bunları ayrı düşünmemiş ve dil, kültür ve milli kimliğin küreselleşme karşısında yok olup gitmemesi için mücadele etmiştir.

Şahanov, çocukların milli eğitim alması ve ana diliyle eğitim yapmasının önemini neredeyse bütün yazı ve şiirlerinde dile getirmiştir.

Bugün Kazakça Kazakistan’ın devlet dili olarak milli kimliğin de temsilcisi şeklinde ses bayrağını dalgalandırıyorsa bu başarıda Şahanov’un büyük bir payı vardır. Sözlerimi onun cümlesiyle bitirmek istiyorum.

‘Ana tilin sıylamağan sıylamaydı halkın da!’.

 

Kaynakça

Aksan Doğan (1994). “Ana Dili”, Dil Dergisi/ Doğan Aksan Özel Sayısı, S.16, Şubat1994, Tömer yay., Ankara, s. 63-71.

Aksoy Mustafa (2013). ‘Kültür Sosyoloji Bağlamında Kimlik Pazarında Kültürel Kimlik’, Türk Dünyası Araştırmaları, 202: 147-160.

Assmann J. (2005). Kültürel Bellek Eski Yüksek Kültürlerde Yazı, Hatırlama ve Politik Kimlik. (Çev. Ayşe Tekin). Ayrıntı Yayınları, İstanbul.

Biray Nergis (2018). “Kazak Edebiyatı”, Türk Dünyası Çağdaş Edebiyatları El Kitabı, (Ed.Söylemez Orhan – Azap Samet), Kesit Yayınları, İstanbul, 103-207.

Ergin Muharrem (1977). Türk Dil Bilgisi -Eğitim Enstitüleri-Yüksekokullar ve Temel Bilimler Fakülteleri İçin; Minnetoğlu Yayınları, İstanbul. Bilinci’, Erdem İnsan ve Toplu

Kanter M. Fatih (2010). ‘Bahtiyar Vahapzade’de Dil ve Kimlik Bilinci, Erdem, 116/57: 115-121.

Kaplan Mehmet (1983). Kültür ve Dil, Dergah Yayınları, İstanbul. 

Karaduman Sibel (2010). «Modernizmden Postmodernizme Kimliğin Yapısal Dönüşümü.» Journal of Yaşar University, 2886-2899.

Kayaalp İsa (1998). İletişim ve Dil, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara.

Kınacı Cemile (2010). “Sovyetlerden Günümüze Kazakistan‟da Kazak Dilinde Eğitim Politikaları”, Turkish Studies, Volume 5/4, Fall: 1305-1318.

Kutalmış Mehmet (2004). “Tarihte ve Günümüzde Kazakistanın Alfabe Meselesi”, bilig,Güz/31: 1-21.

Oserova Ş. A., Asanbekova N.Ӓ. (2014). Muhtar Şahanov Poeziyasındağı Ruvhaniy-Adamgerşilik Qundılıqtar, journal. kaznu. kz, s.113.(18.06.2022). 

Otarbayev R. (1991). Jeltoqsan Şındığı, Gorizont-Örken Bibliyotekası, Almatı.

Özkan Nevzat (2007). Türk Dilinin Yurtları, Akçağ Yayınları, Ankara: 128-129.

Şahanov Muhtar (2008). Mӓñgürttenbev Marselezası, Ruh-Dariya Baspası, Аlmatı.

Topay Mehmet (2019). Muhtar Şahanov’un Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği ve Jeltoksan Olaylarındaki Rolü. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal BilimlerEnstitüsü Çağdaş Türk Tehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi, Muğla.

Tufaner Sibel (2014). Kazak Şairi Muhtar Şahanov’un Mäñgurttenbev Marselezası Adlı Eserindeki Şiirler: Aktarma, Tematik Açıdan İnceleme ve Metin.Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi, Muğla.

Vardar Berke (1988). Açıklamalı Dilbilim Terimleri Sözlüğü, ABC kitabevi, İstanbul. 

Yazıcı Ersoy Habibe (2016). ‘Kimlik Oluşumunda Çocuk Oyunlarının Yeri: Başkurtlar Örneği’, Milliyetletin Kesişme Noktası: İdil-Ural Çalıştayı-II (16-18 Ekim 2015) Bildiri Kitabı, 561-578, Kırklareli. 


 

[1] Muhtar Şahanov hakkında bilgi almak için bk: http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/muhtar-sahanov (e-erişim 25.06.2022).

[2] O zamanlarda da milletin dilinin iki bacağı birden aksıyordu. Koca Almatı şehrinde bir okul ve bir tane kreş vardı. Meclislerde, toplantılarda Kazakça konuşmak ayı kabul ediliyordu. Muhtar Şahanov, Mӓñgürttenbev Marselezası2008: 14.

[3] “Asırlık hakkımız olsa da Kazak dili devlet işlerinde hala yetersiz görülüyor”. Muhtar Şahanov,  a.g.e.,s. 14.

[4] “Eğer dilin bir milletin annesi olduğunu söylersek onlar annelerini değiştirdiler”. Muhtar Şahanov, a.g.e., s. 18.

[5] Eşi, oğlu ve de kızı… Torununa kadar hepsi Rusça konuşuyor. Hangi dilde konuşursa, tabi ki o dilde düşünüyor. Ooo, nasıl bir siyaset yatıyor bu işin altında? Annesini (~ana dilini) inkâr edenin, şerefi artıyor. Çocuğunu Kazak okuluna göndermiyor. Kazak milletinin içinde yetişen bakan, atalarımızın dili olduğu için mi bu dil, kambur dil? Makam mevki için gerekli gördüğünde milletini satan yöneticiler, idarecinin çizmesini bıyığıyla temizleyen ortaklar, ana dilini bilinmeze sürükleyen insanlar; şovenizm temeline yerleştiren adamlar, dile karşı hızla parlayan bu adamlar, bilsinler ki onları yarın tarih mahkemesi yargılar”. Muhtar Şahanov, a.g.e., s. 16.

[6] Kazak dili,  bahtını başından kaçıran zayıf bir dil mi?.. Yoksa çaresizlik denilen kale almamak mı? Kaderi böyle yaşamakmış gibi üç milyondan fazla kandaşımız kendi dilinde okuyamaz, yazamaz, işte şimdi kaygılanma zamanı geldi… Eğer dile milletin annesi dersek, onlar annesini değiştirdiler. Muhtar Şahanov, a.g.e., s. 18.

[7] Bizler, niçin Nazarbayev döneminde dilimizi korumak için bir araya gelmiyoruz. 

[8] Hangi dilde kaynar da hangi dilde düşünürsen, göbek bağı hangi dille bağlanırsa o dilin sesi, o dilin çaba göstereni sen olursun.

[9] Devlet dillerinin derecesi bütün dünyada birbirine benzer. Kimse onları ayaklar altına alma hakkına sahip değildir. Bu iyi denilecek işe diğer milletler karşı çıkmaz. Bunu anlamasa anlamasa yalnızca kendi kozmopolitlerimiz anlamaz! Bazı tam Kazak olamayanlar ne yazık ki atalar dilini, ninesinin anasının dilini kullanmaya utanıp, o bilinci terk edip (makam mevki ve paraya kapılıp), milletini kötülemeye başladılar. Ne kadar maskaralar!..). Muhtar Şahanov, a.g.e.,s. 19-20.

[10] Hey zaman! Bugün sadece yüzünü Kazak’a benzetse de kaç insan hâlâ dilini hiçe sayıyor. Hafızanda tut evlat, millet için ulu ana olan ana dilin, ancak milleti korur! Ana dilini konuşamayan Kazakların yarısı, çaresizlikten başka anaya “öz anam” diye tanıdılar. Birçok yönetici milletsizliği kale edindi. Kazak dili ise bugüne kadar egemenliğini kazanamadı. Muhtar Şahanov, a.g.e., s. 245.

[11] Atın kendi yavrusundan iğrendiği gibi ana dilinden iğrenmek de ne?! Bu tür yaklaşımlar milletimizi rezil edecek. Tahtından indirecek. Kazaklar, önceki dönemlerde daha doğuştan yetenekli doğmuşlardı. Şimdi ana dilimizi horlayıp hızla unutarak bir kez daha ne kadar yetenekli olduğumuzu gösterdik?!. Muhtar Şahanov, a.g.e., s. 18.

[12] (Bazı Kazaklar) gurur duya duya Rusça konuşurken memleket diline geçtiğinde “sessiz bir balık” olur.

[13] Dilinden kaçarsan sadece çölleşmiş bir zenginliğin içinde kala kalırsın. Hiç kimse atasının dilini aşağılayarak bahtlı olmamış. Nereye gidersen zenginlik için koşuşturur dururlar. Bu alanda iyi adım, hayırlı iş az da değil. Ana dili yoksa bağımsızlık yarım kalır. Yarım nasip sayılır. O koşuş da millet özelliğini yitirmeye doğru bir koşuştur. Eğer ana dilin yok olursa ruhun yerle bir olur. Başka dilde zenginliklere doğru yol alırsın. Er ya da geç senin karşına atalar dönemlerinin düşüncesi, üzüntüsü ve hasreti çıkar. Dilin giderse milletin ölür. Halk olma vasfın da ölür. Muhtar Şahanov, a.g.e.,s. 23.

[14] Her kim milletini yok olmaktan kurtarmak ve korumak isterse, atalarının kaç asırlık ümit ve güvenini sorumluluk bilip de yerine getirmek isterse, var olma yolunda halkının ruh izini kaybetmek istemezse oğul ve kızını kendi ana dilinde okutmalıdır.

[15] Hissi, düşüncesi ve karakteri ana dili olmadan gelişince yüzü Kazak olsa bile o aslında bir Rus çocuğudur. Hayattan ana denen özü bir kenara itenlerin hepsi de yani, ana dili olmadan gelişenlerin hepsi de başka anaya, başka millete kayıp giden canlar olarak, kendi halklarına artık sahip çıkamazlar. Muhtar Şahanov, a.g..e., s. 56.

[16] Evladını atasının dilinde okutmayı ayıp sayan, sadece cebine giren paradan anlayan,  kukla gibi bakan ve valilerden halkımız yoruldu. Muhtar Şahanov, a.g.e., s. 55. 

[17] Kendi dilini umursamamak, kendi anneni umursamamak, şerefsizliği hangi devirde olmuş zekâlık? Bu hem ruhi özürlülük hem de millî hainlik! Muhtar Şahanov, a.g.e., s. 246.

[18] Dilin giderse milletin de gider. Sadece ve sadece karnın kalır. Muhtar Şahanov, a,g,e., s. 246.

[19] Dilini kaybedersen benliğini de, kendin olmayı da kaybedersin. (Aslında) her şeyini kaybedersin. Muhtar Şahanov, a.g.e., s. 246.

[20] Muhtar Şahanov, a.g.e., s. 246.

[21] Kazak dili, Kazak halkı demektir. Dilini koruyamayan millet, yok olur. Dilini koruyamayan millet yaratılışı tanımsız, haysiyetsiz, kudretsiz ve sığınaksız kalacaktır. Bu tür kişilerin tek derdi karın tokluğudur. Hayatları milletsiz, manevî anasız geçer gider. Muhtar Şahanov, Mäŋgürttenbev Marselezası, s. 44.

[22] Eğer bugün mücadele etmezsek dil için, yarın millet olamayacağımız şimdiden belli. Muhtar Şahanov, a.g.e., s. 44.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 187. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 187. Sayı