HaftanınÇok Okunanları
Aysel Fikret 1
Ece Türköz Oğuz 2
KEMAL BOZOK 3
Kardeş Kalemler 4
FEYZA TUĞÇE FIRAT 5
Kader Pekdemir 6
Aysel Fikret 7
NERGİS BİRAY [1]
Bir toplumun kültürü, tarihi, edebiyatı ve düşünce dünyasını yansıtan en değerli mirası, dilidir. Dil, yaptıklarımıza şekil ve yön verme gücüne sahip olan düşünce dünyamızın bir yansıması olması ile birlikte onu oluşturan ve şekillendiren etmenlerin de en önemlilerindendir. Tarih boyunca Türklerin hüküm sürdüğü coğrafyanın tamamına hâkim olan Türk dili, yüzyıllar öncesine dayanan köklü geçmişi, zengin edebiyatı, kültürel ürünleri ve farklı coğrafyalarda yaşayan milyonlarca insanı bir araya getiren güçlü bağı ile bu mirasın önemli parçasıdır. Yani, aynı zamanda Türk dil birliği, coğrafya birliği de demektir. Dünyanın yazı dilleri üzerinden takip edilebilen en eski örneklerinden biri olan Türk dili, Orta Asya’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada milyonlarca insanın günlük hayatında, kültürel ritüellerinde ve edebiyatında yaşar. Türk dili, farklı coğrafyalarda farklı lehçelerle konuşulsa da ortak kökleri sayesinde Türk dünyasını bir araya getiren en önemli bağdır.
Türk dünyasını bir arada tutan en önemli unsur, en büyük ve en sürekli güç dildir. Ortak dil ve kültür temelinde oluşan ortak kimliktir.
Türk Dünyası olarak, çabalarımız ve en nihayetinde en önemli hedefimiz, İsmail Gaspıralı’nın belirttiği gibi, Türk Dili konuşan bütün ülkeler olarak “işte, fikirde, dilde birlik”i inşa edebilmektir. Bu hedefte bizim en sadık yoldaşımız, en güçlü ve sağlam harcımız Türk dilidir.
Dilimiz bugün birçok farklı ülkede ve tahminlere göre 250-280 milyon arasında insan tarafından konuşulmakta, dolayısıyla 280 milyon insanda benzer bir düşünce dünyası oluşmasına yardımcı olmaktadır. Kurumlarımız ve bizler tarafından, Uluslararası Türk Dili Gününün resmî olarak belirlenmesi için yürütülen çabalar, aslında ortak düşünce ve bilinç alanını, belirli bir ortak eylem ve uygulama yönünde düzenlemeye ve harekete geçirmeye yöneliktir. Bu çabaların nihai amacı, yüzyıllar öncesinde Bengütaşlar aracılığıyla bizlere miras bırakılmış olan kültürel dirlik, toplumsal birlik ve varlık bilincinin, günümüzde de toplumsal, kültürel ve uluslararası bellek ve literatürde kalıcı bir yer edinmesini sağlamaktır. Taşlara kazınan kodlarımızı, zihinlere kazımaktır. Amaç, özellikle günümüzün küreselleşen dünyasında ve dillerin hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşadığı bir süreçte Türk dilinin korunması ve gelişimini sürdürmesini sağlamaktır. Bu konuda geçmişten günümüze, Türk dünyasına ve Türk diline katkı sağlamak amacıyla çaba harcayan, günümüz dünyasında var olmak yanında varlığımızın görünür olması konusunda gayret gösteren birçok kurum ve kuruluşumuzun gerçekleştirdiği etkinlikler ve attığı adımlar, nihayet sonuç verdi.
Bizleri yani bütün Türk dünyasını anlam ve kültür dünyamızda bir araya getiren büyük Türk dilini uluslararası belleğe de yerleştirmek için 2017 yılından bugüne kadar harcanan çabalar sonucunda, 03.11.2025 tarihinde Semerkant’ta gerçekleştirilen UNESCO 43. Genel Konferansında, Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan tarafından sunulan ve 26 ülkenin eş sunucu olduğu karar doğrultusunda “Türk dilinin korunması, gelecek kuşaklara aktarılması ve uluslararası düzeyde görünürlüğünün güçlendirilmesi” yönünde atılan adımla, 15 Aralık tarihi “Uluslararası Türk Dili Ailesi Günü” olarak ilan edildi.
15 Aralık, Türk dilinin bir aile olarak ortak köklerini ve tarih boyunca süregelen gelişmesini kutlamak için seçilmiştir. Bu gün, Türk dilinin köklü geçmişinin görünür yüzü ve belgesi olan Köktürk yazıtlarının, diğer adıyla Bengütaşların Danimarkalı âlim Vilhelm Thomsen tarafından okunduğu tarihtir. Bizleri, Türk dilinin 1300 yıl öncesine uzanan yazılı geçmişine götüren tarihtir.
Bir iletişim aracı olan dil, sadece kültürel çeşitliliğin korunması ve uluslararası bağlamda çok dilliliğin teşvik edilmesinde merkezî bir rol oynamakla kalmaz, toplumların tarihî hafızasını, edebiyatını, düşünce sistemini, kültürel değerlerinin nesiller arasında aktarımını ve farklı topluluklar arasında anlaşmayı ve etkileşimi güçlendirerek, var olan bilginin ve değerler sisteminin nesiller boyunca sürdürülmesini de sağlar. Ek olarak eğitim politikalarının şekillenmesi ve etkinliğinin artırılmasına katkıda bulunur ve nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine zemin oluşturarak sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesi süreçlerinde de stratejik bir önem taşır. Bu açıdan ele alındığında, UNESCO’nun “Uluslararası Türk Dili Ailesi Günü” ilanı, Türk dünyasının bugün ve gelecekte ortaklıklarını ve iş birliklerini artıracak, birlik duygusunu vurgulayacak, ortak tarih ve kültür bilincinin her alanda güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.
Bu özel gün, Türk dili ve lehçeleri arasında bir farkındalık yaratmayı, dilin korunması ve geliştirilmesi için çalışmalar yapan bilim insanları, yazarlar ve kültür insanlarını teşvik etmeyi ve Türk dilinin lehçeleri ile ağızlarını bir araya getirerek dil birliğini vurgulamayı amaçlar. Aynı zamanda, genç nesillerin Türk diline ve kültürüne olan ilgisini artırmak, dili birleştirici bir unsur olarak ön plana çıkarmak için önemli bir platform sağlar. Bu açıdan ele alındığında Türk dili, sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda Türk dünyasının kültürel ve tarihî hafızasıdır. Orta Asya’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş coğrafyada, Türk dili farklı toplulukları bir arada tutan en önemli unsurlardan biridir. Uluslararası Türk Dili Ailesi Günü, bu kültürel bağları güçlendirmek, ortak tarih bilincini pekiştirmek ve genç kuşaklara Türk dilinin önemini hatırlatmak açısından büyük bir değere sahiptir.
İlan edilen bu özel gün, aynı zamanda, dilin korunması, geliştirilmesi ve modern dünyaya uyum sağlayacak şekilde zenginleştirilmesi için de farkındalık yaratacaktır. Türk dili aile bireyleri arasında iş birliği ve dayanışmayı teşvik ederken, farklı ülkelerde yaşayan Türk toplumlarını ortak bir kültürel miras etrafında birleştirecektir. İlaveten Türk dünyasının kültürel birliği ve dayanışmasını güçlendiren, sürekliliğini pekiştiren bir simge niteliği de taşıyacaktır. En önemlisi de toplumsal bilincin uyandırılması ve insanlar arasında yerleştirilmesiyle ulus-devlet olarak varlığımızı sürdürmemizde birleştirici ve bütünleştirici unsurun, dil yani Türk üst kimliğinin anlaşma vasıtası olan Türkçemiz olduğu da unutulmamalıdır.
Sonuç olarak, 15 Aralık Uluslararası Türk Dili Ailesi Günü, sadece dilin önemini hatırlatan bir gün değil, aynı zamanda Türk dünyasının kültürel birliğini, tarih bilincini ve gelecek nesillere aktarılacak mirası kutlayan evrensel bir gündür. Günümüz dünyasının giderek artan zorluklarını aynı düşünce dünyasına sahip, aynı dili konuşan ülkeler olarak el ele aşabilir, gelecek nesillerimize aydınlık ve güçlü bir Türk dünyası bırakabiliriz. Bu açıdan bu özel gün, Türk dili ve kültürünün sürekliliğini sağlamada bir mihenk taşı işlevi görecektir.
15.12.2021 tarihinde UNESCO Türkiye Millî Komisyonu’nun önderliğinde Pamukkale Üniversitesi Altay Toplulukları Dil ve Kültürleri Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Avrasya Yazarlar Birliği[2] ile birlikte bütün Türk dünyası millî komisyonları, TÜRKSOY, TİKA, TÜRKPA, Türk Keneşi (Bugün: Türk Devletleri Teşkilatı), Uluslararası Türk Akademisi, Türk Kültür Miras Vakfı ve bildirileriyle katılan bilim adamlarımızla birlikte “Türk Dili Günü”nün uluslararası bir gün olarak kabul edilmesi amacıyla UNESCO’ya sunulması için gerçekleştirilen programda sözlerimi “Hep birlikte Türk Dili Günü ilanını kutlayacağımız günleri de görmek dileklerimle” diyerek bitirmiştim. Aradan geçen dört yılın ardından “Uluslararası Türk Dili Ailesi Günü”nün ilan edilmesi mutluluk verici. Bundan sonraki süreçte ise, Türkçenin, Birleşmiş Milletlerin 7. resmî dili olduğu toplantılarda Türkçe ile sesleneceğimiz günlerin hayalini kurmak ve bu doğrultuda çaba sarf etmek de bizlerin sorumluluğudur.
[1] Prof. Dr. Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü nergisb@gmail.com
[2] Bu vesileyle büyük bir özveriyle bu konuya sahip çıkıp destek veren ve elinden gelen bütün çabayı gösteren, Uluslararası Türk Dili Günü’nün UNESCO’da kabul edilmesi amacıyla sunulması için UNESCO Türkiye Millî Komisyonu önderliğinde birlikte gerçekleştirdiğimiz programda ilk heyecanı birlikte yaşadığımız rahmetli Yakup Ömeroğlu Hocayı da anmak isterim. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.