Renif ŞERİPOV 


 01 Haziran 2025

ÇULPAN ZARİPOVA ÇETİN[1]

Her sene Tatar Türklerinin büyük şairi Abdullah Tukay’ın doğduğu 26 Nisan günü verilen “Abdullah Tukay Devlet Ödülü”, bu yıl Tataristan Kültür Emekçisi; “Şeyhi Mannur”, “Ayaz İshaki”, “Sacide Süleymanova” ve “Hadi Taktaş” Edebiyat ödülleri sahibi, Tataristan Yazarlar Birliği ve SSCB Yazarlar Birliği üyesi tanınmış Tatar şairi Renif Şeripov’a verildi.

Ulusal kültüre, edebiyat ve sanatın gelişimine üstün katkılar sağlayan kişilere ve en yüksek mesleki başarı elde eden şahsiyetlere verilen bu ödül Tatar dünyasının en saygın ödülü olarak kabul edilmektedir. 30 Mayıs günü 75. yaşını kutlayan şair Renif Şeripov bu ödülü kesinlikle hak etmiş bir şairdir! 

Kader Renif Şeripov’u hem yetimlikle hem de askerlik hizmeti sırasında sağlığının zarar görmesi sebebiyle sakatlıkla sınadı. 1941-1945 Büyük Vatan Savaşı sonrası 1950 yılında doğan şair, çocukluğunu yoksulluk içinde geçirdi. Annesi bütün gün kolhozda çalışsa da evlerinde refaha ulaşamamışlardır. Okuldan önce okuma yazmayı evlerini paylaştıkları köy sağlık görevlisinden öğrenmiş ve altı yaşındayken ilk şiirlerini yazmıştır. Annesi bilgiye susayan çocuğu için kendini birçok şeyden mahrum bırakarak çocuk gazeteleri ve dergilerine abone olur. 

Okumayı çok seven Renif Şeripov, kitap almak için komşu köyde bulunan kütüphaneye bile gider. Uzun kış akşamları ise annesinin ziyaretine gelen ve çorap, eldiven örerken uzun hava türküler söyleyen, şiirler ve hatta ağıtlar okuyan dul kadınların etkisiyle şiire ilgi duymaya başlar. Böylece, şairin zor ama kaderine yaratıcı tarafından yazılan edebiyat yolculuğu doğup büyüdüğü Kukmara ilçesi Aman-Oştorma köyünde başlar. Daha beşinci sınıf öğrencisiyken annesi vefat eder ve o, büyük şair Abdullah Tukay, maarifçi Şehabetdin Mercani, İdil-Ural Türkleri arasındaki dinî ıslah hareketinin öncülerinden Abdünnasır Kursavi ve daha birçok ünlü düşünür ve yazarlarıyla tanılan Arça (Arsk) ilçesine, Subaş-Atı köyündeki bir yetimhaneye gönderilir. Yetersiz beslenmekten zayıf kalan bir çocukken Renif Şeripov, dört yıl içinde kros kayağı dalında okul şampiyonu olur. Yetişkinler kategorisinde ikincilik elde edip önceleri hep başarısız olduğu barfiks çekmede öne çıkar ve yetimhanede geçirdiği on senelik okul hayatında elde ettiği başarıyla çok iyi notlarla mezun olur. 

1967 yılında Kazan Kimya ve Teknoloji Enstitüsü’nü kazansa da kısa sürede bu alanda eğitim görmek istemediğini fark eder ve 1968 yılının Mayıs ayında askere gider. Kuzey Filosu’nda görev alan ve küçük bir denizaltı savar gemisinde elektronik haberleşme görevlisi olarak hizmet eden Renif Şeripov, yeteneklerinden dolayı altı ay sonra o bölüğü komutanı olarak atanır. 

Hayatının bu dönemiyle ilgili anıları hakkında şair şöyle yazar: 

“Kuzey Filosu’nda elektronik haberleşme görevlisi olmak hiç de kolay değildi. Gemide sadece iki sinyalci bulunuyor, bu da günde 12 saat nöbet anlamına geliyordu. Tatbikat sırasında her iki sinyalcinin de köprü üstünde bulunması gerekmekteydi. Körfez Akıntısı’nın ısıttığı Barents Denizi donmaz; uzun kışlar neredeyse her zaman fırtınalarla birlikte gelir. Eksi 20’de dalgalar sinyalcileri baştan ayağa yıkar, üzerimizde tek bir kuru yer bırakmazdı. Vardiya sonrası sırılsıklam ve bitkin bir halde yatağa girerdik. Çamaşırları kurutmak için ne yer ne de zaman kalırdı. Dört saat sonra yine ıslak kıyafetlerle, buz gibi rüzgâra karşı köprüye tırmanırdık. Bu durum bazen haftalarca böyle devam ederdi. Ne yazık ki en iyi sinyalcilerden olduğum için hem kendim hem de başkaları için yukarıda bahsi geçen koşullarda aylarca denizde kalmak zorunda kaldım ve eklemlerimde şişlikler oluştuğunda Polyarnıy kentindeki bir hastaneye kaldırıldım. Dayanılmaz acılarla sessizce ağlardım. Teşhis ancak üç gün sonra konuldu; Poliartrit. Çok şiddetli bir romatizmal atak geçirdim ve ancak altı ay sonra ağrılarım biraz hafifleyince refakatçi eşliğinde evime gönderildim. Eklem hareket kabiliyetimi kaybetmiştim ve dayanılmaz ağrılardan kurtulmak için ölümü bekliyordum. Yanımdan biri geçse bile rüzgârdan dolayı acıdan çığlık atar, kıpırdayamazdım bile. Hastalığın akut dönemi geçince eklemlerde sertlik oluştu. Neyse ki, hastalık iç organları etkilemeden geriledi ve ben, annemin yerini alan ve bana umut veren ablam Lütsiye’nin yanına yerleştim.”[2]

Renif Şeripov hareketsizliği asla kabullenmek istemez, iyileşmenin yollarını aramaya başlar ve eklem değiştirme ameliyatı geçirir. Ameliyattan bir ay sonra koltuk değnekleriyle ayakta durmaya başlar. O gün, onun hayata neredeyse yeniden doğuşu olur. Kaderin zorlu sınavlarının üstesinden tek tek gelen Renif Şeripov, kollarını sıvayıp yazmaya başlar ve ilk şiirleri 1970’li yıllarda “Tatarstan Yaşleri” gazetesinde, “İdel” yıllığının sayfalarında yayınlanır. 1979 yılında Sibgat Hekim ve İldar Yuzeyev gibi ünlü Tatar şairlerinin özel bir giriş yazısıyla “Sotsialistik Tatarstan” gazetesinde “Çokırça Tavı” (Çokırça Dağı) poemi (uzun şiir) yayınlanır. 1983 yılında ise Tataristan Kitap Yayınevi tarafından “Terezedegi Utlar” (Penceredeki Işıklar) adlı ilk şiir kitabı yayımlanır.

Subaş-Atı köyündeki yetimhane anılarından esinlenerek yazılan “Almagaçlar Sagışı” (Elma Ağaçlarının Hüznü); Sıradan bir köy kadınının fedakârlığını dramatik şiirsel dizelerle anlatan “Fatıyma Mehebbeti” (Fatima’nın Aşkı) ve çevrebilimle ilgili ahlaki sorunları gündeme getiren “Yort İyesi” (Ev İyesi), “Ut” (Yangın), “Bakça” (Bahçe) ve (Cinayet İşi) gibi poemler Renif Şeripov’un sanatında önemli bir yer tutar.

Renif Şeripov’u ben sadece kitaplarından tanımıyorum. Kendim de onun yetimhanede kaldığı Subaş-Atı köyünde doğup büyüdüm. Daha fazlası, çok sevdiğim rahmetli babam Afraim ile rahmetli annem Gülfama Zaripov Renif Şeripov’un öğretmenleriydi. Bu yüzden şair, hayatınca onlara minnet duyarak bizim evimize uzun yıllar konuk oldu, annem ile babam tarafından çok özel ağırlandı ve biz çocuklarla görüşüp anlamlı sohbetler ve şiir meclisleri kurdu. Hem Tatar Türkçesinde hem Rusça yazdığım şiirlerime de o yıllarda en güzel değerlendirmeyi mütevazı, bilgili ve samimi bir kişiliğe sahip olan Renif ağabey yapmıştır.

Bugüne kadar yedi kitap, on dört poem, gazete ve dergilerde yayınlanmış birçok makale, deneme, senaryo, tiyatro oyununa imza atan şair Renif Şeripov 30 Mayıs’ta 75 yaşını doldurdu. “Şiir benim için bir yaşam gücü kaynağıdır!” sloganıyla yorulmadan bütün zorluklara göğüs geren ve her defasında hayata daha çok sevgiyle sarılan şair, bugün Tataristan’ın başkenti Kazan’da kendisini tek kelime etmeden anlayan eşi Damire’den ilham ve destek alarak yaşamaya ve şiirler yazmaya devam etmektedir.

Muhterem şairimizi şahsım ve Türkiye’de yaşayan bütün Tatar Türkleri adına aldığı bu büyük ödülü dolayısıyla içten dileklerimle tebrik ediyorum!

Dua Eden Olunuz 
Rüzgâr olursa şiddetli,
Yokuş olsa yolunuz,
Allah’tan yardım umarak
Dua eden olunuz!

Önünüzde dağlar olup
Dalgalanırsa deniz
Allah mutlak yardım eder
Siz hep dua ediniz!

Tökezleyip yanılarak
Gerçek yolu bulunuz.
Yanlışlara tövbe edip
Dua eden olunuz!

* * *

Sönsem bile tutuşmuşum 
Vazgeçsem de özlemişim
Görünce de yıkılmışım…
Ben, aşk. 
Ya sen? 
Dudakların neden tuzlu?
Tutuşup da sönemeyen,
Özleyip de doyamayan,
Düşünce de kalkamayan
Ben, yalnızlık…

* * *

Açma yoldaş gönül kapısını
Taşar hüzün dolu duygular.
Korkmuyorum ama bu Dünya’da 
Ancak dostlar bilen sırlar var.
Geçme yoldaş başköşeye, orda 
Sevdiklerim yuva kurmuşlar.
Güvenim tam sana. Ama ancak
Sevdiğimle ortak sırlar var. 
İnme yoldaş gönlüm mahzenine. 
Bahar buzu orda, dolular. 
Ben severim seni. Ama bende
Ancak bana ait sırlar var...

* * *

Gece gaz lambası ışığında
Annem çorap örer türkü eşliğinde.
Dışarıda fırtınalar diner 
ve tekrarlar türkü dindiğinde.
“Pınarlar da dinlediler sessiz”…
Şiirle mi yoksa ben doğruldum?
- Bu türkünün adı nedir anne?
- «Ramay» … Neden ağlıyorsun oğlum?
Yumağına başım yaslayarak 
Uyudum ben. Başka konuşmadım. 
Kurudular tarih toprağından 
Akıp çıkan duru gözyaşlarım.
Uyandırıp, titreterek canı
Gam Meleği “Buna yaslan” diye, 
Çekip kanadından bir tüyünü
Saptamıştı küçük yüreğime…
 


 

[1] Prof.Dr. Çulpan ZARİPOVA ÇETİN, Kafkas Üniversitesi. Türkiye

[2] https://kukmor-rt.ru/news/sogy-yanalyklar/iaktasybyz-sagyir-ranif-saripov-iasau-kocen-sigieriiatta-taptym

[3] 1941-1945 Büyük Vatan Savaşı sonrası ortaya çıkan ve yirmiden fazla sürümü olan ağıt türü bir Tatar türküsüdür.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 222. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 222. Sayı